İçeriğe geç
EveryLingua Tüm dillerSözlük
TR

Almanca dilbilgisi: A'dan Z'ye

16 alanda 108 konu. Her birinin bir seviyesi, Türkçe bir açıklaması, çevirisiyle örnek cümleleri, özellikle Türkçe konuşanları yakalayan tuzağı ve kendine ait alıştırmaları var.

Öğrenme yolu olarak, numaralıHarita olarak: zamanlar bir zaman çizelgesinde

Alfabe ve telaffuz

5 konu · A1

Harfler, sesler ve vurgu.

Zamanlar ve Konjunktiv

11 konu · A1–B1

Şimdiki zaman, Perfekt, Präteritum, gelecek zaman, Konjunktiv.

Fiiller: çekim, kip fiilleri, edilgen

17 konu · A1–B1

Şimdiki zaman çekimi, ayrılabilen fiiller, emir kipi, kip fiilleri, edilgen çatı.

Hâller, isimler ve artikeller

47 konu · A1–B1

Dört hâl, cinsiyet, çoğul, artikeller, zamirler, sıfatlar, edatlar.

Cümle yapısı

21 konu · A1–B1

Sözcük dizilişi, yan cümleler, olumsuzluk.

Üslup ve incelikler

7 konu · A1–B1

Kip edatları, bağlaçlar, „du“ mu „Sie“ mi, virgül, büyük harf.

Alfabe ve telaffuz

Alfabe ve telaffuz

5 konu

Almanca da Türkçe gibi büyük ölçüde okunduğu gibi yazılır: Birkaç kuralla hiç görmediğin bir kelimeyi yüksek sesle okuyabilirsin. Türkçe konuşan biri buraya iyi bir başlangıçla gelir: ü ve ö Türkçedeki seslerin aynısıdır ve kelime sonundaki sertleşmeyi („kitap – kitabı“) Türkçe de bilir. Yeni olanlar şunlar: ä ve ß harfleri, ünlülerin uzun ya da kısa okunması (Staat ve Stadt iki ayrı kelimedir), iki farklı ch sesi, ve Türkçede başka ses gösteren harfler: z „ts“, v „f“, w ise „v“ okunur; ei „ay“, ie uzun „i“, eu „oy“ okunur. Bir de Türkçenin alışkanlığı olan bir şeyi bırakman gerekir: Ünsüz kümesinin önüne ya da arasına ünlü konmaz — Sprache, „Şiprache“ değil; Straße, „İştraße“ değil. Vurgu ise Türkçedeki gibi sonda değil, çoğu zaman baştadır. Bu bölümü önce okumaya değer: Kafanda doğru duyduğun her kelime daha kolay akılda kalır.

Zamanlar ve Konjunktiv

Zamanlar

8 konu

Türkçe geçmişi anlatırken önce bir soru sorar: bunu kendin mi gördün, yoksa duydun mu? „Geldi“ ile „gelmiş“ arasındaki fark budur. Almanca bu soruyu hiç sormaz. Onun seçimi başka bir yerdedir: konuşuyor musun, yazıyor musun? Konuşmada Perfekt (ich bin gekommen), yazıda Präteritum (ich kam) kullanılır ve ikisi aynı olayı anlatır. Gelecek için de Türkçedeki -ecek kadar sık bir biçim yoktur: çoğu zaman şimdiki zaman ve bir zaman sözcüğü yeter. Bu alanda geçmişin iki biçimini, yardımcı fiilin seçimini, Partizip II yapımını ve zamanı söyleyen küçük sözcükleri öğrenirsin.

Konjunktiv

3 konu

Türkçe gerçek olmayan bir durumu iki ekle kurar: „Vaktim olsa gelirdim.“ -se koşulu, -ırdı sonucu taşır. Almancada bu işi Konjunktiv II görür: Wenn ich Zeit hätte, würde ich kommen. Aynı kip günlük hayatta çok daha sık bir şey için kullanılır: kibarlık. Könnten Sie …?, Ich hätte gern …, Würden Sie …? — bir ricayı yumuşatan, Türkçede „siz“ ve „-ebilir misiniz“ ile söylenen şey. Bu alanda biçimleri, kibar ricayı ve würde ile kurulan olağan yolu öğrenirsin.

Fiiller: çekim, kip fiilleri, edilgen

Fiil: şimdiki zaman ve gövde

11 konu

Türkçe fiil çekimini zaten bilirsin: gövde, zaman eki, kişi eki: „gel-iyor-um“. Almancada da kişiyi bir ek gösterir, ama iki büyük fark var. Birincisi, Almanca özneyi asla düşürmez: Türkçede „geliyorum“ tek başına bir cümledir, Almancada komme tek başına cümle değildir, ich komme demek gerekir. İkincisi, çekimli fiil cümlenin sonunda değil, ikinci sırada durur. Bunlara iki yardımcı fiil (sein ve haben), kalıpları bozan güçlü fiiller ve Türkçede hiçbir karşılığı olmayan bir şey eklenir: ön eki cümlenin sonuna giden ayrılabilen fiiller.

Kip fiilleri

5 konu

Türkçe yeteneği, zorunluluğu ve isteği fiilin içine yerleştirir: „gidebilirim“, „gitmeliyim“, „gitmek istiyorum“. Almancada bu anlamları altı ayrı fiil taşır: können, müssen, dürfen, sollen, wollen, mögen. Kip fiili çekimlenir ve ikinci sırada durur; asıl fiil zu olmadan, mastar olarak cümlenin sonuna gider. Bu alanda altı fiilin biçimlerini, „zorunda değil“ ile „yasak“ arasındaki önemli farkı, kibar möchte biçimini, başkasından duyulanı bildiren sollen’i ve ikinci bir fiil olmadan kullanılan kip fiillerini öğrenirsin.

Edilgen çatı

1 konu

Türkçede edilgen çatı fiilin içindedir: „yapmak“ → „yapılmak“, „açmak“ → „açılmak“. Almanca bunu iki parçayla kurar: çekimlenen werden ikinci sırada, Partizip II sonda. Die Straße wird repariert — „yol onarılıyor“. Kullanım alanı Türkçeye çok benzer: eylemi kimin yaptığı önemli değilse, bilinmiyorsa ya da söylenmek istenmiyorsa. Bu alanda edilgen çatının zamanlarını, eylemi yapanın nasıl söylendiğini ve bir kip fiiliyle nasıl birleştiğini öğrenirsin.

Hâller, isimler ve artikeller

Dört hâl

8 konu

Hâl kavramı sana yabancı değil: „ev, evi, eve, evin“ — Türkçe konuşan biri hâl eklerini her gün, düşünmeden kullanır. Almancada da dört hâl var ve işleri kabaca aynı: kim yapıyor, neyi, kime, kimin. Fark, işaretin nereye konduğunda. Türkçe eki ismin sonuna takar; Almanca ise çoğunlukla ismin önündeki artikeli değiştirir: der Mann, den Mann, dem Mann, des Mannes. Yani bir Almanca cümlede kimin ne yaptığını bulmak için ismin sonuna değil, önüne bakarsın. İkinci fark artikelin kendisinde: Türkçede olmayan cinsiyet (der, die, das) hâlle birleşir ve tek bir küçük kelimede iki bilgi taşır. Bu alandaki zorlukların neredeyse hepsi bu iki farktan çıkar.

İsimler: cinsiyet, çoğul, birleşik isimler

9 konu

Türkçe bir isim hakkında bilmen gereken her şeyi ismin kendisinden okursun: „kitap, kitaplar, kitabım“. Almancada bir ismi öğrenmek üç şeyi birlikte öğrenmek demektir: ismin kendisi, artikeli (yani cinsiyeti) ve çoğulu. der Tisch, die Tische; die Hand, die Hände; das Kind, die Kinder. Türkçede cinsiyet yoktur ve çoğul eki tektir; Almancada üç cinsiyet ve beş çoğul eki vardır. Bu alan o yükü nasıl hafifleteceğini gösterir: Ekler cinsiyeti çoğu zaman ele verir, cinsiyet de çoğulu. Birleşik isimlerde ise Türkçe bilgin doğrudan işe yarar, çünkü Almanca da tıpkı Türkçe gibi asıl kelimeyi sona koyar.

Artikeller

7 konu

Türkçede artikel yoktur. „Bir“ kelimesi belirsiz artikele benzer, ama belirli artikelin, yani der, die, das kelimelerinin Türkçede hiçbir karşılığı yoktur; Türkçe belirliliği bağlamla ya da belirtme hâli ekiyle gösterir („kitabı“). Almancada ise artikel isimden önce gelen bir süs değil, ismin dilbilgisi etiketidir: cinsiyeti, sayıyı ve hâli aynı anda taşır. Bu yüzden Almancada her ismi artikeliyle birlikte öğrenirsin: Tisch değil, der Tisch. Bu alanda iki takım var ve aralarındaki fark öğreticidir. Belirli artikel her hücreyi okunacak kadar açık işaretler; belirsiz artikelin ise hiç eki olmayan üç hücresi vardır — ein Mann, ein Kind — ve bir sıfatın gelip doldurduğu boşluk tam da budur.

Zamirler

8 konu

Türkçede zamir az iş yapar: Tek bir „o“ erkeği, kadını, masayı ve köpeği karşılar ve fiilin eki kişiyi zaten söylediği için zamir çoğu zaman hiç söylenmez: „Geliyorum.“ Almancada ikisi de böyle değil. Zamir cinsiyet taşır ve bu cinsiyet şeyin kendisinden değil, ismin artikelinden gelir: der Tisch → er, die Lampe → sie. Özne de neredeyse hiçbir zaman düşmez; yağmur yağarken bile cümlenin bir öznesi vardır: Es regnet. İyi haber şu: Zamirlerin hâlleri sana tanıdık gelecek, çünkü Türkçe de zamiri çeker — „ben, beni, bana“ ile ich, mich, mir aynı fikrin iki biçimidir. Bu alanda ayrıca Türkçenin ekle ya da edilgen fiille söylediği iki şey ayrı kelime olarak karşına çıkar: genel özne man („burada park edilmez“) ve dönüşlü zamir sich („yıkanmak“).

Sıfatlar

7 konu

Türkçede sıfat hiç değişmez: „güzel ev“, „güzel evler“, „güzel evde“. Almanca sıfatın kullanımını ikiye böler. Yarısı Türkçe kadar kolaydır: sein fiilinden sonra sıfat hiçbir ek almaz, Das Haus ist schön tıpkı „Ev güzel“ gibidir. Öbür yarısı ise Türkçede hiç olmayan bir şeydir: İsmin önündeki sıfat ek alır ve ek yalnızca isme değil, sıfatın önündeki artikele de bağlıdır: ein schönes Haus, in einem schönen Haus. Bunun arkasında tek bir ilke var: Sıfat, artikelin söylemediğini söyler. Karşılaştırmada da bir fark seni bekliyor: Türkçe „daha“ ve „en“ sözcüklerini sıfatın önüne koyar, Almanca ise eki sıfatın kendisine takar: schöner, am schönsten. Zarfta ise yine Türkçenin yanındasın: „hızlı araba“ ve „hızlı sürüyor“ gibi, Almancada da aynı schnell iki işi birden görür.

Edatlar

8 konu

Türkçe yer, yön ve araç bilgisini çoğu zaman ismin sonuna takar: „evde, eve, evden“. Gerisini ismin arkasına gelen kelimelerle söyler: „arabayla“, „senin için“, „bir aslan gibi“, „akşama kadar“, „evin önünde“. Almanca bunların hepsini ismin önüne koyar ve ayrıca bir hâl ister: im Haus, ins Haus, aus dem Haus, mit dem Auto, für dich. Edatı öğrenmek bu yüzden iki şeyi öğrenmektir: kelimeyi ve istediği hâli. mit her zaman Dativ, für her zaman Akkusativ ister. Dokuz edat ise iki hâl alır ve hangisini alacağı anlam taşır. Burada Türkçe sana gerçek bir avantaj verir: „nerede?“ sorusunun cevabı („-da“) Dativ, „nereye?“ sorusunun cevabı („-a“) Akkusativ ister. Ich bin in der Stadt „şehirdeyim“, ich gehe in die Stadt „şehre gidiyorum“.

Cümle yapısı

Sözcük dizilişi

7 konu

Türkçede fiil sondadır: „Ben yarın Berlin’e gidiyorum.“ Almanca ana cümlede çekimli fiili sona değil, ikinci sıraya koyar: Ich fahre morgen nach Berlin. Bu alandaki her şey bu tek farktan çıkar. Fiilin önünde tam olarak bir öge durur; bu öge özne olmak zorunda değildir, ama başka bir şey öne geçerse özne fiilin arkasına kayar: Morgen fahre ich nach Berlin. Fiilin geri kalan parçası — Partizip II, mastar, ayrılabilen ön ek — ise cümlenin sonuna gider ve Türkçenin alıştığı yere, sona, yine bir fiil parçası oturur. Yan cümlede de çekimli fiil sondadır; orada Türkçe sana yardım eder. Zor olan ana cümledir: Ich gestern Kino gegangen Türkçe düşünülüp Almanca sözcüklerle kurulmuş bir cümledir ve bu alan onu düzeltmek için var.

Yan cümleler

8 konu

Türkçe yan cümleyi çoğu zaman fiile bir ek takarak kurar: „geleceğini biliyorum“, „yağmur yağdığı için“, „vaktin olursa“, „küçükken“. Almancada aynı işi ayrı bir sözcük, bir bağlaç görür: dass, weil, wenn, als. Bağlaç yan cümlenin başına gelir, çekimli fiil ise en sona gider: …, weil es regnet. Bu sona gitme Türkçe konuşan biri için bir hediyedir — fiil zaten Türkçedeki yerindedir. Yeni olan iki şeydir: Doğru bağlacı seçmek (Türkçedeki tek bir „-dığında“ Almancada als da olabilir, wenn de) ve yan cümleyi Türkçedeki gibi öne değil, çoğu zaman arkaya koymak. İlgi cümlesinde ise sıra tamamen tersine döner: Türkçe „okuduğum kitap“ der, Almanca das Buch, das ich lese.

Olumsuzluk

6 konu

Türkçe olumsuzluğu çoğu zaman fiilin içine yerleştirir: „gel-me-di“, „bil-mi-yorum“. İsim cümlesinde „değil“, varlıkta ise „yok“ kullanır. Almancada olumsuzluk her zaman ayrı bir sözcüktür ve iki tanedir. Hangisinin geleceğine olumsuzlanan şey karar verir: Bir isim kein alır, geri kalan her şey nicht. Sonra bir de yer sorusu gelir: nicht fiilin içinde değil, cümlede bir yerde durur ve durduğu yer neyin olumsuzlandığını söyler. Üçüncü fark Türkçeden gelen bir alışkanlığa dokunur: Türkçe „kimse gelmedi“ der, „kimse“nin yanında fiili de olumsuz yapar. Almanca bunu yapmaz; bir cümlede tek bir olumsuzluk yeter. Karşılığında Almanca Türkçede tek sözcükle karşılığı olmayan bir sözcük verir: olumsuz bir soruya itiraz eden doch.

Üslup ve incelikler

İnce ayar ve yazım

7 konu

Geriye kalanlar zor değil, ama göze görünmez. Bir kısmında Türkçe sana yardım eder: „sen“ ve „siz“ ayrımını zaten bilirsin, „ne … ne de“ ile „hem … hem de“ Almancadaki çiftlerle neredeyse birebir örtüşür ve saatte „üçe çeyrek var“ derken sonraki saate doğru saymayı da bilirsin. Bir kısmında ise Türkçe ters yöne iter. Almanca 21 ile 99 arasındaki sayılarda önce birleri söyler (einundzwanzig, „bir ve yirmi“), halb drei ile „iki buçuk“ der, bütün isimleri büyük harfle yazar ve her yan cümlenin önüne virgül koyar. Türkçede bu dördünün hiçbiri yoktur; bu yüzden onları bilerek alıştırman gerekir. Bu bölüm, öteki bölümlerde öğrendiklerini yazıda ve konuşmada düzgün göstermenin kurallarını bir araya getiriyor.