Almanca telaffuz: dinlemek için 24 minimal çift
Minimal çift, tam olarak tek bir sesle birbirinden ayrılan iki kelimedir. Onları ayırt edebiliyorsan o sese hâkimsin demektir. Edemiyorsan yıllarca aynı kelimeyi söyler ve insanların neden ne demek istediğini sorduğuna şaşırırsın.
Sesli konuşmak hem ağzı hem kulağı çalıştırır.
Bu liste alışılmış listelerden daha kısa, çünkü tek bir kurala uyuyor: Listede sadece Türkçede olmayan ayrımlar var. Kendi dilinin zaten yaptığı bir ayrım sana hiç zahmet vermez; çalışmaya değer olanlar, onun yapmadığı ayrımlardır.
Bu yüzden 7 grubun her biri önce Türkçe konuşan birinin bunun yerine ne yaptığını söylüyor. Asıl bilgi budur; altındaki kelimeler kanıttır. Burada fonetik alfabe yok: İşaretleri bilenin bu sayfaya ihtiyacı yok, bilmeyene de bir şey anlatmazlar.
„Tür“ ya da „Tour“
Uzun ve kısa ü [yː ʏ] ile ö [øː œ]; karşılarında u, o, i ve e.
Burada ne oluyor: Bu grup Türkçe konuşanlar için en kolaylarından biridir, çünkü ü ve ö Türkçede de var: schön kelimesindeki ö, „göz“ kelimesindeki ö sesine, für kelimesindeki ü de „gül“ kelimesindeki ü sesine çok yakındır. İspanyolca ya da İngilizce konuşanların aylarca uğraştığı şeyi sen zaten biliyorsun. Tuzak başka yerlerde: Almanca ü ve ö çoğu zaman uzundur — Tür ve schön kelimelerinde ses, Türkçedekinin iki katı kadar tutulur — ve bazı alıntı kelimelerde u yazılır, uzun bir u okunur: Tour. Bir de bu gruba ait olmayan ama burada karşına çıkan bir okuma tuzağı var: vier ile für aynı sesle başlar. Almanca v çoğu kelimede f okunur (Vater, viel, vergessen); Türkçedeki v sesi ise Almancada w ile yazılır (Wasser, wer, Wette).
| Biri | anlamı | Diğeri | anlamı |
|---|---|---|---|
| Tour | tur, gezi | Tür | kapı |
Die Tour beginnt vor der Tür des Museums.Gezi müzenin kapısının önünde başlıyor. Tour Fransızcadan gelir ve uzun u sesini [uː] korur. Tür kelimesindeki ü ise „kül“ kelimesindeki ü'dür, yalnızca daha uzun. | |||
| Mutter | anne | Mütter | anneler |
Eine Mutter, zwei Mütter.Bir anne, iki anne. Burada çoğulu yalnızca iki nokta yapar, Bruder ile Brüder kelimelerinde olduğu gibi. Türkçe sayıdan sonra tekil kullanır („iki anne“); Almanca kullanmaz: zwei Mütter. | |||
| vier | dört | für | için |
Vier Karten für heute Abend, bitte.Bu akşam için dört bilet alabilir miyim? İki kelime de f sesiyle başlar: vier kelimesindeki v, f okunur. Fark yalnızca dudaklardadır: vieriçin gerginfüriçin yuvarlak Dil yerinden oynamaz. | |||
| schon | çoktan, artık | schön | güzel, hoş |
Es ist schon spät, aber der Abend war schön.Saat epey geç oldu ama akşam çok güzeldi. | |||
| kennen | tanımak, bilmek (birini, bir yeri) | können | yapabilmek, -ebilmek |
Sie kennen das Lied, aber sie können es nicht singen.Şarkıyı biliyorlar ama söyleyemiyorlar. Burada ösesinin karşısında o değiledurur: Dudakları yuvarlamazsan können kennen olur. | |||
| basmak (yazıcıda), yazdırmak | drücken | basmak, bastırmak (düğmeye) | |
Sie müssen zweimal drücken, um zu drucken.Yazdırmak için iki kez basman gerekiyor. Kelime başındaki dr arasına ünlü girmez: „dıruken“ değil, tek nefeste drucken. | |||
„Stadt“ ya da „Staat“
Kısa ünlü ile uzun ünlü: [a] ve [aː], [ɛ] ve [eː], [ɪ] ve [iː], [ɔ] ve [oː].
Burada ne oluyor: Türkçede bir ünlünün uzunluğu neredeyse hiçbir zaman anlamı değiştirmez; „hala“ ile „hâlâ“ gibi birkaç alıntı kelime dışında kulak buna dikkat etmeyi öğrenmemiştir. Almancada ise hemen her ünlünün kısa ve uzun biçimi vardır ve yalnızca uzunluk iki kelimeyi ayırabilir: [ʃtat] şehir, [ʃtaːt] devlettir. Uzun ünlüyü aslında her gün söylüyorsun: „dağ“ ya da „öğretmen“ kelimesinde ğ önündeki ünlüyü uzatır. Staat kelimesindeki a, „dağ“ kelimesindeki a kadar uzundur. e, i ve o seslerinde tını da değişir: kısa olan daha açık ve gevşek, uzun olan daha kapalı ve gergindir. Yazı yardım eder: Arkadan gelen çift ünsüz (Bett, offen) kısa ünlüyü; çift ünlü, ie ya da okunmayan bir h (Staat, Miete, Höhle) uzun ünlüyü gösterir. Bu çiftlerin ikinci tuzağı kelime başındaki ünsüzlerdir: Türkçe bir kelimeye iki ünsüzle başlamaz ve araya ya da öne bir ünlü koyar, „istasyon“ ya da „tıren“ der gibi. Böylece Stadt kolayca „sıtat“ ya da „istat“ olur, Schiff ise „şif“ yerine „ışif“. Almancada ünsüzlerin arasına hiçbir ünlü girmez: st kelime başında „şt“ okunur ve tek nefeste söylenir.
| Biri | anlamı | Diğeri | anlamı |
|---|---|---|---|
| Stadt | şehir | Staat | devlet |
Die Stadt bekommt Geld vom Staat.Şehir devletten para alıyor. dt yazımı uzunluk hakkında bir şey söylemez: Stadt kelimesinin ünlüsü yine de kısadır. Başındaki st „şt“ okunur, önüne ya da arasına ünlü gelmez. | |||
| offen | açık | Ofen | fırın, soba |
Die Tür vom Ofen ist noch offen.Fırının kapağı hâlâ açık. Ofen kelimesindeki uzun o, Türkçe o'dan daha kapalıdır: Dudaklar baştan sona yuvarlak kalır ve ses „dağ“ kelimesindeki a kadar uzun tutulur. | |||
| Mitte | orta | Miete | kira |
Die Miete ist Mitte des Monats fällig.Kira ayın ortasında ödeniyor. ie iki harftir ama tek bir sestir, uzun bir i: Miete „mi-e-te“ değil, „miite“ gibi okunur. Mitte kelimesindeki kısa i daha gevşektir, biraz e'ye doğru. | |||
| Schiff | gemi | schief | eğri, yamuk |
Nach dem Sturm lag das Schiff schief im Hafen.Fırtınadan sonra gemi limanda yan yatmıştı. | |||
„Beeren“ ya da „Bären“
Uzun e [eː] ile uzun ä [ɛː].
Burada ne oluyor: Kısayken ä ile e aynı okunur: Wände ile Wende arasında duyulan bir fark yoktur. Uzunken ise iki ayrı ünlüdür. Türkçe konuşanın ilk hatası daha harfte başlar: Türk alfabesinde bu harf olmadığı için göz onu a sanır ve Bären „baren“ olur. Oysa ä bir çeşit e'dir, a değil. İkinci adım iki e'yi birbirinden ayırmaktır. Türkçe e bu ikisinin arasında bir yerde durur; „gel“ ya da „ben“ gibi kelimelerde açık e'ye yaklaşır. Almanca uzun e daha kapalıdır: Dil yukarıda, neredeyse i'ye doğru, dudaklar gülümser gibi gergin. Uzun ä daha açıktır: Ağız daha çok açılır, a'ya doğru, ama a olmadan. Kuzey Almanya'da birçok kişi de bu ikisini karıştırır; standart dil onları ayrı tutar.
| Biri | anlamı | Diğeri | anlamı |
|---|---|---|---|
| Beeren | yemişler, meyveler (çilek, böğürtlen gibi) | Bären | ayılar |
Im Herbst fressen die Bären viele Beeren.Sonbaharda ayılar bol bol yaban meyvesi yer. Türkçe e ikisinde de aynı çıkıyorsa Beerenkelimesini i'ye doğru kapatBärenkelimesini a'ya doğru aç Ama „baren“ deme: ä bir e'dir. | |||
„Kirche“ ya da „Kirsche“
ch harflerinin iki sesi, [ç] ve [x]; karşılarında sch ve k. Dikkat: Ses yazısındaki [ç] işareti Türkçedeki ç harfi değildir.
Burada ne oluyor: Türkçe okurun gözü ch harflerini görünce onları tanıdığı bir harfe çevirir: ya ç der, ya k, ya da ş. Üçü de yanlıştır. ch iki sestir ve hangisi olduğunu önündeki ses belirler. a, o, u ve au sonrasında [x] okunur: h sesini gırtlağa yakın, kazır gibi, sertçe söylemek. Nacht kelimesinde onun yerine k dersen nackt olur. i, e, ä, ö, ü, ei, eu sonrasında, l, n ve r sonrasında ve -chen ekinde ise [ç] okunur, Türkçede ayrı bir harfi olmayan bir ses. Onu bulmak için „iyi“ kelimesindeki y sesini sessizce, fısıltıyla söyle: Dil damağa yakın, hava ince bir aralıktan geçer. Bu ses Türkçe ç değildir: Türkçe ç bir dokunuşla başlar, [ç] sesinde ise dil damağa hiç değmez. ich „iç“ diye okunursa yabancı, „iş“ diye okunursa başka bir şey gibi gelir. sch [ʃ] ise Türkçe ş sesinin aynısıdır: Kirsche „kirşe“. Kirche kelimesindeki ch sesini ş yaparsan kilise kiraza dönüşür.
| Biri | anlamı | Diğeri | anlamı |
|---|---|---|---|
| Nacht | gece | nackt | çıplak |
Es war eine warme Nacht, und die Kinder liefen nackt durch den Garten.Ilık bir geceydi ve çocuklar bahçede çıplak koşuyordu. [x] sesini k yaparsan bir kelime öbürüne dönüşür. Türkçe h ile söylemek anlaşılır ama fazla yumuşak kalır. | |||
| acht | sekiz | Akt | perde (tiyatroda) |
Der erste Akt dauert acht Minuten.Birinci perde sekiz dakika sürüyor. | |||
| Kirche | kilise | Kirsche | kiraz |
Vor der Kirche verkauft sie Kirschen.Kilisenin önünde kiraz satıyor. r sonrasında ch [ç] okunur. Türkçe ş ile okunursa kilise kiraz olur; Türkçe ç ile okunursa „kirçe“ diye, hiçbiri olmayan bir kelime çıkar. | |||
| Teich | gölet, havuz | Teig | hamur |
Die Reste vom Teig bekommen die Enten am Teich.Hamurdan artanları göletteki ördekler alıyor. der Teig kelimesindeki g kelimeyi bitirdiği için [k] okunur, Türkçedeki „ağaç“ ve „kitap“ gibi. -ig ekinde daha da ileri gider, [ç] olur: wichtig, König. | |||
„bitte“ ya da „bitter“
Boğazdan gelen r, ünlüye dönüşen r ve sondaki zayıf e.
Burada ne oluyor: Türkçe r dilin ucuyla yapılır; Almancada anlaşılır, ama aksanı hemen ele verir. Hece başında, rot ya da Reise kelimelerinde olduğu gibi, Almanca r [ʁ] boğazın gerisinde oluşur: hafif bir gargara gibi, yumuşak ve sesli. Kelime sonundaki -er ise r bile değildir; kısa, gevşek bir a sesine [ɐ] dönüşür. Türkçe konuşan yazılan r'yi okur — üstelik Türkçede kelime sonundaki r, „bir“ ya da „var“ kelimesinde olduğu gibi hışırtılı bir sese kayar. Böylece bitter bitte kelimesinden ayrılır ama çok belirgin bir aksanla. Çiftin öbür yanı sondaki -e sesidir: Türkçede olmayan, nötr ve gevşek bir ünlü [ə], tam bir e değil. e ile ı arasında, ağzın kaslarını bırakınca kendiliğinden çıkan sestir. -en ekinde bu e çoğu zaman tamamen düşer: machen [ˈmaxn̩]. Sondaki -e sesini gevşet, -er sesini a'ya doğru aç; o zaman karşıtlık Almanca duyulur.
| Biri | anlamı | Diğeri | anlamı |
|---|---|---|---|
| bitte | lütfen, rica ederim | bitter | acı (tat) |
Der Kaffee ist bitter — noch Zucker, bitte.Kahve acı; bana biraz daha şeker verir misin? İlk çalışılacak çift: gevşek bir -e ile neredeyse kısa bir a gibi duyulan -er. Dilin ucuyla titreyen bir r yok. | |||
| eine | bir (dişil) | einer | biri (onlardan biri) |
Einer der Gäste hat eine Frage.Misafirlerden birinin bir sorusu var. Ek dilbilgisini taşır: cinsiyet, hâl, arkadan isim gelip gelmediği. İki eki karıştıran bu bilgiyi kaybeder ve cümle artık tutmaz. Türkçede bu bilgi isme eklenen eklerdedir; Almancada artikelin sonundadır. | |||
| diese | bu (dişil), bunlar | dieser | bu (eril) |
Dieser Stuhl ist bequem, diese Bank nicht.Bu sandalye rahat, bu bank değil. Türkçede tek bir „bu“ var; Almancada ek, ismin cinsiyetine göre değişir: der Stuhlerildie Bankdişil | |||
| Wette | bahis, iddia | Wetter | hava (durumu) |
Ich gehe jede Wette ein, dass das Wetter hält.Havanın bozmayacağına iddiaya girerim. w Türkçe v gibi okunur: Wetter „vetır“ gibi başlar. | |||
| Lehre | çıraklık, meslek eğitimi | Lehrer | öğretmen |
Nach der Lehre wurde er selbst Lehrer.Meslek eğitiminden sonra kendisi öğretmen oldu. Bir kelimede iki çeşit r: Birincisi [ʁ] ünsüzdür, ikincisi [ɐ] ünlü. İkisi de Türkçe r değildir. h okunmaz. | |||
„reisen“ ya da „reißen“
Ünlüler arasında ötümlü, kelime sonunda ötümsüz; s, ß ve z harfleri.
Burada ne oluyor: Burada Türkçe sana yardım eder, yeter ki yazıya kanma. Türkçede hem s hem z vardır, iki ayrı ses olarak. Almancada ünlüden önceki s Türkçe z gibi okunur: Sonne „zone“ gibi, reisen „rayzen“ gibi. ß ve ss ise her zaman Türkçe s sesidir: reißen „raysen“ gibi. Türkçe okur s harfini her yerde s okuduğu için reisen ile reißen birleşir. Asıl okuma tuzağı z harfindedir: Almanca z „ts“ okunur — Zeit „tsayt“, zehn „tseen“ gibi. Türkçe z ile söylenirse Zeit anlaşılmaz olur. Kelime sonunda ise Almanca b, d, g ve s seslerini ötümsüzleştirir — Rad ile Rat aynı okunur — ve bu sana hiç yabancı değildir: „kitap“ ama „kitabı“, „ağaç“ ama „ağacı“. Bu çiftler Kuzey ve Orta Almanya'nın standart söyleyişini izler; güneyin büyük bölümünde, Avusturya'da ve İsviçre'de bu s de ötümsüzdür.
| Biri | anlamı | Diğeri | anlamı |
|---|---|---|---|
| reisen | yolculuk etmek, seyahat etmek | reißen | yırtılmak, kopmak |
Beim Reisen kann schon mal ein Riemen reißen.Seyahat ederken ara sıra bir kayış kopabilir. Ek gidince fark da gider: er reist ile er reißt ikisi de [ʁaɪ̯st] okunur. ei „ay“ okunur. | |||
„Eis“ ya da „heiß“
Ünlüden önceki gırtlak vuruşu [ʔ]; karşısında h ve okunmayan h.
Burada ne oluyor: Türkçe kelimeleri birbirine bağlar: „bir an“ konuşmada çoğu zaman „bi-ran“ diye akar. Almanca ünlüyle başlayan bir kelimeyi ya da kökü öncekine bağlamaz: Gırtlağı bir an kapatıp yeniden açar. Bu gırtlak vuruşudur [ʔ], öksürmeden hemen önce hissettiğin kapanma. Bağlarsan vereisen verreisen olur. İkinci konu h sesidir. Kelime başındaki Almanca h, „hava“ kelimesindeki h gibidir, yalnızca bir nefes: Haus, heiß. Onu yutarsan Haus aus, heiß de Eis olur. Türkçe konuşanın asıl hatası ise tersidir: Ünlüden sonra gelen h Almancada okunmaz, yalnızca önündeki ünlünün uzun olduğunu gösterir — sehen, Uhr, Bahn. Türkçedeki gibi her harfi okursan bu kelimelerde h duyulur. Bu çiftlerde bir okuma tuzağı daha var: ei „e-i“ değil „ay“ okunur, Eis „ays“ gibi; ie uzun bir i'dir, eu ise „oy“.
| Biri | anlamı | Diğeri | anlamı |
|---|---|---|---|
| Eis | buz, dondurma | heiß | sıcak |
Wenn es heiß ist, wollen alle Eis.Hava sıcak olunca herkes dondurma ister. ei „ay“ okunur: Eis„ays“heiß„hays“ gibi „e-is“ diye okursan ikisi de tanınmaz. | |||
| aus | dışarı, -den | Haus | ev |
Um acht geht sie aus dem Haus.Saat sekizde evden çıkıyor. au tek hecede okunur, „a-u“ diye ikiye bölünmez: Haus „haus“ gibi. | |||
| Ende | son, bitiş | Hände | eller |
Am Ende des Tages hatten alle kalte Hände.Günün sonunda herkesin elleri soğuktu. Gırtlak vuruşu kelimeler arasında da çalışır: am Ende [am ˈʔɛndə] okunur, Türkçedeki gibi bağlanıp „a-mende“ olmaz. | |||
Dinle ve ayırt et
İki kelimeden biri seslendirilir, sen de hangisi olduğunu söylersin. İki seçenek varsa tahminle yarısı tutar. Bu yüzden her çift iki kez gelir — her kelime için bir kez. O sese hâkim değilsen ikisinde birden yüzde elli civarında kalırsın ve bu görünür; tek bir doğru cevap bunu göstermezdi.