İçeriğe geç
EveryLingua Tüm dillerSözlük
TR

A2  ·  56 kelime

Duygular ve karakter

Birinin nasıl biri olduğu ve kendini nasıl hissettiği — benzer görünen ama farklı işleyen iki yapı.

Almancada nasıl hissettiğini söylemenin üç yolu var ve bunlar birbirinin yerine geçmez. Ich bin müde bir sıfatla kurulur, Türkçedeki „yorgunum“ gibi. Ich habe Angst bir isimle kurulur: kelimesi kelimesine „korkum var“. Üçüncüsü en dikkat isteyenidir: Mir ist kalt kişiyi yönelme hâline (Dativ) koyar, cümlenin gerçek bir öznesi bile yoktur — „bana soğuk“. Türkçe konuşanlara bu yapı aslında tanıdık gelir, çünkü „canım sıkılıyor“ da duyguyu kişinin başına gelen bir şey gibi anlatır. Aynı kalıp sık sık karşına çıkar: Mir ist schlecht, Mir ist langweilig, Es geht mir gut, Das tut mir leid. Bu listede ayrıca hangi sıfatın hangi edatı istediğini de öğrenirsin: stolz auf, zufrieden mit, sich freuen auf.

Kelimeler

Fiil (12)

sich freuensevinmek; dört gözle beklemekFiilA2
Ich freue mich auf den Urlaub.Tatili dört gözle bekliyorum.

sich freuen auf = gelecek bir şeyi sabırsızlıkla beklemek; sich freuen über = olmuş bir şeye sevinmek.

sich ärgernkızmak, sinirlenmekFiilB1
Er ärgert sich über die Verspätung.Gecikmeye sinirleniyor.

Dönüşlü, über + belirtme hâli (Akkusativ) ile.

lachengülmekFiilA2
Wir haben viel gelacht.Çok güldük.

Neye güldüğün über ile: über einen Witz lachen.

weinenağlamakFiilA2
Das Kind hat lange geweint.Çocuk uzun süre ağladı.
lächelngülümsemekFiilB1
Sie lächelte nur.Sadece gülümsedi.

ich ile -e- düşer: ich lächle.

hoffenummakFiilA2
Ich hoffe, es klappt.Umarım olur.

Zarf: hoffentlich = inşallah, umarım.

leidtunüzgün olmak, özür dilemekFiilA1
Es tut mir wirklich leid.Gerçekten çok üzgünüm.

Kişi yönelme hâlinde (Dativ): Es tut mir leid.

vertrauengüvenmekFiilB1
Ich vertraue ihm vollkommen.Ona tamamen güveniyorum.

Kişi yönelme hâlinde (Dativ): ich vertraue ihm.

sich interessierenilgilenmekFiilA2
Ich interessiere mich für Musik.Müzikle ilgileniyorum.

sich interessieren für + belirtme hâli (Akkusativ).

aussehengörünmekFiilA2
Das Essen soll auch gut aussehen.Yemeğin görüntüsü de güzel olmalı.

Ayrılabilen fiil: Du siehst müde aus. = Yorgun görünüyorsun.

spürenhissetmekFiilB1
Ich spüre die Kälte in den Fingern.Parmaklarımda soğuğu hissediyorum.
sorgenilgilenmek, sağlamak; endişelenmekFiilA2
Wer sorgt heute Abend für die Getränke?Bu akşam içecekleri kim halledecek?

für etwas sorgen = bir şeyi halletmek; sich um jemanden sorgen = biri için endişelenmek.

Zarf (1)

leidüzgün (kalıpta)ZarfA1
Es tut mir leid, ich habe es vergessen.Özür dilerim, unuttum.

etwas leid sein = bir şeyden bıkmış olmak.

İsim (10)

das Gefühlduygu, hisİsimA2
Ich habe ein gutes Gefühl dabei.Bu konuda içimde iyi bir his var.
die Stimmungruh hâli; ortam, havaİsimB1
Die Stimmung war gut den ganzen Abend.Bütün akşam ortam güzeldi.
die AngstkorkuİsimA2
Sie hat Angst vor Hunden.Köpeklerden korkuyor.

İsimle kurulur: Angst haben vor + yönelme hâli (Dativ) = -den korkmak.

die Freudesevinç, mutlulukİsimB1
Es war eine große Freude.Büyük bir mutluluktu.
der CharakterkarakterİsimB1
Sie hat einen offenen Charakter.Açık bir karakteri var.

Vurgu ikinci hecede: Cha-RAK-ter.

der Traumrüya; hayalİsimA2
Ich hatte heute Nacht einen schönen Traum.Bu gece güzel bir rüya gördüm.

Çoğulu: die Träume.

der Wunschdilek, istekİsimA2
Hast du einen Wunsch zum Geburtstag?Doğum günün için bir isteğin var mı?

Çoğulu: die Wünsche.

die Sorgeendişe, kaygıİsimA2
Mach dir keine Sorgen!Hiç endişelenme!
der KussöpücükİsimA2
Sie gab ihm einen Kuss.Onu öptü.
die Erinnerunganı, hatıra; hatırlatmaİsimB1
Ich habe schöne Erinnerungen an diesen Sommer.O yaza dair güzel anılarım var.

Faturada Zahlungserinnerung = ödeme hatırlatması.

Sıfat (33)

frohmemnun, sevinçliSıfatA2
Ich bin froh, dass es vorbei ist.Bittiği için memnunum.
glücklichmutluSıfatA2
Sie sieht sehr glücklich aus.Çok mutlu görünüyor.
traurigüzgün; hüzünlüSıfatA2
Der Film war ziemlich traurig.Film oldukça hüzünlüydü.
bösekızgın, dargın; kötüSıfatA2
Bist du mir böse?Bana kızgın mısın?

Kişi yönelme hâlinde (Dativ): jemandem böse sein = birine kızgın olmak.

wütendöfkeli, çok kızgınSıfatB1
Er war wirklich wütend.Gerçekten çok öfkeliydi.

böse'den çok daha güçlü.

nervösgergin, heyecanlıSıfatA2
Vor der Prüfung bin ich immer nervös.Sınavdan önce hep gerginim.
ruhigsakin, sessizSıfatA1
Bleib bitte ruhig.Sakin ol.

Kip edatı olarak „çekinme“ demek: Frag ruhig! = „Sor tabii!“

aufgeregtheyecanlı, telaşlıSıfatB1
Die Kinder sind ganz aufgeregt.Çocuklar çok heyecanlı.
überraschtşaşırmışSıfatB1
Ich war ehrlich überrascht.Gerçekten şaşırmıştım.
enttäuschthayal kırıklığına uğramışSıfatB1
Sie war sehr enttäuscht von dem Ergebnis.Sonuç onu çok hayal kırıklığına uğrattı.

Neden von ile: enttäuscht von.

stolzgururluSıfatB1
Er ist stolz auf seine Tochter.Kızıyla gurur duyuyor.

stolz auf + belirtme hâli (Akkusativ).

zufriedenmemnunSıfatB1
Mit dem Ergebnis bin ich zufrieden.Sonuçtan memnunum.

zufrieden mit + yönelme hâli (Dativ).

nettkibar, nazik, hoşSıfatA1
Das ist sehr nett von Ihnen.Çok naziksiniz.
freundlichgüler yüzlü, nazikSıfatA1
Die Bedienung war ausgesprochen freundlich.Garsonlar son derece güler yüzlüydü.
höflichkibarSıfatB1
Er hat sehr höflich gefragt.Çok kibarca sordu.
geduldigsabırlıSıfatB1
Sie ist unglaublich geduldig mit den Kindern.Çocuklara karşı inanılmaz sabırlı.

İsmi: die Geduld (sabır).

ehrlichdürüstSıfatB1
Sag mir bitte ehrlich, was du denkst.Ne düşündüğünü bana dürüstçe söyle.

ehrlich gesagt = açıkçası.

faultembel; çürükSıfatA2
Heute bin ich einfach faul.Bugün sadece tembellik ediyorum.

Meyve için „çürük“ demektir.

fleißigçalışkanSıfatB1
Sie ist eine sehr fleißige Schülerin.Çok çalışkan bir öğrenci.

Almancada sık kullanılan bir övgüdür.

lustigeğlenceli, komikSıfatA2
Der Abend war richtig lustig.Akşam gerçekten eğlenceliydi.
ernstciddiSıfatB1
Das meine ich ernst.Bunu ciddi söylüyorum.

Im Ernst? = „Ciddi misin?“

sicheremin; güvenliSıfatA2
Bist du sicher?Emin misin?

İki anlamı da çok yaygın.

unsicheremin olmayan; güvensizSıfatB1
Ich bin mir da noch unsicher.Bu konuda hâlâ emin değilim.
erschöpftbitkinSıfatB1
Nach dem Umzug waren wir völlig erschöpft.Taşınmadan sonra tamamen bitkindik.

müde'den bir adım ötesi.

satttokSıfatA2
Danke, ich bin satt.Teşekkürler, doydum.

etwas satt haben = bir şeyden bıkmak.

langweiligsıkıcıSıfatA2
Der Vortrag war ziemlich langweilig.Konuşma oldukça sıkıcıydı.

Mir ist langweilig = canım sıkılıyor — yine Dativ kalıbı.

interessantilginçSıfatA2
Das klingt interessant.Kulağa ilginç geliyor.
liebsevimli, iyi kalpli; sevgiliSıfatA1
Das ist sehr lieb von dir.Çok tatlısın.
schadeyazıkSıfatA2
Schade, dass du nicht kommen kannst.Gelemiyor olman çok yazık.
schlimmkötü, vahimSıfatA2
Das ist nicht so schlimm.O kadar kötü değil.

Nicht schlimm! = „Önemli değil!“

beliebtsevilen, popülerSıfatA2
Der Lehrer ist bei allen beliebt.Öğretmeni herkes seviyor.
berühmtünlüSıfatA2
Sie möchte eines Tages berühmt sein.Bir gün ünlü olmak istiyor.
hübschgüzel, hoşSıfatA1
Das Kleid ist sehr hübsch.Elbise çok güzel.

Bu liste İnsanlar, aile ve duygular grubuna ait — bir bütün olarak da çalışılabilen iki liste ve 104 kelime.

Bu listeyi çalış

Bu 56 kelimeden her turda istediğin kadarı — hepsine kadar: önce bugün tekrar zamanı gelenler, sonra yeniler. Önce seçersin, sonra boşluğu doldurursun, sonra kendin yazarsın. Hatalar kısa süre sonra yeniden gelir.

Bu kelimeleri dinleme alıştırmasında dinle ve tanı