Kendinden ve yakınlarından söz etmek her dilde ilk uzun konuşmadır. Türkçe konuşan için burada bir fark göze çarpar: Türkçenin akrabalık kelimeleri İngilizceden çok daha ayrıntılıdır. „Teyze“, „hala“ ve „yenge“ İngilizcede tek bir kelimedir, aunt; „amca“, „dayı“ ve „enişte“ de uncle. „Abla“ ile „ağabey“ için ayrı bir kelime yoktur — older sister, older brother denir. Yaş da Türkçedeki gibi to be ile söylenir: I am thirty.
Kelimeler
Görünüm
Fiil (2)
to liveoturmak, yaşamakFiilA1
They live near the station.İstasyonun yakınında oturuyorlar.
I grew up in a small village.Küçük bir köyde büyüdüm.
İsim (35)
familyaileİsimA1
My family lives in Bremen.Ailem Bremen’de oturuyor.
motheranneİsimA1
My mother is a teacher.Annem öğretmen.
fatherbabaİsimA1
His father works at the hospital.Babası hastanede çalışıyor.
parentsanne baba, ebeveynİsimA1
My parents are on holiday.Annemle babam tatilde.
childçocukİsimA1
Every child gets a free ticket.Her çocuk ücretsiz bilet alır.
Çoğulu childrendır, childs değil.
sonoğulİsimA1
Their son is at university.Oğulları üniversitede.
daughterkız (evlat)İsimA1
My daughter turns ten in May.Kızım mayısta on yaşına giriyor.
brothererkek kardeş, ağabeyİsimA1
I have one brother and two sisters.Bir erkek kardeşim ve iki kız kardeşim var.
Büyük mü küçük mü olduğunu söylemez. „Ağabey“ için older brother, „küçük erkek kardeş“ için younger brother denir.
sisterkız kardeş, ablaİsimA1
Her sister moved to Vienna.Kız kardeşi Viyana’ya taşındı.
grandmotherbüyükanne, nineİsimA1
My grandmother is ninety.Büyükannem doksan yaşında.
grandfatherbüyükbaba, dedeİsimA1
His grandfather built this house.Bu evi dedesi yapmış.
auntteyze, hala, yengeİsimA2
We stayed with my aunt.Teyzemin yanında kaldık.
Türkçedeki üç kelime için tek kelime: annenin kız kardeşi, babanın kız kardeşi ve amcanın ya da dayının eşi.
uncleamca, dayı, enişteİsimA2
My uncle sold his farm.Dayım çiftliğini sattı.
cousinkuzenİsimA2
My cousin lives in Canada.Kuzenim Kanada’da oturuyor.
Kız ya da erkek fark etmez — cousin ikisi için de kullanılır.
husbandkoca, eş (erkek)İsimA1
Her husband picks up the children.Çocukları kocası alıyor.
wifekarı, eş (kadın)İsimA1
His wife runs a small shop.Karısı küçük bir dükkân işletiyor.
friendarkadaşİsimA1
She is a friend from school.Okuldan bir arkadaşı.
friend kendiliğinden „sevgili“ demek değildir. Onun için boyfriend, girlfriend ya da partner kullanılır.
partnerpartner, hayat arkadaşıİsimA2
My partner and I share the flat.Partnerimle daireyi paylaşıyoruz.
neighbourkomşuİsimA2
Our neighbour feeds the cat.Kediyi komşumuz besliyor.
İngiliz yazımı neighbour, Amerikan yazımı neighbor.
manadam, erkekİsimA1
A man asked me for directions.Bir adam bana yol sordu.
womankadınİsimA1
The woman at the desk was very helpful.Danışmadaki kadın çok yardımseverdi.
peopleinsanlarİsimA1
A lot of people were waiting outside.Dışarıda çok insan bekliyordu.
people çoğuldur: people are, people is değil.
personkişiİsimA1
Only one person can go in.İçeriye yalnızca bir kişi girebilir.
first namead, ilk adİsimA1
Please write your first name here.Lütfen adını buraya yaz.
surnamesoyadıİsimA2
My surname is difficult to spell.Soyadımı harf harf söylemek zor.
ageyaşİsimA1
Children under the age of six travel free.Altı yaşın altındaki çocuklar ücretsiz yolculuk eder.
relativeakrabaİsimB1
We have relatives in Austria.Avusturya’da akrabalarımız var.
twinikizİsimB1
They are twins, but they look different.İkizler ama birbirlerine benzemiyorlar.
adultyetişkinİsimA2
Two adults and one child travel for the price of two.İki yetişkin ve bir çocuk, iki kişilik fiyatına yolculuk eder.
babybebekİsimA1
The baby is sleeping now.Bebek şimdi uyuyor.
girlkız, kız çocuğuİsimA1
The girl next door is six.Yan evdeki kız altı yaşında.
dadbaba (konuşma dili)İsimA1
My dad cooks on Sundays.Babam pazar günleri yemek yapar.
mumanne (konuşma dili)İsimA1
I call my mum every day.Annemi her gün ararım.
parentanne ya da baba (çoğulu: anne baba)İsimA1
My parents live in a small town.Annemle babam küçük bir kasabada oturuyor.
kidçocuk (konuşma dili)İsimA2
The kids are playing in the garden.Çocuklar bahçede oynuyor.
Sıfat (5)
oldyaşlı, eski; … yaşındaSıfatA1
How old are you?Kaç yaşındasın?
Yaş to be ile söylenir: I am thirty — Türkçedeki „otuz yaşındayım“ gibi.
younggençSıfatA1
She is younger than her brother.Erkek kardeşinden daha genç.
marriedevliSıfatA2
They have been married for ten years.On yıldır evliler.
married to somebody denir, married with somebody değil — Türkçedeki „biriyle evli“ yanıltır.
singlebekârSıfatA2
She is single and lives alone.Bekâr ve yalnız yaşıyor.
aloneyalnız, tek başınaSıfatA1
He was travelling alone.Tek başına seyahat ediyordu.
Zarf (1)
togetherbirlikteZarfA1
We went there together.Oraya birlikte gittik.
Kalıp ifade (3)
to be borndoğmakKalıp ifadeA2
I was born in Leipzig.Leipzig’de doğdum.
to get to knowtanımak, tanışmakKalıp ifadeB1
It takes time to get to know a city.Bir şehri tanımak zaman alır.
to look likebenzemekKalıp ifadeA2
She looks like her mother.Annesine benziyor.
Bu liste İnsanlar ve ilişkiler grubuna ait — bir bütün olarak da çalışılabilen dört liste ve 192 kelime.
Bu listeyi çalış
Bu 46 kelimeden her turda istediğin kadarı — hepsine kadar: önce bugün tekrar zamanı gelenler, sonra yeniler. Önce seçersin, sonra boşluğu doldurursun, sonra kendin yazarsın. Hatalar kısa süre sonra yeniden gelir.