İçeriğe geç
EveryLingua Tüm dillerSözlük
TR

A2  ·  42 kelime

Alışveriş ve para

Bir şeyin kaça olduğu, nasıl ödendiği ve Alman dükkânlarında duyulmak istenen kalıplar.

Almanya'da alışverişin birkaç sabit kalıbı var ve bunları bilmek, uzun bir isim listesinden daha çok işine yarar: Bir şey isterken Ich hätte gern …, fiyatı sorarken Was kostet das?, kasada da çoğu zaman Zusammen oder getrennt? — yani hesabı tek kişi mi ödeyecek, herkes kendi payını mı? Türkiye'deki gibi pazarlık yoktur; etiketteki fiyat geçerlidir. İki pratik bilgi daha: Nakit para hâlâ çok kullanılır, küçük fırınlarda nur Bargeld yazısını sık görürsün. Pazar günleri de dükkânların neredeyse hepsi kapalıdır; cumartesi akşamı süpermarketin bu kadar kalabalık olmasının nedeni budur. Şişelerdeki Pfand (depozito) da ilk haftalarda herkesin şaşırdığı bir şeydir.

Kelimeler

Fiil (13)

einkaufenalışveriş yapmakFiilA1
Wir kaufen samstags ein.Cumartesileri alışveriş yaparız.

Ayrılabilen fiil: Wir kaufen ein. Tek bir şeyi satın almak kaufen.

zahlenödemekFiilA1
Ich möchte bitte zahlen.Ödemek istiyorum.

Garsona Zahlen, bitte! denir: „Hesap, lütfen!“

besorgenalmak, temin etmekFiilA2
Kannst du unterwegs Brot besorgen?Yolda ekmek alabilir misin?

Ayrılamayan fiil: besorgt, başında ge- yok.

aussuchenseçmekFiilA2
Such dir etwas aus.Kendine bir şey seç.

Ayrılabilen fiil: Such dir etwas aus.

liefernteslim etmek, getirmekFiilA2
Wird auch nach Hause geliefert?Eve teslimat da yapılıyor mu?

İsmi: die Lieferung (teslimat).

empfehlenönermek, tavsiye etmekFiilA2
Was können Sie empfehlen?Ne önerirsiniz?

Düzensiz: du empfiehlst, er empfiehlt; Partizip II: empfohlen.

vergleichenkarşılaştırmakFiilB1
Es lohnt sich, die Preise zu vergleichen.Fiyatları karşılaştırmaya değer.
sparentasarruf etmek, para biriktirmekFiilA2
So sparen Sie zehn Euro.Böylece on avro tasarruf edersin.
ausgebenharcamakFiilA2
Wir haben zu viel Geld ausgegeben.Çok fazla para harcadık.

Ayrılabilen fiil: Wir geben aus, ausgegeben.

kaputtgehenbozulmakFiilA2
Die Kaffeemaschine ist nach einem Jahr kaputtgegangen.Kahve makinesi bir yıl sonra bozuldu.

Perfekt sein ile: ist kaputtgegangen.

reklamierenkusurlu ürünü geri götürmek, şikâyet etmekFiilB1
Ich möchte das reklamieren.Bunu kusurlu olduğu için geri vermek istiyorum.

Yanıltıcı kelime: reklamieren reklam yapmak değil, bozuk ürün için hak aramaktır. Reklam die Werbung.

wechselnbozdurmak; değiştirmekFiilA2
Können Sie mir zehn Euro wechseln?On avroyu bozabilir misiniz?
tauschendeğiştirmek, takas etmekFiilA2
Kann ich die Hose noch tauschen?Pantolonu hâlâ değiştirebilir miyim?

Mağazada ürün değişimi umtauschen diye de geçer.

Zarf (1)

getrenntayrı ayrıZarfA2
Zahlen wir getrennt oder zusammen?Ayrı ayrı mı ödüyoruz, birlikte mi?

Garsonun gruplara sorduğu soru: Zusammen oder getrennt?

İsim (23)

das GeldparaİsimA1
Ich habe kein Geld dabei.Yanımda hiç para yok.

Çoğulu kullanılmaz.

das Bargeldnakit paraİsimA2
Nehmen Sie Bargeld mit, hier gibt es keine Karte.Yanınıza nakit alın, burada kart geçmiyor.

bar „peşin, nakit“ demek; bar zahlen = nakit ödemek.

die KartekartİsimA1
Kann ich mit Karte zahlen?Kartla ödeyebilir miyim?

Harita, bilet ve yemek listesi için de kullanılır.

der EuroavroİsimA1
Das macht zwölf Euro fünfzig.On iki avro elli sent ediyor.

Sayıdan sonra tekil kalır, Türkçedeki gibi: zwölf Euro.

der CentsentİsimA1
Der Rest sind achtzig Cent.Kalanı seksen sent.
das Kleingeldbozuk paraİsimA2
Haben Sie es vielleicht klein?„Bozuk paranız var mı acaba?“
der Kassenbonfiş, kasa fişiİsimA2
Heben Sie den Kassenbon auf.„Fişi saklayın.“

Değişim ve iade için fişi saklamak önemlidir.

die Quittungmakbuz, faturaİsimB1
Für die Steuer brauche ich eine Quittung.Vergi için makbuza ihtiyacım var.

Kassenbon'dan daha resmîdir; işverene ya da vergi dairesine verilir.

der MarktpazarİsimA1
Auf dem Markt ist das Obst frischer.Pazarda meyveler daha taze.

Çoğulu: die Märkte. Haftalık pazar der Wochenmarkt.

die Bäckereifırın, ekmek fırınıİsimA1
Die Bäckerei macht um sechs auf.Fırın saat altıda açılıyor.

-ei ile biten isimler dişildir: die.

die MetzgereikasapİsimA2
In der Metzgerei gibt es auch Mittagessen.Kasapta öğle yemeği de var.

Kuzeyde die Fleischerei denir.

die Drogeriekozmetik ve temizlik mağazasıİsimA2
Zahnpasta bekommst du in der Drogerie.Diş macununu kozmetik mağazasında bulursun.

Yanıltıcı kelime: Drogerie ilaç satmaz. İlaç Apotheke'de, yani eczanede satılır.

die Öffnungszeitenaçılış saatleri, çalışma saatleriİsimA2
Die Öffnungszeiten stehen an der Tür.Çalışma saatleri kapıda yazıyor.

Hep çoğul kullanılır.

das Angebotindirim, kampanya; teklifİsimA2
Der Kaffee ist diese Woche im Angebot.Kahve bu hafta indirimde.

im Angebot = indirimde.

das RegalrafİsimA2
Der Reis steht im Regal ganz oben.Pirinç en üst rafta.
die Tütepoşet, torbaİsimA2
Brauchen Sie eine Tüte?Poşet ister misiniz?

Plastik poşet neredeyse her yerde paralıdır; çoğu kişi kendi çantasını getirir.

der Einkaufswagenalışveriş arabasıİsimA2
Für den Einkaufswagen braucht man ein Ein-Euro-Stück.Alışveriş arabası için bir avroluk madeni para gerekiyor.
das PfanddepozitoİsimA2
Auf die Flasche kommt Pfand.Şişenin depozitosu var.

Boş şişeyi süpermarketteki makineye verirsin, makine bir fiş basar, parayı kasada geri alırsın.

die FlascheşişeİsimA1
Zwei Flaschen Wasser, bitte.İki şişe su alayım.

Burada çoğul gerekir: zwei Flaschen, ama zwei Stück.

die PackungpaketİsimA2
Eine Packung Nudeln reicht für vier.Bir paket makarna dört kişiye yetiyor.
das Stücktane, adet; parçaİsimA1
Ich nehme drei Stück.Üç tane alıyorum.

Sayıdan sonra tekil kalır: drei Stück.

das Haltbarkeitsdatumson kullanma tarihiİsimB1
Das Haltbarkeitsdatum war schon abgelaufen.Son kullanma tarihi çoktan geçmişti.

Paketin üzerinde çoğu zaman mindestens haltbar bis yazar.

die GarantiegarantiİsimB1
Auf das Gerät sind zwei Jahre Garantie.Cihazın iki yıl garantisi var.

Sıfat (5)

geöffnetaçıkSıfatA1
Sonntags ist nichts geöffnet.Pazar günleri hiçbir yer açık değil.

Günlük konuşmada offen daha sık söylenir.

geschlossenkapalıSıfatA1
Die Filiale ist wegen Umbau geschlossen.Şube tadilat nedeniyle kapalı.
reduziertindirimliSıfatA2
Alles auf dem Tisch ist reduziert.Masadaki her şey indirimli.
kostenlosücretsiz, bedavaSıfatA2
Die Lieferung ist kostenlos.Teslimat ücretsiz.

-los eki Türkçedeki „-sız/-siz“ gibidir: kostenlos = masrafsız.

frischtazeSıfatA1
Ist das Brot noch frisch?Ekmek hâlâ taze mi?

Bu liste İş, para ve alışveriş grubuna ait — bir bütün olarak da çalışılabilen üç liste ve 151 kelime.

Bu listeyi çalış

Bu 42 kelimeden her turda istediğin kadarı — hepsine kadar: önce bugün tekrar zamanı gelenler, sonra yeniler. Önce seçersin, sonra boşluğu doldurursun, sonra kendin yazarsın. Hatalar kısa süre sonra yeniden gelir.

Bu kelimeleri dinleme alıştırmasında dinle ve tanı