Almancada sayılar, saat ve tarih
Almanca sayılar zor değil; yalnızca başka bir sırayla kurulur. „einundzwanzig“ „bir ve yirmi“ demektir, „halb drei“ saat iki buçuktur ve 3 Mayıs sıra sayısıyla söylenir: „der dritte Mai“. Bunları öğrenmek kolaydır. Zor olan, Türkçe alışkanlıkların tam da acele ettiğin anda araya girmesidir: telefonda, kasada, peronda, randevu verirken.
Buradaki her şey yazılmadı, hesaplandı
Bu sayfada yazıyla yazılmış her sayı, site oluşturulurken bir kuraldan üretilir; aşağıdaki alıştırmaları da aynı kural hazırlar. Elle yazılmış yüz sayılık bir tablo, kimsenin fark etmeyeceği bir hata için yüz fırsat demek olurdu. Her şey ikinci, bağımsız olarak yazılmış bir sürüme karşı kontrol edilir — 2000'e kadar her sayı, günün her dakikası ve yılın her günü.
Kendi dilinin önüne geçtiği 18 nokta
Sayfa sayı türlerine göre değil, bunlara göre düzenlendi: Buraya kadar gelen herkes yirmiye kadar sayabilir.
„einundzwanzig“: önce birler, sonra onlar
Türkçe önce onlar basamağını söyler: yirmi bir, kırk yedi. Almanca 21 ile 99 arasında tam tersini yapar: önce birler, sonra und, sonra onlar — hepsi tek kelime. einundzwanzig „bir ve yirmi“, siebenundvierzig „yedi ve kırk“ demektir. Kuralı öğrenmek kolay; zor olan hızdır. Dinlerken sayının ikinci basamağını önce duyarsın ve birinci gelene kadar onu aklında tutman gerekir. Telefon numarasında, fiyatta, otobüs ya da oda numarasında vierundfünfzig duyup 45 yazmak, Türkçe konuşanların en sık yaptığı sayı hatasıdır. Bir yöntem: Not alırken önce birler basamağını sağa yaz, sonra onlar basamağını önüne ekle.
„ein Uhr“, „eins Uhr“ değil
Sayarken bir eins olur: eins, zwei, drei. Arkasından bir isim ya da sayının başka bir parçası gelince -s düşer: ein Uhr, ein Euro, einundzwanzig. Arkasından hiçbir şey gelmezse geri gelir: halb eins, Es ist eins. İkinci tuzak: eine Uhr „bir saat“ demektir, yani kol saati ya da duvar saati; saatin kaç olduğunu söylemez.
„drei Kinder“: sayıdan sonra çoğul
Türkçede sayıdan sonra isim tekil kalır: üç çocuk, beş kitap, iki yıl. Almancada birden büyük her sayıdan sonra isim çoğuldur: drei Kinder, fünf Bücher, zwei Jahre. Türkçe alışkanlık burada her gün karşına çıkar, çünkü sayı ve isim Almancanın en sık kullanılan yapılarından biridir. İstisnalar az ve kolaydır: Para birimleri ve ölçüler tekil kalır (drei Euro, zwei Kilo, zehn Prozent).
„zwanzig Euro“: para birimi tekil
Bu, bir önceki kuralın istisnasıdır ve Türkçeyle aynıdır: Sayıdan sonra Euro ve Cent tekil kalır, tıpkı „yirmi euro“, „elli sent“ gibi. Euros biçimi vardır ama sayıdan sonra kullanılmaz. Aynısı ölçüler için de geçerlidir: drei Kilo, zwei Liter, zehn Prozent. Tuzak, Almanca çoğulu yeni öğrenmiş olmaktır: Kural her yerde çoğul derken, fiyatta tekil kalır.
„der dritte Mai“: tarih sıra sayısıyla
Türkçe tarihi asıl sayıyla söyler: üç mayıs, yirmi temmuz. Almanca her zaman sıra sayısı kullanır, yani „üçüncü mayıs“ der: der dritte Mai, der zwanzigste Juli, der erste Januar. Gün ile ay arasına hiçbir şey girmez. Sıra sayısı 19'a kadar -te, 20'den itibaren -ste ile kurulur.
„halb drei“ saat iki buçuktur
Türkçe buçuğu geçmiş saatten sayar: iki buçuk, ikiyi yarım saat geçiyor demektir. Almanca bir sonraki saate doğru sayar: halb drei „üçe yarım saat var“, yani 2.30'dur. Kelimesi kelimesine çevirirsen bir saat fark çıkar: halb zwei 1.30'dur. Bu sayfadaki tuzaklardan yalnızca bu, kulağa tuhaf gelmekle kalmaz, randevu kaçırtır: doktorda, iş görüşmesinde, sınavda. Aynısı Türkçedeki „yarım“ için de geçerli: saat yarım, yani 12.30, halb eins olur. Emin değilsen 24 saatlik söyleyişi sor ya da kullan, orada hesap yoktur: vierzehn Uhr dreißig.
„Viertel vor drei“: Türkçe burada yardım eder
Çeyrekte Almanca Türkçeyle aynı yöne bakar: Viertel vor drei „üçe çeyrek var“, yani 2.45; Viertel nach drei „üçü çeyrek geçiyor“, yani 3.15. Akılda tutmak için: vor kulağa „var“ gibi gelir, nach ise „geçiyor“ demektir. Dakikalarda da aynısı: zehn vor acht sekize on var, zehn nach acht sekizi on geçiyor. Tek fark Türkçenin hâl ekleri: „üçe“ ve „üçü“ Almancada yoktur, saat hep aynı kalır.
„dreihundertzweiundvierzig“: hepsi bitişik
Türkçe yazıyla yazılan sayıyı ayrı kelimelere böler: üç yüz kırk iki, yirmi bir bin. Almanca bir milyonun altındaki her sayıyı, ne kadar uzun olursa olsun, tek kelime yazar: dreihundertzweiundvierzig, einundzwanzigtausend. Million ile başlayan her basamak ise ayrı ve büyük harfle yazılan bir isimdir: zwei Millionen fünfhunderttausend. Gündelik hayatta sayıyı rakamla yazarsın; yazıyla yazmak çek, sözleşme ve sınav metinlerinde gerekir.
„der 3. Mai“: nokta sıra sayısı yapar
Bu nokta Türkçeden tanıdık: „3. kat“ üçüncü kat, „2. sınıf“ ikinci sınıftır. Almanca da sıra sayısını rakamdan sonraki noktayla gösterir, ama Türkçeden farklı olarak tarihte de: der 3. Mai, okunuşu der dritte Mai. Rakamla yazılan tarih de Türkiye'deki gibi noktalarla yazılır: 03.05.2024.
„am dritten Mai“, „im Mai“: -de eki üç edat olur
Türkçe zamanı tek bir ekle söyler: mayısta, pazartesi günü, saat sekizde, 1984'te. Almancada bu ek üç ayrı edata bölünür. Günler ve tarihler için am (an dem kısaltması): am Montag, am dritten Mai. Aylar, mevsimler ve uzun süreler için im: im Mai, im Winter. Saat için um: um acht Uhr. Yıl ise edatsız kalır. am sonrasında sıra sayısı -en ile biter: am dritten Mai.
„um acht Uhr“: saatin edatı
„Sekizde“ kelimesindeki -de eki akla in getirir, ama saatin edatı um olur: um acht Uhr, um halb drei. Yaklaşık bir saat için gegen kullanılır: gegen acht „sekize doğru“. Sorusu da um ile kurulur: Um wie viel Uhr? „Saat kaçta?“ — ama Wie spät ist es? „Saat kaç?“ sorusunda um yoktur.
„fünf nach halb drei“ saat iki otuz beştir
Yarım saatin yakınında Almanca tam saatten değil, halb sözcüğünden sayar: fünf vor halb drei 2.25, fünf nach halb drei 2.35'tir. halb drei sözcüğünü 2.30 olarak yerine oturtmuş olan bunu çıkarabilir, ama bu iki adımlık bir hesaptır ve konuşmada saati yalnızca bir kez duyarsın. Türkçede bunun bir karşılığı yoktur; Türkçe „üçe yirmi beş var“ ya da „ikiyi otuz beş geçiyor“ der.
„neunzehnhundertvierundachtzig“: yıl yüzlerle
Türkçe bir yılı her sayı gibi okur: bin dokuz yüz seksen dört. Almanca 1100 ile 1999 arasındaki yılları yüzlerle sayar — „on dokuz yüz seksen dört“ — ve hepsini tek kelime yazar. tausendneunhundertvierundachtzig anlaşılır, ama kimse bir yılı böyle söylemez. 2000'den itibaren yıl yeniden sıradan bir sayıdır: zweitausendvierundzwanzig. Doğum yılın her resmî görüşmede sorulur; bu yüzden onu bir kez doğru söylemeyi çalışmaya değer.
Yıldan önce edat yok
Türkçe yıla bulunma hâli ekini ekler: 1984'te. Bu ek Almancada in gibi görünür, ama Almanca yılı edatsız bırakır: Ich bin 1984 geboren. Bir edat istersen im Jahr 1984 dersin. in 1984 İngilizceden gelen bir kalıptır; iş dünyasında duyulur ama çoğu Almanca konuşan onu hâlâ yanlış sayar.
„zwei Millionen“: milyon çoğul olur
Türkçede „iki milyon“ tekildir, çünkü sayıdan sonra çoğul gelmez. Almancada Million ve Milliarde isimdir ve birden büyük her sayıdan sonra çoğul olur: zwei Millionen, drei Milliarden. Arkalarından gelen isim de çoğuldur ve araya hiçbir şey girmez: zwei Millionen Einwohner. Yalnızca bir milyonda tekil kalır: eine Million Euro.
„eine Billion“ bir trilyondur
Milyona ve milyara kadar iki dil aynıdır: eine Million bir milyon, eine Milliarde bir milyar. Sonra adlar ayrılır. Türkçede bin milyar „trilyon“ olur; Almancada aynı sayı eine Billion adını taşır. Almanca Trillion ise bir milyon kere bir trilyondur, yani Türkçe „kentilyon“. Haberlerde devlet borcu ya da şirket değeri okurken Billion sözcüğünü „bilyon“ ya da „milyar“ sanmak, sayıyı bin kat küçültür.
„Wilhelm II.“: sıra sayısı adın arkasına
Türkçe hükümdarın sıra sayısını adın önüne yazar: II. Mehmet, III. Selim. Almanca onu adın arkasına koyar, yine noktayla: Wilhelm II., Friedrich der Große gibi unvanlarla aynı yerde. Okunuşu Wilhelm der Zweite olur, sıra sayısı da cümleye göre ek alır: unter Wilhelm dem Zweiten. Yüzyıllar ise Türkçedeki gibi sıra sayısıyladır: das 20. Jahrhundert, „20. yüzyıl“.
„die zweitgrößte Stadt“: tek kelime
Türkçe bu en üstünlüğü ayrı kelimelerle kurar: en büyük ikinci şehir. Almancada sıra sayısı ekini kaybeder ve en üstünlük sıfatına bitişir: die zweitgrößte Stadt, der drittbeste Platz, das zweitälteste Kind. Ayrı yazılınca anlam değişmez, ama yanlıştır — ve özenle yazılmış metinlerde bile en uzun yaşayan hatalardan biridir.
Sayılar
Önce birler, sonra „und“ ve onlar; bir milyonun altındaki her şey tek kelime. Sıra sayısı, noktalı rakamdır; 19'a kadar „-te“, 20'den itibaren „-ste“ ile söylenir.
| Rakam | Yazıyla | Sıra sayısı |
|---|---|---|
| 1 | eins | 1. — erste |
| 2 | zwei | 2. — zweite |
| 3 | drei | 3. — dritte |
| 7 | sieben | 7. — siebte |
| 8 | acht | 8. — achte |
| 11 | elf | 11. — elfte |
| 16 | sechzehn | 16. — sechzehnte |
| 17 | siebzehn | 17. — siebzehnte |
| 20 | zwanzig | 20. — zwanzigste |
| 21 | einundzwanzig | 21. — einundzwanzigste |
| 30 | dreißig | 30. — dreißigste |
| 45 | fünfundvierzig | 45. — fünfundvierzigste |
| 54 | vierundfünfzig | 54. — vierundfünfzigste |
| 67 | siebenundsechzig | 67. — siebenundsechzigste |
| 100 | hundert | 100. — hundertste |
| 101 | hunderteins | 101. — hunderterste |
| 342 | dreihundertzweiundvierzig | 342. — dreihundertzweiundvierzigste |
| 1.000 | tausend | 1000. — tausendste |
| 1.001 | tausendeins | 1001. — tausenderste |
| 21.000 | einundzwanzigtausend | 21000. — einundzwanzigtausendste |
Milyonlar ve ötesi
Bir milyondan itibaren her basamak bir isimdir: büyük harf, ayrı kelime ve çoğul. Milyara kadar adlar Türkçeyle aynıdır; sonra ayrılır: „eine Billion“ Türkçe bir trilyondur.
| Rakam | Yazıyla |
|---|---|
| 1.000.000 (bir milyon) | eine Million |
| 2.000.000 | zwei Millionen |
| 2.500.000 | zwei Millionen fünfhunderttausend |
| 1.000.000.000 (bir milyar) | eine Milliarde |
| 2.000.000.000 | zwei Milliarden |
| 1.000.000.000.000 (bir trilyon) | eine Billion |
Yıllar
1100 ile 1999 arası yüzlerle ve „hundert“ diyerek; diğerleri sıradan bir sayı gibi.
| Yıl | Söylenişi |
|---|---|
| 1453 | vierzehnhundertdreiundfünfzig |
| 1492 | vierzehnhundertzweiundneunzig |
| 1900 | neunzehnhundert |
| 1923 | neunzehnhundertdreiundzwanzig |
| 1961 | neunzehnhunderteinundsechzig |
| 1984 | neunzehnhundertvierundachtzig |
| 1999 | neunzehnhundertneunundneunzig |
| 2000 | zweitausend |
| 2004 | zweitausendvier |
| 2024 | zweitausendvierundzwanzig |
Saat
Konuşmada 12 saatlik düzen kullanılır: Yarım saat bir sonraki saate doğru sayılır, günün hangi bölümü olduğu belli değilse eklenir. Tarifelerde, radyoda ve resmî randevularda 24 saatlik düzen kullanılır ve hesap yoktur. Almanya'nın doğusunun ve güneyinin bazı bölgelerinde ve Avusturya'da 3.15 için „viertel vier“, 3.45 için „drei viertel vier“ de denir; bunu anlaman yeter, kullanman gerekmez.
| Saat | Konuşmada | Tarife ve radyo | Günün bölümü |
|---|---|---|---|
| 01.00 | ein Uhr | ein Uhr | nachts |
| 09.05 | fünf nach neun | neun Uhr fünf | morgens |
| 09.15 | Viertel nach neun | neun Uhr fünfzehn | morgens |
| 09.20 | zwanzig nach neun | neun Uhr zwanzig | morgens |
| 09.25 | fünf vor halb zehn | neun Uhr fünfundzwanzig | morgens |
| 09.30 | halb zehn | neun Uhr dreißig | morgens |
| 09.35 | fünf nach halb zehn | neun Uhr fünfunddreißig | morgens |
| 09.45 | Viertel vor zehn | neun Uhr fünfundvierzig | morgens |
| 09.50 | zehn vor zehn | neun Uhr fünfzig | morgens |
| 12.00 | zwölf Uhr | zwölf Uhr | mittags |
| 12.30 | halb eins | zwölf Uhr dreißig | mittags |
| 14.30 | halb drei | vierzehn Uhr dreißig | nachmittags |
| 20.15 | Viertel nach acht | zwanzig Uhr fünfzehn | abends |
| 00.10 | zehn nach zwölf | null Uhr zehn | nachts |
Tarih
Gün önde, Türkçedeki gibi, rakamla yazılırken de aynı noktalarla. Ama sıra sayısıyla söylenir ve eki değişir: Tarih öznedeyse „der“, bir şey o gün oluyorsa „am“.
| Tarih | Yazılışı | Özne olarak | „am“ ile |
|---|---|---|---|
| 23 Nisan 1920 | 23.04.1920 | der dreiundzwanzigste April neunzehnhundertzwanzig | am dreiundzwanzigsten April |
| 1 Mart 2024 | 01.03.2024 | der erste März zweitausendvierundzwanzig | am ersten März |
| 3 Ekim 1990 | 03.10.1990 | der dritte Oktober neunzehnhundertneunzig | am dritten Oktober |
| 31 Aralık 1999 | 31.12.1999 | der einunddreißigste Dezember neunzehnhundertneunundneunzig | am einunddreißigsten Dezember |
Para, ondalık sayılar ve telefon
Euro işareti tutarın arkasında, kuruştan önce virgül; Türkiye'deki gibi. Konuşurken „Euro“ iki sayının arasına girer ve tekil kalır. Ondalık virgülden sonrası rakam rakam okunur. Telefonda iki, „drei“ ile karışmasın diye „zwo“ diye söylenir.
| Yazılışı | Söylenişi |
|---|---|
| 0,01 € | ein Cent |
| 0,75 € | fünfundsiebzig Cent |
| 1,00 € | ein Euro |
| 1,50 € | ein Euro fünfzig |
| 4,50 € | vier Euro fünfzig |
| 19,99 € | neunzehn Euro neunundneunzig |
| 21,00 € | einundzwanzig Euro |
| 1.250,50 € | tausendzweihundertfünfzig Euro fünfzig |
| CHF 3.50 | drei Franken fünfzig |
| 3,14 | drei Komma eins vier |
| 0,5 | null Komma fünf |
| 0 22 77 | null zwo zwo sieben sieben |
Kendin dene
Aynı kurallardan üretilen 60 alıştırma. Yanlış cevapladığın her şey yarın tekrar karşına çıkar.