İçeriğe geç
EveryLingua Tüm dillerSözlük
TR

A1  ·  40 kelime

İlk fiiller

Her konuşmada geçen fiiller — ve başkasından söz edince ünlüsü değişenler.

Bunlar bir günü onlarsız geçiremeyeceğin fiiller ve üçte biri güçlü fiil: du ve er biçiminde, bir de geçmiş zamanda gövdedeki ünlü değişir — sehen, du siehst, er sah. Türkçe konuşan biri için bu alışılmadık, çünkü Türkçede gövde sabit kalır ve her şeyi ekler yapar; „gör-“ hep „gör-“dür. Almancada en sık kullanılan fiiller en düzensiz olanlardır, bu yüzden her güçlü fiili üç biçimiyle birlikte öğren: sehen – sah – gesehen. İkinci yenilik ayrılabilen fiiller: anfangen, aufstehen, anrufen. Cümlede ön ek kopar ve en sona gider — Der Film fängt um acht an. Türkçede fiil zaten sondadır; Almancada ise fiilin bir parçası ikinci sırada, diğeri sonda durur.

Kelimeler

Fiil (39)

machenyapmakFiilA1
Was machst du heute Abend?Bu akşam ne yapıyorsun?

Zayıf ve tamamen düzenli — emin olamadığında başvuracağın fiil.

gehengitmek; yürümekFiilA1
Wir gehen jetzt nach Hause.Şimdi eve gidiyoruz.

gehen – ging – gegangen, Perfekt'i sein ile. Yürüyerek gitmek demektir; taşıtla gidiyorsan fahren. Wie geht es dir? da bu fiille kurulur.

sehengörmekFiilA1
Siehst du den Turm da hinten?Arkadaki kuleyi görüyor musun?

du siehst, er sieht; sehen – sah – gesehen.

gebenvermekFiilA1
Gib mir bitte das Salz.Tuzu bana verir misin?

du gibst, er gibt; geben – gab – gegeben. es gibt „var“ kalıbında da bu fiil vardır.

sagensöylemek, demekFiilA1
Was hast du gerade gesagt?Az önce ne dedin?

Zayıf ve düzenli. Söylediğin kişi yönelme hâli alır: Sag mir … „bana söyle“.

lesenokumakFiilA1
Sie liest jeden Abend eine halbe Stunde.Her akşam yarım saat okur.

du liest, er liest; lesen – las – gelesen.

schreibenyazmakFiilA1
Ich schreibe ihm eine Nachricht.Ona bir mesaj yazıyorum.

schreiben – schrieb – geschrieben.

hörenduymak; dinlemekFiilA1
Hörst du die Musik von nebenan?Yan daireden gelen müziği duyuyor musun?

Zayıf. Türkçede iki fiil, Almancada tek: Musik hören „müzik dinlemek“.

wissenbilmek (bir bilgiyi)FiilA1
Ich weiß die Antwort nicht.Cevabı bilmiyorum.

Tekilde düzensiz: ich weiß, du weißt, er weiß. Bilgi için; kişileri ve yerleri bilmek, tanımak kennen. Türkçede ikisi de „bilmek“.

denkendüşünmekFiilA1
Ich denke oft an zu Hause.Sık sık memleketi düşünüyorum.

Karışık fiil: denken – dachte – gedacht. „Birini/bir şeyi düşünmek“ an + belirtme hâli: an dich denken.

glaubeninanmak; sanmakFiilA1
Ich glaube, das stimmt nicht.Bence bu doğru değil.

Zayıf. Günlük konuşmada çoğunlukla „sanırım, bence“: Ich glaube, …

brauchenihtiyacı olmak, gerekmekFiilA1
Wir brauchen noch Milch.Daha süt lazım.

Zayıf ve belirtme hâli ister. Türkçede „bana süt lazım“ denir, Almancada kişi öznedir: Ich brauche Milch.

habensahip olmak, -si olmakFiilA1
Hast du einen Moment Zeit?Bir dakikan var mı?

du hast, er hat; geçmişte hatte. Türkçe „benim arabam var“ der, Almanca „ben bir araba sahibiyim“: Ich habe ein Auto. Perfekt'in yardımcı fiili de budur.

werdenolmak, -leşmek; -ecekFiilA1
Es wird langsam kalt.Hava yavaş yavaş soğuyor.

du wirst, er wird; wurde, geworden. Üç işi var: bir şeye dönüşmek, gelecek zaman ve edilgen çatı.

bleibenkalmakFiilA1
Wir bleiben noch eine Nacht.Bir gece daha kalıyoruz.

bleiben – blieb – geblieben, Perfekt'i sein ile.

kaufensatın almakFiilA1
Wo hast du die Schuhe gekauft?Bu ayakkabıları nereden aldın?

Zayıf. Alışveriş yapmak einkaufen.

bezahlenödemekFiilA1
Kann ich mit Karte bezahlen?Kartla ödeyebilir miyim?

Ayrılamayan ön ek: Partizip II ge- almaz, bezahlt olur.

helfenyardım etmekFiilA1
Kannst du mir kurz helfen?Bana biraz yardım edebilir misin?

du hilfst, er hilft. Yönelme hâli (Dativ) ister — tıpkı Türkçedeki „birine yardım etmek“ gibi: jemandem helfen.

wartenbeklemekFiilA1
Wir warten schon eine halbe Stunde.Yarım saattir bekliyoruz.

Gövde -t ile biter: du wartest, er wartet. Türkçede „birini beklemek“, Almancada auf + belirtme hâli: auf dich warten.

fragensormakFiilA1
Frag doch einfach den Schaffner.Kondüktöre sorsana.

Zayıf ve belirtme hâli ister: Türkçedeki „birine sormak“ Almancada „birini sormak“tır — Ich frage den Lehrer.

antwortencevap vermekFiilA1
Er hat mir noch nicht geantwortet.Bana henüz cevap vermedi.

Kişi yönelme hâli alır, Türkçedeki gibi: mir antworten „bana cevap vermek“. Gövde -t ile biter: du antwortest.

anfangenbaşlamakFiilA1
Der Film fängt um acht an.Film sekizde başlıyor.

Ayrılabilen ve güçlü: du fängst an, er fängt an; angefangen.

aufhörenbırakmak, durmakFiilA2
Hör bitte auf damit.Şunu bırak artık.

Ayrılabilen ve zayıf. Bıraktığın şey mit + yönelme hâli: mit dem Rauchen aufhören „sigarayı bırakmak“.

schlafenuyumakFiilA1
Ich habe gestern schlecht geschlafen.Dün gece kötü uyudum.

du schläfst, er schläft; schlafen – schlief – geschlafen.

aufstehenkalkmak (yataktan)FiilA1
Ich stehe unter der Woche um sechs auf.Hafta içi altıda kalkıyorum.

Ayrılabilen ve Perfekt'i sein ile: ich bin aufgestanden.

lernenöğrenmek; ders çalışmakFiilA1
Sie lernt seit einem Jahr Deutsch.Bir yıldır Almanca öğreniyor.

Zayıf. Üniversitede okumak studieren.

spielenoynamak; çalmak (çalgı)FiilA1
Die Kinder spielen draußen.Çocuklar dışarıda oynuyor.

Çalgı için de: Gitarre spielen „gitar çalmak“.

bringengetirmek; götürmekFiilA1
Bring bitte das Buch mit.Kitabı yanında getir, olur mu?

Karışık fiil: bringen – brachte – gebracht. Hem „getirmek“ hem „götürmek“.

mögensevmek, hoşlanmakFiilA1
Ich mag keinen Kaffee.Kahve sevmem.

ich mag, du magst, er mag. Ich möchte onun kibar biçimidir: „… istiyorum, … alabilir miyim“.

gefallenhoşuna gitmekFiilA2
Die Wohnung gefällt mir sehr.Daire çok hoşuma gidiyor.

Türkçedeki „hoşuna gitmek“ ile aynı yapı: beğenilen şey özne, beğenen kişi yönelme hâlinde — Die Wohnung gefällt mir = „Daire bana hoş geliyor“.

vergessenunutmakFiilA1
Ich habe meinen Schlüssel vergessen.Anahtarımı unuttum.

du vergisst, er vergisst; ayrılamayan, bu yüzden ge- yok: vergessen.

verlierenkaybetmekFiilA2
Sie hat ihren Ausweis verloren.Kimliğini kaybetmiş.

verlieren – verlor – verloren.

öffnenaçmakFiilA1
Die Bank öffnet erst um zehn.Banka ancak onda açılıyor.

du öffnest, er öffnet. Konuşmada çoğunlukla aufmachen.

schließenkapatmak; kapanmakFiilA1
Die Geschäfte schließen um acht.Dükkânlar sekizde kapanıyor.

schließen – schloss – geschlossen. Konuşmada çoğunlukla zumachen.

mitkommenbirlikte gelmekFiilA1
Kommst du heute Abend mit?Bu akşam sen de geliyor musun?

Ayrılabilen, Perfekt'i sein ile.

anrufenaramak (telefonla)FiilA1
Ich rufe dich morgen an.Yarın seni ararım.

Ayrılabilen ve belirtme hâli ister — Türkçedeki „birini aramak“ gibi: Ich rufe dich an.

treffenbuluşmak; rastlamakFiilA1
Wir treffen uns um sieben.Yedide buluşuyoruz.

du triffst, er trifft; getroffen. İki kişi buluşunca dönüşlü: sich treffen.

benutzenkullanmakFiilA2
Darf ich kurz Ihr Telefon benutzen?„Telefonunuzu bir dakika kullanabilir miyim?“

Ayrılamayan: Partizip II'de ge- yok, benutzt.

versuchendenemek, çalışmak (bir şeyi yapmaya)FiilA2
Ich versuche es später noch einmal.Sonra bir daha deneyeceğim.

Ayrılamayan. Ardından zu + mastar: Ich versuche zu schlafen „uyumaya çalışıyorum“.

Kalıp ifade (1)

es gibtvarKalıp ifadeA1
Es gibt hier keinen Supermarkt.Burada süpermarket yok.

Ardından ne gelirse gelsin hep tekil es gibt, ve gelen belirtme hâlindedir: Es gibt keinen Bus. Türkçedeki „var/yok“ gibi kullanılır.

Bu liste Temel kelimeler: sayılar ve fiiller grubuna ait — bir bütün olarak da çalışılabilen sekiz liste ve 321 kelime.

Bu listeyi çalış

Bu 40 kelimeden her turda istediğin kadarı — hepsine kadar: önce bugün tekrar zamanı gelenler, sonra yeniler. Önce seçersin, sonra boşluğu doldurursun, sonra kendin yazarsın. Hatalar kısa süre sonra yeniden gelir.

Bu kelimeleri dinleme alıştırmasında dinle ve tanı