İçeriğe geç
EveryLingua Tüm dillerSözlük
TR

A1  ·  48 kelime

Ev ve ev işleri

Odalar, mobilyalar, bozulan şeyler — ve iki hâl alan dokuz edat, ki onlar tam burada yaşar.

Bir evden söz etmek, eşyaların nerede durduğunu söylemek demektir; iki hâl alan edatlar da bu yüzden her ikinci cümlede karşına çıkar. Türkçe konuşan biri için mantık tanıdıktır: „masada“ ile „masaya“ arasındaki fark. Das Buch liegt auf dem Tisch bir konumdur, „kitap masada“ — Almanca burada yönelme hâli (Dativ) kullanır. Ich lege das Buch auf den Tisch bir harekettir, „kitabı masaya koyuyorum“ — burada belirtme hâli (Akkusativ). Dikkat: Türkçedeki „-de“ Almancada Dativ'e, „-e“ ise Akkusativ'e denk gelir; adlar ters gelir, mantık aynıdır. Almanca ayrıca Türkçenin tek „durmak, koymak“ dediği yerde üç fiil ayırır: yatık duran şey liegt, dik duran şey steht, asılı olan hängt. Masadaki kitap liegt, masadaki şişe steht — yanlış fiil hemen fark edilir.

Kelimeler

Fiil (12)

liegenyatmak, (yatık) durmakFiilA1
Das Buch liegt auf dem Tisch.Kitap masada.

Yatık duran şeyler için. Güçlü: liegen – lag – gelegen. Türkçede „durmak“ ya da sadece „-de“ yeter.

stehenayakta durmak, (dik) durmakFiilA1
Die Flasche steht im Kühlschrank.Şişe buzdolabında.

Dik duran şeyler için: şişe, dolap, ayakkabı. Güçlü: stehen – stand – gestanden.

hängenasılı olmak; asmakFiilA2
Das Bild hängt über dem Sofa.Resim kanepenin üstünde asılı.

„Asılı olmak“ anlamında güçlü (hing, gehangen); bir şeyi „asmak“ anlamında zayıf (hängte, gehängt).

sitzenoturmak, oturuyor olmakFiilA1
Wir sitzen auf dem Balkon.Balkonda oturuyoruz.

Güçlü: sitzen – saß – gesessen. Bir evde „oturmak“, yani ikamet etmek ise wohnen.

stellen(dik) koymakFiilA2
Stell die Flasche bitte in den Kühlschrank.Şişeyi buzdolabına koyar mısın?

stehen'in hareket biçimi; belirtme hâli ister — Türkçedeki „buzdolabına“.

legen(yatık) koymak, bırakmakFiilA2
Ich lege den Schlüssel auf den Tisch.Anahtarı masaya bırakıyorum.

liegen'in hareket biçimi; belirtme hâli ister: auf den Tisch „masaya“.

aufräumentoplamak, derleyip toplamakFiilA2
Räum bitte dein Zimmer auf.Odanı topla, olur mu?

Ayrılabilen: ön ek sona gider, Räum dein Zimmer auf!

putzentemizlemekFiilA2
Am Samstag putzen wir die Fenster.Cumartesi camları siliyoruz.

Diş fırçalamak da bu fiille: Zähne putzen.

waschenyıkamakFiilA2
Ich wasche die Wäsche am Wochenende.Çamaşırları hafta sonu yıkıyorum.

Güçlü, ünlüsü değişir: du wäschst, er wäscht.

umziehentaşınmakFiilA2
Wir ziehen nächsten Monat um.Gelecek ay taşınıyoruz.

Ayrılabilen ve Perfekt'i sein ile: ich bin umgezogen. Dönüşlü sich umziehen ise „üstünü değiştirmek“.

aufmachenaçmakFiilA1
Kannst du bitte das Fenster aufmachen?Pencereyi açar mısın?

Ayrılabilen; günlük dilde öffnen yerine. Karşıtı zumachen.

decken(sofrayı) kurmak; örtmek, karşılamakFiilA2
Kannst du bitte den Tisch decken?Sofrayı kurar mısın?

Para ve sigorta için de: Die Versicherung deckt den Schaden „sigorta zararı karşılıyor“.

Zarf (1)

driniçindeZarfA2
Die Tasche ist leer, nichts ist drin.Çanta boş, içinde hiçbir şey yok.

darin'in konuşma dilindeki kısa biçimi.

İsim (29)

die Wohnungdaire, evİsimA1
Die Wohnung hat drei Zimmer und einen Balkon.Dairede üç oda ve bir balkon var.

Çoğul: die Wohnungen. Apartmandaki kiralık ev; müstakil ev das Haus.

das Hausev; binaİsimA1
Das Haus ist über hundert Jahre alt.Ev yüz yıldan eski.

Çoğul: die Häuser. nach Hause „eve (doğru)“, zu Hause „evde“ — Türkçedeki „eve“ ile „evde“ farkı.

das ZimmerodaİsimA1
Mein Zimmer geht nach hinten hinaus.Odam arka tarafa bakıyor.

Çoğul: die Zimmer — -er ile biten çoğu isim gibi eksiz.

die KüchemutfakİsimA1
In der Küche ist es warm.Mutfakta hava sıcak.

Çoğul: die Küchen. „Mutfak“ gibi „yemek kültürü“ anlamı da var: die türkische Küche.

das BadbanyoİsimA1
Das Bad ist am Ende des Flurs.Banyo koridorun sonunda.

Çoğul: die Bäder. „Banyo yapmak“ ve „kaplıca kasabası“ anlamı da var.

das Schlafzimmeryatak odasıİsimA1
Das Schlafzimmer ist sehr ruhig.Yatak odası çok sessiz.

Birleşik isim: schlafen + Zimmer.

das Wohnzimmeroturma odası, salonİsimA1
Wir sitzen meistens im Wohnzimmer.Çoğunlukla salonda otururuz.
der Flurkoridor, antreİsimA2
Die Schuhe stehen im Flur.Ayakkabılar antrede.

Çoğul: die Flure. Ayakkabıyı kapının önüne değil içeriye, antreye koymak Almanya'da da yaygındır.

der BalkonbalkonİsimA2
Auf dem Balkon steht ein kleiner Tisch.Balkonda küçük bir masa var.

Çoğul: die Balkone ya da die Balkons.

der GartenbahçeİsimA1
Die Kinder spielen im Garten.Çocuklar bahçede oynuyor.

Çoğul: die Gärten.

die TürkapıİsimA1
Mach bitte die Tür zu.Kapıyı kapatır mısın?

Çoğul: die Türen.

das FensterpencereİsimA1
Das Fenster steht offen.Pencere açık.

Çoğul: die Fenster.

der TischmasaİsimA1
Der Tisch ist zu klein für sechs Personen.Masa altı kişi için çok küçük.

Çoğul: die Tische.

der StuhlsandalyeİsimA1
Nimm dir bitte einen Stuhl.Bir sandalye al, otur.

Çoğul: die Stühle.

das BettyatakİsimA1
Das Bett ist noch nicht gemacht.Yatak daha toplanmadı.

Çoğul: die Betten. „Yatağı toplamak“ das Bett machen.

der SchrankdolapİsimA1
Die Teller sind im Schrank.Tabaklar dolapta.

Çoğul: die Schränke. Elbise dolabı da, mutfak dolabı da.

das SofakanepeİsimA1
Auf dem Sofa liegt eine Katze.Kanepede bir kedi yatıyor.

Çoğul: die Sofas.

die LampelambaİsimA1
Die Lampe im Flur ist kaputt.Koridordaki lamba bozuk.

Çoğul: die Lampen.

der KühlschrankbuzdolabıİsimA1
Der Kühlschrank ist fast leer.Buzdolabı neredeyse boş.

Çoğul: die Kühlschränke. Eril, çünkü son parçası der Schrank.

die Waschmaschineçamaşır makinesiİsimA2
Die Waschmaschine läuft noch.Çamaşır makinesi hâlâ çalışıyor.

Çoğul: die Waschmaschinen. Çok kiracılı binalarda bodrumda ortak olabilir.

der SchlüsselanahtarİsimA1
Ich habe meinen Schlüssel vergessen.Anahtarımı unuttum.

Çoğul: die Schlüssel.

die MietekiraİsimA2
Die Miete ist im letzten Jahr gestiegen.Kira geçen yıl arttı.

Çoğul: die Mieten. Fiili mieten „kiralamak“. Isınma ve aidat dahil kira die Warmmiete, hariç die Kaltmiete.

der Kellerbodrum, kilerİsimA2
Die Fahrräder stehen im Keller.Bisikletler bodrumda.

Çoğul: die Keller. Apartmanların çoğunda her kiracının kilitli bir bodrum bölmesi vardır.

die TreppemerdivenİsimA1
Die Treppe ist ziemlich steil.Merdiven epey dik.

Çoğul: die Treppen. Seyyar merdiven ise die Leiter.

die MöbelmobilyaİsimA2
Die Möbel sind alt, aber schön.Mobilyalar eski ama güzel.

Yalnızca çoğul: Die Möbel sind … Tek parça das Möbelstück.

die Deckebattaniye, örtü; tavanİsimA2
Mir ist kalt, hast du eine Decke?Üşüyorum, battaniyen var mı?

Çoğul: die Decken. Tek kelime, iki anlam: üstüne örtülen ve odanın tavanı.

der Haushaltev, hane; ev işleriİsimA2
Wir teilen uns die Arbeit im Haushalt.Ev işlerini paylaşıyoruz.

Çoğul: die Haushalte. Resmî yazılarda „hane“ anlamında sık geçer.

die Haustürdış kapı, apartman kapısıİsimA2
Die Haustür ist offen.Dış kapı açık.

Çoğul: die Haustüren.

die Raumtemperaturoda sıcaklığıİsimB1
Die Butter sollte Raumtemperatur haben.Tereyağı oda sıcaklığında olmalı.

Çoğul: die Raumtemperaturen.

Sıfat (6)

kaputtbozuk, kırıkSıfatA1
Der Aufzug ist wieder kaputt.Asansör yine bozuk.

Günlük ama her yerde kullanılır. Resmîsi defekt.

saubertemizSıfatA1
Die Küche ist jetzt sauber.Mutfak artık temiz.

Ek alınca -e- düşer: eine saubere Küche.

gemütlichrahat, sıcak, samimiSıfatA2
Die Wohnung ist klein, aber gemütlich.Daire küçük ama sıcacık.

Tek kelimeyle çevrilmez: sıcaklık, rahatlık ve acelesizlik bir arada — Türkçedeki „keyifli“ye yakın.

hellaydınlık; açık (renk)SıfatA1
Das Zimmer ist sehr hell.Oda çok aydınlık.
dunkelkaranlık; koyuSıfatA1
Im Flur ist es dunkel.Koridor karanlık.

Ek alınca -e- düşer: ein dunkler Raum.

engdar, sıkışıkSıfatA2
Die Treppe ist sehr eng.Merdiven çok dar.

Bu liste Ev ve konut grubuna ait — bir bütün olarak da çalışılabilen dört liste ve 166 kelime.

Bu listeyi çalış

Bu 48 kelimeden her turda istediğin kadarı — hepsine kadar: önce bugün tekrar zamanı gelenler, sonra yeniler. Önce seçersin, sonra boşluğu doldurursun, sonra kendin yazarsın. Hatalar kısa süre sonra yeniden gelir.

Bu kelimeleri dinleme alıştırmasında dinle ve tanı