Almanca öğrenmek — sık sorulan sorular
Almanca öğrenirken insanların gerçekten sorduğu 36 soru; cevapları kendi başına yeterli. Anlatılacak daha çok şey varsa bağlantı cevabın altında — cevabın yerine değil.
Başlarken
Nereden başlamalı, ne kadar sürer, Almanca Türkçe konuşan biri için ne kadar zor ve seviyeler ne anlama gelir.
Almanca öğrenmeye nereden başlamalıyım?
Üç şeyle aynı anda, art arda değil: her gün kullandığın fiillerin şimdiki zaman çekimi, her zaman artikeliyle öğrenilmiş ilk isimler, ve düz bir cümlede fiilin ikinci sırada olduğu kuralı. Yalnızca dilbilgisi sana söyleyecek bir şey vermez; yalnızca kelime listeleri de seni liste okuyan biri yapar. İlk günden yüksek sesle tam cümleler kur — Ich heiße Elif. Ich komme aus der Türkei. Ich wohne jetzt in Köln. — ve Almancanın özneyi Türkçedeki gibi düşürmediğine dikkat et: „Köln'de oturuyorum“ der gibi wohne in Köln diyemezsin, ich her zaman oradadır.
A1, A2 ve B1 bu sitede ne anlama geliyor?
Avrupa'da çok yaygın kullanılan altı basamaklı bir ölçeğin ilk üç basamağıdır: A1 ilk cümleler, A2 gündelik işler, B1 ise iş, okul ve resmî dairede kendi başının çaresine bakabilmek. Bu site B1'e kadar gider. Etiketleri herkes kullanabilir, ama her basamağın resmî tarifi burada kopyalanmaz. Buradaki sıralama kendine ait ve açık bir ölçüte dayanır: Bir kelimenin ne kadar zor olduğuna değil, hangi andan itibaren onsuz idare edemeyeceğine bakılır. der Kühlschrank (buzdolabı) uzundur ama A1'dedir, çünkü her mutfakta bir tane var.
B1'e ne kadar sürede ulaşırım?
Dürüst bir saat sayısı yok; onu kesin bir bilgi gibi veren her yer uydurmuştur. Ne kadar süreceği; ne bildiğine, ne kadar çalıştığına, gündelik hayatında ne kadar Almanca konuştuğuna ve başka bir yabancı dil bilip bilmediğine bağlıdır. Söylenebilecek iki şey var. Uyum kursları B1'i hedefler, ama herkes bu hedefe kursun sonunda ulaşmaz ve bu bir başarısızlık değildir: Sınav A2'yi de belgeler ve dil öğrenmeye kurstan sonra da devam edilir. İkincisi: Almanya'da yaşamak tek başına yetmez. Gününün çoğunu Türkçe geçiriyorsan Almanca için bilinçli olarak zaman ayırman gerekir — her gün kısa süre, haftada bir kez uzun süreden daha çok işe yarar.
Almanca Türkçe konuşanlar için zor mu?
Bazı yerlerde zor, bazı yerlerde şaşırtıcı derecede kolay. Zor olan, Türkçenin hiç sahip olmadığı şeylerdir: üç cinsiyetli artikeller, artikelin üzerinde taşınan hâller, ana cümlede ikinci sırada duran fiil ve uzunluğu anlam değiştiren ünlüler. Kolay olan ise birçok öğrencinin uğraştığı şeylerdir: Latin harfleri, ü ve ö sesleri, yan cümlenin sonunda duran fiil, Türkçedeki gibi belirleyeni önde olan birleşik isimler (Handtasche, „el çantası“) ve kelime sonunda sertleşen ünsüzler. Almanca Türkçeyle akraba değil; ama hiçbir şeyi sıfırdan öğrenmiyorsun.
Hangi Almancayı öğrenmeliyim: Almanya'nın, Avusturya'nın mı, İsviçre'nin mi?
Üç ülkenin yazıda paylaştığı standart dili. Farklar çoğunlukla kelimelerde ve bazı alışkanlıklardadır: Avusturya'da ocak ayına Jänner, domatese Paradeiser denebilir; İsviçre'de ß hiç yazılmaz, bu yüzden Strasse orada doğrudur. Güneyde ve Avusturya'da ich bin gesessen denir, kuzeyde ich habe gesessen; ikisi de standarttır. Gerçekten farklı olan, İsviçre'nin gündelik konuşmasıdır: Bu bir lehçedir ve birçok Alman bile onu zor takip eder. Standart dille başla, sonra yaşadığın yerin kelimelerini ekle.
Yıllardır Almanya'dayım ama Almancam ilerlemiyor. Neden?
Çoğu zaman bir nedenden değil, bir dengeden: İş, alışveriş ve resmî daire için yeterli bir Almanca, onu geliştirmeye zorlamaz. Aynı hatalar yıllarca anlaşıldığı için düzeltilmeden kalır — ich gehe Arzt anlaşılır, ama doğrusu ich gehe zum Arzt olur. Bu bir yetenek sorunu değildir; yalnızca yeni bir şey istenmediği için yeni bir şey öğrenilmez. İşe yarayan, kendine küçük ve düzenli bir hedef koymaktır: her gün birkaç yeni kelime, haftada bir kez kendi yazdığın kısa bir metin ve en sık yaptığın hatalardan birini bilinçli olarak izlemek. Bu sitedeki metin denetleyicisi tam da Türkçe konuşanların en sık yaptığı hataları arar.
Çocuğum evde Türkçe konuşuyor. Bu Almancasına zarar verir mi?
Dil araştırmalarının geniş bir kısmı, iki dilli büyümenin tek başına bir sorun olmadığını gösteriyor: Bir çocuk iki dili birden öğrenebilir ve güçlü bir ana dili ikinci dile çoğu zaman yardım eder. Önemli olan iki dilde de yeterince ve zengin konuşulmasıdır; yarım yamalak bir dil, iyi konuşulan bir dilden daha az şey verir. Bu site çocuklar için değil, yetişkinler içindir ve buradaki cevap bir uzman tavsiyesinin yerini tutmaz; çocuğunun dil gelişimi hakkında bir endişen varsa çocuk doktoruyla, kreşle ya da okulla konuş.
Almanya'da Almanca: kurslar ve sınavlar
Uyum kursu, DTZ, oturma izni ve vatandaşlık için Almanca — kesin bilinenler ve yetkili makama sorman gerekenler.
Uyum kursu (Integrationskurs) nedir?
Almanya'da yeni gelenler için devletin desteklediği bir kurstur ve iki bölümden oluşur: bir dil kursu ve Almanya'nın hukuk düzeni, tarihi ve gündelik hayatı üzerine bir oryantasyon kursu (Orientierungskurs). Kurslar, Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'nin (BAMF) onayladığı kurumlarda verilir. Dil bölümü Deutsch-Test für Zuwanderer (DTZ) ile, oryantasyon bölümü Leben in Deutschland testiyle biter. Bazı kişilerin kursa katılma hakkı, bazılarının katılma yükümlülüğü vardır; okuma yazma öğrenmek isteyenler ya da gençler için özel kurslar da var. Kimin katılabileceği, ne kadar ödeneceği ve kimin muaf olduğu değişebilir; güncel durumu yabancılar dairesinden (Ausländerbehörde), iş merkezinden (Jobcenter) ya da bir kurs yerinden öğren.
DTZ (Deutsch-Test für Zuwanderer) nasıl bir sınav?
Uyum kursunun dil sınavıdır ve A2 ile B1 arasını ölçen bir sınavdır: Tek bir sınavda, sonuca göre A2 ya da B1 belgesi alırsın. Dört bölümü vardır: dinleme, okuma, yazma (çoğunlukla kısa bir mektup ya da e-posta) ve genellikle başka bir katılımcıyla birlikte yapılan konuşma. Konular gündelik hayattan gelir: randevu almak, bir formu anlamak, bir sorunu anlatmak, bir şey önermek. Sınavdan Federal Göç ve Mülteciler Dairesi sorumludur; güncel bilgiyi oradan ya da kurs yerinden alırsın. Bu site hiçbir sınavın programını izlemez; saatler, tarihler ve resmî mektupların dili burada gündelik hayatın konuları olarak yer alır.
DTZ ile başka B1 sınavları arasındaki fark ne?
DTZ uyum kursu için geliştirilmiş, A2 ile B1 arasını tek sınavda ölçen bir sınavdır. Bunun dışında çeşitli kurumların genel dil sınavları da vardır; bunlar çoğu zaman yalnızca tek bir seviyeyi ölçer ve bölümleri birlikte ya da ayrı ayrı alınabilir. Hangi belgenin senin amacın için kabul edildiğine — vatandaşlık, oturma izni, iş ya da okul — belgeyi isteyen kurum karar verir; sınava yazılmadan önce onlara sor. Bu site hiçbir sınav kurumuyla bağlantılı değildir ve bir kurum önermez.
Alman vatandaşlığı için hangi Almanca seviyesi gerekiyor?
Vatandaşlık (Einbürgerung) için yasa „yeterli Almanca bilgisi“ ister ve bu B1 seviyesi demektir; çoğunlukla bir B1 belgesiyle kanıtlanır, örneğin B1 sonuçlu bir DTZ ya da makamın kabul ettiği başka bir B1 belgesiyle. Buna ek olarak bir vatandaşlık testi (Einbürgerungstest) ve başka koşullar vardır. 2024'teki yasa değişikliğinden bu yana çifte vatandaşlık genel olarak mümkündür; bu birçok Türkiye kökenli insan için önemli bir değişiklikti. Vatandaşlık kuralları zaman zaman değişir ve her durum farklıdır; kesin ve güncel bilgiyi yalnızca bulunduğun yerin vatandaşlık dairesi (Einbürgerungsbehörde) verebilir.
Süresiz oturma izni için Almanca gerekiyor mu?
Evet. Süresiz oturma izni (Niederlassungserlaubnis) için yasa genellikle „yeterli Almanca bilgisi“, yani B1 ister; uyum kursunu B1 ile bitirmek bunu kanıtlamanın en yaygın yoludur. Bazı gruplar için farklı kurallar ve istisnalar vardır. Kendi durumun için neyin geçerli olduğunu yabancılar dairesine (Ausländerbehörde) sor; bu site hukuki bilgi vermez.
İş için hangi seviyede Almanca gerekir?
Bunun için tek bir kural yoktur; işe ve işverene bağlıdır. Birçok meslekte, özellikle sağlıkta ve bakımda, meslek odaları ya da makamlar belirli bir seviye ister. Almanya'da iş için Almanca öğrenmek isteyenlere yönelik devlet destekli meslek dil kursları (Berufssprachkurse) da vardır; kimlerin katılabileceğini iş ajansı (Agentur für Arbeit), iş merkezi ya da bir kurs yeri söyler. İşte en çok işe yarayan, kendi alanının kelimeleridir: Bu sitedeki kelime listelerinde iş, resmî daire ve doktor konularını bulursun.
Resmî daireden gelen mektupları neden bu kadar zor anlıyorum?
Çünkü resmî Almanca gündelik Almanca değildir. Üç şey onu zorlaştırır. Birincisi: Fiiller isme dönüşür — beantragen („başvurmak“) yerine die Beantragung yazılır. İkincisi: Edilgen çatı çok kullanılır, yani işi kimin yaptığı söylenmez: Der Antrag wird geprüft. „Başvuru inceleniyor.“ Üçüncüsü: Uzun birleşik isimler — Aufenthaltserlaubnis, oturma izni. Bunları sağdan sola oku: son parça neyin söz konusu olduğunu söyler. Önemli bir mektupta tarihleri ve son günü (Frist) mutlaka kontrol et ve emin değilsen sor; bir tercümenin ya da danışma yerinin yardımı ayıp değildir.
Bu sitenin bir sınavla ya da belgeyle ilgisi var mı?
Hayır ve bu alçakgönüllülük değil, bir tespittir: Site hiçbir sınavın programını izlemez ve hiçbir sınav kurumuyla bağlantılı değildir. Açıklar ve sorar. Bir belgeye ihtiyacın varsa onu bir sınav kurumu verir; burada çalıştığın şeyler Almancana yardım eder, ama bir kursun yerini tutmaz. Bir sonuç da vaat etmez: Kimse sana belirli bir sürede belirli bir seviyeyi garanti edemez.
Dilbilgisi
Almancanın Türkçe konuşan birini en sık şaşırttığı noktalar.
Her ismin der, die ya da das artikelini öğrenmek zorunda mıyım?
Evet ve en iyisi ilk isimden itibaren. Türkçede ne artikel ne cinsiyet var; bu yüzden Türkçe konuşan, artikeli sonradan eklenecek bir ayrıntı gibi görür. Ama artikel Almancada hâli de taşır: der Mann, den Mann, dem Mann. Artikeli bilmeyen hâli de kuramaz. Cinsiyet çoğu zaman mantıkla bulunmaz: der Löffel (kaşık) eril, die Gabel (çatal) dişil, das Messer (bıçak) cinsiyetsiz. Ekler yardım eder: -ung, -heit, -keit ile biten isimler dişildir (die Zeitung), -chen ile bitenler cinsiyetsizdir — bu yüzden das Mädchen, „kız“, cinsiyetsizdir. İsmi her zaman artikeli ve çoğuluyla birlikte söyleyerek öğren: der Tisch, die Tische.
Almancanın hâlleri Türkçenin hâllerine benziyor mu?
Fikir aynı, yer farklı. Türkçede ek ismin kendisine gelir: „adam, adamı, adama, adamın“. Almancada hâl çoğunlukla artikelin üzerinde görünür: der Mann, den Mann, dem Mann, des Mannes. Dört hâl kabaca Türkçeyle eşleşir: Nominativ yalın hâl, Akkusativ belirtme hâli, Dativ yönelme hâli, Genitiv tamlayan hâli gibidir. Ama tam örtüşmezler: Türkçe „ona sordum“ der, Almanca ich habe ihn gefragt (Akkusativ); Türkçe „seni bekliyorum“ der, Almanca ich warte auf dich (edatla). Türkçenin bulunma ve ayrılma hâli („-de“, „-den“) Almancada hâl değil, edattır.
Türkçedeki „-de“, „-e“, „-den“ Almancada nasıl söylenir?
Bir edat ve doğru hâlle ve çoğu zaman birden çok seçenekle. „Evde“ zu Hause ya da im Haus, „eve“ nach Hause, „okula“ in die Schule, „doktora“ zum Arzt, „doktordan“ vom Arzt, „Türkiye'den“ aus der Türkei. Hangi edatın geleceği, yere ve fiile göre değişir. in, an, auf gibi bazı edatlar soruya göre iki hâl alır: Nerede? sorusunda Dativ (im Park), nereye? sorusunda Akkusativ (in den Park). Türkçenin „nerede“ ile „nereye“ ayrımı burada sana yardım eder: Türkçede bulunma ekini kullanacağın yerde Almancada Dativ, yönelme ekini kullanacağın yerde Akkusativ gelir.
Fiil neden ikinci sırada? Türkçede fiil sonda.
Almanca ana cümlede çekimli fiil her zaman ikinci yerdedir — ama ikinci kelime değil, ikinci öğe: Ich fahre morgen nach Berlin. Morgen fahre ich nach Berlin. Başa başka bir öğe gelince özne fiilin arkasına geçer. Türkçe alışkanlık fiili sona iter ve Ich morgen nach Berlin fahre gibi bir cümle çıkar; ya da özneyi başta bırakıp Morgen ich fahre der. İkisi de Türkçe konuşanların en uzun süre yaptığı hatalardır. Ama yan cümlede fiil gerçekten sona gider, tıpkı Türkçedeki gibi: …, weil ich morgen nach Berlin fahre.
Neden fiilin bir parçası cümlenin sonuna gidiyor?
Almancada bazı fiillerin önü ayrılır ve cümlenin sonuna gider: anrufen „aramak“ → Ich rufe dich morgen an. Perfekt'te ve kip fiilleriyle de aynısı olur: Ich habe dich gestern angerufen. Ich kann dich morgen anrufen. Çekimli parça ikinci sırada, asıl anlam sonda. Türkçe konuşan için bu aslında tanıdık bir durumdur: Önemli bilginin sonda geldiği cümleleri dinlemeye zaten alışkınsın. Yalnızca sonu beklemeyi unutma: Ich rufe dich morgen … cümlesinin anlamı son kelimeyle belli olur.
Ne zaman du, ne zaman Sie derim?
Sie Türkçedeki „siz“ gibi kibar hitaptır, du „sen“ gibi samimi hitap. Tanımadığın yetişkinlere, resmî dairede, doktorda ve çoğu işyerinde Sie kullanılır; aile, arkadaşlar, çocuklar ve çoğu zaman aynı yaştaki gençler arasında du. Türkçeden farkı: Sie çoğul „siz“ biçimiyle değil, üçüncü çoğul şahısla çekilir ve her zaman büyük harfle yazılır: Kommen Sie morgen? Bir Türk için doğal olan „abla“, „abi“, „hocam“ gibi hitaplar Almancada yoktur; resmî ortamda Frau Yılmaz, Herr Demir denir. du diyebilmek için genellikle büyük olan ya da kıdemli olan teklif eder. Emin değilsen Sie ile başla.
sie, sie ve Sie: „o“, „onlar“ ve „siz“ nasıl ayrılır?
Türkçede „o“ herkes için tek bir kelimedir; Almancada üç cinsiyetli üç kelime vardır: er (eril), sie (dişil), es (cinsiyetsiz). Üstelik sie aynı zamanda „onlar“ demektir, büyük harfle Sie ise kibar „siz“. Ayırmak için fiile bak: sie kommt „o (kadın) geliyor“, sie kommen „onlar geliyor“, Sie kommen kibar hitapla „geliyorsunuz“. Konuşmada son ikisi aynı duyulur ve yalnızca bağlam ayırır. Bir de: er, sie, es insanlar için değil, isimlerin cinsiyeti için de kullanılır: Der Tisch ist neu. Er ist teuer.
Perfekt mi kullanmalıyım, Präteritum mu?
Konuşmada çoğu fiilde Perfekt: Ich habe gestern gearbeitet. Präteritum daha çok yazılı anlatımda, haberlerde ve kitaplarda kullanılır. Ama birkaç sık fiil konuşmada da Präteritum ile kullanılır: ich war, ich hatte, kip fiilleri (ich konnte, ich musste) ve es gab. Türkçedeki „-di“ ile „-miş“ ayrımı burada işe yaramaz: Almancanın zamanları bilginin nereden geldiğini değil, metnin türünü gösterir. Duyulan geçmişi Almanca zamanla değil, kelimeyle söyler: angeblich, wohl ya da er soll krank sein („hastaymış“).
Neden bazı fiiller Perfekt'i haben, bazıları sein ile kurar?
Çünkü Almanca hareketi ve durum değişikliğini ayrıca işaretler. Bir yerden bir yere gitmek (gehen, fahren, kommen) ya da bir durumdan başka bir duruma geçmek (einschlafen, sterben, werden) sein ile kurulur: Ich bin nach Hause gegangen. Diğerlerinin çoğu haben ile: Ich habe gegessen. sein ve bleiben de sein alır: ich bin gewesen, ich bin geblieben. Türkçede bu ayrım yoktur, bu yüzden en iyi yol, hareket fiillerini Perfekt biçimleriyle birlikte öğrenmektir.
Almancada isimler neden büyük harfle yazılır?
Çünkü Almanca yazım bunu yüzyıllardır böyle yapar: Bütün isimler büyük harfle başlar, cümlenin ortasında da — der Tisch, die Freiheit, das Essen. Türkçede yalnızca özel isimler büyük yazıldığı için Türkçe konuşanlar isimleri sık sık küçük yazar. Avantajı da var: Bir kelimenin isim olduğunu yazıda hemen görürsün. Fiil ya da sıfat bir artikelle isim olunca o da büyük yazılır: beim Essen, das Gute. Kibar Sie ve Ihr de büyük yazılır; ich ise cümle ortasında küçüktür.
Sıfat ekleri neden bu kadar değişiyor?
Türkçede sıfat hiç değişmez: „güzel ev“, „güzel evde“. Almancada ismin önündeki sıfat; cinsiyete, hâle, çoğula ve önünde hangi artikel olduğuna göre ek alır: der neue Tisch, ein neuer Tisch, mit dem neuen Tisch. Kural sanıldığından basittir: Artikel bilgiyi zaten gösteriyorsa sıfat çoğunlukla -e ya da -en alır; artikel göstermiyorsa sıfat gösterir. Ama bunu konuşurken hızla yapmak zaman ister. Önce yüklem olarak kullanılan değişmeyen sıfatla başla — Der Tisch ist neu. —, ekleri sonra öğren.
Sayılardan sonra neden isim çoğul oluyor?
Türkçede sayıdan sonra isim tekil kalır: „üç çocuk“, „iki yıl“. Almancada birden büyük her sayıdan sonra çoğul gelir: drei Kinder, zwei Jahre. Bu Türkçe konuşanların her gün yaptığı küçük bir hatadır, çünkü sayı ve isim çok sık yan yana gelir. Dativ'de çoğul ayrıca -n alır: seit drei Jahren, mit zwei Kindern. İstisnalar para birimleri ve ölçülerdir: drei Euro, zwei Kilo.
Kelimeler ve sesler
Önce hangi kelimeler, nasıl akılda kalırlar, nasıl telaffuz edilirler ve lehçeler.
Kaç Almanca kelime bilmem gerekiyor?
Gündelik hayatta idare etmek için birkaç bin kelime yeter, ama kesin bir sayı vermek dürüst olmaz: Bir kelimeyi tanımak ile onu kullanabilmek farklı şeylerdir ve bir sayı bunu ayırt etmez. Daha önemlisi hangi kelimeler olduğu: En sık kullanılan birkaç yüz kelime, okuduğun ve duyduğun şeylerin büyük kısmını oluşturur. Bu site kelimeleri B1'e kadar, onlara ne zaman ihtiyaç duyacağına göre sıralar.
Hangi kelimeleri önce öğrenmeliyim?
Her gün ihtiyaç duyduklarını: sık fiiller (sein, haben, gehen, machen, können), zaman ve sayı, alışveriş, ev, aile, doktor ve resmî daire kelimeleri. Almanya'da yaşıyorsan kendi gününden başla: Bugün hangi durumda bir kelime aradın? O kelimeyi öğren. İsimleri her zaman artikeli ve çoğuluyla, fiilleri ise sık bir kalıpla birlikte öğren: einen Termin machen „randevu almak“. Tek kelimeden çok kalıp işe yarar.
Kelimeler aklımda nasıl kalır?
Tekrarla, ama doğru zamanda. Yeni bir kelimeyi ertesi gün, sonra birkaç gün sonra, sonra bir hafta sonra tekrar görmek, onu aynı günde on kez okumaktan daha çok işe yarar. Bu site de böyle çalışır: Yanlış cevapladığın kelime yakında tekrar gelir, bildiğin ise daha geç. Kelimeyi bir cümleyle öğren, sesli söyle ve mümkünse aynı gün gerçek bir durumda kullan.
Almanca telaffuzu nasıl çalışırım?
Yazıdan başlayarak, çünkü Almancada yazı oldukça güvenilirdir — yalnızca harfleri Türkçe gibi okumamak gerekir. Birkaç kural çok şey çözer: ei „ay“, eu „oy“, ie uzun bir i okunur; v çoğu zaman f, w Türkçe v, z „ts“ okunur; ünlüden önceki s Türkçe z gibidir; sch ş’dir; ünlüden sonraki h okunmaz (sehen, Uhr). Kelime başındaki ünsüzlerin önüne ya da arasına ünlü koyma: Straße „ıştrase“ değil. Sonra Türkçede olmayan sesleri çiftler hâlinde dinle: uzun ve kısa ünlüler (Stadt – Staat), ch ile sch (Kirche – Kirsche), sondaki zayıf e ve r (bitte – bitter). ü ve ö seslerini zaten biliyorsun.
Saatleri ve sayıları neden sık karıştırıyorum?
Çünkü Almanca onları Türkçenin tersine kurar. einundzwanzig „bir ve yirmi“dir, yani önce birler gelir: Bu yüzden vierundfünfzig duyup 45 yazmak çok sık olur. Saatte halb drei „üçe yarım saat var“ demektir, yani 2.30; Türkçedeki „iki buçuk“ ile karıştırınca bir saat geç kalırsın. İyi haber: Viertel vor drei Türkçedeki „üçe çeyrek var“ ile aynı yöne bakar ve ondalık virgülü Türkçedeki gibidir.
Bavyera'da ya da İsviçre'de insanları anlamıyorum. Yanlış Almanca mı öğrendim?
Hayır. Öğrendiğin standart Almanca her yerde geçerlidir: resmî dairede, okulda, haberlerde ve yazıda. Ama günlük konuşmada birçok bölge kendi lehçesini ya da renkli bir bölge Almancasını kullanır: Bavyera'da Grüß Gott denir, kuzeyde Moin; Svabya'da birçok kelimenin sonuna -le eklenir. İsviçre'de gündelik konuşma bir lehçedir ve Almanlar bile onu zor anlar. Karşındaki senin standart dil konuştuğunu fark edince çoğu zaman o da standarda yaklaşır; anlamadığında Können Sie das bitte wiederholen? demekten çekinme. Kulağın zamanla bölgenin sesine alışır.
Türkçeye benzeyen ama başka anlama gelen Almanca kelimeler var mı?
Var, çünkü iki dil de birçok kelimeyi Fransızcadan ve başka dillerden almış ve anlamlarını farklı yönlere götürmüştür. der Kombi Almancada bagajı geniş bir otomobil tipidir, kalorifer kazanı değil; o die Therme ya da der Heizkessel olur. das Lokal bir restoran ya da meyhanedir, bir derneğin „lokali“ değil. das Gymnasium lisedir, spor salonu değil; o das Fitnessstudio olur. Böyle bir kelimeyi gördüğünde anlamı Türkçeden tahmin etme, kontrol et.
Bu site
Malzeme nereden geliyor, kimin için ve ne değil.
Sıfırdan başlıyorsam bu siteyi kullanabilir miyim?
Evet. Dilbilgisi hâlin ne olduğuyla, üç cinsiyetle ve şimdiki zamanla başlar, bütün açıklamalar Türkçedir ve her konu hangi seviyeye ait olduğunu söyler. Kendini güvende hissedene kadar A1'de kalabilir, hazır olduğunda ilerleyebilirsin. Latin harflerini zaten bildiğin için alfabeyle değil, doğrudan seslerle ve ilk cümlelerle başlayabilirsin.
Bu sitedeki malzeme nereden geliyor?
Her açıklama, örnek cümle, kelime listesi ve alıştırma bu site için yazıldı. Hiçbir şey bir ders kitabından, dilbilgisi kitabından, sözlükten ya da başka bir dil sitesinden alınmadı — bir sıklık listesinden bile, çünkü bir listenin seçimi ve sırası, tek tek kelimeler korunmasa bile korunabilir. Kurslar ve sınavlar hakkındaki cevaplar genel bilgidir; resmî ve güncel bilgi yalnızca yetkili makamdan gelir.