En işe yarar 1000 Almanca kelime
Sırayla, her biri Türkçe anlamı, türü, seviyesi ve gerçekten geçtiği bir örnek cümleyle. Kaç tanesini görmek istediğini aşağıda ayarlarsın — 50 ile 1600 arasında. Alıştırma liste sayfalarında yapılır.
„En işe yarar“ burada ne demek
Sıra iddia edilmiyor, hesaplanıyor. Sayılan, bir kelimenin bu sitedeki hedef dil cümlelerinde ne sıklıkta geçtiğidir — her örnek cümlede, her dilbilgisi kuralında, her okuma metninde. Böylece her kelime için, bu malzemenin ne kadarını açtığı görülür. Aynı hesap, düzleştiği yeri gösteren eğriyle birlikte Nereden başlarsın? sayfasında ayrıntılı olarak anlatılıyor.
Almancanın bütünü hakkında hiçbir şey söylemez; burada yürüyen birinin yolu hakkında ise her şeyi söyler. Bu yüzden bu sitede tek bir cümlede bile geçmeyen bir kelime listede yok: İyi bir kelime olabilir, ama burada hiçbir şey açmaz.
Bu liste ne değildir: bir derlemden çıkarılmış sıklık listesi değildir, bir ders kitabından alınmamıştır ve bir sınavın resmî kelime listesi değildir. 1600 kelimenin ötesine geçmek istersen bütün kelime listeleri hemen orada.
1000 kelime.
kommengelmekFiilA1
Güçlü fiil: kommen – kam – gekommen; Perfekt'i sein ile kurar. Memleket sorulunca Ich komme aus … = „…lıyım“.
bittelütfen; rica ederimZarfA1
Üç işi var: „lütfen“, bir teşekküre karşılık „rica ederim“ ve sesi yükselterek söylenince „efendim?“, yani „anlamadım“.
gehengitmek; yürümekFiilA1
gehen – ging – gegangen, Perfekt'i sein ile. Yürüyerek gitmek demektir; taşıtla gidiyorsan fahren. Wie geht es dir? da bu fiille kurulur.
fahren(taşıtla) gitmek; sürmekFiilA1
Güçlü, ünlüsü değişir: du fährst, er fährt. Türkçede ikisi de „gitmek“: yürüyerek gehen, taşıtla fahren. Yolculukta Perfekt'i sein ile.
gebenvermekFiilA1
du gibst, er gibt; geben – gab – gegeben. es gibt „var“ kalıbında da bu fiil vardır.
zweiikiSayıA1
Telefonda drei ile karışmasın diye çoğu zaman zwo denir.
stehenayakta durmak, (dik) durmakFiilA1
Dik duran şeyler için: şişe, dolap, ayakkabı. Güçlü: stehen – stand – gestanden.
das Hausev; binaİsimA1
Çoğul: die Häuser. nach Hause „eve (doğru)“, zu Hause „evde“ — Türkçedeki „eve“ ile „evde“ farkı.
heutebugünZarfA1
der TaggünİsimA1
Çoğul: die Tage.
morgenyarınZarfA1
der Morgen „sabah“ ile karıştırma. „Yarın sabah“ morgen früh.
sagensöylemek, demekFiilA1
Zayıf ve düzenli. Söylediğin kişi yönelme hâli alır: Sag mir … „bana söyle“.
machenyapmakFiilA1
Zayıf ve tamamen düzenli — emin olamadığında başvuracağın fiil.
der ZugtrenİsimA1
Çoğul: die Züge.
nehmenalmak; (yemekte) seçmekFiilA1
Güçlü fiil, ünlüsü çok değişir: du nimmst, er nimmt, genommen. Sipariş verirken: Ich nehme … „Ben … alayım“.
das BuchkitapİsimA1
Çoğulu: die Bücher.
das Jahryıl, seneİsimA1
Çoğul: die Jahre.
die WochehaftaİsimA1
Çoğul: die Wochen.
sehengörmekFiilA1
du siehst, er sieht; sehen – sah – gesehen.
der TischmasaİsimA1
Çoğul: die Tische.
arbeitençalışmakFiilA1
Gövde -t ile biter, bu yüzden araya -e- girer: du arbeitest, er arbeitet. Ders çalışmak ise lernen.
das KindçocukİsimA1
Çoğul: die Kinder. Cinsiyetsiz — yavru anlamındaki kelimelerin çoğu gibi.
kleinküçük; kısa boyluSıfatA1
brauchenihtiyacı olmak, gerekmekFiilA1
Zayıf ve belirtme hâli ister. Türkçede „bana süt lazım“ denir, Almancada kişi öznedir: Ich brauche Milch.
dreiüçSayıA1
essenyemek (yemek yemek)FiilA1
Güçlü fiil: du isst, er isst; Perfekt'te gegessen.
gesterndünZarfA1
mögensevmek, hoşlanmakFiilA1
ich mag, du magst, er mag. Ich möchte onun kibar biçimidir: „… istiyorum, … alabilir miyim“.
wartenbeklemekFiilA1
Gövde -t ile biter: du wartest, er wartet. Türkçede „birini beklemek“, Almancada auf + belirtme hâli: auf dich warten.
das Autoaraba, otomobilİsimA1
Çoğul: die Autos — alıntı kelime olduğu için -s çoğulu.
etwasbir şey; birazZamirA1
Konuşmada kısaca was. „Biraz“ anlamı da var: etwas müde „biraz yorgun“.
wasneSoru sözcüğüA1
die FrauHanım, Bayan; kadınİsimA1
Çoğul: die Frauen. Evli olsun olmasın her yetişkin kadın için, soyadıyla: Frau Weber. Fräulein artık kullanılmaz.
fragensormakFiilA1
Zayıf ve belirtme hâli ister: Türkçedeki „birine sormak“ Almancada „birini sormak“tır — Ich frage den Lehrer.
lesenokumakFiilA1
du liest, er liest; lesen – las – gelesen.
liegenyatmak, (yatık) durmakFiilA1
Yatık duran şeyler için. Güçlü: liegen – lag – gelegen. Türkçede „durmak“ ya da sadece „-de“ yeter.
allehepsi, herkesZamirA1
bleibenkalmakFiilA1
bleiben – blieb – geblieben, Perfekt'i sein ile.
neuyeniSıfatA1
wohnenoturmak, ikamet etmekFiilA1
leben „yaşamak, hayatta olmak“; wohnen ise bir yerde oturmak, adresinin orada olması: Wo wohnst du? = „Nerede oturuyorsun?“
achtsekizSayıA1
altyaşlı; eskiSıfatA1
Karşılaştırma: älter, am ältesten. Yaş sorusu bu sıfatla kurulur: Wie alt bist du?, kelimesi kelimesine „ne kadar yaşlısın?“
hörenduymak; dinlemekFiilA1
Zayıf. Türkçede iki fiil, Almancada tek: Musik hören „müzik dinlemek“.
die MinutedakikaİsimA1
Çoğul: die Minuten.
die Uhrsaat (alet); saat …İsimA1
Çoğul: die Uhren. Saat söylerken de kullanılır: um drei Uhr „saat üçte“.
gernseverek, seve seveZarfA1
Türkçe „…meyi severim“ der, Almanca fiile gern ekler: Ich trinke gern Tee. Karşılaştırma: lieber, am liebsten.
schreibenyazmakFiilA1
schreiben – schrieb – geschrieben.
trinkeniçmekFiilA1
Güçlü fiil: trinken – trank – getrunken. Sigara „içmek“ ise rauchen.
zehnonSayıA1
languzunSıfatA1
Karşılaştırma: länger. Boy için değil, groß kullanılır.
sprechenkonuşmakFiilA1
Güçlü fiil, ünlüsü değişir: du sprichst, er spricht.
der KaffeekahveİsimA1
Çoğul: die Kaffees, „fincanlar dolusu kahve“. Almanya'da kahve süzme kahvedir; Türk kahvesi türkischer Mokka.
die Arbeitiş, çalışmaİsimA1
Yazılı bir ödev ya da sınav kâğıdı anlamına da gelir.
die Stundesaat (süre)İsimA1
Çoğul: die Stunden. Altmış dakikalık süre; saatin gösterdiği saat ise Uhr. Türkçede ikisi de „saat“: „iki saat sürer“ zwei Stunden, „saat iki“ zwei Uhr.
die Wohnungdaire, evİsimA1
Çoğul: die Wohnungen. Apartmandaki kiralık ev; müstakil ev das Haus.
helfenyardım etmekFiilA1
du hilfst, er hilft. Yönelme hâli (Dativ) ister — tıpkı Türkçedeki „birine yardım etmek“ gibi: jemandem helfen.
die TürkapıİsimA1
Çoğul: die Türen.
regnenyağmur yağmakFiilA1
Öznesi hep es: Es regnet. Türkçedeki gibi „yağmur“ kelimesini ayrıca söylemeye gerek yok.
der EuroavroİsimA1
Sayıdan sonra tekil kalır, Türkçedeki gibi: zwölf Euro.
der HundköpekİsimA1
ziehençekmekFiilA2
Kapılarda Ziehen (çek) ya da Drücken (it) yazar. Fiilin bir anlamı da „taşınmak“: nach Berlin ziehen.
der SchlüsselanahtarİsimA1
Çoğul: die Schlüssel.
sechsaltıSayıA1
der Arztdoktor, hekimİsimA1
Çoğul: die Ärzte. Dişili Umlaut ile: die Ärztin.
der Brudererkek kardeş; ağabeyİsimA1
Çoğul: die Brüder. „Abi“ için ayrı kelime yok: mein älterer Bruder.
der HerrBey, Bay; beyefendiİsimA1
Çoğul: die Herren. Türkçedeki „Bey“ adın arkasına gelir, Herr ise soyadının önüne: Herr Schneider. Zayıf isimdir: tekil yalın hâl dışında hep -n alır (den Herrn).
großbüyük; uzun boyluSıfatA1
Karşılaştırma: größer, am größten. İnsan için „uzun boylu“: Er ist groß.
kaltsoğukSıfatA1
Karşılaştırma: kälter. Üşüdüğünü söylemek için: Mir ist kalt, kelimesi kelimesine „bana soğuk“.
der SamstagcumartesiİsimA1
Kuzey Almanya'da Sonnabend da denir.
findenbulmak; (bir fikirde) olmakFiilA1
Güçlü: finden – fand – gefunden. Fikir için de: Ich finde das gut „bence bu iyi“.
heißenadı … olmakFiilA1
Gövde -ß ile biter, bu yüzden du heißt olur, heißst değil.
kaufensatın almakFiilA1
Zayıf. Alışveriş yapmak einkaufen.
kurzkısaSıfatA1
Karşılaştırma: kürzer.
woneredeSoru sözcüğüA1
Yalnızca yer için. „Nereye?“ wohin, „nereden?“ woher — Türkçedeki üç ek, Almancada üç ayrı kelime.
anrufenaramak (telefonla)FiilA1
Ayrılabilen ve belirtme hâli ister — Türkçedeki „birini aramak“ gibi: Ich rufe dich an.
das FensterpencereİsimA1
Çoğul: die Fenster.
der FilmfilmİsimA1
der Kollegemeslektaş, iş arkadaşıİsimA2
Çoğul: die Kollegen. Zayıf isim. Dişili die Kollegin.
der TerminrandevuİsimA1
Çoğul: die Termine. Doktorda da resmî dairede de çoğu zaman randevusuz iş yürümez.
schlafenuyumakFiilA1
du schläfst, er schläft; schlafen – schlief – geschlafen.
schöngüzelSıfatA1
Dilek bildiren kalıplarda da: Schönen Tag noch!
sitzenoturmak, oturuyor olmakFiilA1
Güçlü: sitzen – saß – gesessen. Bir evde „oturmak“, yani ikamet etmek ise wohnen.
treffenbuluşmak; rastlamakFiilA1
du triffst, er trifft; getroffen. İki kişi buluşunca dönüşlü: sich treffen.
der SonntagpazarİsimA1
Almanya'da pazar günü dükkânların çoğu gerçekten kapalıdır; alışverişi cumartesiye bırakma.
kennentanımak, bilmek (kişi, yer)FiilA1
Türkçedeki „bilmek“in iki yarısı: kişiler ve yerler için kennen, bilgiler için wissen.
spielenoynamak; çalmak (çalgı)FiilA1
Çalgı için de: Gitarre spielen „gitar çalmak“.
suchenaramakFiilA1
Türkçedeki gibi belirtme hâli ister, edat yok: Ich suche den Bahnhof „istasyonu arıyorum“. Telefonla aramak ise anrufen.
zusammenbirlikte, beraberZarfA1
Hesap öderken de duyarsın: Zusammen oder getrennt? „Birlikte mi, ayrı ayrı mı?“
das WassersuİsimA1
Lokantada yalnızca ein Wasser dersen çoğu zaman gazlı maden suyu gelir. Sade su: ohne Kohlensäure, stilles Wasser.
erklärenaçıklamakFiilA1
jetztşimdiZarfA1
laufenyürümek; koşmakFiilA1
Güçlü: du läufst, er läuft. Günlük dilde çoğunlukla „yürümek“; koşmak için rennen ya da joggen.
lernenöğrenmek; ders çalışmakFiilA1
Zayıf. Üniversitede okumak studieren.
vierdörtSayıA1
Almanya'da ilanlarda oda sayısına salon da dahildir: vier Zimmer Türkçedeki „3+1“e yakındır.
wissenbilmek (bir bilgiyi)FiilA1
Tekilde düzensiz: ich weiß, du weißt, er weiß. Bilgi için; kişileri ve yerleri bilmek, tanımak kennen. Türkçede ikisi de „bilmek“.
der Bahnhofistasyon, garİsimA1
Çoğul: die Bahnhöfe. Eril, çünkü son parçası der Hof.
der BusotobüsİsimA1
Çoğul: die Busse. Şehirler arası otobüs der Fernbus.
der LehreröğretmenİsimA1
Çoğul: die Lehrer — ek yok. Dişili die Lehrerin.
der Mannadam, erkek; kocaİsimA1
Çoğul: die Männer. „Koca“ anlamı da var: mein Mann „kocam“.
zahlenödemekFiilA1
Garsona Zahlen, bitte! denir: „Hesap, lütfen!“
zwanzigyirmiSayıA1
danketeşekkürler, sağ olÜnlemA1
das KinosinemaİsimA1
„Sinemaya“ = ins Kino: yön bildirdiği için belirtme hâli (Akkusativ).
das ZimmerodaİsimA1
Çoğul: die Zimmer — -er ile biten çoğu isim gibi eksiz.
der FreitagcumaİsimA1
der NachbarkomşuİsimA1
Çoğul: die Nachbarn. Zayıf isim: den Nachbarn, dem Nachbarn. Dişili die Nachbarin.
der SommeryazİsimA1
Çoğul: die Sommer.
die Stadtşehir, kentİsimA1
Çoğul: die Städte.
fallendüşmekFiilA2
Hedef belirtme hâlinde (Akkusativ): unter den Tisch.
halbyarım, buçukSıfatA1
Gelecek saate doğru sayar: halb drei = „iki buçuk“, üç değil! Türkçedeki saatin yarım saat ilerisini söyle.
vergessenunutmakFiilA1
du vergisst, er vergisst; ayrılamayan, bu yüzden ge- yok: vergessen.
das Wetterhava (durumu)İsimA1
Çoğulu yok. Hava durumu raporu der Wetterbericht; nefes aldığın hava ise die Luft.
der Freundarkadaş; erkek arkadaş, sevgiliİsimA1
Çoğul: die Freunde. Mein Freund çoğu zaman „sevgilim“ anlamına gelir; sıradan bir arkadaş için ein Freund von mir de.
der GartenbahçeİsimA1
Çoğul: die Gärten.
der MonatayİsimA1
Çoğul: die Monate. Gökteki ay ise der Mond.
der MontagpazartesiİsimA1
Günlerin hepsi eril. „Pazartesi günü“ am Montag; „her pazartesi“ montags.
der WegyolİsimA1
Çoğul: die Wege. Gidilen yol, güzergâh; araç yolu ise die Straße.
die FamilieaileİsimA1
Çoğul: die Familien. Dört hece: Fa-mi-li-e.
die FragesoruİsimA1
Çoğul: die Fragen.
die KüchemutfakİsimA1
Çoğul: die Küchen. „Mutfak“ gibi „yemek kültürü“ anlamı da var: die türkische Küche.
hängenasılı olmak; asmakFiilA2
„Asılı olmak“ anlamında güçlü (hing, gehangen); bir şeyi „asmak“ anlamında zayıf (hängte, gehängt).
kostentutmak, … para olmakFiilA1
Gövde -t ile biter: es kostet.
oftsık sıkZarfA1
schickengöndermek, yollamakFiilA2
Daha resmîsi: senden.
siebenyediSayıA1
verstehenanlamakFiilA1
Ayrılamayan ön ek: Partizip II ge- almaz, verstanden olur.
werkimSoru sözcüğüA1
Yalın hâli sorar. „Kimi?“ wen, „kime?“ wem — Türkçedeki ekler gibi.
bringengetirmek; götürmekFiilA1
Karışık fiil: bringen – brachte – gebracht. Hem „getirmek“ hem „götürmek“.
das FahrradbisikletİsimA1
Çoğul: die Fahrräder. Kısaca das Rad.
die LeuteinsanlarİsimA1
Yalnızca çoğul, fiil de hep çoğul: die Leute sind.
fangenyakalamak, tutmakFiilB1
müdeyorgun; uykuluSıfatA1
spätgeçSıfatA1
Karşılaştırma: später „sonra“. Dakik olmamak zu spät: „geç kalıyorum“ Ich komme zu spät.
zwölfon ikiSayıA1
ankommenvarmak, gelmekFiilA1
Ayrılabilen, Perfekt'i sein ile: ich bin angekommen. Saate dikkat: halb sechs = beş buçuk.
das BrotekmekİsimA1
Çoğul: die Brote, „somunlar“ ya da „ekmek çeşitleri“. Alman ekmeği çoğunlukla koyu ve çavdarlıdır; Türkiye'deki beyaz somuna en yakını das Weißbrot.
denkendüşünmekFiilA1
Karışık fiil: denken – dachte – gedacht. „Birini/bir şeyi düşünmek“ an + belirtme hâli: an dich denken.
der MarktpazarİsimA1
Çoğulu: die Märkte. Haftalık pazar der Wochenmarkt.
der Urlaubtatil, izinİsimA1
Çoğulu die Urlaube, nadiren kullanılır. İşten alınan yıllık izin de budur. Okul tatili ise die Ferien, yalnızca çoğul.
die BlumeçiçekİsimA1
die E-Maile-postaİsimA1
die KartekartİsimA1
Harita, bilet ve yemek listesi için de kullanılır.
die MutteranneİsimA1
Çoğul: die Mütter.
geradedüz, dümdüzSıfatA2
Zarf olarak „şu anda, az önce“ demektir: Ich komme gerade „şimdi geliyorum“.
gleichaynı; birazdanSıfatA1
Zarf olarak „birazdan, hemen“: Ich komme gleich „hemen geliyorum“.
kochenyemek pişirmekFiilA1
spätersonra, daha sonraZarfA1
Bis später! = „Sonra görüşürüz!“
weißbeyazSıfatA1
„Biliyor“ anlamındaki er weiß ile aynı yazılır.
besserdaha iyiSıfatA1
gut sıfatının düzensiz karşılaştırması.
das Bürobüro, ofisİsimA1
der Preisfiyat; ödülİsimA1
Çoğul: die Preise. Yarışmada kazanılan „ödül“ anlamı da var. Mağazalarda pazarlık genellikle yapılmaz.
die MusikmüzikİsimA1
die Schwesterkız kardeş; ablaİsimA1
Çoğul: die Schwestern. „Hemşire“ anlamında da duyarsın: die Krankenschwester.
die Stelleiş, pozisyon, kadroİsimA2
„Yer, nokta“ anlamı da var. İş ilanı: die Stellenanzeige.
die Straßesokak, cadde, yolİsimA1
Çoğul: die Straßen. Adreslerde kısaca Str.; numara sokak adının arkasına gelir: Bahnhofstraße 12.
fünfbeşSayıA1
leidermaalesef, ne yazık kiZarfA1
schwerağır; zorSıfatA1
İki anlamı da çok sık: „ağır“ ve „zor“.
wannne zamanSoru sözcüğüA1
der BriefmektupİsimA1
der KurskursİsimA2
Döviz kuru anlamına da gelir. Entegrasyon kursu: der Integrationskurs.
die Jackeceket; montİsimA1
Çoğul: die Jacken. Kalın kışlık mont da Jacke olabilir.
die Omanine, babaanne, anneanneİsimA1
Çoğul: die Omas.
die ZeitunggazeteİsimA1
-ung ile biten isimler hep dişildir.
draußendışarıdaZarfA1
Karşıtı drinnen „içeride“.
kaumneredeyse hiç, ancakZarfB1
lachengülmekFiilA2
Neye güldüğün über ile: über einen Witz lachen.
volldoluSıfatA1
zeigengöstermekFiilA2
der DonnerstagperşembeİsimA1
der Fehlerhata, yanlışİsimA2
der Platzmeydan; yer; koltukİsimA1
Çoğul: die Plätze. „Boş yer“ anlamı da var: Ist hier noch Platz? „Burada yer var mı?“
der SeegölİsimA2
Eril der See göl; dişil die See deniz. Artikel anlamı değiştirir.
der VaterbabaİsimA1
Çoğul: die Väter. Mesleği söylerken artikel yoktur: Er ist Lehrer.
die PersonkişiİsimA1
Çoğul: die Personen. Kişi erkek olsa da hep dişil.
die Rechnunghesap, faturaİsimA1
Çoğul: die Rechnungen. -ung ile biten her isim gibi dişil. Lokantada Zahlen, bitte! de denir.
die Verspätunggecikme, rötarİsimA2
Tren bir saatten fazla gecikirse bilet parasının bir kısmını geri isteyebilirsin.
früherkenSıfatA1
Karşılaştırma: früher, „eskiden“ anlamına da gelir.
frühereskiden; daha erkenZarfA2
Türkçedeki „eskiden … -erdi“ yapısının karşılığı: fiil değişmeden früher eklenir.
heißsıcak, çok sıcakSıfatA1
Karşılaştırma: heißer, am heißesten. warm'dan daha güçlü; hava için „sıcak“ derken çoğu zaman warm yeter.
langsamyavaş, yavaşçaSıfatA1
schneidenkesmek, doğramakFiilA2
Düzensiz: schnitt, geschnitten.
sich setzenoturmakFiilA2
Hareket bildirir: sich setzen oturmak, sitzen oturuyor olmak.
spazieren gehenyürüyüşe çıkmak, gezmekFiilA2
İki kelime; çekimlenen gehen: Wir gehen spazieren.
warmılık, sıcakSıfatA1
Karşılaştırma: wärmer. Kendine sıcak geldiğini söylemek için Mir ist warm.
warumneden, niçinSoru sözcüğüA1
abendsakşamlarıZarfA2
bezahlenödemekFiilA1
Ayrılamayan ön ek: Partizip II ge- almaz, bezahlt olur.
das Brötchenküçük ekmek, sandviç ekmeğiİsimA1
-chen yüzünden cinsiyetsiz. Kahvaltının tek kişilik ekmeği; tek tek sayılarak alınır. Bavyera'da Semmel, Berlin'de Schrippe.
das GeldparaİsimA1
Çoğulu kullanılmaz.
das MeerdenizİsimA2
der Bescheidresmî karar yazısı, bildirimİsimB1
Bir karara itiraz (Widerspruch) süresi genellikle bir aydır ve yazının sonunda belirtilir; tarihi hemen not et. Bescheid sagen ise „haber vermek“ demektir.
der Flurkoridor, antreİsimA2
Çoğul: die Flure. Ayakkabıyı kapının önüne değil içeriye, antreye koymak Almanya'da da yaygındır.
der Namead, isimİsimA1
Çoğul: die Namen. Tamlayan hâli düzensiz: des Namens.
der RauchdumanİsimB1
Dumanlı merdivene girme; kapıyı kapatıp pencereden seslen.
der TeeçayİsimA1
Çoğul: die Tees. Almanya'da Tee çoğu zaman poşet ya da bitki çayıdır (Kräutertee); bizim demli çaya en yakını schwarzer Tee.
die Firmafirma, şirketİsimA2
Çoğulu: die Firmen.
die Tascheçanta; cepİsimA1
Çoğul: die Taschen. Tek kelime, iki anlam: el çantası ve pantolon cebi.
frischtazeSıfatA1
sich freuensevinmek; dört gözle beklemekFiilA2
sich freuen auf = gelecek bir şeyi sabırsızlıkla beklemek; sich freuen über = olmuş bir şeye sevinmek.
soforthemen, derhâlZarfA2
tragengiymek (üstünde olmak); taşımakFiilA1
du trägst, er trägt; getragen. İki anlam da çok sık: kıyafet „giymek“ ve yük „taşımak“.
wehağrıyan, acıyanSıfatA1
Neredeyse yalnızca wehtun içinde: Mir tut der Kopf weh.
wienasılSoru sözcüğüA1
das GeschenkhediyeİsimA1
Çoğul: die Geschenke. Hediye paket yaptırmak için: Können Sie es als Geschenk einpacken?
das Handycep telefonuİsimA1
İngilizce görünür ama İngilizcede bu anlamda kullanılmaz.
das Mädchenkız (çocuk)İsimA1
Cinsiyetsiz, çünkü -chen ile biten her isim cinsiyetsizdir. Çoğul: die Mädchen.
das Radtekerlek; bisikletİsimA2
Çoğulu: die Räder. Bisiklet için kısa ad; uzunu das Fahrrad.
das SalztuzİsimA1
Normal kullanımda çoğulu yok.
das Stücktane, adet; parçaİsimA1
Sayıdan sonra tekil kalır: drei Stück.
der Ausweiskimlik kartıİsimA2
Almanya'da herkesin geçerli bir kimlik belgesi olması zorunludur; yabancılar için bu, pasaport ile Aufenthaltstitel (oturum izni) demektir.
der BalltopİsimA1
der FußayakİsimA1
Çoğul: die Füße.
der KühlschrankbuzdolabıİsimA1
Çoğul: die Kühlschränke. Eril, çünkü son parçası der Schrank.
der SchuhayakkabıİsimA1
Çoğul: die Schuhe. Ayakkabı numarası die Schuhgröße.
der Studentüniversite öğrencisiİsimA1
Çoğul: die Studenten. Zayıf isim: den Studenten. Yalnızca üniversite için; okul öğrencisi der Schüler.
die AdresseadresİsimA1
Adres değişince yeni adresini bildirmelisin: Ummeldung (adres değişikliği kaydı).
die Bankbanka; bank (oturak)İsimA1
İki anlam, iki çoğul: bankalar die Banken, oturaklar die Bänke.
die KatzekediİsimA1
Erkek kedi bile olsa die Katze; erkeği özellikle söylemek için der Kater.
die PrüfungsınavİsimA2
freundlichgüler yüzlü, nazikSıfatA1
jemandbiri, birisiZamirA2
Olumsuzu niemand „hiç kimse“.
kaputtbozuk, kırıkSıfatA1
Günlük ama her yerde kullanılır. Resmîsi defekt.
krankhastaSıfatA1
leerboşSıfatA1
legen(yatık) koymak, bırakmakFiilA2
liegen'in hareket biçimi; belirtme hâli ister: auf den Tisch „masaya“.
nettkibar, nazik, hoşSıfatA1
neundokuzSayıA1
passenuymak, olmak (beden)FiilA1
Kişi yönelme hâli alır: Die Hose passt mir „pantolon bana uyuyor“. Randevu için de: Passt dir Montag? „Pazartesi sana uyar mı?“
ruhigsakin, sessizSıfatA1
Kip edatı olarak „çekinme“ demek: Frag ruhig! = „Sor tabii!“
schwarzsiyah, karaSıfatA1
Kahvede „sütsüz“ demektir; şekersiz için ohne Zucker.
teuerpahalıSıfatA1
Ek alınca -e- düşer: ein teures Hemd.
wachsenbüyümek, yetişmekFiilA2
Düzensiz: du wächst, wuchs, ist gewachsen; Perfekt sein ile.
waschenyıkamakFiilA2
Güçlü, ünlüsü değişir: du wäschst, er wäscht.
aufstehenkalkmak (yataktan)FiilA1
Ayrılabilen ve Perfekt'i sein ile: ich bin aufgestanden.
baldyakındaZarfA1
Bis bald! = „Görüşmek üzere!“
bestehensınavı geçmek; oluşmakFiilB1
bestehen aus = -den oluşmak. Ayrılamayan fiil: bestanden.
das CafékafeİsimA1
das HotelotelİsimA1
das KrankenhaushastaneİsimA2
Çoğul: die Krankenhäuser. die Klinik de denir.
das Paketpaket, koliİsimA2
Büyük paket; küçüğü das Päckchen.
der BalkonbalkonİsimA2
Çoğul: die Balkone ya da die Balkons.
der BaumağaçİsimA1
Çoğulu: die Bäume.
der BergdağİsimA2
der Kellerbodrum, kilerİsimA2
Çoğul: die Keller. Apartmanların çoğunda her kiracının kilitli bir bodrum bölmesi vardır.
der LadendükkânİsimA2
Çoğul: die Läden.
der Mantelpalto, kabanİsimA1
Çoğul: die Mäntel.
der ParkparkİsimA1
Çoğul: die Parks. Araba park etmek parken.
der Schirmşemsiye; abajur; ekranİsimB1
Çoğul: die Schirme. der Regenschirm'in kısası; abajur ve görüntünün düştüğü ekran (der Bildschirm) anlamı da var.
der VertragsözleşmeİsimB1
Çoğulu: die Verträge. İş sözleşmesi der Arbeitsvertrag; imzalamadan önce süreyi ve fesih süresini oku.
der WeinşarapİsimA1
Çoğul: die Weine.
der WinterkışİsimA1
Çoğul: die Winter.
die Farberenk; boyaİsimA1
Çoğul: die Farben. „Boya“ anlamı da var.
die FlascheşişeİsimA1
Burada çoğul gerekir: zwei Flaschen, ama zwei Stück.
die MilchsütİsimA1
Çoğulu yok.
die Nachrichtmesaj; haberİsimA2
Çoğul die Nachrichten aynı zamanda „haberler“ demektir.
die SuppeçorbaİsimA1
Çoğul: die Suppen. Çorba Almancada „içilmez“, „yenir“: Suppe essen.
funktionierençalışmak, işlemekFiilA2
genautam, kesinSıfatA2
Tek başına Genau! = „Aynen! Kesinlikle!“
gießensulamak; dökmekFiilB1
Düzensiz: goss, gegossen.
hallomerhabaÜnlemA1
lautyüksek sesli, gürültülüSıfatA1
leidüzgün (kalıpta)ZarfA1
etwas leid sein = bir şeyden bıkmış olmak.
morgenssabahlarıZarfA2
nassıslakSıfatA1
vorbeigeçmiş, bitmişZarfA2
wemkimeSoru sözcüğüA1
gehören („ait olmak“) yönelme hâli ister: Wem gehört …? = „… kime ait?“
das BettyatakİsimA1
Çoğul: die Betten. „Yatağı toplamak“ das Bett machen.
das FormularformİsimA2
das GemüsesebzeİsimA1
Toplu isim, Almancada tekil: Das Gemüse ist frisch. Ge- ön ekli toplu isimler cinsiyetsizdir.
das Geschäftdükkân, mağaza; işİsimA1
Çoğul: die Geschäfte. „Ticaret, iş“ anlamı da var: Das Geschäft läuft gut.
das Glasbardak; kavanoz; camİsimA1
Çoğulu: die Gläser. Kavanoz ve malzeme olarak cam da demek.
das HemdgömlekİsimA1
Çoğul: die Hemden. Kadın gömleği çoğu zaman die Bluse.
das KonzertkonserİsimA2
das PaarçiftİsimA2
Büyük harfle ein Paar = bir çift; küçük harfle ein paar = birkaç.
das Rezeptreçete; yemek tarifiİsimA2
Çoğul: die Rezepte. Türkçedeki „reçete“ gibi, ama yemek tarifi anlamı da var.
der ApfelelmaİsimA1
Çoğul: die Äpfel.
der Flussnehir, ırmakİsimA2
Çoğulu: die Flüsse.
der HerbstsonbaharİsimA1
Çoğul: die Herbste.
der Jungeoğlan, erkek çocukİsimA1
Çoğul: die Jungen. Zayıf isim: den Jungen, dem Jungen.
die Bäckereifırın, ekmek fırınıİsimA1
-ei ile biten isimler dişildir: die.
die Elternanne baba, ebeveynİsimA1
Yalnızca çoğul. Tek ebeveyn için ein Elternteil.
die Freundinkız arkadaş; sevgiliİsimA1
Çoğul: die Freundinnen. -in dişil yapar, çoğulu hep -innen. Meine Freundin da çoğu zaman „sevgilim“ demektir.
die MietekiraİsimA2
Çoğul: die Mieten. Fiili mieten „kiralamak“. Isınma ve aidat dahil kira die Warmmiete, hariç die Kaltmiete.
die NotenotİsimA2
Müzikte „nota“ anlamına da gelir.
die Nudelnmakarna, erişteİsimA2
Yemek olarak çoğul; tekili die Nudel.
die Postpostane; postaİsimA1
İki anlamda da çoğulu yok.
die SchuleokulİsimA1
Çoğul: die Schulen.
die SonnegüneşİsimA1
Çoğulu die Sonnen, nadiren kullanılır.
die ZwiebelsoğanİsimA2
dunkelkaranlık; koyuSıfatA1
Ek alınca -e- düşer: ein dunkler Raum.
AlmancaİngilizceİsimA1
Cinsiyetsiz ve çoğunlukla artikelsiz: Ich lerne Almanca. Sıfat küçük harfle: Almanca. Türkçe de aynı: Ich spreche Türkisch.
fliegenuçmak, uçakla gitmekFiilA2
Düzensiz: flog – geflogen, Perfekt sein ile.
gefallenhoşuna gitmekFiilA2
Türkçedeki „hoşuna gitmek“ ile aynı yapı: beğenilen şey özne, beğenen kişi yönelme hâlinde — Die Wohnung gefällt mir = „Daire bana hoş geliyor“.
geschlossenkapalıSıfatA1
hochyüksekSıfatA1
Ek alınca -c- düşer: ein hoher Zaun. Karşılaştırma: höher.
interessantilginçSıfatA2
ItalienİtalyaİsimA1
Cinsiyetsiz, artikelsiz: nach Italien, aus Italien.
leichthafif; kolaySıfatA1
schwer'in tersi: hem ağırlıkta „hafif“ hem işte „kolay“.
los„was ist los?“ ne oldu?; gevşek, kopmuşZarfA1
meldenbildirmekFiilB1
Dönüşlü sich melden „haber vermek, ulaşmak“ demek.
mitkommenbirlikte gelmekFiilA1
Ayrılabilen, Perfekt'i sein ile.
natürlichtabii, elbetteZarfA1
putzentemizlemekFiilA2
Diş fırçalamak da bu fiille: Zähne putzen.
rotkırmızıSıfatA1
schwimmenyüzmekFiilA1
Düzensiz: schwamm – geschwommen, Perfekt çoğunlukla sein ile.
steigenartmak, yükselmekFiilB1
Düzensiz: stieg – gestiegen, Perfekt sein ile.
trotzdemyine de, buna rağmenZarfA2
Cümle başındaysa fiil hemen arkasından gelir: Trotzdem würde ich …
verschiebenertelemek, kaydırmakFiilB1
antwortencevap vermekFiilA1
Kişi yönelme hâli alır, Türkçedeki gibi: mir antworten „bana cevap vermek“. Gövde -t ile biter: du antwortest.
besuchenziyaret etmekFiilA1
Ayrılamayan ön ek: Partizip II besucht, ge- yok.
blaumaviSıfatA1
Günlük dilde „sarhoş“ anlamına da gelir.
das Fieberateş (hastalıkta)İsimA2
Çoğulu yok. Yanan ateş ise das Feuer.
das FrühstückkahvaltıİsimA1
Çoğul: die Frühstücke. Fiili frühstücken „kahvaltı etmek“.
das KilokiloİsimA1
Çoğulu die Kilos, ama sayıdan sonra tekil: zwei Kilo. Ardından gelen şey eksiz: ein Kilo Äpfel, „elmadan“ değil.
das MuseummüzeİsimA1
Çoğul: die Museen — Latince kelime, Latince çoğul.
das ObstmeyveİsimA1
Toplu isim, çoğulu yok. Tek bir meyve eine Frucht.
das RegalrafİsimA2
das Semesterdönem, yarıyılİsimB1
das TierhayvanİsimA1
das ViertelçeyrekİsimA1
Çoğul: die Viertel. Şehirde „semt, mahalle“ anlamı da var.
das Wortkelime, sözİsimA1
İki çoğulu var: tek tek kelimeler die Wörter, sözler die Worte.
der Chefpatron, şef, amirİsimA2
Kadını: die Chefin. „Ş“ ile okunur, Fransızcadaki gibi.
der DienstagsalıİsimA1
der Himmelgök, gökyüzü; cennetİsimA1
Çoğulu die Himmel, nadiren kullanılır. Tek kelime, iki anlam.
der JunihaziranİsimA1
der Kofferbavul, valizİsimA2
Çoğulu değişmez: die Koffer.
der KäsepeynirİsimA1
Çoğul: die Käse, „peynir çeşitleri“. Beyaz peynire en yakını marketlerde der Schafskäse ya da der Feta.
der Mitarbeiterçalışan, personelİsimB1
Kadını: die Mitarbeiterin.
der OpadedeİsimA1
Çoğul: die Opas.
der PlanplanİsimA2
Çoğulu: die Pläne.
der RegenyağmurİsimA1
Çoğulu yok.
der SchrankdolapİsimA1
Çoğul: die Schränke. Elbise dolabı da, mutfak dolabı da.
der SportsporİsimA1
„Spor yapmak“ = Sport machen ya da Sport treiben.
der Vorschlagöneri, teklifİsimB1
Çoğulu: die Vorschläge.
der Zahnarztdiş hekimi, dişçiİsimA2
Çoğul: die Zahnärzte. Kadın diş hekimi die Zahnärztin.
der ZuckerşekerİsimA1
Çoğulu yok. Şekerleme, bonbon ise das Bonbon; „şeker hastalığı“ der Diabetes.
die Antwortcevap, yanıtİsimA1
Çoğul: die Antworten. Fiil antworten yönelme hâli (Dativ) ister — Türkçedeki „birine cevap vermek“ gibi: jemandem antworten.
die BibliothekkütüphaneİsimA2
die ButtertereyağıİsimA1
Çoğulu yok. Dişil — yiyecekler cinsiyetsiz olur diye beklenmesin.
die EckeköşeİsimA1
Çoğul: die Ecken.
die Fahrkartebilet (tren, otobüs)İsimA1
Çoğul: die Fahrkarten. Uçakta ve konserde das Ticket. Toplu taşımada biletsiz binmek schwarzfahren ve cezası ağırdır.
die HandelİsimA1
Çoğul: die Hände. Ellerini yıkarken iyelik değil mir + artikel: Ich wasche mir die Hände.
die KartoffelpatatesİsimA1
Çoğul: die Kartoffeln.
die Reiseyolculuk, seyahatİsimA2
Yola çıkana Gute Reise! denir: „İyi yolculuklar!“
die Tochterkız (evlat)İsimA1
Çoğul: die Töchter. Genel olarak „kız“ ise das Mädchen.
die TreppemerdivenİsimA1
Çoğul: die Treppen. Seyyar merdiven ise die Leiter.
einsbirSayıA1
Sayarken kullanılan biçim. İsmin önünde ein olur ve ek alır: ein Buch, eine Tasse.
endlichnihayet, sonundaZarfA2
führenyönetmek, işletmek; götürmekFiilB1
klappenyolunda gitmek, olmakFiilB1
Konuşma dili. Asıl anlamı „katlamak, açıp kapamak“: den Tisch hochklappen.
klingeln(zil) çalmakFiilA2
liebensevmekFiilA1
Güçlü bir kelime; yemek ya da şeyler için çoğu zaman gern ya da mögen yeter.
parkenpark etmekFiilA2
schließenkapatmak; kapanmakFiilA1
schließen – schloss – geschlossen. Konuşmada çoğunlukla zumachen.
schmeckentadı güzel olmak, lezzetli gelmekFiilA1
Kişi yönelme hâli alır: Es schmeckt mir „hoşuma gidiyor, lezzetli“. Yemekte sorulan soru: Schmeckt es?
sich beeilenacele etmekFiilA2
Dönüşlü: Beeil dich!
stellen(dik) koymakFiilA2
stehen'in hareket biçimi; belirtme hâli ister — Türkçedeki „buzdolabına“.
studierenüniversitede okumakFiilA2
Yanıltıcı kelime: Sadece üniversite için. Ders çalışmak lernen.
verlierenkaybetmekFiilA2
verlieren – verlor – verloren.
weinenağlamakFiilA2
wenkimiSoru sözcüğüA1
Almanca fragen belirtme hâli ister: „kime sordun“ değil, kelimesi kelimesine „kimi sordun“.
abgebenbırakmak, teslim etmekFiilA2
Ayrılabilen fiil: Ich gebe es ab.
absageniptal etmekFiilA2
Ayrılabilen fiil. Gidemeyeceksen randevuyu mutlaka önceden iptal et. Kabul etmek: zusagen.
anfangenbaşlamakFiilA1
Ayrılabilen ve güçlü: du fängst an, er fängt an; angefangen.
backenfırında pişirmek (kek, ekmek)FiilA2
benutzenkullanmakFiilA2
Ayrılamayan: Partizip II'de ge- yok, benutzt.
bestellensipariş vermek, ısmarlamakFiilA1
Ayrılamayan ön ek: Partizip II bestellt, ge- yok.
breitgenişSıfatA2
brennenyanmakFiilB1
Düzensiz: brannte, gebrannt. Bağırırken: Es brennt!
das AlteryaşİsimA2
Bu anlamda çoğulu yok. Yaşını söylerken: Ich bin 30 Jahre alt.
das DatumtarihİsimA2
Çoğulu die Daten aynı zamanda „veriler“ demektir.
das FleischetİsimA1
Çoğulu yok. Etin türünü sormak için: Ist das Schweinefleisch? „Bu domuz eti mi?“; das Rindfleisch sığır, das Hähnchen tavuk.
das Haarsaç; kılİsimA1
Çoğul: die Haare. Almanca saç için çoğunlukla çoğulu kullanır: Die Haare sind lang.
das Kleidelbise (kadın)İsimA1
Çoğul: die Kleider, „giysiler“ genel anlamında da kullanılır. Erkek takım elbisesi der Anzug.
das Programmprogram; kanalİsimA2
das Restaurantlokanta, restoranİsimA1
Çoğul: die Restaurants. Fransızca gibi okunur: „restoran“.
das ZentrummerkezİsimA2
Çoğul: die Zentren.
der Antragbaşvuru, dilekçeİsimB1
Çoğulu: die Anträge. einen Antrag stellen = başvuru yapmak.
der AugustağustosİsimA1
der Besuchziyaret; misafirİsimA2
Besuch bekommen = misafir gelmek.
der Hofavlu, bahçe; çiftlikİsimB1
Çoğulu: die Höfe.
der KellnergarsonİsimA2
Kadın garson: die Kellnerin. Seslenirken Herr Ober eski kaldı; Entschuldigung! yeterli.
der Kopfbaş, kafaİsimA1
Çoğul: die Köpfe.
der LärmgürültüİsimB1
Çoğulu yok.
der MaimayısİsimA1
der MüllçöpİsimA2
Çoğulu yok. Aynı anlamda der Abfall.
der Parkplatzotopark; park yeriİsimA2
der PasspasaportİsimA2
Çoğulu: die Pässe. Dağ geçidi anlamına da gelir.
der Salatsalata; marulİsimA1
Çoğul: die Salate. der Kopfsalat „marul“.
der Spaßeğlence, keyifİsimA1
Viel Spaß! = „İyi eğlenceler!“
der Supermarktsüpermarket, marketİsimA1
Çoğul: die Supermärkte.
der TextmetinİsimA2
der Wagenaraba; vagonİsimA2
das Auto'dan biraz daha resmîdir; trende „vagon“ demektir.
der ZahndişİsimA1
Çoğul: die Zähne.
die Abteilungbölüm, departmanİsimB1
die Arbeitszeitçalışma saatleri, mesaiİsimA2
die Aufgabegörev; alıştırmaİsimA2
die Hälfteyarı, yarısıİsimA2
Sıfat olarak: halb — ein halbes Kilo.
die SprachedilİsimA1
Çoğul: die Sprachen. Ağızdaki dil ise die Zunge.
die Tassefincan, kupaİsimA1
einschlafenuykuya dalmakFiilA2
Ayrılabilen, Perfekt'i sein ile: ich bin eingeschlafen.
erinnernhatırlatmak; hatırlamakFiilB1
jemanden erinnern = birine hatırlatmak; sich erinnern an = hatırlamak.
erledigenhalletmek, bitirmekFiilB1
Ayrılamayan fiil: erledigt.
garpişmiş, tam pişmişSıfatB1
Zarf olarak gar nicht „hiç değil“ ile karıştırma.
gewinnenkazanmakFiilA2
Düzensiz: gewann – gewonnen.
geöffnetaçıkSıfatA1
Günlük konuşmada offen daha sık söylenir.
glaubeninanmak; sanmakFiilA1
Zayıf. Günlük konuşmada çoğunlukla „sanırım, bence“: Ich glaube, …
graugriSıfatA1
hoffenummakFiilA2
Zarf: hoffentlich = inşallah, umarım.
junggençSıfatA1
Karşılaştırma: jünger, am jüngsten.
manchmalbazenZarfA1
Başa gelince fiil ikinci sırada kalır: Manchmal arbeite ich …
meistensçoğunlukla, genellikleZarfA2
mitnehmenyanında götürmek; arabayla bırakmakFiilA2
Ayrılabilen fiil. zum Mitnehmen = paket servis, „götürmek için“.
nervösgergin, heyecanlıSıfatA2
nähendikmek (dikiş)FiilB1
pflanzendikmek (bitki)FiilB1
pünktlichdakik, tam zamanındaSıfatA2
Randevuya beş on dakika erken gitmek normaldir; geç kalırsan randevun düşebilir.
recht habenhaklı olmakKalıp ifadeA2
Küçük harfle yazılır; Almancada haklılığa „sahip olunur“: Du hast recht.
regelndüzenlemek, halletmekFiilB1
reparierentamir etmekFiilA2
Partizip II'de ge- yok: repariert.
saubertemizSıfatA1
Ek alınca -e- düşer: eine saubere Küche.
schenkenhediye etmekFiilA2
sich lohnendeğmek, karşılığını vermekFiilB1
Dönüşlü fiil: Es lohnt sich.
trockenkuruSıfatA1
täglichher gün, günlükSıfatA2
unterwegsyolda, dışarıdaZarfA2
vorheröncedenZarfA2
weituzakSıfatA1
Karşıtı nah „yakın“.
werfenatmak, fırlatmakFiilB1
Düzensiz: du wirfst, warf – geworfen.
wohinnereyeSoru sözcüğüA1
abbuchenhesaptan çekmek, tahsil etmekFiilB1
Ayrılabilen fiil: Die Bank bucht ab.
ablaufensüresi dolmak; geçmek, işlemekFiilB1
Ayrılabilen fiil, Perfekt sein ile: ist abgelaufen.
abschließenkilitlemekFiilA2
Ayrılabilen ve düzensiz: schloss ab, abgeschlossen.
billigucuzSıfatA1
Biraz „kalitesiz“ çağrışımı var; iyi fiyat için tarafsız kelime günstig.
das Angebotindirim, kampanya; teklifİsimA2
im Angebot = indirimde.
das Blattyaprak; sayfa, kâğıtİsimB1
Çoğulu: die Blätter. Bir kâğıt yaprağı ve gazete anlamı da var.
das EiyumurtaİsimA1
Çoğul: die Eier.
das Erdgeschosszemin kat, giriş katıİsimB1
Bir üstü der erste Stock, Türkçedeki gibi birinci kat; giriş katı sayılmaz.
das FeldtarlaİsimA2
Formlarda „kutucuk, alan“ anlamı da var.
das InternetinternetİsimA1
das LandülkeİsimA1
Çoğul: die Länder. „Kır, taşra“ (auf dem Land) ve Almanya'da „eyalet“ (das Bundesland) anlamı da var.
das MehlunİsimA2
das SofakanepeİsimA1
Çoğul: die Sofas.
das Treppenhausmerdiven boşluğu, apartman merdiveniİsimB1
Merdiven temizliği birçok binada kiracılar arasında sırayla yapılır; güneybatıda buna die Kehrwoche denir.
das Versehenyanlışlık, dalgınlıkİsimB1
Çoğulu yok; çoğunlukla aus Versehen „yanlışlıkla“ kalıbında.
decken(sofrayı) kurmak; örtmek, karşılamakFiilA2
Para ve sigorta için de: Die Versicherung deckt den Schaden „sigorta zararı karşılıyor“.
der Anrufarama, telefonİsimA2
der AufzugasansörİsimA2
Çoğulu: die Aufzüge. Aynı anlamda der Fahrstuhl.
der BerufmeslekİsimA1
Çoğul: die Berufe. Soru kalıbı: Was sind Sie von Beruf?
der ComputerbilgisayarİsimA1
der DruckeryazıcıİsimA2
der Einzugtaşınma, eve yerleşmeİsimB1
der Feiertagresmî tatil, bayram günüİsimA2
Hangi günlerin tatil olduğu eyaletten eyalete değişir; Bavyera'da Berlin'den fazladır.
der FrühlingilkbaharİsimA1
Çoğul: die Frühlinge. Dört mevsimin hepsi eril.
der GraddereceİsimA1
Sayıdan sonra tekil kalır: zehn Grad. Sıfırın altı minus: minus fünf Grad.
der GrußselamİsimA1
Çoğul: die Grüße. Mektup sonunda Viele Grüße, resmîsi Mit freundlichen Grüßen.
der InhaltiçerikİsimB1
der JanuarocakİsimA1
Ayların hepsi eril ve im alır: im Januar „ocakta“. Türkçe ay adlarına benzemezler; Avrupa dillerinin ortak Latince adlarıdır.
der Kartonkarton kutuİsimB1
der KilometerkilometreİsimA2
der Lohnücret, yevmiyeİsimB1
Çoğulu: die Löhne. Asgari ücret: der Mindestlohn. Bordro: die Lohnabrechnung.
der MittwochçarşambaİsimA1
Kelimesi kelimesine „hafta ortası“.
der PfefferkarabiberİsimA2
Sebze olan biber ise die Paprika.
der Restkalan, artıkİsimA2
Çoğulu: die Reste; yemek artıkları için de kullanılır.
der SchaffnerkondüktörİsimB1
Resmî adı der Zugbegleiter.
der Schaltergişe; elektrik düğmesiİsimA2
der StromelektrikİsimB1
Elektrik çoğu zaman kiraya dahil değildir; sağlayıcıyı kendin seçersin. „Akıntı, büyük nehir“ anlamı da var.
der StuhlsandalyeİsimA1
Çoğul: die Stühle.
der UmzugtaşınmaİsimB1
Çoğulu: die Umzüge. Karnaval alayı anlamı da var.
der VogelkuşİsimA2
Çoğulu: die Vögel.
der WaldormanİsimA2
Çoğulu: die Wälder.
der WindrüzgârİsimA1
Çoğul: die Winde.
der Zettelnot kâğıdı, pusulaİsimA2
die Ampeltrafik ışığıİsimA2
Çoğul: die Ampeln. Yayalar kırmızıda gerçekten bekler; geçmenin cezası olabilir.
die AngstkorkuİsimA2
İsimle kurulur: Angst haben vor + yönelme hâli (Dativ) = -den korkmak.
die Aussprachetelaffuz, söyleyişİsimB1
die Bahndemiryolu; tren; tramvayİsimA2
Çoğul: die Bahnen. die Bahn çoğu zaman Alman demiryolu şirketinin kendisi demektir.
die BrillegözlükİsimA1
Tekil, Türkçedeki gibi: eine Brille. Güneş gözlüğü die Sonnenbrille.
die Fahrtyolculuk, sürüşİsimA2
Reise bütün gezidir, Fahrt ise yolun bir parçası.
die FilialeşubeİsimB1
die GarantiegarantiİsimB1
die Großmutterbüyükanne, anneanne, babaanneİsimA1
Çoğul: die Großmütter. Anne tarafı mı baba tarafı mı, Almanca ayırmaz. Günlük dilde die Oma.
die Größebeden, boy, büyüklükİsimA1
Çoğul: die Größen. Mağazada „beden“, kişide „boy“.
die Gurkesalatalık; turşuluk hıyarİsimA2
Hıyar turşusu die Gewürzgurke.
die HaltestelledurakİsimA1
Çoğul: die Haltestellen.
die Haustürdış kapı, apartman kapısıİsimA2
Çoğul: die Haustüren.
die HosepantolonİsimA1
Tekil, Türkçedeki gibi: eine Hose bir pantolon. İç çamaşırı die Unterhose.
die KlassesınıfİsimA2
Trende bilet sınıfı için de kullanılır.
die KreuzungkavşakİsimA2
Çoğul: die Kreuzungen.
die Küstekıyı, sahilİsimB1
die Meinungfikir, görüşİsimB1
meiner Meinung nach: nach arkaya gelir ve yönelme hâli (Dativ) ister, „bana göre“ gibi.
die Nachbarinkomşu (kadın)İsimA2
Erkek komşu der Nachbar, zayıf çekimli: dem Nachbarn.
die NummernumaraİsimA1
Bir şeyi tanımlayan numara; miktar bildiren sayı die Zahl.
die PartypartiİsimA2
Çoğulu: die Partys.
die Pausemola, araİsimA1
die PraxismuayenehaneİsimA2
Çoğul: die Praxen. Almanya'da önce ev doktorunun muayenehanesine gidilir (der Hausarzt), hastaneye değil.
die Schalekâse; kabukİsimB1
Meyve ve yumurta kabuğu da die Schale.
die SoßesosİsimB1
Menülerde Sauce diye de yazılır.
die Spülmaschinebulaşık makinesiİsimA2
die Stationdurak, istasyonİsimA2
Hastanede „servis“ anlamına da gelir.
die SteuervergiİsimB1
Artikele dikkat: das Steuer direksiyondur. Vergi numaranı (Steuer-ID) işverene vermen gerekir.
die StraßenbahntramvayİsimA1
Çoğul: die Straßenbahnen. Çoğu zaman kısaca die Bahn, güneyde die Tram.
die Tablettetablet, hapİsimA2
die TemperatursıcaklıkİsimA2
Çoğul: die Temperaturen. Vücut ateşi için de kullanılır.
die TomatedomatesİsimA1
die Tortepasta (katlı)İsimA2
Katlı ve kremalı; sade kek der Kuchen.
die Unterlagenbelgeler, evrakİsimB1
Bu anlamda hep çoğul. Resmî yazılarda çok sık: Bitte bringen Sie folgende Unterlagen mit.
die Waschmaschineçamaşır makinesiİsimA2
Çoğul: die Waschmaschinen. Çok kiracılı binalarda bodrumda ortak olabilir.
die WolleyünİsimA2
Çoğulu yok.
die WundeyaraİsimB1
die Wäsche aufhängençamaşır asmakKalıp ifadeB1
Ayrılabilen fiil: ich hänge auf.
die ÄnderungdeğişiklikİsimB1
die Öffnungszeitenaçılış saatleri, çalışma saatleriİsimA2
Hep çoğul kullanılır.
diskutierentartışmak, görüşmekFiilB1
über + belirtme hâli (Akkusativ); Partizip II'de ge- yok: diskutiert.
dünnince; zayıfSıfatA1
einkaufenalışveriş yapmakFiilA1
Ayrılabilen fiil: Wir kaufen ein. Tek bir şeyi satın almak kaufen.
elfon birSayıA1
engdar, sıkışıkSıfatA2
enthalteniçermekFiilB1
Formlar: enthält, enthielt, enthalten. Etikette: Kann Spuren von Nüssen enthalten.
entschuldigungpardon, özür dilerimİsimA1
die Entschuldigung. Hem özür dilemek hem de birine seslenmek için — Türkçedeki „pardon“ gibi.
eröffnenaçmak (hesap, iş yeri)FiilB1
Kapı için öffnen; hesap ya da yeni iş yeri için eröffnen.
frohmemnun, sevinçliSıfatA2
getrenntayrı ayrıZarfA2
Garsonun gruplara sorduğu soru: Zusammen oder getrennt?
grünyeşilSıfatA1
günstiguygun (fiyatlı), hesaplıSıfatA2
Zaman için de: ein günstiger Moment „uygun bir an“.
hebenkaldırmakFiilB1
hellaydınlık; açık (renk)SıfatA1
hineiniçeri, içeriyeZarfB1
Konuşanın yanından uzaklaşan hareket; içeriden seslenirken herein: Herein! „Gel!“
hundertyüzSayıA1
Türkçedeki gibi „bir“ gerekmez: hundert, tausend.
kostenlosücretsiz, bedavaSıfatA2
-los eki Türkçedeki „-sız/-siz“ gibidir: kostenlos = masrafsız.
kündigenistifa etmek; işten çıkarmak; feshetmekFiilB1
Kişi yönelme hâlinde (Dativ): jemandem kündigen = birini işten çıkarmak. Fesih Almanya'da yazılı ve imzalı olmalıdır; e-posta ya da mesaj yetmez.
ladenşarj etmek; yüklemekFiilB1
Düzensiz: du lädst, lud, geladen. Davet etmek ise einladen.
leisealçak sesli, sessizSıfatA1
onlineinternetten, çevrim içiSıfatA2
Hiç ek almaz.
rechtssağ, sağda, sağaZarfA1
rennenkoşmak (hızla)FiilB1
laufen'den daha hızlı ve aceleli; Perfekt sein ile.
reservierenayırtmak, rezervasyon yapmakFiilA2
-ieren ile biten fiillerde Partizip II'de ge- olmaz: reserviert.
schneienkar yağmakFiilA1
Yalnızca es ile: Es hat geschneit.
sich anmeldenkaydolmakFiilA2
Ayrılabilen ve dönüşlü: Ich melde mich an.
sich erholendinlenip toparlanmak, iyileşmekFiilB1
Dönüşlü ve ayrılamayan fiil.
sich fühlenkendini … hissetmekFiilA1
Dönüşlü; zamir atlanamaz: Ich fühle mich gut, Türkçedeki „kendimi iyi hissediyorum“ gibi.
sich interessierenilgilenmekFiilA2
sich interessieren für + belirtme hâli (Akkusativ).
sich ärgernkızmak, sinirlenmekFiilB1
Dönüşlü, über + belirtme hâli (Akkusativ) ile.
singenşarkı söylemekFiilA2
sorgenilgilenmek, sağlamak; endişelenmekFiilA2
für etwas sorgen = bir şeyi halletmek; sich um jemanden sorgen = biri için endişelenmek.
sperrenbloke etmek, kapatmakFiilB1
Almanya'da kartı kapattırmak için acil numara: 116 116.
verschickengöndermek, postalamakFiilB1
vorsichtigdikkatliSıfatA2
wechselnbozdurmak; değiştirmekFiilA2
weichyumuşakSıfatA1
zuständigyetkili, sorumluSıfatB1
Resmî dairelerde ilk soru: Wer ist dafür zuständig? — „Bununla kim ilgileniyor?“
öffnenaçmakFiilA1
du öffnest, er öffnet. Konuşmada çoğunlukla aufmachen.
übenalıştırma yapmak, pratik yapmakFiilA2
İsmi: die Übung.
überraschtşaşırmışSıfatB1
allerdingsama, gerçi; elbetteZarfB1
Vurguya göre bir itirazı başlatır ya da onaylar: Allerdings! „Kesinlikle!“
andererseitsöte yandan, diğer taraftanZarfB1
ansteckendbulaşıcıSıfatB1
anstrengendyorucuSıfatB1
arbeitslosişsizSıfatB1
İşini kaybedeceğini öğrenince hemen Agentur für Arbeit kurumuna bildirmen gerekir; işsizlik parası alamayanlar için Jobcenter yetkilidir.
ausgehendışarı çıkmak, eğlenmeye çıkmakFiilA2
Ayrılabilen fiil, Perfekt sein ile. „Bitmek, tükenmek“ anlamı da var.
auspackenpaketi açmakFiilA2
aussehengörünmekFiilA2
Ayrılabilen fiil: Du siehst müde aus. = Yorgun görünüyorsun.
auszahlenödemek (parayı vermek)FiilB1
Ayrılabilen fiil: zahlt aus, ausgezahlt.
außerdemayrıca, üstelikZarfA2
barnakitSıfatA2
Artikelsiz ve çekimsiz: bar zahlen. İsmi das Bargeld.
bellenhavlamakFiilB1
besetztmeşgul; doluSıfatA2
Koltuk ya da tuvalet için „dolu“ anlamına gelir.
bestätigenonaylamak, teyit etmekFiilB1
bügelnütülemekFiilB1
ich bügle: birinci tekilde -el'in e'si düşer.
damalso zamanlarZarfB1
das Amtresmî daireİsimB1
Çoğulu: die Ämter. Bileşiklerde sık: Standesamt (nüfus/nikâh dairesi), Finanzamt (vergi dairesi).
das AugegözİsimA1
Çoğul: die Augen.
das BadbanyoİsimA1
Çoğul: die Bäder. „Banyo yapmak“ ve „kaplıca kasabası“ anlamı da var.
das Bargeldnakit paraİsimA2
bar „peşin, nakit“ demek; bar zahlen = nakit ödemek.
das BierbiraİsimA1
Sayıdan sonra tekil kalır: zwei Bier, Biere değil.
das Bürgeramtnüfus müdürlüğü, vatandaşlık hizmetleriİsimB1
Einwohnermeldeamt da denir. Randevular çoğu zaman internetten alınır.
das DorfköyİsimA2
Çoğul: die Dörfer.
das Festşenlik, kutlamaİsimA2
das Gebietbölge, alanİsimB1
das GehaltmaaşİsimB1
Artikele dikkat: das Gehalt maaş, der Gehalt içerik. Brüt brutto, net netto.
das Gesprächkonuşma, görüşmeİsimA2
İş görüşmesi: das Vorstellungsgespräch.
das GetränkiçecekİsimA1
Çoğul: die Getränke.
das Gleisperon, hatİsimA2
Almancada peron değil ray hattı numaralanır: Gleis 7.
das GrammgramİsimA2
Sayıdan sonra tekil kalır. Şarküteride hundert Gramm Käse gibi sipariş edilir.
das Grillenmangal yapmakİsimB1
Kömürlü mangal birçok binada bina kurallarıyla yasaktır; parkta da yalnızca izin verilen yerlerde.
das HerzkalpİsimA2
Çoğul: die Herzen. Düzensiz çekim: des Herzens, dem Herzen.
das Kontohesap (banka)İsimB1
Çoğulu: die Konten. Hesap açarken kimlik ve Meldebescheinigung (ikamet belgesi) istenir.
das Kätzchenkedi yavrusuİsimB1
-chen yüzünden nötr, bütün yavrular gibi.
das LederderiİsimA2
Çoğulu yok. İnsan derisi ise die Haut.
das Make-upmakyajİsimB1
das Mittagessenöğle yemeğiİsimA1
Birleşik isim: Mittag + Essen. Artikeli son parça belirler, bu yüzden das.
das Monatsendeay sonuİsimB1
das Netzşebeke, çekim; ağİsimA2
File, ağ anlamına da gelir.
das Originalasıl, orijinal belgeİsimB1
Çoğu dairede belgelerin aslını ve fotokopisini birlikte götürürsün.
das Passwortşifre, parolaİsimA2
Çoğulu: die Passwörter.
das ProjektprojeİsimB1
das Päckchenküçük paketİsimA2
das Referatsunum, ödev sunumuİsimB1
das Schildtabela, levhaİsimA2
Çoğul: die Schilder.
das schwarze Brettilan panosuKalıp ifadeB1
Sıfat küçük yazılır ve çekimlenir: am schwarzen Brett.
das Spielmaç; oyunİsimA1
das T-ShirttişörtİsimA1
Çoğul: die T-Shirts. Tek harf isme bitişik yazılamadığı için tireli.
das Vorstellungsgesprächiş görüşmesi, mülakatİsimB1
Görüşmede genellikle Sie ile konuşulur; karşı taraf du önermedikçe sen de Sie de.
das WaschbeckenlavaboİsimA2
das Wohnzimmeroturma odası, salonİsimA1
das Ölyağ (sıvı)İsimA2
Tereyağı die Butter, ayrı kelime.
der AbsendergönderenİsimB1
Mektupta ve kolide de gönderen kısmı Absender diye geçer.
der Anschlussaktarma (bağlantı treni)İsimB1
Telefon ve elektrik bağlantısı için de kullanılır.
der AprilnisanİsimA1
Havası çok değişken olduğu için Aprilwetter „nisan havası“ deyimi var.
der ArmkolİsimA1
Çoğul: die Arme.
der Auftragtalimat, sipariş, görevİsimB1
Çoğulu: die Aufträge.
der AusgangçıkışİsimA2
Çoğul: die Ausgänge. Giriş der Eingang; acil çıkış der Notausgang.
der BachdereİsimB1
Çoğulu: die Bäche. Yer adlarında çok sık.
der Beipackzettelprospektüs, kullanma talimatıİsimB1
der Beitragprim, aidat; katkıİsimB1
Çoğulu: die Beiträge. Makale ya da tartışmaya katkı anlamı da var.
der Bereichalan, bölümİsimB1
der Bodentoprak, zemin; yerİsimB1
Odanın zemini ve tavan arası (der Dachboden) anlamı da var.
der Briefkastenposta kutusuİsimA2
Sokaktaki kutu da kapıdaki kutu da aynı kelimeyle söylenir. Kutunun üzerinde adın yazmazsa mektup geri gidebilir.
der BärayıİsimB1
Zayıf çekimli isim: den Bären, dem Bären.
der CentsentİsimA1
der DezemberaralıkİsimA1
der ErwachseneyetişkinİsimA2
Sıfat gibi çekimlenir: ein Erwachsener, die Erwachsenen; kadın die Erwachsene.
der EssigsirkeİsimB1
der FischbalıkİsimA1
Çoğul: die Fische.
der FlughafenhavalimanıİsimA2
Çoğulu: die Flughäfen.
der Gastmisafir, konukİsimA2
Çoğulu: die Gäste.
der GehwegkaldırımİsimB1
Kışın evin önündeki kaldırımı temizleme görevi çoğu zaman ev sahibine ya da kiracılara düşer.
der Grundsebep, neden; dip, zeminİsimB1
Çoğulu: die Gründe.
der Halsboyun; boğazİsimA1
Çoğul: die Hälse. Boyun da boğaz da tek kelime: Halsschmerzen „boğaz ağrısı“.
der Hauptbahnhofana istasyon, merkez garİsimA1
Çoğul: die Hauptbahnhöfe. Tabelalarda Hbf.
der HerdocakİsimA2
Fırın der Ofen; der Herd üstteki ocak (çoğu zaman fırınla birlikte bütün cihaz).
der JulitemmuzİsimA1
Telefonda Juni ile karışmasın diye Julei diye söylenir.
der KarnevalkarnavalİsimB1
Güneyde Fasching, güneybatıda Fastnacht denir; en çok Köln ve Mainz çevresinde kutlanır.
der Kassenbonfiş, kasa fişiİsimA2
Değişim ve iade için fişi saklamak önemlidir.
der Kompromissuzlaşma, orta yolİsimB1
der Körpervücut, bedenİsimA1
Çoğul: die Körper.
der Laptopdizüstü bilgisayarİsimA2
der Linkbağlantı, linkİsimA2
der LöffelkaşıkİsimA1
Tarifte ein Esslöffel (EL) „yemek kaşığı“, ein Teelöffel (TL) „çay kaşığı“.
der MakleremlakçıİsimB1
der MetermetreİsimA1
Çoğul: die Meter. Sayıdan sonra tekil — Türkçe gibi.
der MotormotorİsimB1
Vurgu tekilde başta, çoğulda ortada: MO-tor, Mo-TO-ren.
der MärzmartİsimA1
der NachtischtatlıİsimA2
der Naturschutzdoğa korumaİsimB1
der NebelsisİsimA2
Çoğul: die Nebel.
der OfenfırınİsimA2
Çoğulu: die Öfen. Soba anlamı da var.
der PulloverkazakİsimA1
Çoğul: die Pullover. Kısaca der Pulli.
der Reispirinç; pilavİsimA2
Çoğulu yok. Türkçedeki gibi pirinç ile pilav ayrımı yok: ikisi de Reis.
der Rückensırt, belİsimA1
Çoğul: die Rücken. Türkçedeki „bel ağrısı“ da çoğu zaman Rückenschmerzen.
der Saftmeyve suyuİsimA1
Çoğul: die Säfte.
der SandkumİsimA2
der SatzcümleİsimA2
Çoğulu: die Sätze.
der Schadenhasar, zararİsimB1
Çoğulu: die Schäden.
der Schlussson; sonuçİsimB1
Çoğulu: die Schlüsse; Schluss machen „bitirmek, ayrılmak“.
der Schüleröğrenci (okulda)İsimA2
Kız öğrenci: die Schülerin. Üniversite öğrencisi der Student.
der SeptembereylülİsimA1
der SohnoğulİsimA1
Çoğul: die Söhne.
der Stautrafik sıkışıklığıİsimA2
im Stau stehen = trafikte beklemek.
der Strandplaj, sahilİsimA2
der TeighamurİsimB1
der TellertabakİsimA1
Çoğulu da die Teller.
der TopftencereİsimA2
Çoğulu: die Töpfe.
der UmschlagzarfİsimA2
Çoğulu: die Umschläge.
der UnfallkazaİsimA2
Çoğulu: die Unfälle.
der Unterrichtders, öğretimİsimA2
Der Unterricht fällt aus = ders iptal.
der VerkehrtrafikİsimA2
der VerlustkayıpİsimB1
der Vormieterönceki kiracıİsimB1
Ankastre mutfağı önceki kiracıdan satın almak yaygındır.
der Werktagiş günüİsimB1
Cumartesi de iş günü sayılır; pazar ve resmî tatiller sayılmaz.
der Zoohayvanat bahçesiİsimA2
dickkalın; şişmanSıfatA1
İnsan için kaba kaçabilir; kibarı kräftig ya da hiç söylememek.
die ApothekeeczaneİsimA1
Çoğul: die Apotheken. Yanıltıcı kelime: die Drogerie eczane değil, kozmetik ve temizlik malzemesi satan dükkândır; ilaç orada yok.
die AppuygulamaİsimA2
die Ausbildungmeslek eğitimi, çıraklıkİsimB1
Genellikle üç yıl sürer; işyerinde çalışarak ve meslek okuluna (Berufsschule) giderek yapılır, eğitim boyunca ücret ödenir.
die AutobahnotoyolİsimA2
die Bearbeitungişlem, işleme almaİsimB1
in Bearbeitung = işlemde.
die Bedienungservis, garsonİsimB1
die Bescheinigungbelge, onay yazısıİsimB1
die Besichtigungev gezme, görme randevusuİsimB1
die Breitegenişlik, enİsimB1
die BrückeköprüİsimA2
Çoğul: die Brücken.
die CremekremİsimA2
die DateidosyaİsimA2
-ei ile biten isimler dişildir.
die DuscheduşİsimA1
die EnergieenerjiİsimB1
die ErdbeereçilekİsimA2
die Erhöhungartış, zamİsimB1
die Erkältungsoğuk algınlığı, nezleİsimA2
Çoğul: die Erkältungen. -ung yüzünden dişil. Grip die Grippe.
die Erntehasat, ürünİsimB1
die Feierkutlama, partiİsimB1
die Geburtsurkundedoğum belgesiİsimB1
Türkiye'den gelen belgeler çoğu zaman yeminli tercüman çevirisi ister; hangi belgenin gerektiğini daireye sor.
die Gebührharç, ücretİsimB1
die GefahrtehlikeİsimB1
die Generationkuşak, nesilİsimB1
die GesundheitsağlıkİsimA2
Çoğulu yok.
die GrenzesınırİsimB1
die Hautcilt, deriİsimA2
Çoğulu die Häute, nadiren kullanılır.
die HochzeitdüğünİsimA2
hoch „yüksek“ ile anlam ilgisi kalmamıştır; nikâh dairesi das Standesamt.
die KassekasaİsimA1
Çoğul: die Kassen. die Krankenkasse ise „sağlık sigortası kurumu“.
die Kautiondepozito, güvence bedeliİsimB1
Yasal üst sınır üç aylık çıplak kiradır; üç taksitte ödenebilir ve taşınırken faiziyle geri istenebilir.
die KerzemumİsimA2
die KirchekiliseİsimA1
Çoğul: die Kirchen. Cami die Moschee.
die KrankheithastalıkİsimB1
-heit ile biten isimler hep dişil: die.
die LampelambaİsimA1
Çoğul: die Lampen.
die LieferungteslimatİsimB1
die ListelisteİsimA2
die Lufthava (solunan)İsimA2
Hava durumu das Wetter; Türkçedeki iki anlam Almancada iki kelime.
die Mengemiktar; kalabalıkİsimB1
Günlük dilde „bir sürü“: eine Menge Arbeit.
die MöbelmobilyaİsimA2
Yalnızca çoğul: Die Möbel sind … Tek parça das Möbelstück.
die Mülltonneçöp bidonuİsimB1
die NaseburunİsimA1
Çoğul: die Nasen.
die PackungpaketİsimA2
die PfannetavaİsimA2
die PflanzebitkiİsimA2
die PolizeipolisİsimA1
Tekil ve fiil de tekil: Die Polizei kommt. Numarası 110.
die PostkartekartpostalİsimA2
die Quittungmakbuz, faturaİsimB1
Kassenbon'dan daha resmîdir; işverene ya da vergi dairesine verilir.
die RegelkuralİsimA2
in der Regel = genellikle.
die Reparaturtamir, onarımİsimB1
Önce yazılı fiyat teklifi (der Kostenvoranschlag) istemek olağandır.
die Schmerzenağrı, acıİsimA1
Bu anlamda çoğul kullanılır; tekil der Schmerz daha edebîdir.
die Schufa-AuskunftSchufa kredi notu belgesiİsimB1
Adını kredi kayıt kuruluşundan alır; yılda bir kez ücretsiz isteyebilirsin.
die Sendunggönderi; yayınİsimB1
Televizyonda „program, yayın“ anlamına da gelir.
die Sicherheitgüvenlik; kesinlikİsimB1
Hem „güvenlik“ hem „kesinlik“: mit Sicherheit „kesinlikle“.
die Speisekarteyemek listesi, menüİsimA1
Çoğul: die Speisekarten. Yanıltıcı kelime: das Menü listenin kendisi değil, sabit fiyatlı bir öğün takımıdır.
die Spritzeiğne, enjeksiyon; şırıngaİsimB1
die Tanteteyze, hala, yengeİsimA1
Çoğul: die Tanten. Teyze, hala ve yenge — hepsi Tante.
die Theketezgâh, barİsimB1
die ToilettetuvaletİsimA1
das WC de denir. Restoranda Badezimmer diye sorma; o evdeki banyodur.
die UniversitätüniversiteİsimA2
Kısaca die Uni.
die VerbindungbağlantıİsimB1
die Vorlesungders (üniversitede), konferans dersiİsimB1
Alman üniversitelerinde dersler geleneksel olarak çeyrek geç başlar.
die Vorspeisebaşlangıç, ara sıcakİsimA2
die Werkstattatölye; oto tamirhanesiİsimB1
Çoğulu: die Werkstätten.
die Wurstsosis, salam; şarküteri etiİsimA2
Çoğulu: die Würste. Hem sosis hem dilimlenmiş salam türleri; aksi yazmadıkça çoğu zaman domuz içerir.
die Zahlsayı, rakamİsimA1
Çoğul: die Zahlen. Bir şeyi tanıtan numara (ev, telefon) die Nummer; die Zahl ise miktardır.
die Zahnpastadiş macunuİsimA1
die ZitronelimonİsimA2
die ZutatmalzemeİsimB1
Çoğunlukla çoğul: die Zutaten.
die Überweisunghavale, para transferiİsimB1
Aynı kelime doktorun sevk kâğıdı da demektir.
drehençevirmek, döndürmekFiilB1
ehrlichdürüstSıfatB1
ehrlich gesagt = açıkçası.
einladendavet etmekFiilA2
Ayrılabilen ve düzensiz: du lädst ein, eingeladen. Ich lade dich ein çoğu zaman „hesap benden“ demektir.
einverstandenrazı, hemfikirSıfatB1
Yalnızca sein ile ve mit + Dativ: Ich bin damit einverstanden. Tek başına Einverstanden! „Tamam, anlaştık!“
erreichenulaşmak; yetişmekFiilB1
Kişiye ulaşmak için de: Ich habe ihn nicht erreicht.
feiernkutlamakFiilA2
folgentakip etmek, izlemekFiilA2
Yönelme hâli (Dativ) ister, Perfekt sein ile: Ich bin ihm gefolgt.
fotografierenfotoğraf çekmekFiilA2
fälligvadesi gelmiş, ödenmesi gerekenSıfatB1
füttern(hayvanı, bebeği) beslemek, yem vermekFiilB1
Yalnızca hayvan ve bebek için; parklarda kuşları beslemek çoğu zaman yasaktır.
gelbsarıSıfatA1
glattdüz, pürüzsüz; kayganSıfatB1
gründlichesaslı, iyiceSıfatB1
grüßenselam vermek, selamlaşmakFiilA2
Tanımasan da merdivende ya da asansörde Hallo ya da Guten Tag denir; denmemesi dikkat çeker.
hartsertSıfatA1
Karşılaştırma: härter.
hinausgehendışarı çıkmakFiilB1
Günlük dilde kısaca rausgehen.
hustenöksürmekFiilA2
İsim olarak der Husten „öksürük“.
im Vorausönceden, şimdidenKalıp ifadeB1
Almanca e-postaların yarısı bu satırla biter: Vielen Dank im Voraus.
inzwischenbu arada; artıkZarfB1
jährlichyıllık, her yılSıfatB1
Sözleşmelerde dikkat: Zamanında feshetmezsen sözleşme otomatik uzayabilir.
klassischklasikSıfatB1
langweiligsıkıcıSıfatA2
Mir ist langweilig = canım sıkılıyor — yine Dativ kalıbı.
liefernteslim etmek, getirmekFiilA2
İsmi: die Lieferung (teslimat).
linkssol, solda, solaZarfA1
lustigeğlenceli, komikSıfatA2
lächelngülümsemekFiilB1
ich ile -e- düşer: ich lächle.
löschensilmekFiilA2
Yangını söndürmek anlamına da gelir.
meinbenimArtikelA1
Türkçedeki „-im“ ekinin yerine geçer ve ein gibi ek alır: meine Mutter, meinen Bruder.
messenölçmekFiilB1
Düzensiz: misst, maß, gemessen. „Ateş ölçmek“: Fieber messen.
mischenkarıştırmak, harmanlamakFiilB1
packenbavul hazırlamak, toplamakFiilA2
plötzlichbirden, anidenZarfB1
regelmäßigdüzenli olarakZarfB1
reifolgunSıfatB1
İnsan için „olgun, aklı başında“ da demek.
reisenseyahat etmekFiilA2
Perfekt sein ile: ich bin gereist.
ruhendinlenmek, istirahat etmekFiilB1
salzigtuzluSıfatA2
sammelnbiriktirmek, toplamakFiilB1
ich ile -e- düşer: ich sammle.
satttokSıfatA2
etwas satt haben = bir şeyden bıkmak.
sauerekşiSıfatA2
Konuşma dilinde „kızgın, bozuk“ da demek: Er ist sauer.
scharfacı (biber gibi)SıfatA2
Bıçak için „keskin“, fotoğraf için „net“ anlamına da gelir.
schiebenitmek (iterek götürmek)FiilB1
Düzensiz: schob – geschoben.
schlimmkötü, vahimSıfatA2
Nicht schlimm! = „Önemli değil!“
schmaldar, inceSıfatA2
schmutzigkirliSıfatA2
schriftlichyazılıSıfatB1
Resmî işlerde schriftlich çoğu zaman kâğıt ve imza demektir; e-posta için in Textform denir.
seltennadiren, seyrekZarfA2
sich befindenbulunmakFiilB1
Biçimleri: befindet, befand, befunden. Resmî dil; konuşmada sein ya da liegen yeter.
sich beschwerenşikâyet etmekFiilB1
Konu über + belirtme hâli (Akkusativ): sich über den Lärm beschweren.
sich kümmernilgilenmek, halletmekFiilB1
Dönüşlü, um + belirtme hâli (Akkusativ): Ich kümmere mich darum.
sich verabschiedenvedalaşmakFiilA2
sicheremin; güvenliSıfatA2
İki anlamı da çok yaygın.
sinkendüşmek, azalmakFiilB1
Düzensiz: sank – gesunken, Perfekt sein ile.
sparentasarruf etmek, para biriktirmekFiilA2
springenatlamak, zıplamakFiilA2
Düzensiz: sprang – gesprungen, Perfekt sein ile.
startençalışmak, çalıştırmak (motor)FiilB1
stehlençalmakFiilB1
Düzensiz: stahl, gestohlen. Türkçe „bisikletim çalındı“ der; Almanca kişiyi Dativ ile söyler: Mir wurde das Fahrrad gestohlen.
steildik, sarpSıfatB1
streichenboyamak (duvar)FiilB1
Düzensiz: strich, gestrichen. „Silmek, üstünü çizmek“ anlamı da var.
ständigsürekli, durmadanZarfB1
süßtatlıSıfatA1
Bir insan ya da hayvan için „şirin, sevimli“ anlamına da gelir.
tanzendans etmekFiilA2
tiefderin; alçakSıfatA2
tollharika, süperSıfatA1
traurigüzgün; hüzünlüSıfatA2
umsteigenaktarma yapmakFiilA2
Ayrılabilen, Perfekt'i sein ile.
umtauschendeğiştirmek, iade etmekFiilA2
Ayrılabilen. Fişi sakla: der Kassenbon.
umziehentaşınmakFiilA2
Ayrılabilen ve Perfekt'i sein ile: ich bin umgezogen. Dönüşlü sich umziehen ise „üstünü değiştirmek“.
unbefristetsüresizSıfatB1
Karşıtı befristet, belirli süreli.
unterschreibenimzalamakFiilA2
Ayrılamayan fiil: unterschrieben. Okumadan hiçbir şey imzalama; anlamadığın yeri sor.
unverständlichanlaşılmazSıfatB1
vegetarischvejetaryenSıfatA2
vergleichenkarşılaştırmakFiilB1
verheiratetevliSıfatA2
verletztyaralıSıfatB1
verlängernuzatmakFiilB1
Oturum izni için de kullanılır: den Aufenthaltstitel verlängern.
versichernsigortalamak; temin etmekFiilB1
Birine bir şeyi „temin etmek, garanti etmek“ anlamı da var: Ich versichere Ihnen, dass …
versuchendenemek, çalışmak (bir şeyi yapmaya)FiilA2
Ayrılamayan. Ardından zu + mastar: Ich versuche zu schlafen „uyumaya çalışıyorum“.
verteilendağıtmakFiilB1
vorhinaz önce, deminZarfB1
vorschlagenönermek, teklif etmekFiilB1
Ayrılabilen ve düzensiz: du schlägst vor, vorgeschlagen.
wanderndoğa yürüyüşü yapmakFiilA2
Perfekt sein ile: wir sind gewandert.
werdenolmak, -leşmek; -ecekFiilA1
du wirst, er wird; wurde, geworden. Üç işi var: bir şeye dönüşmek, gelecek zaman ve edilgen çatı.
wiederholentekrar etmek; tekrarlamak (ders)FiilA2
Burada ayrılamayan fiil: Wir wiederholen.
wiegentartmak; ağırlığında olmakFiilB1
Düzensiz: wog – gewogen.
woherneredenZarfA1
wöchentlichhaftalık, haftada birSıfatB1
wütendöfkeli, çok kızgınSıfatB1
böse'den çok daha güçlü.
zerstörenyok etmek, tahrip etmekFiilB1
überraschendşaşırtıcı; beklenmedik şekildeSıfatB1
überzeugenikna etmekFiilB1
Ayrılamayan fiil. Dönüşlü sich überzeugen „kendi gözüyle görüp emin olmak“.
abfahrenkalkmak, hareket etmekFiilA2
Ayrılabilen, Perfekt'i sein ile.
abheben(para) çekmekFiilB1
Ayrılabilen ve düzensiz: hebt ab, abgehoben. Uçak için „havalanmak“ demek.
abholenalmak, karşılamakFiilA2
Ayrılabilen fiil: Ich hole dich ab.
abkühlensoğumak, soğutmakFiilB1
Ayrılabilen fiil: kühlt ab.
ablehnenreddetmekFiilB1
Ayrılabilen fiil: lehnt ab, abgelehnt.
abräumenmasayı toplamakFiilB1
Ayrılabilen fiil: Ich räume ab.
abstürzençökmek (program); düşmek (uçak)FiilB1
Ayrılabilen fiil, Perfekt sein ile.
abwaschenbulaşık yıkamakFiilB1
Ayrılabilen ve düzensiz: du wäschst ab, abgewaschen.
aktuellgüncel, şu ankiSıfatB1
Güncel demektir, „gerçek“ değil (o tatsächlich).
akutakut, aniSıfatB1
anbietenikram etmek; teklif etmekFiilA2
Ayrılabilen fiil: Ich biete an.
anbrennendibi tutmak, yanmakFiilB1
Ayrılabilen, Perfekt sein ile: ist angebrannt.
angebenbelirtmek; hava atmakFiilB1
Formlarda: Bitte geben Sie … an. Nesnesiz günlük dilde „hava atmak“.
ankündigenduyurmak, önceden bildirmekFiilB1
Ayrılabilen fiil: kündigt an. kündigen (feshetmek) ile karıştırma.
anprobierendenemek (giysi)FiilA2
an- ayrılır, pro- ayrılmaz; bu yüzden Partizip II anprobiert, ge- yok.
anstoßenkadeh tokuşturmakFiilB1
Ayrılabilen ve düzensiz: stieß an, angestoßen. Tokuştururken karşındakinin gözüne bakılır. İçki içmiyorsan suyla da tokuşturabilirsin.
artgerechttürüne uygun (hayvan bakımı)SıfatB1
Hayvan koruma yasasından gelir; et ve yumurta ambalajlarında sık görürsün.
atmennefes almakFiilB1
Kök -tm ile bittiği için araya e girer: du atmest.
auf Wiedersehengörüşmek üzere, hoşça kal (resmî)Kalıp ifadeA1
Resmî veda. Telefonda auf Wiederhören denir: tekrar görüşmeyeceksin, duyuşacaksın.
aufgeregtheyecanlı, telaşlıSıfatB1
aufhebenyerden almak; saklamakFiilB1
Ayrılabilen: hebt auf, hob auf, aufgehoben. Resmî dilde bir kuralı „kaldırmak, iptal etmek“.
aufhörenbırakmak, durmakFiilA2
Ayrılabilen ve zayıf. Bıraktığın şey mit + yönelme hâli: mit dem Rauchen aufhören „sigarayı bırakmak“.
auflegentelefonu kapatmakFiilB1
Ayrılabilen fiil: Er legt auf.
aufmachenaçmakFiilA1
Ayrılabilen; günlük dilde öffnen yerine. Karşıtı zumachen.
aufnehmenkaydetmek (ses, görüntü); kabul etmekFiilB1
Ayrılabilen fiil: nimmt auf, aufgenommen.
aufräumentoplamak, derleyip toplamakFiilA2
Ayrılabilen: ön ek sona gider, Räum dein Zimmer auf!
aufschreibennot almak, yazmakFiilA2
Ayrılabilen fiil: Schreib dir das auf.
auseinanderayrı, birbirinden ayrıZarfB1
ausfüllendoldurmakFiilA2
Ayrılabilen fiil: Füllen Sie das Formular aus.
ausgebenharcamakFiilA2
Ayrılabilen fiil: Wir geben aus, ausgegeben.
auspustenüfleyip söndürmekFiilB1
Ayrılabilen fiil: Puste die Kerzen aus!
ausreichendyeterliSıfatB1
Okul notu olarak ausreichend (4) „geçer, zar zor“; 1 en iyi not, 6 en kötü.
aussteigeninmekFiilA2
Ayrılabilen fiil: Wir steigen aus.
aussuchenseçmekFiilA2
Ayrılabilen fiil: Such dir etwas aus.
badenbanyo yapmak (küvette); suya girmekFiilA2
beantragenbaşvurmak, talep etmekFiilB1
Belirtme hâli (Akkusativ) ister, Türkçedeki gibi „-e“ değil: einen Pass beantragen.
beendenbitirmek, sona erdirmekFiilA2
begründengerekçelendirmekFiilB1
Ayrılamayan fiil: begründet.
behaltentutmak, saklamakFiilB1
behandelntedavi etmekFiilB1
Ayrılamayan fiil: behandelt, ge- yok.
behaupteniddia etmekFiilB1
beliebtsevilen, popülerSıfatA2
bequemrahatSıfatA1
İnsan için „üşengeç, rahatına düşkün“ demektir — er ist bequem iltifat değildir.
berühmtünlüSıfatA2
beschließenkarar vermek, karara bağlamakFiilB1
Formlar: beschließt, beschloss, beschlossen.
besichtigen(evi) gezip görmekFiilB1
Ayrılamayan fiil: Partizip II'de ge- yok, besichtigt.
besitzensahip olmakFiilB1
besorgenalmak, temin etmekFiilA2
Ayrılamayan fiil: besorgt, başında ge- yok.
betreffenilgilendirmek, etkilemekFiilB1
Formlar: betrifft, betraf, betroffen.
betroffenetkilenen; üzgün, sarsılmışSıfatB1
die Betroffenen: „etkilenenler, mağdurlar“.
bewölktbulutluSıfatA2
bezahlbaruygun fiyatlı, ödenebilirSıfatB1
-bar eki Türkçedeki „-ebilir“ gibidir: bezahlbar „ödenebilir“.
bezweifelnşüphe etmek, kuşkulanmakFiilB1
blutenkanamakFiilB1
bratenkızartmak; (fırında) kızartmakFiilB1
Düzensiz: du brätst, er brät; briet, gebraten.
braunkahverengiSıfatA1
buchenrezervasyon yapmakFiilA2
buntrenkli, rengârenkSıfatA2
bösekızgın, dargın; kötüSıfatA2
Kişi yönelme hâlinde (Dativ): jemandem böse sein = birine kızgın olmak.
chemischkimyasalSıfatB1
chronischkronik, süregenSıfatB1
das Abendbrotakşam yemeği (soğuk, ekmekli)İsimB1
Ekmek, peynir ve şarküteriden oluşan soğuk akşam yemeği; birçok Alman evinde sıcak yemek öğlendir.
das Abendessenakşam yemeğiİsimA1
das AbenteuermaceraİsimB1
das Abiturlise bitirme sınavı ve diplomasıİsimB1
Üniversiteye giriş hakkı verir; kısaca das Abi.
das Altglasatık camİsimB1
Beyaz, yeşil, kahverengi; mavi cam yeşile gider. Pazar günü kumbaraya şişe atılmaz.
das Altpapieratık kâğıtİsimB1
Mavi kutu; kartonu katlayarak at.
das Argumentargüman, gerekçeİsimB1
Kavga anlamında değil; kavga der Streit.
das BabybebekİsimA1
Çoğul: die Babys — alıntı kelime olduğu için -s çoğulu. Oyuncak bebek ise die Puppe.
das Backblechfırın tepsisiİsimB1
das BeinbacakİsimA1
Çoğul: die Beine. Kemik ise der Knochen; Bein ile karıştırma.
das BenzinbenzinİsimA2
Mazot der Diesel.
das Besteckçatal bıçak takımıİsimB1
Toplu isim, Almancada tekil.
das BlutkanİsimA2
Çoğulu yok. „Kan tahlili“ die Blutuntersuchung.
das BügeleisenütüİsimB1
das DeodeodorantİsimA2
das Doppelzimmerçift kişilik odaİsimA2
Tek kişilik oda: das Einzelzimmer.
das Drittelüçte birİsimB1
Üçte birden itibaren kesirler cinsiyetsizdir ve -tel ile biter: das Viertel, das Fünftel.
das Duschgelduş jeliİsimA2
das EinkommengelirİsimB1
Başvuru formlarında sık sorulur: monatliches Nettoeinkommen.
das EreignisolayİsimB1
Çoğulu: die Ereignisse.
das Erlebnisyaşantı, deneyimİsimB1
Çoğulu: die Erlebnisse.
das Fachders, branşİsimA2
Çoğulu: die Fächer. Çekmece, göz anlamı da var.
das Feuerateş, yangınİsimA2
„Ateşin var mı?“ (sigara için): Hast du Feuer?
das Feuerwerkhavai fişek gösterisiİsimB1
Almancada tekil.
das FlugzeuguçakİsimA2
das Gefühlduygu, hisİsimA2
das Gegenteilkarşıt, zıtİsimA2
das Gepäckbagaj, eşyaİsimA2
Çoğulu kullanılmaz.
das GesichtyüzİsimA1
Çoğul: die Gesichter.
das GewichtağırlıkİsimB1
das Gewitterfırtınalı sağanak, gök gürültülü fırtınaİsimA2
Çoğul: die Gewitter. Ge- ön eki cinsiyetsiz yapar. Rüzgâr fırtınası der Sturm.
das GewürzbaharatİsimB1
Çoğulu: die Gewürze.
das GoldaltınİsimB1
das Grasot, çimenİsimB1
Çoğulu die Gräser „ot türleri“ demek.
das Guthabenbakiye, alacak, kontörİsimB1
das Gymnasiumlise (üniversiteye hazırlayan)İsimB1
Yanıltıcı kelime: spor salonu değildir! Spor salonu die Turnhalle ya da das Fitnessstudio.
das HackfleischkıymaİsimB1
Karışık kıyma (gemischtes Hackfleisch) dana ve domuz karışımıdır.
das Haltbarkeitsdatumson kullanma tarihiİsimB1
Paketin üzerinde çoğu zaman mindestens haltbar bis yazar.
das HandtuchhavluİsimA2
Çoğulu: die Handtücher.
das Hauptgerichtana yemekİsimA2
das Haustierevcil hayvanİsimA2
Kira sözleşmelerinde sık geçer; küçük hayvanlar (balık, hamster) genelde serbesttir.
das HobbyhobiİsimA1
Çoğulu: die Hobbys.
das Holzodun, tahtaİsimA2
Çoğulu: die Hölzer.
das Hähnchentavuk (eti)İsimA2
Et ya da yemek olarak; canlı hayvan das Huhn.
das InsektböcekİsimB1
das Instrumentçalgı, enstrümanİsimB1
Artikelsiz söylenir: Klavier spielen, Gitarre spielen.
das Kaufhausbüyük mağazaİsimA2
Çoğul: die Kaufhäuser.
das KennzeichenplakaİsimB1
Baştaki harfler arabanın hangi şehir ya da ilçeden olduğunu gösterir: B Berlin, K Köln.
das Klebebandkoli bandı, bantİsimB1
das KlimaiklimİsimB1
das Klopapiertuvalet kâğıdıİsimA2
Günlük dil; resmîsi das Toilettenpapier.
das KostümkostümİsimB1
Kadın için takım elbise anlamı da var.
das LenkraddireksiyonİsimB1
Çoğulu: die Lenkräder.
das Lokalmekân, lokalİsimB1
Yemek yenen ya da bir şey içilen her yer için genel kelime; Türkçedeki „lokal“den daha geniştir.
das MedikamentilaçİsimA2
Çoğul: die Medikamente. Konuşmada die Tablette „hap“ da çok duyulur.
das MesserbıçakİsimA1
Çoğulu da die Messer.
das Missverständnisyanlış anlama, yanlış anlaşılmaİsimB1
Çoğulu: die Missverständnisse.
das ModellmodelİsimB1
das MüslimüsliİsimA2
Kelime İsviçre Almancasından gelir.
das NestyuvaİsimB1
Çoğulu: die Nester.
das OhrkulakİsimA1
Çoğul: die Ohren.
das OstereiPaskalya yumurtasıİsimB1
Boyanmış yumurtalar saklanır, çocuklar arar.
das ParfümparfümİsimB1
das PersonalpersonelİsimB1
Yanıltıcı kelime: Tek bir kişi değil, bütün çalışanlardır.
das PfanddepozitoİsimA2
Boş şişeyi süpermarketteki makineye verirsin, makine bir fiş basar, parayı kasada geri alırsın.
das PferdatİsimA2
das Portoposta ücretiİsimB1
das PostamtpostaneİsimA2
Konuşmada çoğu kişi sadece die Post der.
das ProduktürünİsimB1
das ProzentyüzdeİsimA2
Sayıdan sonra tekil kalır: zwanzig Prozent. Sıra da Türkçenin tersidir: önce sayı, sonra Prozent.
das PulvertozİsimB1
das Rathausbelediye binasıİsimA2
Çoğul: die Rathäuser. Rat „meclis“ demektir. Birçok resmî iş burada ya da das Bürgeramt'ta görülür.
das Regenwasseryağmur suyuİsimB1
das Rindfleischdana eti, sığır etiİsimB1
das SchafkoyunİsimA2
das Schlafzimmeryatak odasıİsimA1
Birleşik isim: schlafen + Zimmer.
das SchweindomuzİsimA2
Hakaret olarak çok ağırdır. Schwein haben ise „şanslı olmak“ demek.
das Schweinefleischdomuz etiİsimB1
das Schwimmbadyüzme havuzuİsimA2
Çoğulu: die Schwimmbäder.
das SeminarseminerİsimB1
das ShampooşampuanİsimA2
das SignalsinyalİsimB1
das Sparbuchtasarruf cüzdanıİsimB1
das StockwerkkatİsimB1
Aynı anlamda der Stock ve die Etage de kullanılır.
das Studiumüniversite eğitimiİsimB1
das Symptombelirti, semptomİsimB1
das Tagesgerichtgünün yemeğiİsimB1
das TalvadiİsimB1
Çoğulu: die Täler.
das Taschentuchmendil, kâğıt mendilİsimA2
Çoğulu: die Taschentücher.
das TheatertiyatroİsimA2
Günlük dilde „olay, yaygara“ anlamına da gelir.
das Torgol; kale; büyük kapıİsimA2
Bir kelime, iki anlam: futbolda gol ve kale, binada büyük kapı.
das TrinkgeldbahşişİsimA2
Masaya bırakılmaz: öderken yuvarlanmış toplamı söylersin, örneğin hesap 27,40 € ise Dreißig, bitte.
das TurnierturnuvaİsimB1
das Uferkıyı (nehir, göl)İsimB1
das Unternehmenşirket, işletmeİsimB1
Firma'dan daha resmî.
das Verhältnisilişki; oranİsimB1
Sayılarda oran: im Verhältnis eins zu drei. Çoğulu die Verhältnisse „koşullar“ da demek.
das Vollkornbrottam buğday ekmeğiİsimB1
das WaschmitteldeterjanİsimB1
alle sein konuşma dilinde „bitmek“: Das Waschmittel ist alle.
das WLANkablosuz internet, wifiİsimA2
Okunuşu: „ve-lan“.
das WörterbuchsözlükİsimA2
das Zeugniskarne; belge, diplomaİsimB1
İşverenden alınan bonservis için de kullanılır: das Arbeitszeugnis.
deinseninArtikelA1
der Abschiedveda, ayrılıkİsimB1
der AdventNoel öncesi dört hafta (Advent)İsimB1
Noel'den önceki dört pazar; evlerde dört mumlu çelenk (der Adventskranz) yakılır.
der AlarmalarmİsimB1
der AlkoholalkolİsimA2
Çoğulu yok.
der Anhangek (e-postada)İsimB1
Resmî e-postalarda kalıp: Im Anhang finden Sie …
der AugenblickanİsimB1
Einen Augenblick, bitte! telefonda ve gişede çok duyulur.
der Ausfluggezi, günübirlik geziİsimA2
Çoğulu: die Ausflüge.
der Auszughesap özeti; alıntı; evden çıkışİsimB1
Kontoauszug'un kısası; evden taşınma anlamı da var.
der BauernhofçiftlikİsimB1
Çoğulu: die Bauernhöfe.
der BeginnbaşlangıçİsimA2
der Besensüpürge (saplı)İsimB1
der Besitzersahip, mal sahibiİsimB1
Kadın: die Besitzerin.
der Betreffkonu (e-postada)İsimB1
Resmî mektupta da ilk satırda Betreff yazar.
der BildschirmekranİsimA2
Bu listedeki çoğu kelimenin aksine öz Almanca: Bild + Schirm.
der Biomüllorganik atıkİsimB1
Genelde kahverengi kutu; naylon poşet koyma.
der BlinkersinyalİsimB1
den Blinker setzen: „sinyal vermek“.
der Blutdrucktansiyon, kan basıncıİsimB1
der Bordgemi ya da uçağın içiİsimB1
Neredeyse sadece kalıplarda: an Bord (gemide, uçakta), von Bord, über Bord.
der Botekurye, ulakİsimB1
Zayıf isim: dem Boten, den Boten.
der BuchstabeharfİsimA2
der Bürgermeisterbelediye başkanıİsimB1
Kadın: die Bürgermeisterin.
der CharakterkarakterİsimB1
Vurgu ikinci hecede: Cha-RAK-ter.
der Containerkonteyner, ortak çöp kumbarasıİsimB1
der Dachbodençatı arasıİsimB1
der Dauerauftragdüzenli ödeme talimatıİsimB1
Talimatı sen verirsin ve sen değiştirirsin; Lastschrift'te ise parayı karşı taraf çeker.
der DeckelkapakİsimB1
der DiebhırsızİsimB1
der Dieseldizel, mazotİsimB1
der DurstsusuzlukİsimA1
Almanca susuz „olmaz“, susuzluğa „sahip olur“: Ich habe Durst „susadım“. Çoğulu yok.
der DüngergübreİsimB1
der EffektetkiİsimB1
der Ehemanneş, kocaİsimA2
Çoğul: die Ehemänner. Konuşmada çoğunlukla mein Mann.
der EimerkovaİsimB1
der EindruckizlenimİsimB1
Çoğulu: die Eindrücke.
der Einkaufswagenalışveriş arabasıİsimA2
der EmpfängeralıcıİsimB1
der Enkeltorun (erkek); torunİsimA2
Çoğul: die Enkel; çoğulda kız torunları da kapsar.
der Facharztuzman doktorİsimB1
Çoğulu: die Fachärzte. Uzman randevusu için haftalarca beklemek olağandır.
der FebruarşubatİsimA1
der Freistellungsauftragvergi muafiyet talimatıİsimB1
Faiz gelirini belirli bir tutara kadar vergiden muaf tutar; bankana bir kez verirsin.
der Friseurkuaför, berberİsimA2
Kadını: die Friseurin. Frisör diye de yazılır.
der Fußballfutbol; futbol topuİsimA1
der Föhnsaç kurutma makinesi, fönİsimB1
der Führerscheinehliyet, sürücü belgesiİsimB1
Yabancı ehliyetin Almanya'da ne kadar geçerli olduğunu ve nasıl çevrileceğini Führerscheinstelle'ye sor.
der Gebrauchtwagenikinci el arabaİsimB1
Çoğulu değişmez: die Gebrauchtwagen.
der GeldautomatATM, bankamatikİsimA2
der GeruchkokuİsimB1
Çoğulu: die Gerüche.
der Geschmacktat, lezzet; zevkİsimB1
Çoğulu die Geschmäcker çoğunlukla şaka yollu kullanılır.
der Glückwunschtebrik, iyi dilekİsimB1
Kalıp hep aynı: Herzlichen Glückwunsch!
der Großvaterbüyükbaba, dedeİsimA1
Çoğul: die Großväter. Günlük dilde der Opa.
der Grundrisskat planıİsimB1
der Gurtemniyet kemeriİsimB1
Tam adı der Sicherheitsgurt. Fiil: den Gurt anlegen.
der GürtelkemerİsimA2
Çoğul: die Gürtel. Arabada emniyet kemeri der Sicherheitsgurt.
der HandschuheldivenİsimA2
Birleşik isim: Hand + Schuh, „el ayakkabısı“. Çoğul: die Handschuhe.
der Hausarztaile doktoru, pratisyen hekimİsimB1
Sistemin giriş kapısı: çoğu şey önce ondan geçer. Kadın: die Hausärztin.
der Hausflurapartman koridoru, giriş holüİsimB1
Yangın güvenliği yüzünden ayakkabı, bisiklet, bebek arabası bırakmak çoğu zaman yasaktır.
der Haushaltev, hane; ev işleriİsimA2
Çoğul: die Haushalte. Resmî yazılarda „hane“ anlamında sık geçer.
der Hausmeisterkapıcı, bina görevlisiİsimB1
der HerstellerüreticiİsimB1
der Hintergrundarka planİsimB1
Çoğulu: die Hintergründe.
der HonigbalİsimA2
der HutşapkaİsimA2
Çoğul: die Hüte. Şapka „giyilmez“, başa konur: den Hut aufsetzen.
der JobişİsimA2
Günlük dil; resmî yazıda die Stelle.
der JoghurtyoğurtİsimA2
Bölgeye göre der ya da das; ikisi de doğru. Son tüketim tarihi mindestens haltbar bis.
der Kalendertakvim, ajandaİsimA2
der KammtarakİsimA2
Çoğulu: die Kämme.
der KatalogkatalogİsimB1
der Kaufpreissatış fiyatıİsimB1
der Klimawandeliklim değişikliğiİsimB1
der KnoblauchsarımsakİsimB1
Çoğulu yok: bir diş eine Zehe, bir baş eine Knolle.
der KochaşçıİsimA2
Çoğulu: die Köche.
der KofferraumbagajİsimB1
der KohllahanaİsimB1
der Kontaktiletişim, temasİsimA2
der Kontoauszughesap özeti, hesap dökümüİsimB1
Çoğulu: die Kontoauszüge.
der Kontostandhesap bakiyesiİsimB1
der KrankenwagenambulansİsimB1
Acil numara 112.
der KratzerçizikİsimB1
der Kreditkredi, borçİsimB1
Çoğulu: die Kredite.
der KussöpücükİsimA2
der KäfigkafesİsimB1
der Lappenbez, paçavraİsimB1
Çoğulu değişmez: die Lappen.
der Lastwagenkamyon, tırİsimA2
Kısaca der Lkw denir.
der Lebenslaufözgeçmiş, CVİsimB1
Alman CV'si genellikle tarihlerin tablo hâlinde sıralandığı bir ya da iki sayfadır.
der Leitermüdür, yöneticiİsimB1
Kadını: die Leiterin. die Leiter ise merdiven.
der LiterlitreİsimA1
Çoğul: die Liter.
der Mechanikertamirci, araba ustasıİsimB1
Kadın: die Mechanikerin.
der MieterkiracıİsimB1
der Mietvertragkira sözleşmesiİsimB1
Çoğulu: die Mietverträge. İmzalamadan önce yan giderlerin ve depozitonun yazılı olduğuna bak.
der MillimetermilimetreİsimB1
der MundağızİsimA1
Çoğul: die Münder.
der Mülleimerçöp kovasıİsimA2
der Nachmieteryerine gelecek kiracıİsimB1
der Nachteildezavantaj, sakıncaİsimB1
der Nachweiskanıt, belgeİsimB1
Formlarda sık: Einkommensnachweis (gelir belgesi).
der Neubauyeni binaİsimB1
Çoğulu: die Neubauten. Karşıtı der Altbau, eski yapı.
der NikolausAziz Nikolaos (6 Aralık)İsimB1
Noel'den ayrı bir gün: çocuklar önceki akşam kapının önüne bot koyar, sabah içinde tatlı bulur. Aziz Nikolaos Antalya Demre'dendir.
der Notarztacil doktoruİsimA2
Çoğul: die Notärzte. Avrupa'da acil numarası 112 — Türkiye'deki gibi.
der Notausgangacil çıkışİsimB1
der Notfallacil durumİsimB1
Çoğulu: die Notfälle.
der Notrufacil çağrı, acil numaraİsimB1
Kontörsüz ve kilitli telefondan da aranabilir.
der NovemberkasımİsimA1
der OktoberekimİsimA1
der Onkelamca, dayı, enişteİsimA1
Çoğul: die Onkel. Türkçedeki üç kelimenin hepsi; ayırmak istersen „babamın kardeşi“ gibi açıklarsın: der Bruder meines Vaters.
der OsterhasePaskalya tavşanıİsimB1
Zayıf çekimli: dem Osterhasen.
der Paketdienstkargo şirketiİsimB1
der PilzmantarİsimB1
Çoğulu: die Pilze.
der PulsnabızİsimB1
der QuadratmetermetrekareİsimB1
İlanda m² yazılır. Sayıdan sonra tekil kalır: achtzig Quadratmeter.
der QuarkQuark (lor ile süzme yoğurt arası taze peynir)İsimB1
Mutfakta çok temel bir ürün; Türkçede tam karşılığı yok.
der Rasierertıraş makinesiİsimB1
der Rattavsiye, öğüt; kurulİsimB1
Birden çok tavsiye: die Ratschläge; die Räte kurullar demek.
der ReifenlastikİsimB1
Buz ve kar olduğunda kış lastiği zorunludur.
der Restmüllevsel atık (geri kalan çöp)İsimB1
Genelde gri ya da siyah bidon: başka hiçbir kutuya girmeyen her şey.
der RocketekİsimA1
Çoğul: die Röcke. Müzik türü „rock“ ile aynı yazılır ama burada „etek“.
der Sachbearbeiterdosya sorumlusu, memurİsimB1
Kadını: die Sachbearbeiterin. Dosyanla hep aynı kişi ilgilenir; adını not et.
der SamentohumİsimB1
der Schalatkı, şalİsimA2
Çoğul: die Schals. Başörtüsü ise das Kopftuch.
der ScheibenwischersilecekİsimB1
der ScheinwerferfarİsimB1
der SchinkenjambonİsimA2
Aksi belirtilmedikçe domuz etidir; hindi jambonu Putenschinken.
der SchneekarİsimA1
Çoğulu yok.
der Schnupfennezle, burun akıntısıİsimA2
Çoğulu yok.
der Sektköpüklü şarapİsimB1
der SenfhardalİsimB1
der Sitzplatzoturacak yer, koltukİsimA2
der SkandalskandalİsimB1
der SpiegelaynaİsimA2
der SpinatıspanakİsimB1
der Sprungatlayış, sıçrayış; çatlakİsimB1
Bardakta ya da camda „çatlak“ anlamına gelir.
der Standpunktbakış açısı, görüşİsimB1
der StaubtozİsimB1
Çoğulu yok. Staub wischen: „toz almak“.
der Staubsaugerelektrikli süpürgeİsimB1
der SteckerfişİsimB1
der Stempelmühür, kaşeİsimB1
Posta pulu die Briefmarke.
der StoffkumaşİsimA2
Çoğul: die Stoffe. „Madde“ ve „ders konusu“ anlamları da var.
der Streifenşerit, çizgi, izİsimB1
der Streitkavga, tartışma, anlaşmazlıkİsimB1
der Stundenplanders programıİsimA2
der Tankdepo (yakıt)İsimB1
der Traumrüya; hayalİsimA2
Çoğulu: die Träume.
der Trocknerkurutma makinesiİsimB1
der Umweltschutzçevre korumaİsimB1
der UnterschiedfarkİsimA2
Çoğulu: die Unterschiede.
der Vereindernek, kulüpİsimB1
Kayıtlı derneklerin adının sonunda e. V. yazar.
der Vermieterev sahibi (kiraya veren)İsimB1
Kadın: die Vermieterin. Türkçedeki „ev sahibi“ hem evin sahibi hem kiraya veren; Almancada kiraya veren Vermieter, mülk sahibi Eigentümer.
der Versandgönderim, kargolamaİsimB1
der Vornamead, ilk adİsimA1
Çoğul: die Vornamen. Soyadı der Nachname; formlarda ikisi ayrı sorulur.
der Vorteilavantaj, yararİsimB1
der WasserhahnmuslukİsimB1
Çoğulu: die Wasserhähne.
der WeihnachtsbaumNoel ağacıİsimA2
der Witzfıkra, şakaİsimA2
der Wunschdilek, istekİsimA2
Çoğulu: die Wünsche.
der ZentimetersantimetreİsimA2
der Zweifelşüphe, kuşkuİsimB1
ohne Zweifel: „şüphesiz“.
der Zweigdal, ince dalİsimB1
Kalın dal der Ast.
deswegenbu yüzden, bu nedenleZarfB1
Aynı anlamda deshalb ve darum.
die Ablösedevir bedeli (bırakılan eşya için)İsimB1
Çoğu zaman pazarlık edilir; eşyanın değerinin çok üstündeyse her zaman yasal değildir.
die Ahnungfikir, sezgiİsimA2
Keine Ahnung! „Hiç bilmiyorum!“
die AllergiealerjiİsimB1
Edat gegen ile: eine Allergie gegen — „-e karşı alerji“.
die Anmeldungkayıt; adres kaydıİsimB1
Almanya'da taşındıktan sonra iki hafta içinde adresini Bürgeramt'ta kaydettirmek zorunludur; bunun için ev sahibinden Wohnungsgeberbestätigung alırsın.
die Ausfahrtçıkış (otoyol, garaj)İsimB1
Garaj kapısında Ausfahrt freihalten: „çıkışı kapatma“.
die Aussichtmanzara (yukarıdan); beklentiİsimB1
Çoğul die Aussichten „beklentiler, şans“ da demek.
die BadewanneküvetİsimA2
die BananemuzİsimA1
die BaumwollepamukİsimA2
Çoğulu yok. Kelimesi kelimesine „ağaç yünü“.
die BedeutunganlamİsimB1
die Bedingungşart, koşulİsimB1
die BehandlungtedaviİsimB1
die Behörderesmî makam, kurumİsimB1
die Beilagegarnitür, yan yemekİsimB1
die Benachrichtigungbildirim kâğıdıİsimB1
Paketi almaya giderken bu kâğıdı ve kimliğini yanına al.
die Beschwerdenşikâyetler, rahatsızlıkİsimB1
Bu anlamda çoğul. Tekil die Beschwerde resmî bir „şikâyet dilekçesi“ demek.
die BesprechungtoplantıİsimB1
das Meeting ve die Sitzung da denir.
die Bewegunghareket; egzersizİsimB1
die Bewerbungiş başvurusuİsimB1
Fiili: sich bewerben um + belirtme hâli (Akkusativ). Başvuru dosyası genellikle ön yazı, CV ve belgelerden oluşur.
die Bewerbungsmappebaşvuru dosyasıİsimB1
Kira başvurusunda genelde bordro, Schufa belgesi ve önceki ev sahibinden borcun olmadığına dair yazı beklenir.
die BienearıİsimB1
die Birnearmut; ampulİsimA2
Ampul anlamı da var.
die Blüteçiçek (bitkinin çiçeği), çiçeklenmeİsimB1
die Blume saksıdaki ya da buketteki çiçek; die Blüte ağacın, bitkinin açan çiçeği.
die BohnefasulyeİsimB1
Taze fasulye grüne Bohnen, kuru fasulye weiße Bohnen.
die Brezelpretzel, simit biçimli ekmekİsimB1
die BriefmarkepulİsimA2
die BürstefırçaİsimA2
die Deckebattaniye, örtü; tavanİsimA2
Çoğul: die Decken. Tek kelime, iki anlam: üstüne örtülen ve odanın tavanı.
die Dekorationsüsleme, dekorasyonİsimB1
die Diagnoseteşhis, tanıİsimB1
die Diskussiontartışma, müzakereİsimB1
die Drogeriekozmetik ve temizlik mağazasıİsimA2
Yanıltıcı kelime: Drogerie ilaç satmaz. İlaç Apotheke'de, yani eczanede satılır.
die EC-Kartebanka kartıİsimA2
Resmî adı Girocard, ama herkes EC-Karte der. Kredi kartı değildir.
die Ehefraueş, karıİsimA2
Çoğul: die Ehefrauen. Konuşmada çoğunlukla meine Frau.
die EinladungdavetİsimA2
die Enkelinkız torunİsimA2
Çoğul: die Enkelinnen.
die Entfernunguzaklık, mesafeİsimB1
die EntwicklunggelişmeİsimB1
die ErbsebezelyeİsimB1
Nohut ise die Kichererbse.
die Erfahrungdeneyim, tecrübeİsimB1
die Erinnerunganı, hatıra; hatırlatmaİsimB1
Faturada Zahlungserinnerung = ödeme hatırlatması.
die Erklärungaçıklama; beyanİsimB1
Resmî bir „beyan“ anlamı da var: die Steuererklärung vergi beyannamesi.
die ErlaubnisizinİsimB1
Çalışma izni: die Arbeitserlaubnis.
die Ferientatil (okul ya da üniversite)İsimA1
Hep çoğul. İşçinin yıllık izni der Urlaub.
die Ferienwohnungtatil evi, kiralık tatil dairesiİsimB1
die FeuerwehritfaiyeİsimA2
Numarası 112.
die FlüssigkeitsıvıİsimB1
die Formbiçim, şekilİsimA2
Çoğul: die Formen. Doldurulan „form“ ise das Formular.
die Fortbildungmesleki kurs, hizmet içi eğitimİsimB1
die Freizeitboş zamanİsimA2
die Freudesevinç, mutlulukİsimB1
die Fristsüre, son tarihİsimB1
Her sözleşmede ve resmî yazıda geçer; süreyi kaçırmak hak kaybettirebilir.
die Frisursaç modeliİsimB1
die Fruchtmeyve (tek tek)İsimB1
Çoğulu: die Früchte. Yiyecek olarak meyve toplu isimle das Obst.
die GabelçatalİsimA1
die GaragegarajİsimA2
Arabanın durduğu yer; tamir edildiği yer die Werkstatt.
die Gaststättelokanta, restoranİsimB1
die Gebührenordnungücret tarifesiİsimB1
die Genossenschaftkonut kooperatifiİsimB1
die GeschwindigkeithızİsimB1
Şehir içinde genelde 50 km/sa, otoyolda tavsiye edilen hız 130 km/sa.
die GeschwisterkardeşlerİsimA1
Yalnızca çoğul. Türkçedeki cinsiyetsiz „kardeş“e en yakın kelime budur.
die Getränkekarteiçecek menüsüİsimA2
die GlühbirneampulİsimB1
Kısaca die Birne da denir; aynı kelime „armut“ demektir.
die Grammatikdil bilgisiİsimA2
die GrippegripİsimB1
Çoğulu yok. Ağır nezle ein grippaler Infekt, gerçek grip değildir.
die Grundlagetemel, esasİsimB1
die Grußkartetebrik kartıİsimB1
die Gutschriftalacak kaydı, iadeİsimB1
die Hausaufgabeödev, ev ödeviİsimA2
Çoğunlukla çoğul: die Hausaufgaben.
die Hausordnungbina kuralları, ev yönetmeliğiİsimB1
Kira sözleşmesinin parçasıdır ve bağlayıcıdır: gece sessizliği, merdiven temizliği, çöp, bisiklet yerleri gibi konuları düzenler.
die Heizungısıtma, kalorifer; petekİsimA2
die Höheyükseklik, rakımİsimB1
die IBANIBANİsimB1
Alman IBAN'ı 22 karakterdir; okurken dörtlü gruplar hâlinde söylenir.
die ImpfungaşıİsimB1
Aşı kartın: der Impfpass. Türkiye'den getirdiğin aşı kayıtlarını sakla.
die Innenstadtşehir merkezi, çarşıİsimA2
Çoğul: die Innenstädte.
die InseladaİsimB1
die JahreszeitmevsimİsimA1
Çoğul: die Jahreszeiten.
die Kaltmieteçıplak kira (giderler hariç)İsimB1
Isınma ve yan giderler dahil değildir; ilanda KM diye geçer.
die KirschekirazİsimB1
Vişne die Sauerkirsche.
die Kleidunggiysi, kıyafetİsimA1
Çoğulu yok. Günlük dilde die Sachen ya da die Klamotten.
die Klingelzil, kapı ziliİsimA2
die Kneipebar, birahaneİsimB1
die Kopfschmerzenbaş ağrısıİsimA2
Çoğunlukla çoğul: Ich habe Kopfschmerzen; tekil der Kopfschmerz nadir.
die Kopiefotokopi, kopyaİsimA2
die Krankenkassesağlık sigortası (kurumu)İsimB1
Üyelik zorunludur; işe başlarken bir kasa seçip işverene bildirirsin.
die Krankschreibung(hastalık) raporuİsimA2
Çoğul: die Krankschreibungen. Türkiye'deki „doktor raporu“nun karşılığı; konuşmada der gelbe Schein da denir.
die KuhinekİsimA2
Çoğulu: die Kühe.
die Kündigungsfristfesih bildirim süresiİsimB1
Kiracı için genelde üç aydır ve fesih yazılı, imzalı olmalıdır.
die Lagekonum; durumİsimA2
Ev ilanlarında hep konum anlamında: zentrale Lage.
die Landschaftmanzara, araziİsimB1
-schaft ile biten isimler hep dişil.
die Lastschriftotomatik ödeme, hesaptan tahsilatİsimB1
Sekiz hafta içinde gerekçesiz iade ettirilebilir.
die Lebensmittelgıda, yiyecek, erzakİsimA2
Çoğunlukla çoğul. Tekil das Lebensmittel tek bir gıda maddesidir.
die Längeuzunluk, boyİsimB1
die LückeboşlukİsimB1
die Mahnungödeme ihtarı, hatırlatmaİsimB1
Ciddiye al: üçüncüden sonra iş çoğu zaman tahsilat şirketine gider ve Schufa kaydını etkileyebilir.
die Mailboxsesli mesaj kutusuİsimA2
die MannschafttakımİsimA2
die Marmeladereçel, marmelatİsimA2
die MausfareİsimA2
Çoğulu: die Mäuse. Bilgisayar faresi de.
die Maßnahmeönlem, tedbirİsimB1
die Meldebescheinigungikametgâh belgesiİsimB1
Adres kaydından (Anmeldung) sonra verilir.
die MetzgereikasapİsimA2
Kuzeyde die Fleischerei denir.
die MöhrehavuçİsimA2
Özellikle güneyde die Karotte da denir.
die MückesivrisinekİsimB1
aus einer Mücke einen Elefanten machen: „pireyi deve yapmak“.
die Mülltrennungçöp ayrıştırmaİsimB1
die Mützebere; kasketİsimA2
Çoğul: die Mützen.
die Nachbarschaftkomşuluk, mahalleİsimB1
die NadeliğneİsimB1
die Nagelscheretırnak makasıİsimB1
die NaturdoğaİsimA2
die Nebenkostenyan giderler (aidat, su, çöp vb.)İsimB1
Yalnızca çoğul kullanılır. Kapıcı, çöp, su, merdiven temizliği gibi kalemleri kapsar; ilanda NK.
die Nebenkostenabrechnungyan gider hesap dökümüİsimB1
Sonunda ya iade alırsın ya da fark ödersin; itiraz için süre vardır.
die Nebenwirkungyan etkiİsimB1
die Neuigkeithaber, yenilikİsimB1
die Notaufnahmeacil servisİsimB1
Hayati tehlike yoksa önce 116 117 (nöbetçi doktor) aranır.
die Nussfındık, ceviz; kuruyemişİsimB1
Çoğulu: die Nüsse. Fındık özellikle die Haselnuss, ceviz die Walnuss.
die Nägel schneidentırnak kesmekKalıp ifadeB1
Dativ zamiriyle: Ich schneide mir die Nägel.
die OberflächeyüzeyİsimB1
Bilgisayarda die Benutzeroberfläche „kullanıcı arayüzü“.
die OrangeportakalİsimA2
Kuzeyde die Apfelsine da denir.
die Packstationpaket dolabıİsimB1
die Pannearıza (araba)İsimB1
Genel olarak aksilik anlamına da gelir.
die Patientinhasta (kadın)İsimA2
Çoğulu: die Patientinnen. Erkek hasta der Patient.
die PflaumeerikİsimB1
die PlanungplanlamaİsimB1
die PortionporsiyonİsimB1
die Positionpozisyon, konum; kalemİsimB1
Faturada ya da listede bir kalem anlamına da gelir.
die Postleitzahlposta koduİsimA2
Şehir adının önüne yazılır: 10115 Berlin.
die Praxisgebührmuayene ücreti (eski)İsimB1
2004–2012 arasında alınırdı, bugün yok; kelime hâlâ duyulur.
die Provisionemlakçı komisyonuİsimB1
Kiralık evlerde kural böyle: emlakçıyı ev sahibi tuttuysa kiracı ödemez.
die Raketeroket, havai fişekİsimB1
Yılbaşı fişekleri yalnızca yılın son üç iş gününde satılır.
die Rassecins, ırkİsimB1
Hayvanlarda „cins“ anlamında olağandır; insanlar için kullanılmaz.
die RatetaksitİsimB1
Yanıltıcı: „oran“ değil; oran die Quote ya da der Satz.
die Raumtemperaturoda sıcaklığıİsimB1
Çoğul: die Raumtemperaturen.
die Regionbölge, yöreİsimB1
die Reihenfolgesıra, sıralamaİsimB1
die Renteemekli maaşı, emeklilikİsimB1
Devlet emekliliği; işyeri emekliliği die Betriebsrente. „Emekli olmak“: in Rente gehen.
die ReservierungrezervasyonİsimB1
die RezeptionresepsiyonİsimA2
die Ruhezeitsessizlik saatleriİsimB1
Genellikle 22.00–06.00, çoğu yerde öğle arası ve bütün pazar günü; kira sözleşmesinde ya da bina kurallarında yazılıdır.
die Rückfahrkartegidiş-dönüş biletiİsimA2
Sadece gidiş için einfach denir.
die RückkehrdönüşİsimB1
die Rückseitearka yüzİsimB1
die Sahnekrema, kaymakİsimB1
Çoğulu yok.
die SaisonsezonİsimB1
Spor, moda ya da turizm sezonu; yılın mevsimi die Jahreszeit.
die Salbemerhem, kremİsimB1
Prospektüs dili: mastar emir yerine geçer, auftragen „sür“ demektir.
die Schichtvardiya; katmanİsimB1
Vardiyalı iş: Schichtarbeit.
die Schlagsahneçırpma kreması; çırpılmış kremaİsimB1
die SchokoladeçikolataİsimA1
Çoğul: die Schokoladen.
die SchuldenborçlarİsimB1
Yalnızca çoğul. Tekil die Schuld „suç, kabahat“ demek.
die SchwangerschafthamilelikİsimB1
die SchweizİsviçreİsimA1
Artikelli birkaç ülkeden biri: in der Schweiz, in die Schweiz, aus der Schweiz. Türkiye de böyle: die Türkei, in der Türkei.
die SchwierigkeitzorlukİsimB1
die SchürzeönlükİsimB1
die Schüsselkâse, servis kabıİsimA2
die SeifesabunİsimA2
die Sendungsnummertakip numarasıİsimB1
die ServiettepeçeteİsimA2
die SituationdurumİsimA2
die SockeçorapİsimA1
Çoğul: die Socken. Külotlu çorap die Strumpfhose.
die Spezialitätspesiyalite, mekânın özel yemeğiİsimB1
die Sprechstundemuayene saatleriİsimA2
Çoğul: die Sprechstunden. Öğretmen ve memurların görüşme saatleri için de.
die SteckdoseprizİsimB1
die Steuernummervergi numarasıİsimB1
Çalışanlar için önemli olan genellikle Steuer-ID (vergi kimlik numarası); Steuernummer daha çok serbest çalışanlar içindir.
die Stimmungruh hâli; ortam, havaİsimB1
die Summetoplam, tutarİsimB1
die Tankstellebenzin istasyonuİsimA2
Almanya'da yakıtı genelde kendin doldurur, sonra içeride ödersin.
die TastaturklavyeİsimB1
Alman klavyesinde Y ile Z yer değiştirmiştir; Türkçe harfler yoktur.
die Tatsachegerçek, olguİsimB1
die TraditiongelenekİsimB1
die TraubeüzümİsimB1
Çoğunlukla çoğul: die Trauben.
die Tütepoşet, torbaİsimA2
Plastik poşet neredeyse her yerde paralıdır; çoğu kişi kendi çantasını getirir.
die Uhrzeitsaat (günün saati)İsimA1
die Umgebungçevre, civarİsimB1
Çoğul: die Umgebungen.
die Umkleidekabinedeneme kabini, soyunma kabiniİsimA2
Çoğul: die Umkleidekabinen.
die Umleitunggüzergâh değişikliği, sapmaİsimB1
die UmweltçevreİsimB1
Çoğulu yok.
die Unterkunftkonaklama yeriİsimB1
die UnterschriftimzaİsimB1
die Untersuchungmuayene, tetkikİsimB1
Soruşturma anlamı da var.
die VerantwortungsorumlulukİsimB1
die VergangenheitgeçmişİsimA2
die Verletzungyara, yaralanmaİsimB1
die VerpackungambalajİsimB1
Ambalaj sarı kutuya ya da der Gelbe Sack'a gider.
die VersicherungsigortaİsimB1
Almanya'da sağlık sigortası zorunludur; Haftpflicht (sorumluluk sigortası) zorunlu değildir ama çok yaygındır.
die Versicherungskartesigorta kartıİsimA2
Çoğul: die Versicherungskarten. Doktora giderken mutlaka yanında olsun; die Gesundheitskarte da denir.
die VeränderungdeğişiklikİsimB1
die Vorsichtdikkat, ihtiyatİsimB1
Levhalarda tek başına: Vorsicht!
die Vorsorgekoruyucu muayene, check-upİsimB1
die Vorwahlalan koduİsimB1
die Waageterazi, tartıİsimB1
die Warmmietegiderler dahil kiraİsimB1
Bütçeni bu rakama göre yap; ilanda WM diye geçer.
die WarnunguyarıİsimB1
die Wartenummersıra numarasıİsimB1
die Wartezeitbekleme süresiİsimB1
die Waschkücheçamaşır odasıİsimB1
Birçok binada ortak çamaşır makinesi ve bir listeyle sıra vardır.
die Webseiteinternet sitesi, web sayfasıİsimA2
die WieseçayırİsimB1
die Windelbebek beziİsimB1
die Wohngemeinschaftpaylaşımlı ev, ev arkadaşlığıİsimB1
Hep WG diye kısaltılır ve harf harf okunur: „ve-ge“.
die Wohnungssucheev aramaİsimB1
die WolkebulutİsimA2
Çoğul: die Wolken.
die WurzelkökİsimB1
Matematikte karekök ve dilde kelime kökü de.
die Zahnbürstediş fırçasıİsimA1
die Zahnseidediş ipiİsimB1
die ZeilesatırİsimA2
die ZinsenfaizİsimB1
Bu anlamda çoğunlukla çoğul; tekili der Zins.
die ZukunftgelecekİsimA2
in Zukunft = bundan sonra, gelecekte.
die Zusageolumlu cevap, kabulİsimB1
Fiili: zusagen.
die Überstundefazla mesai (saati)İsimB1
Çoğunlukla çoğul: die Überstunden.
diesmalbu seferZarfA2
doppeltiki kat, çiftSıfatB1
doppelt so viel = iki katı kadar.
driniçindeZarfA2
darin'in konuşma dilindeki kısa biçimi.
druckenyazdırmak, basmakFiilA2
drücken (bastırmak, itmek) ile karıştırma.
dunkelblaulacivert, koyu maviSıfatA1
durchfallensınavda kalmakFiilB1
Ayrılabilen fiil, Perfekt sein ile.
durchführenyapmak, gerçekleştirmekFiilB1
Ayrılabilen fiil: führt durch, durchgeführt.
eckigköşeliSıfatA2
egalfark etmez, önemsizSıfatA2
Das ist mir egal. sert de duyulabilir; kibar biçimi Das ist mir gleich. ya da Wie du willst.
einbauenmonte etmek, takmakFiilB1
Ayrılabilen fiil: baut ein, eingebaut. Ankastre mutfak die Einbauküche.
einerseitsbir yandanZarfB1
Neredeyse hep andererseits ile birlikte.
einleuchtenmantıklı gelmek, akla yatmakFiilB1
Ayrılabilen; kişi Dativ'de: das leuchtet mir ein.
einpackenpaketlemek, sarmakFiilA2
Ayrılabilen fiil: Ich packe es ein.
einreichenteslim etmek, sunmakFiilB1
Ayrılabilen fiil. fristgerecht = süresi içinde.
einsteigenbinmekFiilA2
Ayrılabilen fiil, Perfekt sein ile. „Trene binmek“ = in den Zug einsteigen.
eintragenyazmak, kaydetmekFiilB1
Ayrılabilen fiil: trägt ein, eingetragen.
einundzwanzigyirmi birSayıA1
Önce birler, sonra und, sonra onlar — ve hepsi tek kelime. 99'a kadar her iki basamaklı sayı böyledir: fünfundvierzig = 45.
einzahlen(para) yatırmakFiilB1
Ayrılabilen fiil.
empfehlenönermek, tavsiye etmekFiilA2
Düzensiz: du empfiehlst, er empfiehlt; Partizip II: empfohlen.
entdeckenkeşfetmekFiilA2
entsprechenuymak, karşılık gelmekFiilB1
Dativ ile. Formlar: entspricht, entsprach, entsprochen.
enttäuschthayal kırıklığına uğramışSıfatB1
Neden von ile: enttäuscht von.
erfahrenöğrenmek, duymakFiilB1
Düzensiz: erfährt, erfuhr, erfahren.
erfüllenkarşılamak, yerine getirmekFiilB1
İlanlarda: Sie erfüllen folgende Voraussetzungen …
erhöhenartırmak, yükseltmekFiilB1
erkältetüşütmüş, soğuk almışSıfatA2
Türkçedeki „üşüttüm“ = Ich bin erkältet, sein ile.
erneuerbaryenilenebilirSıfatB1
-bar eki „-ebilir“ gibidir.
ernstciddiSıfatB1
Im Ernst? = „Ciddi misin?“
erreichbarulaşılabilirSıfatB1
Yer için: mit dem Bus gut erreichbar = otobüsle kolay ulaşılır.
erschöpftbitkinSıfatB1
müde'den bir adım ötesi.
EuropaAvrupaİsimA1
Cinsiyetsiz, artikelsiz: in Europa, aus Europa.
fassenkavramak; tutmak; almak (kapasite)FiilB1
Salon için kapasite: Der Saal fasst 200 Leute. einen Entschluss fassen: „karar almak“.
faultembel; çürükSıfatA2
Meyve için „çürük“ demektir.
fegensüpürmekFiilB1
feinince, ufak taneliSıfatB1
fernuzakSıfatB1
fernsehen (televizyon izlemek) fiilindeki fern de budur.
festlegenbelirlemek, kararlaştırmakFiilB1
Ayrılabilen fiil: legt fest, festgelegt.
feststellentespit etmek, fark etmekFiilB1
Ayrılabilen fiil: stellt fest, festgestellt.
fettyağlı; şişmanSıfatB1
İnsan için kaba ve kırıcı; nötr kelime dick.
finanzierenfinanse etmekFiilB1
fleißigçalışkanSıfatB1
Almancada sık kullanılan bir övgüdür.
flüssigsıvı; akıcıSıfatB1
Konuşma için „akıcı“: Sie spricht flüssig Deutsch.
fortgitmiş, uzakta; ileriZarfB1
Fiillerde „uzağa“ ya da „devam“: fortsetzen = devam ettirmek.
freiwilliggönüllü; isteğe bağlıSıfatB1
färbenboyamak; (kendiliğinden) renk almakFiilB1
Dönüşlü sich färben: „renk almak, renk değiştirmek“.
föhnenfönlemek, saçını kurutmakFiilB1
geborendoğmuş, doğumluSıfatA1
Doğum yılı Almancada edatsız söylenir: 1990, ya da im Jahr 1990; „in 1990“ yanlıştır.
geduldigsabırlıSıfatB1
İsmi: die Geduld (sabır).
geehrtsayın (resmî mektupta)SıfatA2
Mektuplarda hep sehr ile: Sehr geehrte Frau …, Sehr geehrter Herr …; kimin okuyacağını bilmiyorsan Sehr geehrte Damen und Herren.
gefährlichtehlikeliSıfatA2
gegenseitigkarşılıklı; birbirineSıfatB1
gemütlichrahat, sıcak, samimiSıfatA2
Tek kelimeyle çevrilmez: sıcaklık, rahatlık ve acelesizlik bir arada — Türkçedeki „keyifli“ye yakın.
geradeausdümdüz, doğruZarfA1
gesamtbütün, tüm, toplamSıfatB1
Yalnızca isimden önce: die gesamte Zeit; zarf olarak insgesamt.
gesetzlichyasal; devlet (sigortası)SıfatB1
Karşıtı privat: iki ayrı sistem ve fark çoğu zaman randevu süresinde hissedilir.
gesundsağlıklı; sağlığına kavuşmuşSıfatA1
Karşılaştırma: gesünder. Hapşırana Gesundheit! denir — „çok yaşa“.
gleichmäßigeşit, düzgünSıfatB1
glänzenparlamakFiilB1
glücklichmutluSıfatA2
gratulierentebrik etmek, kutlamakFiilA2
Yönelme hâli (Dativ) ister: ich gratuliere dir — Türkçedeki „seni kutlarım“ gibi belirtme hâli değil.
grobiri, kaba; kabacaSıfatB1
grob geschätzt = kabaca tahmin edilirse. Kişi için „kaba“.
gültiggeçerliSıfatB1
habensahip olmak, -si olmakFiilA1
du hast, er hat; geçmişte hatte. Türkçe „benim arabam var“ der, Almanca „ben bir araba sahibiyim“: Ich habe ein Auto. Perfekt'in yardımcı fiili de budur.
hausgemachtev yapımıSıfatB1
heileniyileştirmek; iyileşmekFiilB1
Geçişsiz anlamda (iyileşmek) Perfekt sein ile: ist verheilt.
heiratenevlenmekFiilA2
Kiminle evlendiğin belirtme hâli alır, edat yok: Sie heiratet ihn „onunla evleniyor“.
hellblauaçık maviSıfatA1
hell- ve dunkel- her renkle tek kelime olur: hellgrün, dunkelrot.
herunterladenindirmekFiilB1
Ayrılabilen fiil: Ich lade die App herunter.
heutigbugünkü, günümüzdekiSıfatB1
Sadece ismin önünde: der heutige Tag.
hinterhersonradan; arkadanZarfB1
hinterlassenbırakmak (mesaj vb.)FiilB1
Ayrılamayan fiil: hinterlässt, hinterließ, hinterlassen.
hoffentlichinşallah, umarımZarfA2
hungrigaçSıfatA1
Konuşmada daha çok Hunger haben: Ich habe Hunger „acıktım“.
hässlichçirkinSıfatA2
häufigsık, sıklıklaZarfB1
höchstensen fazla, en çokZarfB1
höflichkibarSıfatB1
hübschgüzel, hoşSıfatA1
immerhinhiç değilse, yine deZarfB1
informierenbilgilendirmek, haber vermekFiilA2
sich informieren über = hakkında bilgi edinmek.
insgesamttoplam, toplamdaZarfB1
jederzeither zaman, istediğin zamanZarfB1
jeweilsher biri, her seferindeZarfB1
joggenkoşmak, koşuya çıkmakFiilA2
kaputtgehenbozulmakFiilA2
Perfekt sein ile: ist kaputtgegangen.
klebenyapıştırmakFiilB1
klemmensıkışmak, takılmakFiilB1
kletterntırmanmakFiilB1
klickentıklamakFiilA2
auf + belirtme hâli (Akkusativ): auf den Link klicken.
klopfenkapıyı çalmak, vurmakFiilB1
klärennetleştirmek, halletmekFiilB1
kontrollierenkontrol etmekFiilA2
konzentrierenkonsantre olmakFiilB1
Dönüşlü ve auf + belirtme hâli (Akkusativ): sich auf die Arbeit konzentrieren.
korrigierendüzeltmek; (kâğıt) okumakFiilA2
krankschreibenrapor vermek (doktor)FiilB1
Hastaysan işverene hemen, işe başlamadan haber ver (Krankmeldung). Doktorun belgesine Arbeitsunfähigkeitsbescheinigung denir.
kämpfenmücadele etmek, savaşmakFiilB1
Sendika: die Gewerkschaft; grev: der Streik.
kühlserinSıfatA2
kühlensoğutmakFiilB1
kürzenkısmak, azaltmak; kısaltmakFiilB1
leckerlezzetli, nefisSıfatA1
ledigbekârSıfatA2
Resmî formlardaki kelime; konuşmada Single denir.
lenkendireksiyon kullanmak, yönlendirmekFiilB1
den Blick auf etwas lenken: „dikkati bir şeye çekmek“.
liebsevimli, iyi kalpli; sevgiliSıfatA1
losfahrenyola çıkmakFiilA2
Ayrılabilen fiil, Perfekt sein ile.
malenresim yapmak (boyayla)FiilA2
Kurşun kalemle çizmek zeichnen.
mehrerebirkaç, birçokSıfatB1
mindestensen azZarfB1
mittagsöğlenleriZarfA2
modischmodaya uygun, şıkSıfatB1
monatlichaylık, her aySıfatB1
möblierteşyalıSıfatB1
nachhaltigsürdürülebilirSıfatB1
Aslen ormancılık terimi: büyüyenden fazlasını kesme.
nachhersonra, ardındanZarfA2
nachschlagen(sözlükte) bakmakFiilB1
Ayrılabilen ve düzensiz: du schlägst nach.
nachtsgeceleriZarfA2
nachvollziehenanlamak, mantığını kavramakFiilB1
Ayrılabilen fiil. Birinin düşünce yolunu anlamak; katılmak demek değil.
negativolumsuzSıfatB1
Neujahryılbaşı (1 Ocak)İsimB1
Tebrik: Frohes neues Jahr!
neulichgeçenlerdeZarfB1
offensichtlichbelli ki, açıkçaZarfB1
offiziellresmîSıfatB1
okaytamam, olurÜnlemA1
ordnendüzenlemek, sıralamakFiilB1
organisierendüzenlemek, organize etmekFiilA2
OsternPaskalyaİsimA2
Artikelsiz, tıpkı Weihnachten gibi. Cuma ve pazartesi resmî tatildir; tarih her yıl değişir.
probierentadına bakmak, denemekFiilA2
Partizip II'de ge- yok: probiert.
rechnenhesaplamak; hesaba katmakFiilB1
mit etwas rechnen = bir şeyi beklemek, hesaba katmak.
recycelngeri dönüştürmekFiilB1
İngilizce gibi okunur: „ri-say-keln“. Partizip II: recycelt.
reduziertindirimliSıfatA2
reinigentemizlemekFiilB1
putzen ya da sauber machen'den daha resmî; kuru temizlemeci die Reinigung.
reklamierenkusurlu ürünü geri götürmek, şikâyet etmekFiilB1
Yanıltıcı kelime: reklamieren reklam yapmak değil, bozuk ürün için hak aramaktır. Reklam die Werbung.
renovierentadilat yapmak, boyayıp badana etmekFiilB1
Partizip II'de ge- yok: renoviert.
rettenkurtarmakFiilB1
rohçiğSıfatB1
rollenyuvarlanmakFiilA2
rosapembeSıfatA1
Hiç ek almaz: ein rosa Hemd. lila, beige ve orange da öyle.
rundyuvarlakSıfatA2
rutschenkaymakFiilB1
rührenkarıştırmak (kaşıkla)FiilB1
sachlichnesnel, konuya bağlıSıfatB1
schadeyazıkSıfatA2
scheiternbaşarısız olmak, suya düşmekFiilB1
Perfekt sein ile: ist gescheitert.
schluckenyutmakFiilA2
schmückensüslemekFiilB1
schrägeğri, eğik, yamukSıfatB1
Günlük dilde „tuhaf, acayip“ de demektir.
schwindeligbaşı dönenSıfatB1
Yönelme hâli (Dativ) ile: Mir ist schwindelig. — Ich bin schwindelig denmez.
schützenkorumakFiilB1
Neyden korunduğu vor + Dativ ile: vor der Sonne schützen.
seinonun (eril, cinsiyetsiz)ArtikelA1
„Olmak“ fiili sein ile aynı yazılır — tesadüfen benzeyen iki ayrı kelime.
selbständigserbest çalışan; bağımsızSıfatB1
selbstständig diye de yazılır; ikisi de doğru.
senkrechtdikeySıfatB1
servierenservis etmekFiilB1
Partizip II'de ge- yok: serviert.
sich ausruhendinlenmekFiilA2
Hem dönüşlü hem ayrılabilen: Ich ruhe mich aus.
sich ausziehensoyunmak; çıkarmakFiilA2
anziehen'in tersi ve aynı yapıda.
sich bewegenkımıldamak, hareket etmekFiilB1
Dönüşlü: Beweg dich nicht!
sich eignenuygun olmak, elverişli olmakFiilB1
Hep für ya da als ile: sich für etwas eignen, sich als Geschenk eignen.
sich einigenanlaşmak, uzlaşmakFiilB1
Dönüşlü, auf + Akkusativ ile.
sich kämmensaçını taramakFiilA2
sich langweilencanı sıkılmakFiilB1
Dönüşlü fiil. Sıfatı langweilig (sıkıcı).
sich rasierentıraş olmakFiilA2
sich verkleidenkılık değiştirmek, kostüm giymekFiilB1
Dönüşlü: sich als … verkleiden.
sich vorstellenkendini tanıtmakFiilA2
Yönelme hâliyle (Dativ) „hayal etmek“: Ich stelle mir das vor.
Silvesteryılbaşı gecesiİsimB1
31 Aralık akşamı. Yeni yılın ilk günü ise Neujahr.
sonniggüneşliSıfatA2
sorgfältigdikkatli, özenliSıfatB1
sparsamtutumlu; az yakanSıfatB1
speichernkaydetmekFiilA2
spürenhissetmekFiilB1
stabilsağlamSıfatB1
stattdessenonun yerineZarfB1
staubsaugenelektrikli süpürgeyle süpürmekFiilB1
Partizip II hem gestaubsaugt hem staubgesaugt olabilir.
stolzgururluSıfatB1
stolz auf + belirtme hâli (Akkusativ).
stoßenitmek; çarpmakFiilB1
Formlar: stößt, stieß, gestoßen. auf etwas stoßen: „bir şeye rastlamak“.
tankenbenzin almak, yakıt almakFiilA2
tauchendalmak, dalış yapmakFiilB1
auftauchen = ortaya çıkmak, belirmek.
tauschendeğiştirmek, takas etmekFiilA2
Mağazada ürün değişimi umtauschen diye de geçer.
tausendbinSayıA1
Büyük sayılar da tek kelime yazılır: zwanzigtausend.
teilweisekısmenZarfB1
totölüSıfatA2
„Ölmek“ fiili sterben, „ölüm“ der Tod — sıfatta t, isimde d.
trainierenantrenman yapmakFiilB1
trübbulanık; kapalı (hava)SıfatB1
Hava için kapalı ve gri: ein trüber Tag.
tschüsshoşça kal, görüşürüzÜnlemA1
Samimi veda; du dediğin herkese. Resmî ortamda Auf Wiedersehen.
typischtipikSıfatA2
umsonstbedava; boşunaZarfB1
İki anlam neredeyse zıt: umsonst hem „bedava“ hem „boşuna“.
ungefähryaklaşık, aşağı yukarıZarfA2
ungeschicktbeceriksiz, sakarSıfatB1
unglücklichmutsuzSıfatA2
unklarbelirsiz, açık olmayanSıfatB1
unnötiggereksizSıfatB1
unsicheremin olmayan; güvensizSıfatB1
untersuchenmuayene etmek, incelemekFiilA2
Ayrılamayan: Partizip II untersucht, ge- yok.
unverändertdeğişmemiş, aynıSıfatB1
veganveganSıfatB1
verbesserngeliştirmek; düzeltmekFiilB1
sich verbessern = ilerlemek, daha iyi olmak.
verbrauchentüketmek, harcamakFiilB1
Ayrılamayan fiil: verbraucht.
verdienenkazanmak; hak etmekFiilA2
İki anlamı da yaygın.
vereinbarenkararlaştırmak, almak (randevu)FiilB1
einen Termin vereinbaren = randevu almak.
vergrößernbüyütmek, yakınlaştırmakFiilB1
verhandelnpazarlık etmek, müzakere etmekFiilB1
verlassenterk etmek, çıkmakFiilB1
Belirtme hâli (Akkusativ) ister: den Raum verlassen = odadan çıkmak.
verlaufenuzanmak, geçmek; (dönüşlü) yolunu kaybetmekFiilB1
Biçimleri: verläuft, verlief, verlaufen. Bir yol ya da süreç için: Die Straße verläuft am Fluss „yol nehir boyunca uzanıyor“, Das Gespräch verlief gut „görüşme iyi geçti“.
verlässlichgüvenilirSıfatB1
vermutentahmin etmek, sanmakFiilB1
verschmutzenkirletmekFiilB1
Ayrılamayan fiil.
verschreibenreçete yazmakFiilB1
Dönüşlü sich verschreiben „yazarken yanlış yazmak“ demek.
versorgenbakımını yapmak; sağlamakFiilB1
vertrauengüvenmekFiilB1
Kişi yönelme hâlinde (Dativ): ich vertraue ihm.
verursachensebep olmak, yol açmakFiilB1
verwendenkullanmakFiilB1
voraussichtlichtahminen, muhtemelenZarfB1
Her istasyon anonsunda geçen kelime.
vorbereitenhazırlamakFiilB1
Ayrılabilen fiil; ge- ortaya girer: vorbereitet.
waagerechtyataySıfatB1
wahrscheinlichmuhtemelen, büyük olasılıklaZarfA2
warnenuyarmakFiilB1
Neye karşı: vor + Dativ: vor dem Hund warnen.
weglaufenkaçmakFiilB1
WeihnachtenNoelİsimA2
Artikelsiz. Asıl kutlama 24 Aralık akşamıdır (Heiligabend); 25 ve 26 Aralık resmî tatil.
weitergebeniletmek, aktarmakFiilB1
Ayrılabilen fiil: gibt weiter, weitergegeben.
widersprechenitiraz etmek, karşı çıkmakFiilB1
Ayrılamayan fiil, Dativ ile.
wildvahşi, yabaniSıfatB1
willkommenhoş geldinSıfatA1
Türkçedeki „hoş bulduk“ gibi kalıp bir cevap yoktur; Danke! demek yeter.
windigrüzgârlıSıfatA2
winkenel sallamakFiilB1
winzigminicik, çok küçükSıfatB1
wischensilmek, paspaslamakFiilB1
wunderbarharika, muhteşemSıfatA2
würzenbaharatlamak, tatlandırmakFiilB1
zahmevcil, uysalSıfatB1
zeichnençizmek, resim çizmekFiilA2
zerbrechlichkırılır, kırılacak eşyaSıfatB1
zufriedenmemnunSıfatB1
zufrieden mit + yönelme hâli (Dativ).
zufälligtesadüfen; rastgeleSıfatB1
zurückkommengeri gelmek, dönmekFiilA2
zustimmenkatılmak, onaylamakFiilB1
Ayrılabilen fiil; kişi yönelme hâlinde (Dativ): ich stimme Ihnen zu.
zählensaymakFiilA2
zahlen (ödemek) ile karıştırma: Umlaut anlamı değiştirir.
übelmide bulantılı; kötüSıfatB1
Yine Dativ ile: Mir ist übel. Normal sıfat olarak „kötü, çirkin“ demek.
übergebenteslim etmekFiilB1
Formlar: übergibt, übergab, übergeben. Dikkat: sich übergeben „kusmak“ demek.
überholensollamak, geçmekFiilB1
Bu anlamda ayrılamayan fiil: er überholt.
übersetzençevirmek, tercüme etmekFiilB1
übertreibenabartmakFiilB1
Ayrılamayan: übertrieben, ge- yok.
überweisenhavale etmek, göndermekFiilB1
Ayrılamayan ve düzensiz: überwies, überwiesen.