En işe yarar 1000 İngilizce kelime
Sırayla, her biri Türkçe anlamı, türü, seviyesi ve gerçekten geçtiği bir örnek cümleyle. Kaç tanesini görmek istediğini aşağıda ayarlarsın — 50 ile 2000 arasında. Alıştırma liste sayfalarında yapılır.
„En işe yarar“ burada ne demek
Sıra iddia edilmiyor, hesaplanıyor. Sayılan, bir kelimenin bu sitedeki hedef dil cümlelerinde ne sıklıkta geçtiğidir — her örnek cümlede, her dilbilgisi kuralında, her okuma metninde. Böylece her kelime için, bu malzemenin ne kadarını açtığı görülür. Aynı hesap, düzleştiği yeri gösteren eğriyle birlikte Nereden başlarsın? sayfasında ayrıntılı olarak anlatılıyor.
İngilizcenin bütünü hakkında hiçbir şey söylemez; burada yürüyen birinin yolu hakkında ise her şeyi söyler. Bu yüzden bu sitede tek bir cümlede bile geçmeyen bir kelime listede yok: İyi bir kelime olabilir, ama burada hiçbir şey açmaz.
Bu liste ne değildir: bir derlemden çıkarılmış sıklık listesi değildir, bir ders kitabından alınmamıştır ve bir sınavın resmî kelime listesi değildir. 2000 kelimenin ötesine geçmek istersen bütün kelime listeleri hemen orada.
1000 kelime.
twoikiSayıA1
daygünİsimA1
onebirSayıA1
workişİsimA1
İsim olarak work sayılamaz: a work, works denmez. Bir iş yeri, bir pozisyon a jobdır.
pleaselütfenZarfA1
everyherSıfatA1
to needihtiyacı olmak, gerekmekFiilA1
weekhaftaİsimA1
goodiyiSıfatA1
good kelimesinin zarfı welldir: she sings well.
hereburada, burayaZarfA1
yearyılİsimA1
threeüçSayıA1
to asksormakFiilA1
doorkapıİsimA1
timezaman, saatİsimA1
to likesevmek, hoşlanmakFiilA1
Arkasından -ing ya da to gelir: I like reading ile I like to read aynı anlama gelir.
traintrenİsimA1
to lookgörünmekFiilA1
firstbirinci, ilkSayıA1
roomodaİsimA1
after-den sonraEdatA1
before-den önceEdatA1
to waitbeklemekFiilA1
wait for somebody denir — Türkçedeki „birini beklemek“ for ister.
minutedakikaİsimA1
to callaramak (telefonla)FiilA1
call somebody, to olmadan: call me, call to me değil.
lastsonSıfatA1
tenonSayıA1
hoursaat (süre)İsimA1
newyeniSıfatA1
to closekapatmak, kapanmakFiilA1
to liveoturmak, yaşamakFiilA1
to openaçmak, açılmakFiilA1
welliyi (zarf)ZarfA1
good sıfattır, well zarftır: a good singer, she sings well. Türkçede ikisi de „iyi“.
nextbir sonraki, gelecekSıfatA1
nobodyhiç kimseZamirA1
sixaltıSayıA1
oldyaşlı, eski; … yaşındaSıfatA1
Yaş to be ile söylenir: I am thirty — Türkçedeki „otuz yaşındayım“ gibi.
homeev, eveİsimA1
Edatsız kullanılır: go home, be at home — „eve“ olsa da to home değil.
lategeçSıfatA1
lately „geç“ değil, „son zamanlarda“ demektir.
smallküçükSıfatA1
to walkyürümek, yürüyerek gitmekFiilA1
morningsabahİsimA1
onlysadece, yalnızcaZarfA1
to startbaşlamakFiilA1
shopdükkân, mağazaİsimA1
İngiliz kullanımında shop, Amerikan kullanımında store.
to wantistemekFiilA1
„istemek“ want todır. will geleceği kurar.
peopleinsanlarİsimA1
people çoğuldur: people are, people is değil.
againtekrar, bir dahaZarfA1
cararaba, otomobilİsimA1
Arabada in the car, ama otobüste ve trende on the bus, on the train.
fourdörtSayıA1
longuzunSıfatA1
nightgeceİsimA1
toode, da; fazla, çokZarfA1
busotobüsİsimA1
flatdaireİsimA1
İngiliz kullanımında flat, Amerikan kullanımında apartment.
FridaycumaİsimA1
twiceiki kezZarfA2
eveningakşamİsimA1
tablemasaİsimA1
filmfilmİsimA1
İngiliz kullanımında film, Amerikan kullanımında movie.
backsırt, belİsimA2
namead, isimİsimA1
offkapalı, uzağaZarfA2
stillhâlâZarfA2
until-e kadarEdatA2
until süregider, by bir son tarihtir: send it by Friday — „en geç cuma gönder“.
childçocukİsimA1
Çoğulu childrendır, childs değil.
secondikinciSayıA1
nothinghiçbir şeyZamirA1
sameaynıSıfatA1
Her zaman the ile: the same, asla a same değil.
to helpyardım etmekFiilA1
todaybugünZarfA1
monthayİsimA1
watersuİsimA1
coffeekahveİsimA1
Madde olarak artikelsiz, fincan olarak sayılabilir: two coffees, please.
dogköpekİsimA1
meetingtoplantıİsimA2
to arrivevarmak, gelmekFiilA1
Bir şehre arrive in, bir istasyona arrive at — Türkçedeki „-e varmak“ yanıltır, arrive to denmez.
answercevapİsimA1
breadekmekİsimA1
bread sayılamaz; bir dilim a slice of bread, bir somun a loaf.
houseevİsimA1
ticketbiletİsimA1
to movetaşınmakFiilA2
thensonra; o zamanZarfA1
windowpencereİsimA1
earlyerkenSıfatA1
keyanahtarİsimA1
pricefiyatİsimA1
rainyağmurİsimA1
rightsağ, sağaZarfA1
stationistasyon, garİsimA1
to staykalmakFiilA1
to usekullanmakFiilA1
eightsekizSayıA1
ate gibi okunur — gh okunmaz.
endsonİsimA1
fivebeşSayıA1
freeücretsiz, bedava; boşSıfatA2
free hem „ücretsiz“ hem „boş, serbest“ demektir.
lettermektupİsimA1
to stopdurmak, bırakmakFiilA1
stop doing „yapmayı bırakmak“, stop to do „bir şey yapmak için durmak“ demektir.
twentyyirmiSayıA1
bagçantaİsimA1
manadam, erkekİsimA1
streetsokak, caddeİsimA1
halfyarım, yarıİsimA1
lightışıkİsimA1
neverhiç, aslaZarfA1
never zaten olumsuzdur — cümlede ikinci bir not olmaz. Türkçedeki „hiç gitmedim“ iki olumsuzluk taşır.
nowşimdiZarfA1
to workçalışmakFiilA1
work for a company, work at a place, work on a project — Türkçedeki „-de çalışmak“ üç ayrı edata dönüşür.
wholebütün, tümSıfatA1
cardkartİsimA1
chairsandalyeİsimA1
changedeğişiklikİsimA2
changepara üstüİsimA2
muchçok (sayılamayan)ZamirA1
SundaypazarİsimA1
to watchizlemek, seyretmekFiilA1
warmılık, sıcakSıfatA1
coldsoğuk algınlığı, nezleİsimA1
MondaypazartesiİsimA1
Haftanın günleri İngilizcede her zaman büyük harfle yazılır.
SaturdaycumartesiİsimA1
to finishbitirmekFiilA1
underaltındaEdatA1
bookkitapİsimA1
boxkutuİsimA1
enoughyeterince, yeterliZarfA1
enough sıfattan sonra, isimden önce gelir: big enough, enough space.
flooryer, döşeme; katİsimA1
İngiliz kullanımında zemin kat ground floor, birinci kat first floordır — Türkçedeki gibi. Amerikan kullanımında zemin kat first floordır.
ninedokuzSayıA1
shortkısaSıfatA1
handelİsimA1
jobiş, pozisyonİsimA1
questionsoruİsimA1
since-den beriEdatA2
since başlangıç noktasını, for süreyi söyler — ve ikisi de Present Perfect ile kullanılır. Türkçedeki „-den beri çalışıyor“ yanıltır.
to turndönmek, sapmakFiilA1
tomorrowyarınZarfA1
yesterdaydünZarfA1
emptyboşSıfatA1
officeofis, büroİsimA2
partparça, kısımİsimA1
pastgeçe (saat)EdatA2
phonetelefonİsimA1
quietsessiz, sakinSıfatA1
seadenizİsimA1
summeryazİsimA1
to thankteşekkür etmekFiilA2
townkasaba, küçük şehirİsimA1
TuesdaysalıİsimA1
womankadınİsimA1
wrongyanlışSıfatA1
alwaysher zaman, hepZarfA1
Sıklık zarfları asıl fiilden önce, ama to be arkasında durur.
anythingbir şey (soru, olumsuz)ZamirA1
gardenbahçeİsimA1
İngiliz kullanımında garden, Amerikan kullanımında evin önündeki yeşil alan için yard.
JunehaziranİsimA1
seatkoltuk, yerİsimA2
wordkelime, sözcükİsimA1
brothererkek kardeş, ağabeyİsimA1
Büyük mü küçük mü olduğunu söylemez. „Ağabey“ için older brother, „küçük erkek kardeş“ için younger brother denir.
catkediİsimA1
citybüyükşehir, şehirİsimA1
everythingher şeyZamirA1
numbersayı, numaraİsimA1
to checkkontrol etmekFiilA2
to ordersipariş etmekFiilA2
to trydenemek, çalışmakFiilA1
try to do „yapmaya çalışmak“, try doing „deneme olarak yapmak“ demektir.
alreadyçoktan, zatenZarfA2
bigbüyükSıfatA1
cannot-eme-, yapamamakFiilA1
Öbür olumsuzların aksine bitişik yazılır. Konuşmada neredeyse hep can’t.
dinnerakşam yemeğiİsimA1
euroavroİsimA2
Bir sayıdan sonra çoğul -s alır: nine euros. Türkçede sayıdan sonra çoğul olmaz.
fulldoluSıfatA1
full of something: a room full of people — „insanla dolu bir oda“.
hotelotelİsimA1
justaz önce; sadeceZarfA1
outsidedışarıda, dışarıZarfA1
reportraporİsimA2
sisterkız kardeş, ablaİsimA1
this is Anna speakingben Anna (telefonda)Kalıp ifadeB1
Telefonda I am Anna denmez — This is Anna denir.
ThursdayperşembeİsimA1
to answercevap vermek, cevaplamakFiilA1
answer edatsız kullanılır: answer a question, answer to a question değil.
to playoynamak; çalmak (çalgı)FiilA1
Top oyunları ve çalgılar için — ama play the piano artikelle, play football artikelsiz.
afternoonöğleden sonraİsimA1
coatpalto, kabanİsimA1
deskçalışma masasıİsimA1
everybodyherkesZamirA1
kitchenmutfakİsimA1
milksütİsimA1
nearyakın, yakınındaEdatA1
roadyolİsimA1
to lastsürmekFiilB1
to planplanlamakFiilA2
wallduvarİsimA1
İngilizcede tablo duvarın üstündedir: on the wall. Türkçedeki „duvarda“ çoğu zaman in diye çevrilir — yanlış.
wayyolİsimA1
without-sız, -madanEdatA1
without sonrasında -ing gelir, asla mastar gelmez.
badkötüSıfatA1
Derecelendirme: bad – worse – the worst.
ideafikirİsimA2
littleküçük, azSıfatA1
a little „biraz“, a olmadan little ise „pek az, neredeyse hiç“ demektir — fark büyüktür.
momentanİsimA2
sevenyediSayıA1
sidetaraf, yanİsimA1
sorryözür dilerim, pardonÜnlemA1
thirdüçüncüSayıA1
Dördüncüden itibaren yalnızca -th eklenir: fourth, fifth, sixth. İlk üçü düzensizdir, sonra düzen başlar.
to bookrezervasyon yapmak, ayırtmakFiilA2
to postpostalamakFiilB1
a lot ofçok, bir sürüKalıp ifadeA1
awayuzağa, bir kenaraZarfA1
companyşirketİsimA2
drykuruSıfatA2
fortykırkSayıA1
u olmadan yazılır — four ve fourteen kelimelerinden farklı olarak.
hardsert, zorSıfatA1
hardly bunun zarfı değildir — „neredeyse hiç“ demektir.
problemsorun, problemİsimA1
roofçatıİsimA2
somebodybiriZamirA1
tiredyorgunSıfatA1
bedyatakİsimA1
Uyumak söz konusuysa artikelsiz in bed.
behindarkasındaEdatA1
datetarihİsimA2
doctordoktorİsimA1
falldüşüşİsimB1
frontön, ön yüzİsimA2
listlisteİsimA1
machinemakineİsimA1
mistakehata, yanlışİsimA2
make a mistake denir, do a mistake değil.
moneyparaİsimA1
money sayılamaz: a money denmez, ve fiil tekildir.
newshaber, haberlerİsimA2
news, -s ile bitmesine rağmen tekildir: the news is good.
noisegürültü, sesİsimA2
oncebir kez, bir kereZarfA2
pagesayfaİsimA1
redkırmızıSıfatA1
signtabela, işaretİsimA2
soupçorbaİsimA1
storyhikâyeİsimA1
thingşeyİsimA1
to noticefark etmekFiilA2
to travelseyahat etmekFiilA1
appleelmaİsimA1
buildingbinaİsimA2
easykolaySıfatA1
elevenon birSayıA1
Englishİngilizce; İngilizİsimA1
everyoneherkesZamirA1
filedosyaİsimA2
happymutlu, memnunSıfatA1
happy about something, happy with something — asla happy over.
hellomerhabaÜnlemA1
latersonra, daha sonraZarfA1
MarchmartİsimA1
readyhazırSıfatA1
schoolokulİsimA1
Amaç kastediliyorsa artikelsiz: go to school. Bina kastediliyorsa artikelle.
slowlyyavaş, yavaşçaZarfA1
teaçayİsimA1
throughiçinden, -den geçerekEdatA1
to talkkonuşmakFiilA1
talk to somebody about something — „biriyle bir şey hakkında konuşmak“.
younggençSıfatA1
cheapucuzSıfatA1
cheap küçümseyici anlamda „ucuz, kalitesiz“ de olabilir. Olumsuz anlam taşımayan „uygun fiyatlı“ için inexpensive ya da good value kullanılır.
coursekursİsimA2
darkkaranlık, koyuSıfatA1
drinkiçecekİsimA1
glassbardakİsimA1
holidaytatil, izinİsimA2
İngiliz kullanımında holiday, Amerikan kullanımında vacation.
parcelpaket, koliİsimB1
Amerikan kullanımında çoğu zaman package.
parkparkİsimA1
quicklyhızlıca, çabucakZarfA1
shoeayakkabıİsimA1
sungüneşİsimA1
thirtyotuzSayıA1
Onlar -ty ile, on üç ile on dokuz arası -teen ile biter. Konuşmada fark yalnızca vurgudadır: THIRty ile thirTEEN.
to carrytaşımakFiilA2
carry bir şeyi taşımaktır; giysi giymek için wear kullanılır.
to expectbeklemek (ummak)FiilB1
to explainaçıklamak, anlatmakFiilA2
explain something to somebody — asla explain me something değil, Türkçedeki „bana açıkla“ yanıltır.
to hurtağrımak, acımak; incitmekFiilA1
to listendinlemekFiilA1
listen her zaman to ister: listen to music — Türkçedeki „müziği dinlemek“ yanıltır.
to mindsakıncası olmak, aldırmakFiilB1
Do you mind …? sorusuna No demek onaydır.
whether-ip -mediğiBağlaçA1
bluemaviSıfatA1
colleagueiş arkadaşı, meslektaşİsimA2
emaile-postaİsimA1
faruzakSıfatA1
formformİsimA2
friendarkadaşİsimA1
friend kendiliğinden „sevgili“ demek değildir. Onun için boyfriend, girlfriend ya da partner kullanılır.
hairsaçİsimA1
hair genellikle sayılamaz: her hair is long, her hairs are long değil — Türkçedeki „saçları“ gibi çoğul düşünme.
insurancesigortaİsimB1
manyçok (sayılabilen)ZamirA1
Sayılabilen isimlerle many, sayılamayanlarla much. Türkçede ikisi de „çok“.
notebanknot, kâğıt paraİsimA2
İngiliz kullanımında note, Amerikan kullanımında bill — ve İngiliz kullanımında bill hesaptır.
oftensık sıkZarfA1
parentsanne baba, ebeveynİsimA1
platformperonİsimA2
recordkayıtİsimB1
somethingbir şeyZamirA1
soonyakındaZarfA1
teamtakımİsimA2
to agreekatılmak, aynı fikirde olmakFiilA2
Kişi için agree with, plan için agree on — ve agree bir fiildir: I agree, I am agree değil.
to changeüstünü değiştirmek; değiştirmekFiilA2
to fitolmak, uymak (beden)FiilA2
fit beden, suit görünüş içindir: it fits me „bana oluyor“, it suits you „sana yakışıyor“.
to offerteklif etmek, önermekFiilB1
to standayakta durmakFiilA1
togetherbirlikteZarfA1
tripgezi, yolculukİsimA2
twelveon ikiSayıA1
weatherhava, hava durumuİsimA1
Sayılamaz ve hep tekildir: the weather is, weathers denmez.
while-kenBağlaçA1
winterkışİsimA1
yethenüz; artıkZarfA2
yet soru ve olumsuz cümlelerin sonunda, already olumlu cümlelerin ortasında durur.
addressadresİsimA1
almostneredeyseZarfA2
appointmentrandevuİsimA2
AprilnisanİsimA1
at your own riskriski sana aitKalıp ifadeB1
chargeücretİsimB1
free of charge „ücretsiz“ demektir.
cheesepeynirİsimA1
cleantemizSıfatA1
cornerköşeİsimA2
cupfincanİsimA1
greatharika; büyükSıfatA1
hallhol, koridorİsimA1
kindnazik, iyi kalpliSıfatA2
lineçizgi, satırİsimA1
mapharita, şehir planıİsimA1
plantbitkiİsimA2
rivernehir, ırmakİsimA2
screenekranİsimA2
springilkbaharİsimA1
Mevsimler küçük harfle, aylar büyük harfle yazılır.
stepadımİsimA1
teacheröğretmenİsimA1
testtest, yazılıİsimA1
to boardbinmek (uçağa, trene)FiilB1
to decidekarar vermekFiilA2
to includedahil etmek, kapsamakFiilB1
to passgeçmek (sınav)FiilA2
pass „geçmek, başarmak“ demektir, yalnızca girmek değil. Sınava girmek take an examdır.
to repairtamir etmek, onarmakFiilA2
to weargiymek, takmakFiilA1
topüstİsimA1
upstairsüst katta, yukarıZarfA2
usuallygenellikleZarfA1
weekendhafta sonuİsimA1
İngiliz kullanımında at the weekend, Amerikan kullanımında on the weekend.
wetıslakSıfatA1
able-ebilen, yapabilirSıfatA2
alongboyuncaEdatA2
anyonebiri, herhangi biri, kimseZamirA1
bankbankaİsimA1
beachplaj, sahilİsimA1
betweenarasındaEdatA1
centsentİsimA2
clearaçık, netSıfatA2
contractsözleşmeİsimB1
coversigorta teminatıİsimB1
entrancegirişİsimA2
eyegözİsimA1
familyaileİsimA1
fewaz, pek azZamirA1
few „pek az“ demektir ve yetersiz duyulur; a few „birkaç“ demektir ve yeterli duyulur.
GermanAlmanca; AlmanİsimA1
heavyağırSıfatA1
hundredyüzSayıA1
hundred önüne a ya da one gelir: a hundred euros. Türkçedeki gibi tek başına „yüz avro“ denmez.
in-store bakerymarket içi fırınKalıp ifadeB1
interviewiş görüşmesi, mülakatİsimA2
lakegölİsimA2
liftasansörİsimA2
Amerikan kullanımında elevator. To give somebody a lift ise „birini arabayla götürmek“ demektir.
nonehiçbiriZamirA2
pathpatika, yolİsimA1
sentencecümleİsimA2
shelfrafİsimB1
stronggüçlü, kuvvetliSıfatA1
sureeminSıfatA1
switchdüğme, şalterİsimA2
to belongait olmakFiilA2
to filldoldurmak, dolmakFiilA2
to forwardiletmekFiilA2
to happenolmak, meydana gelmekFiilA1
to lovesevmek, çok sevmekFiilA1
to misskaçırmakFiilA2
to rainyağmur yağmakFiilA1
to sharepaylaşmakFiilA2
to signimzalamakFiilA2
to studyokumak (üniversitede), ders çalışmakFiilA1
to touchdokunmakFiilA2
to washyıkamakFiilA1
withiniçinde, zarfındaEdatA2
aloneyalnız, tek başınaSıfatA1
anybodybiri, kimseZamirA1
aroundetrafında, çevresindeEdatA1
boom gategiriş bariyeriKalıp ifadeB1
breakfastkahvaltıİsimA1
have breakfast denir, eat breakfast pek denmez — ve artikelsiz.
bridgeköprüİsimA2
brownkahverengiSıfatA1
customermüşteriİsimA2
degreediploma, üniversite derecesiİsimB1
deliveryteslimatİsimB1
differentfarklıSıfatA1
İngiliz kullanımında different from, Amerikan kullanımında different than da.
dueteslim tarihi gelmiş, vadesi dolanSıfatB1
examsınavİsimA2
fieldtarlaİsimA2
figurerakam, sayıİsimA2
fineiyiSıfatA1
fireateşİsimA2
flightuçuşİsimA2
flysinekİsimA2
foodyemek, yiyecekİsimA1
food sayılamaz: a food ya da foods denmez.
greenyeşilSıfatA1
illhastaSıfatA1
İngiliz kullanımında ill, Amerikan kullanımında çoğu zaman sick.
insteadonun yerineZarfA2
jacketceket, montİsimA1
largebüyük, genişSıfatA1
lessdaha azZarfA2
Sayılamayanlarla less, sayılabilenlerle fewer: less water, fewer bottles.
luggagebagajİsimA2
luggage sayılamaz: luggages ya da a luggage denmez. Tek bir parça a piece of luggagedır.
mainana, asılSıfatA1
marketpazarİsimA2
messagemesajİsimA1
missingkayıp, eksikSıfatB1
motheranneİsimA1
neighbourkomşuİsimA2
İngiliz yazımı neighbour, Amerikan yazımı neighbor.
neitherhiçbiri (ikisinden)ZamirB1
perbaşınaEdatB1
pictureresim, fotoğrafİsimA2
pointnokta, görüşİsimB1
reallygerçektenZarfA1
rulekuralİsimA1
slowyavaşSıfatA1
strangetuhaf, garipSıfatA2
studentöğrenciİsimA1
suchöyle, böyleSıfatB1
Sıfatlardan önce so, isim gruplarından önce such.
tillkasaİsimA2
to addeklemekFiilA2
to cookyemek pişirmekFiilA1
to dependbağlı olmakFiilB1
to laughgülmekFiilA1
Bir şeye gülmek laugh atdır.
to meananlamına gelmek, demek istemekFiilA1
to visitziyaret etmekFiilA2
treeağaçİsimA1
urgentacilSıfatB1
windrüzgârİsimA1
acrosskarşısında, karşıyaEdatA2
anotherbir … daha, başka birSıfatA1
birdkuşİsimA1
birthdaydoğum günüİsimB1
boyerkek çocuk, oğlanİsimA1
cancellediptal edilmişSıfatB1
casedurum, vakaİsimA2
coinmadeni paraİsimA2
customer servicemüşteri hizmetleriİsimB1
differencefarkİsimA2
driversürücü, şoförİsimA2
faceyüzİsimA2
fasthızlıSıfatA1
Zarfı da fasttır, fastly değil.
hiselam, merhabaÜnlemA1
highyüksekSıfatA1
Eşyalar high, insanlar talldır.
itemürün, kalemİsimB1
itselfkendini, kendisi (şey)ZamirA2
languagedilİsimA1
lunchöğle yemeğiİsimA1
metremetreİsimA2
midnightgece yarısıİsimA2
nearlyneredeyseZarfA2
northkuzeyİsimA1
optionseçenekİsimB1
partyparti, eğlenceİsimA1
passportpasaportİsimA2
photofotoğrafİsimA2
pitchsahaİsimB1
Amerikancada field. pitch aynı zamanda „ses perdesi“dir.
placeyerİsimA1
policepolisİsimA1
reasonneden, sebepİsimA2
the reason for something, the reason why …
rentkiraİsimA2
returngidiş-dönüş biletİsimA2
sadüzgünSıfatA1
sharpkeskinSıfatB1
shiftvardiyaİsimB1
showerduşİsimA2
singlebekârSıfatA2
sofakanepeİsimA1
soundsesİsimA2
stairsmerdivenİsimA2
Tek bir merdiven için de her zaman çoğul.
to allowizin vermekFiilB1
to arguesavunmak, tartışmakFiilB1
to doubleikiye katlamak, iki katına çıkmakFiilB1
to knockkapı çalmak, vurmakFiilA2
to reachulaşmak, varmakFiilA2
to rememberhatırlamak, aklında tutmakFiilA2
to seemgibi görünmekFiilA2
tonightbu akşam, bu geceZarfA1
truedoğru, gerçekSıfatA1
worthdeğer, değmekSıfatB1
worth sonrasında -ing gelir: it is worth trying — „denemeye değer“.
yourselfkendinZamirA1
advicetavsiye, öğütİsimB1
Çoğulu yok: advices değil, a piece of advice.
airporthavaalanıİsimA1
aislereyon, koridorİsimB1
s okunmaz — I’ll gibi söylenir.
argumentargüman, tartışma, kavgaİsimB1
autumnsonbaharİsimA1
İngiliz kullanımında autumn, Amerikan kullanımında fall.
babybebekİsimA1
bathroombanyoİsimA1
binçöp kutusuİsimA2
busymeşgul, kalabalıkSıfatA2
buttertereyağıİsimA1
carefullydikkatle, özenleZarfA2
centremerkezİsimA2
İngiliz yazımı centre, Amerikan yazımı center.
colourrenkİsimA1
İngiliz yazımı colour, Amerikan yazımı color.
countryülke; kırsalİsimA2
Çoğulu countries. Şehrin karşıtı olarak „kırsal“ anlamına da gelir.
damagehasarİsimB1
delaygecikme, rötarİsimA2
detailayrıntıİsimA2
difficultzorSıfatA1
drawberaberlikİsimB1
Amerikancada tie. draw aynı zamanda „çizmek“ ve „çekmek“ demektir.
eitherikisinden biri; de (olumsuzda)ZamirA2
Cümle sonunda „de“ demektir: I do not know either — „Ben de bilmiyorum.“
evenbileZarfA2
exitçıkışİsimA2
expensivepahalıSıfatA1
flowerçiçekİsimA1
freshtazeSıfatB1
goodbyehoşça kal, güle güleÜnlemA1
hotsıcakSıfatA1
icebuzİsimA2
informationbilgiİsimA2
Sayılamaz: informations ya da an information denmez. Tek bir bilgi a piece of informationdır.
insideiçeride, içeriZarfA1
insurance policysigorta poliçesiKalıp ifadeB1
JanuaryocakİsimA1
journeyyolculukİsimA2
journey yolculuğun kendisi, trip bir gezi, travel ise genel olarak seyahat etmektir ve sayılamaz.
lamplambaİsimA2
librarykütüphaneİsimA2
Kitapçı bookshoptır, library değil.
loafsomunİsimA2
marknotİsimA2
İngiliz kullanımında mark, Amerikan kullanımında grade.
minebenimkiZamirA1
motorwayotoyolİsimA2
İngiliz kullanımında motorway, Amerikan kullanımında highway ya da freeway.
MrsBayan (soyadından önce, evli)İsimA1
museummüzeİsimA2
ninetydoksanSayıA1
NovemberkasımİsimA1
peak seasonyüksek sezonKalıp ifadeB1
pentükenmez kalemİsimA1
periodsüre, dönemİsimB1
Amerikan İngilizcesinde cümle sonundaki nokta da perioddur.
planeuçakİsimA1
poundsterlin; libreİsimA2
İngiliz para birimi ve bir ağırlık ölçüsü (yaklaşık 450 gram).
presenthediyeİsimB1
Aynı kelime „şimdiki“ ve „hazır bulunan“ da demektir — ve fiil olarak „sunmak“.
quickhızlı, çabukSıfatA1
quotefiyat teklifiİsimB1
results are backsonuçlar çıktıKalıp ifadeB1
riseartış, yükselişİsimB1
a rise in something. Fiil olarak: prices rise (nesnesiz), ama raise prices (nesneli).
rowsıraİsimA2
senseanlamİsimB1
shedkulübe, bahçe kulübesiİsimB1
signatureimzaİsimA2
simplebasit, kolaySıfatA1
stormfırtınaİsimA2
straightdüz, dümdüzSıfatA2
tablettablet, hapİsimB1
talluzun boyluSıfatA1
İnsanlar tall, eşyalar highdır: a tall man, a high wall.
termterim; koşullar (çoğul)İsimB1
terms and conditions: kullanım koşulları; in terms of: „… bakımından“.
termdönemİsimB1
term aynı zamanda „terim“ (a technical term) ve „koşul“dur (terms and conditions).
thanksteşekkürler, sağ olÜnlemA1
to acceptkabul etmekFiilB1
to applybaşvurmakFiilB1
Bir işe apply for a job, bir şirkete apply to a company.
to borrowödünç almakFiilB1
borrow almak, lend vermektir: I borrow from you, you lend to me. Türkçedeki „ödünç“ ikisini de karşılar.
to canceliptal etmekFiilB1
to countsaymakFiilA2
to followtakip etmek, izlemekFiilA2
to handvermek, uzatmakFiilB1
to hopeummakFiilA1
to prefertercih etmekFiilB1
prefer A to B, prefer A than B değil.
to pressbasmakFiilA2
to printyazdırmakFiilA2
to raiseyükseltmek, artırmakFiilB1
to receivealmak (gelen bir şeyi)FiilA2
to replycevap vermekFiilA2
reply to something.
to savebiriktirmek, tasarruf etmekFiilA2
to smilegülümsemekFiilA2
to worryendişelenmek, merak etmekFiilA2
Dönüşlü zamir olmadan: I worry.
traffictrafikİsimA2
universityüniversiteİsimA2
validgeçerliSıfatB1
vegetablesebzeİsimA1
versionsürüm, biçimİsimA2
villageköyİsimA2
WednesdayçarşambaİsimA1
İlk d okunmaz: „venzdey“.
wheeltekerlekİsimA2
whitebeyazSıfatA1
wishdilek, istekİsimA1
yardavluİsimB1
yoursenin, sizinZamirA1
aboveüstünde, yukarısındaEdatA1
abroadyurt dışında, yurt dışınaZarfA2
Edatsız kullanılır: go abroad, live abroad — in abroad değil.
accidentkazaİsimB1
against-e karşıEdatA2
agoönceZarfA2
ago her zaman Simple Past ister — asla Present Perfect.
airhava (nefes alınan)İsimA2
alsode, da, ayrıcaZarfA1
also cümlenin ortasında, too sonunda durur: she speaks Italian too.
amountmiktar (sayılamayan)İsimB1
Sayılamayanlar için amount, sayılabilenler için number: the number of people, the amount of time.
applicationbaşvuruİsimB1
armkolİsimA1
AugustağustosİsimA1
batterypil, bataryaİsimA2
beautifulgüzelSıfatA1
benchbankİsimA1
bicyclebisikletİsimA1
billhesapİsimA2
İngiliz kullanımında bill, Amerikan kullanımında check.
blacksiyahSıfatA1
bosspatron, şefİsimA2
bottleşişeİsimA1
bottomalt, dipİsimA1
brightparlak, canlıSıfatA2
cakepasta, kekİsimA1
carefuldikkatliSıfatA2
cashnakitİsimA2
centimetresantimetreİsimB1
Amerikan yazımı centimeter.
chapterbölüm (kitap)İsimA2
coachantrenör, koçİsimB1
İngiliz İngilizcesinde coach aynı zamanda şehirlerarası otobüstür.
completelytamamenZarfB1
concertkonserİsimA2
conditiondurum, rahatsızlıkİsimB1
conferencekonferansİsimB1
controlkontrol, denetimİsimB1
Sınırdaki denetim checktir, control değil.
conversationkonuşma, sohbetİsimA2
correctiondüzeltmeİsimB1
countergişe, kontuarİsimB1
dampnemli; nem, rutubetSıfatB1
distanceuzaklık, mesafeİsimA2
easilykolaycaZarfA2
eggyumurtaİsimA1
everhiç (soruda)ZarfA2
Soru ve olumsuz cümlelerde kullanılır. Olumlu cevaptaki karşılığı neverdır.
everywhereher yerdeZarfA2
favouriteen sevdiği, favoriSıfatA1
fifteenon beşSayıA1
fiftyelliSayıA1
finallysonundaZarfA2
folderklasörİsimA2
footayakİsimA1
Çoğulu feettir.
footballfutbolİsimA1
İngiliz kullanımında football, Amerikan kullanımında soccer.
fortnightiki haftaİsimB1
İngiliz kullanımında olağan, Amerikan kullanımında neredeyse bilinmez — orada two weeks denir.
fourteenon dörtSayıA1
grandfatherbüyükbaba, dedeİsimA1
grandmotherbüyükanne, nineİsimA1
groundyer, zeminİsimA1
hardlyneredeyse hiç, zar zorZarfB1
hard ile ilgisi yoktur: hardly „neredeyse hiç“ demektir.
headbaş, kafaİsimA1
headachebaş ağrısıİsimA2
heatsıcak, sıcaklıkİsimA2
heatingısıtma, kaloriferİsimA2
helpfulyardımcı, faydalıSıfatB1
heronu, ona; onun (kadın)ZamirA1
herselfkendini, kendisi (kadın)ZamirA2
hilltepeİsimA2
hungryaçSıfatA1
Açlık ve susuzluk Türkçedeki gibi to be ile söylenir: I am hungry — ama am hiç atlanmaz.
interestedilgili, meraklıSıfatB1
landarazi, toprakİsimB1
Devlet country, toprak ve arazi landdir.
landlordev sahibiİsimB1
laptopdizüstü bilgisayarİsimA1
lectureders (amfi dersi)İsimB1
legbacakİsimA1
lifehayat, yaşamİsimA2
Çoğulu lives, v ile.
limitsınır, limitİsimB1
marriedevliSıfatA2
married to somebody denir, married with somebody değil — Türkçedeki „biriyle evli“ yanıltır.
matpaspasİsimA1
matchmaçİsimA2
İngiliz kullanımında match, Amerikan kullanımında game.
medicineilaçİsimA2
middleortaİsimA2
musicmüzikİsimA1
listen to music — listen her zaman to ister.
nervousgergin, heyecanlıSıfatA2
noonöğle, öğle vaktiİsimA1
OctoberekimİsimA1
operationameliyatİsimB1
otherdiğer, öbürSıfatA1
o’clocksaat (tam saat)İsimA1
personkişiİsimA1
petevcil hayvanİsimA2
petrolbenzinİsimA2
İngiliz kullanımında petrol, Amerikan kullanımında gas.
photographfotoğrafİsimA2
platetabakİsimA2
pocketcepİsimA2
probablymuhtemelenZarfA2
proof of paymentödeme belgesiKalıp ifadeB1
proudgururluSıfatA2
proud of denir, proud with değil — Türkçedeki „-le gurur duymak“ yanıltır.
quiteoldukça, epeyZarfA1
İngiliz kullanımında quite daha çok hafifletir, Amerikan kullanımında güçlendirir. Bağlam ve ses tonu neyin kastedildiğini gösterir.
receiptfiş, makbuzİsimA2
receptionresepsiyonİsimB1
ricepirinç, pilavİsimA2
sectionbölüm, kısımİsimB1
shirtgömlekİsimA1
sickhastaSıfatA2
sixtyaltmışSayıA1
someonebiriZamirA2
songşarkıİsimA2
speedhızİsimB1
squaremeydanİsimA2
subtitlesaltyazıİsimB1
sugarşekerİsimA1
suitcasebavul, valizİsimA2
televisiontelevizyonİsimA1
tentçadırİsimB1
terriblekorkunç, berbatSıfatA2
timetabletarife, sefer çizelgesiİsimA2
to boilkaynatmak, haşlamakFiilA2
to comparekarşılaştırmakFiilB1
to complainşikâyet etmekFiilB1
Bir şeyden complain about, birine complain to.
to copykopyalamak, aktarmakFiilB1
to crashçökmekFiilB1
to crosskarşıya geçmekFiilA2
to cryağlamakFiilA1
to disappearkaybolmak, yok olmakFiilB1
to entergirmek; girmek (veri)FiilA2
Edatsız kullanılır: enter the room — „odaya girmek“ olsa da enter into the room değil.
to failkalmak (sınavdan)FiilA2
to healiyileşmek, kapanmak (yara)FiilB1
to hireişe almakFiilB1
to hurryacele etmekFiilA2
to improvegeliştirmekFiilA2
to invitedavet etmekFiilA2
to jokeşaka yapmakFiilA2
to refer to a specialistuzmana sevk etmekKalıp ifadeB1
to restdinlenmekFiilA2
to weightartmakFiilB1
towards-e doğruEdatA2
viewmanzaraİsimA2
websiteweb sitesiİsimA1
weddingdüğünİsimB1
wineşarapİsimA1
workshopatölye, tamirhaneİsimB1
accounthesap (banka)İsimA2
afraidkorkmuş, korkanSıfatA2
afraid of, afraid from değil — Türkçedeki „-den“ yanıltır.
afterwardssonradan, daha sonraZarfA2
aheadönde, ilerideZarfA2
alarmalarmİsimB1
audienceseyirci, izleyici kitlesiİsimB1
İngiliz kullanımında çoğu zaman çoğul fiille: the audience were delighted.
auntteyze, hala, yengeİsimA2
Türkçedeki üç kelime için tek kelime: annenin kız kardeşi, babanın kız kardeşi ve amcanın ya da dayının eşi.
balltopİsimA1
bandmüzik grubuİsimA2
bank statementhesap özetiKalıp ifadeB1
basetaban, temelİsimB1
basketsepetİsimB1
Amerikan kullanımında cart.
bedroomyatak odasıİsimA1
bedtimeyatma saatiİsimB1
belowaltında, aşağısındaEdatA2
below „daha aşağıda“, under „tam altında“ demektir.
benefitsosyal yardım; yararİsimB1
bloodkanİsimB1
„blad“ diye okunur, „blud“ değil.
boattekne, kayıkİsimA2
bowlkâse, karıştırma kabıİsimB1
buttondüğmeİsimA2
camping matkamp matıKalıp ifadeB1
careözen, bakımİsimA2
to take care of „ilgilenmek, bakmak“ demektir.
cellarbodrum, kilerİsimA2
certificatebelge, diplomaİsimB1
chickentavukİsimA1
churchkiliseİsimA1
coastkıyı, sahilİsimA2
comfortablerahatSıfatA2
commonyaygın; ortakSıfatB1
İki anlamı var: „yaygın“ ve „ortak“ (in common).
connectionbağlantı; aktarmaİsimB1
İnternet bağlantısı da öyledir: The connection is slow.
coolserinSıfatA2
cousinkuzenİsimA2
Kız ya da erkek fark etmez — cousin ikisi için de kullanılır.
cycledöngüİsimB1
Bisiklet bicycle ya da bikedır.
dailygünlük, her günSıfatA2
dataveri, verilerİsimA2
decisionkararİsimA2
departmentbölüm, departmanİsimB1
depositdepozito; kaparoİsimB1
Satın almadaki kaparo ve hesaba yatırılan para da — üç şey için aynı kelime.
devicecihazİsimA2
differentlyfarklı şekildeZarfA2
documentbelgeİsimA2
drawerçekmeceİsimA2
dreamrüya, hayalİsimA2
duringsırasında, boyuncaEdatA2
during sonrasında bir isim, while sonrasında tam bir cümle gelir.
effectetkiİsimB1
eightyseksenSayıA1
emergencyacil durumİsimA2
employeeçalışanİsimA2
employerişverenİsimB1
engagednişanlıSıfatB1
Aynı kelime telefonda „meşgul“, bir kapıda „dolu“ demektir.
enginemotorİsimB1
Yakıtlı motor engine, elektrikli motor motor — günlük dilde çoğu zaman ikisi de.
engineermühendisİsimB1
exactlytam olarak, aynenZarfA1
experiencedeneyim, tecrübeİsimA2
Genel olarak deneyim sayılamaz; tek bir yaşantı an experiencedır.
extraek, fazladanSıfatA2
farmçiftlikİsimA2
fatherbabaİsimA1
feeücret, harçİsimB1
feelingduygu, hisİsimA2
fencetel örgü, çit (tahta, tel)İsimB1
feverateş (hastalık)İsimA2
fishbalıkİsimA1
Çoğulu da çoğu zaman fishtir.
friendlygüler yüzlü, samimiSıfatA1
frostdon, ayazİsimB1
fruitmeyveİsimA1
fullytamamen, bütünüyleZarfB1
furnituremobilyaİsimA2
furniture sayılamaz: furnitures ya da a furniture denmez. Tek bir mobilya a piece of furnituredır. Türkçedeki „mobilyalar“ yanıltır.
gameoyunİsimA2
gasgazİsimB1
Benzin İngiliz kullanımında petrol, Amerikan kullanımında gastır.
greygriSıfatA1
İngiliz yazımı grey, Amerikan yazımı gray.
guesstahminİsimA2
guestmisafir, konukİsimB1
guitargitarİsimA2
healthsağlıkİsimA2
heartkalpİsimA2
hedgeçit (bitki)İsimB1
historytarihİsimB1
Anlatılan hikâye a story, geçmişte yaşanan tarih historydir.
hospitalhastaneİsimA2
İngiliz kullanımında artikelsiz: in hospital. Amerikan kullanımında in the hospital.
importantönemliSıfatA1
instructiontalimatİsimB1
JulytemmuzİsimA1
kneedizİsimA2
knifebıçakİsimA2
Çoğulu knivestır.
leasten azZarfA2
levelseviye, düzeyİsimB1
linkbağlantı, linkİsimA2
loose fruitaçık meyve (tartıyla)Kalıp ifadeB1
manageryönetici, müdürİsimB1
meatetİsimA1
mildılıman, yumuşakSıfatB1
minimumasgari, minimumİsimB1
mirroraynaİsimA2
mostlyçoğunluklaZarfB1
mountaindağİsimA2
MrBay (soyadından önce)İsimA1
nailçiviİsimB1
nail aynı zamanda „tırnak“ demektir — aynı kelime.
narrowdarSıfatA2
nearbyyakında, yakınlardaZarfA2
nicehoş, güzelSıfatA1
nursehemşireİsimA2
oilyağ, petrolİsimB1
ontoüstüneEdatB1
oppositekarşısındaEdatA2
ordinaryolağan, sıradanSıfatB1
ourbizimZamirA1
out of stockstokta yokKalıp ifadeB1
paintboya (sürülen)İsimA2
Renk tonu colour, kovadaki boya paintdir.
peakzirve, en yüksek noktaİsimB1
pharmacyeczaneİsimA2
İngiliz kullanımında chemist’s, Amerikancada drugstore da denir.
pieceparçaİsimA1
PINşifre (kart)İsimB1
plasteryara bandıİsimB1
Amerikan kullanımında Band-Aid; orada plaster alçıdır.
plastic-freeplastiksizSıfatB1
possiblemümkünSıfatA2
premiumprim, sigorta ücretiİsimB1
prescriptionreçeteİsimB1
Yemek tarifi a recipedir — klasik karışıklık.
pressurebasınç, baskıİsimB1
projectprojeİsimA2
queuekuyruk, sıraİsimA2
İngiliz kullanımında queue, Amerikan kullanımında line.
rareaz pişmişSıfatB1
Sıralama rare — medium — well done. Rare başka yerde „nadir“ demektir.
rarelynadirenZarfA2
refundpara iadesiİsimB1
relationshipilişkiİsimB1
reservationrezervasyonİsimB1
rough estimatekaba tahminKalıp ifadeB1
safegüvenliSıfatA2
safekasaİsimB1
Sıfat olarak aynı kelime „güvenli“ demektir.
saleindirim, satışİsimA2
salonsalonİsimA2
salttuzİsimA1
securitygüvenlik; güvenlik görevlileriİsimB1
self-cateringkendi yemeğini yaptığın (konaklama)SıfatB1
settingayarİsimA2
shampooşampuanİsimA2
sheetkâğıt (yaprak); çarşafİsimA2
shipgemiİsimA2
shoppingalışverişİsimA2
sinklavabo, eviyeİsimA2
site rulesalan kurallarıKalıp ifadeB1
sizebeden, boyİsimA2
skincilt, deriİsimA2
smokedumanİsimB1
snowkarİsimA1
softwareyazılımİsimA2
Sayılamaz: softwares ya da a software denmez.
stablesabit, istikrarlıSıfatB1
standardölçüt, düzeyİsimA2
stonetaşİsimA2
storagedepolama alanıİsimB1
strikegrevİsimB1
supplyarz, tedarik, sağlamaİsimB1
Fiil olarak da: to supply someone with something.
surpriseşaşkınlık, sürprizİsimB1
surprisinglyşaşırtıcı derecedeZarfB1
sweettatlıSıfatA1
systemsistemİsimB1
tapmuslukİsimA2
Amerikan kullanımında faucet. Tap water musluk suyudur.
taxitaksiİsimA2
temperaturesıcaklıkİsimA2
tenthonuncuSayıA1
tipbahşişİsimB1
Aynı kelime „ipucu“ ve „uç“ da demektir.
to appeargörünmek, çıkmakFiilA2
to arrangeayarlamak, kararlaştırmakFiilB1
to attemptdenemek, girişmekFiilB1
to barkhavlamakFiilB1
to be borndoğmakKalıp ifadeA2
to be responsible for-den sorumlu olmakKalıp ifadeB1
to believeinanmak, sanmakFiilA2
to cleantemizlemekFiilA1
to collectbiriktirmek, toplamakFiilA2
to confusekarıştırmak, kafasını karıştırmakFiilB1
to connectbağlamakFiilA2
to coverkapsamak, karşılamakFiilB1
to damagezarar vermekFiilB1
to discussgörüşmek, tartışmakFiilA2
discuss something, asla discuss about something değil.
to existvar olmakFiilB1
to fixtamir etmek, düzeltmekFiilA2
to hatenefret etmekFiilA2
to introducetanıştırmak, tanıtmakFiilA2
to joinkatılmakFiilA2
to killöldürmekFiilB1
to lockkilitlemekFiilB1
to melterimekFiilB1
to mixkarıştırmakFiilB1
to pickseçmek; toplamakFiilB1
to produceüretmek, ortaya çıkarmakFiilB1
to promisesöz vermekFiilA2
to pullçekmekFiilB1
Karşıtı to push: „itmek“.
to relaxrahatlamak, dinlenmekFiilA2
Dönüşlü zamir olmadan: I relax, I relax myself değil.
to renewyenilemek, uzatmakFiilB1
to repeattekrarlamakFiilA2
to returniade etmek, geri vermekFiilA2
to suityakışmakFiilB1
to tastetadı olmak, tadına bakmakFiilA2
to tidy uptoplamak, düzenlemekFiilA2
to waveel sallamakFiilA2
toilettuvaletİsimA2
ABD’de restroom ya da bathroom diye sorulur; toilet orada daha çok klozetin kendisidir.
toothbrushdiş fırçasıİsimA2
towelhavluİsimA2
troublesorun, dertİsimA2
trouserspantolonİsimA1
Yalnızca çoğul kullanılır: these trousers. Amerikan kullanımında çoğu zaman pants.
umbrellaşemsiyeİsimA2
uncleamca, dayı, enişteİsimA2
unitbirimİsimB1
unless-medikçe, -mezseBağlaçB1
usefulyararlı, işe yararSıfatA2
usualolağan, her zamankiSıfatA1
valuedeğerİsimB1
visitorziyaretçiİsimA2
voiceses (insan)İsimA2
wasteatık, çöp; israfİsimB1
waste aynı zamanda bir fiildir: to waste time, money, water.
weightağırlıkİsimB1
welcomehoş geldin, hoş geldinizSıfatA1
whosekiminZamirA1
widegenişSıfatA2
wonderfulharikaSıfatA2
yellowsarıSıfatA1
actoraktör, oyuncuİsimA2
adultyetişkinİsimA2
advantageavantajİsimB1
aloudyüksek sesleZarfA2
although-diği hâlde, rağmenBağlaçB1
although ve but aynı cümlede kullanılmaz.
ambulanceambulansİsimA2
angrykızgın, öfkeliSıfatA2
Bir kişiye angry with, bir şeye angry about.
ankleayak bileğiİsimA2
anniversaryyıl dönümüİsimB1
anti-inflammatoryiltihap gidericiSıfatB1
anywayyine deZarfA2
anywherehiçbir yerde (soru, olumsuz)ZarfA2
areaalan, bölgeİsimB1
artsanatİsimA2
articlemakale, yazıİsimA2
asleepuykudaSıfatA2
availablemevcut, bulunanSıfatB1
balconybalkonİsimA2
bandagesargı, bandajİsimB1
barberberberİsimA2
beearıİsimA2
blood samplekan örneğiKalıp ifadeB1
boredcanı sıkılmışSıfatA2
breathnefesİsimA1
brushfırçaİsimB1
cabin crewkabin ekibiKalıp ifadeB1
cablekabloİsimA2
calmsakinSıfatA2
campsitekamp alanıİsimB1
candlemumİsimA2
capitalbaşkentİsimA2
certainemin, kesinSıfatA1
chargerşarj aletiİsimB1
ChristmasNoelİsimB1
clearlyaçıkça, netZarfB1
climateiklimİsimA2
clocksaat (duvar, masa)İsimA1
clothesgiysiler, kıyafetİsimA1
clothes yalnızca çoğul kullanılır: clothes are, clothes is değil. Tek bir giysi an item of clothingdır.
cloudbulutİsimA1
clubkulüpİsimA2
competitionrekabet; yarışmaİsimB1
compromiseuzlaşma, orta yolİsimB1
computerbilgisayarİsimA1
conclusionsonuç, varılan yargıİsimB1
confirmationonay, teyitİsimB1
considerableepey, kayda değerSıfatB1
consumer rightstüketici haklarıKalıp ifadeB1
correctdoğruSıfatA1
coupleçift; birkaçİsimA2
course of antibioticsantibiyotik kürüKalıp ifadeB1
creamkremİsimA2
crimesuçİsimB1
crossinggeçit, kavşakİsimA2
cupboarddolapİsimA2
current accountvadesiz hesapKalıp ifadeB1
Amerikan kullanımında checking account.
dangeroustehlikeliSıfatA2
daughterkız (evlat)İsimA1
deadlineson teslim tarihiİsimB1
DecemberaralıkİsimA1
deepderinSıfatA2
delayedrötarlı, gecikmeliSıfatB1
designtasarımİsimA2
desserttatlıİsimB1
diaryajanda; günlükİsimB1
directdoğrudan, aktarmasızSıfatA2
directionyönİsimA2
discountindirimİsimA2
divorceboşanmaİsimB1
downstairsalt katta, aşağıZarfA2
dresselbiseİsimA1
driving licenceehliyet, sürücü belgesiKalıp ifadeB1
Amerikancada driver’s license.
dusttozİsimA1
earkulakİsimA1
effortçaba, emekİsimA2
eleventhon birinciSayıA1
elsebaşkaZarfA1
en suitebanyolu (odada)Kalıp ifadeB1
envelopezarfİsimB1
equipmentekipman, donanımİsimB1
errorhataİsimB1
estate agentemlakçıKalıp ifadeB1
Amerikan kullanımında realtor ya da real estate agent.
exampleörnekİsimA2
exceptionistisnaİsimB1
excessmuafiyet, sigortalının payıİsimB1
ABD’de aynı tutara deductible denir.
excess baggagefazla bagajKalıp ifadeB1
excusebahane, mazeretİsimB1
eye dropsgöz damlasıKalıp ifadeB1
factgerçek, olguİsimA1
falseyanlış, asılsızSıfatB1
famousünlüSıfatA2
FebruaryşubatİsimA1
İlk r çoğu zaman kaybolur: „febyuari“.
finalson, kesinSıfatA2
flagbayrakİsimB1
floodselİsimB1
fogsisİsimA2
forestormanİsimA2
formereski, öncekiSıfatB1
frameçerçeveİsimB1
Gözlüğün ya da bisikletin iskeleti de framedir.
fridgebuzdolabıİsimA2
Uzun biçimi refrigeratorı neredeyse kimse söylemez.
funeğlenceİsimA1
fun sayılamaz. Komik bir insan funnydir — ve funny „tuhaf“ da demektir.
funnykomik, eğlenceliSıfatA1
garagetamirhane; garajİsimB1
İngiliz kullanımında garage yalnızca evdeki garaj değil, tamirhane ve benzin istasyonu da olabilir.
gardenerbahçıvanİsimA2
generalgenelSıfatB1
glassesgözlükİsimA2
Her zaman çoğuldur. Tek bir gözlük a pair of glassesdır.
gloveeldivenİsimA2
goalhedef; golİsimB1
gratefulminnettarSıfatB1
harbourlimanİsimB1
hatşapkaİsimA1
heaterkalorifer peteği, ısıtıcıİsimA2
honestdürüstSıfatA2
howeverancak, yine deZarfA2
however iki ayrı cümleyi bağlar ve virgülle ayrılır.
illnesshastalıkİsimB1
illness hasta olma hâlidir, disease adı konmuş hastalıktır.
immediatelyhemen, derhalZarfA2
insectböcekİsimA2
interestingilginçSıfatA1
islandadaİsimA2
jet lagjet lag, saat farkı yorgunluğuKalıp ifadeB1
juicemeyve suyuİsimA1
kettlesu ısıtıcısı, kettleİsimA2
to put the kettle on İngiltere’de „çay yapayım“ demektir — bir davettir.
keyboardklavyeİsimA2
kilometrekilometreİsimB1
lapturİsimB1
lawnçimen, çimenlikİsimB1
lawyeravukatİsimB1
lazytembelSıfatA2
leaderlider, önderİsimB1
leafletprospektüs, broşürİsimB1
leaksızıntıİsimB1
lessonders (saat)İsimA1
lidkapakİsimB1
localyerel, buradakiSıfatA2
loudyüksek sesli, gürültülüSıfatA2
lowalçak, düşükSıfatA1
magazinedergiİsimA2
maybebelkiZarfA1
meaninganlamİsimA2
measureönlem, tedbirİsimB1
Fiil olarak to measure = ölçmek. İsim olarak çoğu zaman „ölçü“ değil, „önlem“dir.
milemilİsimB1
Bir mil yaklaşık 1,6 kilometredir. Adada her tabelada yazar, Avrupa’nın geri kalanında hiçbirinde.
millionmilyonSayıA2
monthlyaylıkSıfatA2
myselfkendimZamirA1
nappybebek beziİsimB1
İngiliz kullanımı. ABD’de diaper denir.
naturedoğaİsimA2
nervesinirİsimB1
newspapergazeteİsimA1
no-claims bonushasarsızlık indirimiKalıp ifadeB1
noisygürültülüSıfatB1
normalnormalSıfatB1
novelromanİsimB1
Sıfat olarak novel „yeni, alışılmamış“ demektir — a novel approach.
originalasıl, ilk, orijinalSıfatB1
ovenfırınİsimA2
Kısa bir „a“ ile „AV-ın“ gibi okunur, „ovın“ değil.
packagingambalajİsimB1
painağrı, acıİsimA2
paintingtablo, resimİsimB1
paragraphparagrafİsimB1
partnerpartner, hayat arkadaşıİsimA2
passengeryolcuİsimA2
passwordşifre, parolaİsimA2
payment methodödeme yöntemiKalıp ifadeB1
pensionemekli maaşıİsimB1
perfectkusursuz, mükemmelSıfatA2
permitizin belgesiİsimB1
personalkişiselSıfatB1
physicsfizikİsimA2
-s ile bitmesine rağmen tekildir: Physics is hard.
pianopiyanoİsimA2
plainsade, açıkSıfatA2
poemşiirİsimB1
politekibar, nazikSıfatA2
pooryoksul; kötü, zayıfSıfatA2
positionkonum, tutumİsimB1
posterafiş, posterİsimA2
potatopatatesİsimA1
printeryazıcıİsimA2
procedureişlem, prosedürİsimB1
productürünİsimB1
programprogram (bilgisayar)İsimA2
Bilgisayarda İngiliz yazımında da program; başka anlamlarda orada programme yazılır.
programmeprogram (yayın, etkinlik)İsimB1
Bilgisayar programı İngiliz yazımında da programdır.
progressilerlemeİsimA2
Sayılamaz: make progress, progresses denmez.
proofkanıt, belgeİsimB1
properlydüzgün, doğru dürüstZarfB1
quietlysessizceZarfA2
radioradyoİsimA1
on the radio, on television — in değil, Türkçedeki „radyoda“ yanıltır.
readerokurİsimB1
realgerçek, hakikiSıfatA1
referencekaynak gösterimi, kaynakçaİsimB1
regionbölgeİsimB1
reminderihtar, hatırlatmaİsimB1
remoteuzaktan; uzakSıfatB1
the remote control kumandadır, a remote village ise ücra bir köy.
restaurantrestoranİsimA1
returns labeliade etiketiKalıp ifadeB1
revieweleştiri yazısı, değerlendirmeİsimB1
Fiil olarak da: to review a book.
riskriskİsimB1
rockkayaİsimA2
rootkökİsimA2
rubbishçöpİsimA2
İngiliz kullanımında rubbish, Amerikan kullanımında garbage ya da trash.
salarymaaşİsimA2
sand dunekum tepesiKalıp ifadeB1
scantarama, görüntülemeİsimB1
scenesahne (filmde)İsimB1
seedtohumİsimB1
sendergönderenİsimB1
SeptembereylülİsimA1
seventyyetmişSayıA1
severalbirkaç, birçokSıfatA2
shadowgölgeİsimA2
shadygölgeliSıfatB1
shady spotgölgelik yerKalıp ifadeB1
shelf edge labelraf etiketiKalıp ifadeB1
side dishgarnitür, yan yemekKalıp ifadeB1
silencesessizlikİsimA2
silentsessiz; okunmayanSıfatB1
a silent letter: okunmayan bir harf, knee içindeki k gibi.
simplysadece, basitçeZarfA2
skygökyüzüİsimA2
smartşıkSıfatB1
İngiliz kullanımında smart „şık“; Amerikan kullanımında çoğu zaman „akıllı“ demektir.
socketprizİsimA2
Amerikan kullanımında outlet.
softyumuşakSıfatA2
soiltoprakİsimB1
somewherebir yerde, bir yereZarfA2
sonoğulİsimA1
sore throatboğaz ağrısıKalıp ifadeB1
sorttür, çeşitİsimA1
southgüneyİsimA1
spaceyer, alanİsimA2
spareyedekSıfatB1
specialözelSıfatA2
spoonkaşıkİsimA2
staffpersonelİsimA2
İngiliz kullanımında çoğu zaman çoğul fiille: the staff are.
staryıldızİsimA2
starterbaşlangıç, mezeİsimB1
Amerikan kullanımında appetizer. Dikkat: ABD’de entrée ana yemektir.
stomachkarın, mideİsimA2
strictsıkı, katıSıfatB1
subjectders, konuİsimA2
suddenlybirden, anidenZarfA2
sumtoplamİsimB1
surnamesoyadıİsimA2
surprisedşaşırmışSıfatA2
symptombelirtiİsimB1
tailkuyrukİsimA2
tenancy agreementkira sözleşmesiKalıp ifadeB1
theatretiyatroİsimA2
thickkalın, yoğunSıfatB1
thirstysusamışSıfatA1
thousandbinSayıA1
tiekravatİsimA2
to acheağrımak, sızlamakFiilB1
„eyk“ diye okunur — ch burada k’dir.
to admitkabul etmek, itiraf etmekFiilB1
to affectetkilemekFiilB1
to avoidkaçınmakFiilB1
avoid sonrasında -ing gelir: avoid making mistakes.
to bakefırında pişirmekFiilA2
to blowesmek, üflemekFiilA2
to cheertezahürat yapmak, alkışlamakFiilB1
to confirmonaylamak, teyit etmekFiilB1
to containiçermekFiilB1
to declare goodseşyayı beyan etmekKalıp ifadeB1
to describetarif etmek, betimlemekFiilA2
to designtasarlamakFiilB1
to developgeliştirmekFiilB1
to dieölmekFiilA2
to disagreekatılmamakFiilB1
to doubtşüphe etmekFiilB1
to dyeboyamak (saç)FiilA2
to exchangedeğiştirmek (mal)FiilA2
to feedbeslemek, yem vermekFiilA2
to gainkazanmak, elde etmekFiilB1
to harvesthasat etmek, toplamakFiilB1
to increaseartırmak, artmakFiilB1
to insuresigortalamakFiilB1
to jumpatlamak, zıplamakFiilA2
to log inoturum açmak, giriş yapmakKalıp ifadeA2
to make a claimhasar bildirmek, tazminat talep etmekKalıp ifadeB1
to manageyönetmek; başarmakFiilB1
to nodbaşını sallamak (evet anlamında)FiilA2
to oweborçlu olmakFiilB1
to packbavul hazırlamak, toplamakFiilA2
to peelsoymakFiilB1
to plantdikmek (bitki)FiilA2
to pointgöstermek, işaret etmekFiilB1
to practisealıştırma yapmak, pratik yapmakFiilA2
İngiliz yazımında fiil practise, isim practice; Amerikan yazımında ikisi de practice.
to preparehazırlamakFiilA2
to protectkorumakFiilA2
to queuesırada beklemekFiilB1
to recognisetanımak (yeniden)FiilB1
to recommendtavsiye etmekFiilB1
recommend doing something ya da recommend that somebody do something — asla recommend somebody to do değil.
to reduceazaltmak, düşürmekFiilB1
to registerkaydolmak, kayıt yaptırmakFiilB1
to regretpişman olmakFiilB1
to relygüvenmek (-e)FiilB1
to remainkalmak (aynı)FiilB1
to remindhatırlatmakFiilB1
to rollyuvarlanmakFiilB1
to searcharamakFiilA2
Bir şeyi aramak search for somethingdır. for olmadan „bir yeri aramak, taramak“ demektir: they searched the house.
to settle a claimhasarı ödemek, talebi karşılamakKalıp ifadeB1
to shavetıraş olmakFiilA2
to shortenkısaltmakFiilB1
to shoutbağırmak, seslenmekFiilA2
to smellkokmak; koklamakFiilA2
to split upayrılmakKalıp ifadeB1
to steambuharda pişirmekFiilB1
to steerdireksiyon kullanmak, yönlendirmekFiilB1
to stretchesneme yapmak, gerinmekFiilB1
to supportdesteklemekFiilB1
to take on responsibilitysorumluluk almakKalıp ifadeB1
to teachöğretmek, ders vermekFiilA1
to textmesaj atmakFiilA2
to toastkadeh kaldırmakFiilB1
to trainantrenman yapmakFiilA2
to warn about… konusunda uyarmakKalıp ifadeB1
to withdrawpara çekmekFiilB1
toothdişİsimA2
Çoğulu teethtir.
totaltoplamİsimB1
traineestajyer, kursiyerİsimB1
transferhavaleİsimB1
trolleyalışveriş arabasıİsimB1
twinsikizlerİsimB1
tyrelastik (araba)İsimB1
Amerikancada tire.
unfairhaksızSıfatB1
unusualalışılmadık, olağandışıSıfatB1
valleyvadiİsimA2
vankamyonet, minibüsİsimA2
voucherkupon, hediye çekiİsimB1
warmthsıcaklık, sıcakİsimB1
İnsan için de: the warmth of her welcome — „onu karşılarkenki sıcaklığı“.
washblockduş ve tuvalet binasıİsimB1
westbatıİsimA1
wifekarı, eş (kadın)İsimA1
wildyabani, vahşiSıfatA2
withdrawalpara çekmeİsimB1
woododun, tahtaİsimA2
worlddünyaİsimA1
x-rayröntgenİsimB1
zerosıfırSayıA1
Telefon numaralarında çoğu zaman zero yerine „ou“ (oh), futbolda nil denir.
absenceyokluk, bulunmamaİsimB1
accesserişimİsimB1
access to something, on değil. Fiil olarak da: to access a file.
accidental damagekazara verilen hasarKalıp ifadeB1
achievementbaşarıİsimB1
acquaintancetanıdıkİsimB1
actioneylem, önlemİsimB1
actressaktris, kadın oyuncuİsimA2
actuallyaslında, gerçekteZarfB1
Yanıltıcı: actually „aktüel, güncel“ demek değildir. „Güncel“ current ya da at the momentdir.
advertisementilan, reklamİsimB1
affordableuygun fiyatlıSıfatB1
ageyaşİsimA1
aimamaç, hedefİsimB1
Fiil olarak to aim at: „-e nişan almak, hedeflemek“.
alivecanlı, hayattaSıfatA2
all-inclusiveher şey dahilSıfatB1
allergyalerjiİsimB1
alternativealternatif, seçenekİsimB1
amazinginanılmaz, harikaSıfatA2
amongarasında (birçok şey)EdatA2
Birçoğu arasında: among friends. İkisi arasında between kullanılır.
angleaçıİsimB1
animalhayvanİsimA1
announcementanons, duyuruİsimB1
anonymousisimsiz, anonimSıfatB1
antihistamineantihistaminikİsimB1
apartayrı, parça parçaZarfA2
apparentlyanlaşılan, görünüşe göreZarfB1
applicantaday, başvuranİsimB1
appointment sliprandevu kâğıdıİsimB1
apprenticeshipçıraklık, meslek eğitimiİsimB1
approvalonay, izinİsimB1
approximatelyyaklaşık olarakZarfB1
arrangementanlaşma, düzenleme; yerleşimİsimB1
Çoğulu arrangements: hazırlıklar, örneğin travel arrangements.
arrivalsvarışlar, gelen yolcuİsimB1
artistsanatçıİsimA2
assignmentödev, görevİsimB1
attachmentek (e-posta)İsimA2
attacksaldırıİsimB1
attentiondikkatİsimB1
atticçatı katıİsimA2
authoryazarİsimB1
authorityresmî makam, idareİsimB1
awardödülİsimB1
awfulberbat, korkunçSıfatA2
awningtente, ön çadırİsimB1
babysitterbebek bakıcısıİsimB1
backupyedek, yedeklemeİsimB1
backwardsgeriye doğru, terstenZarfB1
İngiliz kullanımında -s ile, Amerikan kullanımında çoğu zaman backward.
bacteriabakterilerİsimB1
Çoğul bir kelime; tekili bacterium nadiren gerekir.
badlykötü, kötü bir şekildeZarfA2
baggage reclaimbagaj teslim alanıKalıp ifadeB1
balancebakiyeİsimB1
Aynı zamanda „denge“ demektir — a good work-life balance.
baldkelSıfatA2
barbecuemangal, mangal partisiİsimB1
barcodebarkodİsimB1
barefootyalınayakZarfB1
bargainkelepirİsimB1
basistemel, dayanakİsimB1
on a daily basis: her gün, günlük olarak. Çoğulu bases.
baykoyİsimB1
bearayıİsimA2
beardsakalİsimA2
beerbiraİsimA1
benefitsyan haklarİsimB1
besideyanındaEdatA2
beside „yanında“, besides „ayrıca“ demektir.
beyondötesindeEdatB1
bindingbağlayıcıSıfatB1
birdhousekuş eviİsimB1
birth certificatedoğum belgesiİsimB1
blanketbattaniyeİsimA2
bodyvücut, bedenİsimA1
bonekemikİsimB1
bonnetkaputİsimB1
Amerikancada hood.
bootbagaj (araba)İsimB1
Amerikancada trunk. boot aynı zamanda „çizme“ demektir.
bordersınırİsimA2
boringsıkıcıSıfatA2
I am boring „ben sıkıcıyım“ demektir. Canı sıkılan I am bored der.
boyfrienderkek arkadaş, sevgiliİsimA2
bracketdirsek, tutucuİsimB1
brakefrenİsimB1
Fiil olarak da: to brake. break ile karıştırma — aynı okunur, anlamı başka.
branchdalİsimA2
bravecesurSıfatA2
bridegelinİsimB1
broadgeniş; genelSıfatB1
in broad terms: ana hatlarıyla.
brokeraracı, brokerİsimB1
buffet caryemekli vagonKalıp ifadeB1
bughata (yazılımda)İsimB1
bulk buytoplu alım, büyük paketKalıp ifadeB1
businessiş, işletmeİsimB1
byehoşça kal, görüşürüzÜnlemA1
calendartakvimİsimA2
camerafotoğraf makinesi, kameraİsimA2
campfirekamp ateşiİsimB1
camping stovekamp ocağıKalıp ifadeB1
campsite wardenkamp alanı görevlisiKalıp ifadeB1
campuskampüsİsimB1
cancellationiptalİsimB1
capkep, şapkaİsimA2
caravankaravan (römork)İsimB1
careerkariyerİsimB1
carpethalıİsimA2
carriagevagonİsimB1
cashbackkasada nakit çekmeİsimB1
cashierveznedar, kasiyerİsimB1
casualtyyaralı; acil servisİsimB1
İngiliz hastanelerinde acil servisin adı da budur; Amerikan kullanımında emergency room.
causeneden, sebepİsimB1
ceilingtavanİsimA2
Dışarıdan görülen çatı rooftur.
celebrationkutlamaİsimB1
centralmerkezîSıfatB1
certainlykesinlikle, mutlakaZarfB1
championshipşampiyonaİsimB1
chanceolasılık, fırsatİsimA2
characterkarakterİsimA2
chartgrafik, çizelgeİsimB1
checkoutkasaİsimB1
chemical toiletkimyasal tuvaletKalıp ifadeB1
chemisteczane (İngiliz)İsimB1
chequeçekİsimB1
İngiliz yazımı cheque, Amerikan yazımı check.
childhoodçocuklukİsimB1
childmindergündüz bakıcısıİsimB1
chilled goodssoğuk zincir ürünleriKalıp ifadeB1
chocolateçikolataİsimA1
choiceseçim, seçenekİsimB1
chronic conditionkronik hastalıkKalıp ifadeB1
cinemasinemaİsimA1
circledaire, çemberİsimA2
circumstanceskoşullar, şartlarİsimB1
citizenvatandaşİsimB1
clammynemli ve soğukSıfatB1
classicklasik; tipikSıfatB1
Klasik müzik classical musicdir, classic music değil.
cleverakıllı, zekiSıfatA2
climbing plantsarmaşık, tırmanıcı bitkiKalıp ifadeB1
closelydikkatle; yakındanZarfB1
closely related: yakın akraba.
clothkumaş; bezİsimB1
Giysiler clothestır; cloth kumaş ya da bezdir.
coalkömürİsimB1
combtarakİsimA2
compensationtazminatİsimB1
complaintşikâyetİsimB1
completetam, eksiksizSıfatB1
complimentiltifatİsimB1
complement ile karıştırma — o, „tamamlayıcı“ demektir.
compostkompostİsimB1
concealerkapatıcıİsimA2
confidencegüven, kesinlikİsimB1
confidentkendinden eminSıfatB1
consistenttutarlıSıfatB1
contactiletişim, temasİsimB1
contactless paymenttemassız ödemeKalıp ifadeB1
contents insuranceev eşyası sigortasıKalıp ifadeB1
conventionteamül, gelenekİsimB1
cookieçerezİsimB1
corridorkoridorİsimA2
cosysıcak, rahat (küçük ve hoş)SıfatB1
İlanlarda çoğu zaman „dar“ın kibar söylenişidir. Amerikan yazımı cozy.
cotbebek karyolasıİsimB1
coughöksürükİsimB1
„kof“ diye okunur — ough harf dizisi yedi kelimede yedi farklı okunur.
countrysidekırsal, kırİsimA2
cowinekİsimA2
crazyçılgın, deliSıfatA2
criticismeleştiriİsimB1
Bir kitap ya da film eleştirisi reviewdir.
cropürün, mahsulİsimB1
crowdedkalabalık, tıklım tıklımSıfatA2
crutcheskoltuk değnekleriİsimB1
culturekültürİsimB1
curlykıvırcıkSıfatA2
currentlyşu anda, halihazırdaZarfB1
currently „şu anda“ demektir — „güncel, yeni“ anlamında değil.
curtainperdeİsimA2
curveeğri, gidişatİsimB1
cushionminder, kırlentİsimA2
customer helplinemüşteri hizmetleri hattıKalıp ifadeB1
customsgümrükİsimB1
cutleryçatal bıçak takımıİsimB1
Amerikan kullanımında silverware.
CVözgeçmişİsimB1
İngiliz kullanımı. ABD’de aynı belgeye résumé denir, ve orada CV uzun bir akademik listedir.
dadbaba (konuşma dili)İsimA1
damaged in transittaşımada hasar görmüşKalıp ifadeB1
dandruffkepekİsimA2
dangertehlikeİsimA2
deadölü, ölmüşSıfatA1
dearsevgili (mektup hitabında)SıfatA1
deathölümİsimB1
deckchairkatlanır sandalye, şezlongİsimB1
decorationsüsleme, süsİsimB1
definitelykesinlikle, mutlakaZarfB1
deli counterşarküteri reyonuKalıp ifadeB1
deliberatelybilerek, kastenZarfB1
deliciouslezzetli, çok güzelSıfatA2
deodorantdeodorantİsimA2
departure boardkalkış panosuKalıp ifadeB1
departuresdış hatlar kalkış, kalkışlarİsimB1
depthderinlikİsimB1
descriptiontarif, betimlemeİsimB1
destinationvarış yeriİsimA2
dictionarysözlükİsimA2
dieseldizel, motorinİsimB1
difficultyzorlukİsimB1
direct debitotomatik ödeme talimatıKalıp ifadeB1
directlydoğrudanZarfA2
directoryönetmenİsimB1
director bir şirketin müdürü de olabilir.
dirtykirliSıfatA1
disadvantagedezavantajİsimB1
disappointedhayal kırıklığına uğramışSıfatB1
discount codeindirim koduKalıp ifadeB1
diseasehastalık (adı konmuş)İsimB1
dishwasherbulaşık makinesiİsimA2
dizzybaşı dönenSıfatB1
doorbellkapı ziliİsimA2
downwardsaşağıya doğruZarfB1
dozendüzineİsimA2
Bir sayıdan sonra of olmadan: a dozen eggs, two dozen people.
drafttaslakİsimB1
draughtycereyan yapanSıfatB1
Amerikan yazımı drafty; aynı okunur.
drillmatkapİsimB1
Fiil olarak da: to drill a hole.
droughtkuraklıkİsimB1
„draut“ diye okunur — gh okunmaz.
drugilaç; uyuşturucuİsimB1
İngilizcede önce „ilaç“, ancak sonra „uyuşturucu“ anlamına gelir.
dummyemzikİsimB1
ABD’de pacifier. Orada dummy yalnızca „aptal“ ya da „maket“ demektir.
dutiesgörevlerİsimB1
duty-freegümrüksüzSıfatB1
earthdünya, yeryüzüİsimA2
eastdoğuİsimA1
EasterPaskalyaİsimB1
effectiveetkiliSıfatB1
eighteenon sekizSayıA1
eighthsekizinciSayıA1
electricianelektrikçiİsimB1
electricityelektrikİsimA2
endurancedayanıklılıkİsimB1
energyenerjiİsimB1
entrykayıt, girişİsimB1
environmentçevreİsimA2
environmentalçevresel, çevre ile ilgiliSıfatB1
especiallyözellikleZarfB1
essaymakale, ödev yazısıİsimB1
estimated deliverytahmini teslimatKalıp ifadeB1
eventolay, etkinlikİsimB1
eventuallysonunda, en sonundaZarfA2
ex-partnereski partner, eski eşİsimB1
exacttam, kesinSıfatA2
excellentmükemmelSıfatA2
excitedheyecanlı, sabırsızlananSıfatA2
exerciseegzersiz, hareketİsimA2
exhaustedbitkin, tükenmişSıfatB1
exhibitionsergiİsimB1
expertuzmanİsimB1
explanationaçıklamaİsimB1
extensiondahili numaraİsimB1
fairadilSıfatB1
farmerçiftçiİsimA2
faultkusur, suçİsimB1
faulty goodskusurlu malKalıp ifadeB1
fearkorkuİsimA2
feedbackgeri bildirimİsimB1
Sayılamaz: a feedback yok, feedbacks yok.
feesharç, ücretİsimB1
fifthbeşinciSayıA1
fingerprintparmak iziİsimB1
fire brigadeitfaiyeKalıp ifadeB1
Amerikan kullanımında fire department.
firewoododunİsimB1
fireworkshavai fişekİsimB1
Tek bir gösteri için de her zaman çoğul.
firmsağlam, sertSıfatB1
first aidilk yardımKalıp ifadeB1
fitnesskondisyon, formİsimB1
flare-upalevlenme, atakİsimB1
flipperspaletİsimB1
flowerpotsaksıİsimB1
food intolerance testgıda intoleransı testiKalıp ifadeB1
foreignyabancıSıfatA2
fourthdördüncüSayıA1
fractionkesir; çok küçük bir parçaİsimB1
freezerderin dondurucuİsimA2
fringekâkül, perçemİsimA2
İngiliz kullanımı. ABD’de bangs denir.
fuelyakıtİsimB1
funeralcenaze töreniİsimB1
furkürk, postİsimB1
furnishedeşyalıSıfatB1
futuregelecekİsimA2
gallerygaleriİsimB1
gapboşluk, açıkİsimB1
gearvitesİsimB1
gear „donanım, ekipman“ da demektir: camping gear.
girlkız, kız çocuğuİsimA1
girlfriendkız arkadaş, sevgiliİsimA2
gladmemnun, sevinmişSıfatA2
global warmingküresel ısınmaKalıp ifadeB1
gluten-freeglütensizSıfatB1
godparentvaftiz ebeveyniİsimB1
grace periodödeme için ek süreKalıp ifadeB1
gradenotİsimB1
ABD’de a grade aynı zamanda sınıf düzeyidir.
graduallyyavaş yavaş, giderekZarfB1
graduatemezunİsimB1
grammardilbilgisiİsimA2
grammaticaldilbilgisel, dilbilgisine uygunSıfatB1
a grammatical mistake: bir dilbilgisi hatası.
grassçimen, otİsimA2
greenhouseseraİsimB1
greetings cardtebrik kartıKalıp ifadeB1
groomdamatİsimB1
groundsheetçadır tabanıİsimB1
groupgrupİsimA2
guaranteegarantiİsimB1
guesthousepansiyonİsimB1
guiderehberİsimB1
guy ropegergi ipiKalıp ifadeB1
gymspor salonuİsimA2
Okul anlamında değil: gym spor salonudur. „Lise“ secondary school ya da high schooldur.
hair masksaç maskesiKalıp ifadeA2
haircutsaç kesimiİsimA2
hairdresserkuaför, berberİsimA2
hairdryersaç kurutma makinesiİsimA2
halfwayyarı yolda, ortasındaZarfB1
hammerçekiçİsimB1
harmfulzararlıSıfatB1
hay fever seasonsaman nezlesi mevsimiKalıp ifadeB1
headlandburun (coğrafya)İsimB1
healthysağlıklıSıfatA2
heightyükseklikİsimB1
„hayt“ diye okunur, „hayth“ değil.
herbot, baharat otuİsimB1
İngiliz İngilizcesinde h okunur, Amerikancada okunmaz.
himselfkendini, kendisi (erkek)ZamirA2
hobbyhobiİsimA1
homeworködevİsimA1
Sayılamaz ve hep tekildir: homework is, homeworks denmez — Türkçedeki „ödevler“ yanıltır.
honestlyaçıkçası, dürüst olmak gerekirseZarfB1
hook-upelektrik bağlantısıİsimB1
horseatİsimA1
hosehortumİsimB1
hostev sahibi (davette)İsimB1
hostelhostelİsimB1
hourlysaatlik, saatte birSıfatB1
household aisleev gereçleri reyonuKalıp ifadeB1
housemateev arkadaşıİsimB1
hugekocaman, devasaSıfatA2
humaninsani, insanSıfatB1
husbandkoca, eş (erkek)İsimA1
identicalaynı, tıpatıpSıfatB1
identical twins: tek yumurta ikizleri.
identity cardkimlik kartıİsimB1
imagegörüntü, imajİsimB1
importanceönemİsimB1
impossibleimkânsızSıfatB1
impressionizlenimİsimB1
impressiveetkileyiciSıfatB1
impulse buyanlık alışveriş, dürtüsel alımKalıp ifadeB1
in advanceönceden, peşinKalıp ifadeB1
in bloomçiçek açmışKalıp ifadeB1
incomegelirİsimB1
indeedgerçekten, hakikatenZarfB1
industrialsanayi, endüstriyelSıfatB1
infectionenfeksiyonİsimB1
inflatableşişme deniz yatağıİsimB1
ingredientmalzemeİsimB1
inhalerinhaler, nefes spreyiİsimB1
injuryyaralanma, sakatlıkİsimB1
inner tentiç çadırKalıp ifadeB1
insect repellentsinek kovucuKalıp ifadeB1
instalmenttaksitİsimB1
Amerikan yazımında iki l ile: installment.
instrumentalet, cihazİsimB1
interestilgi; faizİsimB1
İki bambaşka anlamı vardır: „ilgi“ ve „faiz“.
introductiongirişİsimB1
inventorydemirbaş listesi, teslim tutanağıİsimB1
invitationdavet, davetiyeİsimB1
jellyfishdenizanasıİsimB1
job advertiş ilanıKalıp ifadeB1
junctionkavşak, çıkışİsimB1
kidçocuk (konuşma dili)İsimA2
kilogramkilogramİsimA2
Kısaca: kilo. İngiliz kullanımında kilogramme diye de yazılır.
kind regardssaygılarımla, sevgiyleKalıp ifadeA2
İngilizcede hitaptan sonra virgül gelir, ve ardından büyük harfle devam edilir.
knowledgebilgiİsimB1
laddermerdiven (seyyar)İsimB1
landinginişİsimB1
landladyev sahibi (kadın)İsimB1
laneşeritİsimB1
latelyson zamanlardaZarfB1
lately „geç“ demek değildir. „Geç“ latedir.
later slotdaha geç bir saat (randevu)Kalıp ifadeA2
laundryçamaşırİsimA2
lawnmowerçim biçme makinesiİsimB1
layoveraktarma molasıİsimB1
leagueligİsimB1
leftoversartık yemek, yemek artığıİsimB1
legal costsavukatlık masraflarıKalıp ifadeB1
lengthuzunlukİsimB1
levelling blocksteker takozlarıKalıp ifadeB1
lifeguardcankurtaranİsimB1
likelyolası, muhtemelSıfatB1
like kelimesinden gelir ama „sevmek“le ilgisi yoktur.
lineriç astar (uyku tulumu)İsimB1
listenerdinleyiciİsimB1
listingilanİsimB1
loadyükİsimB1
lonelyyalnız (duygu)SıfatA2
lorrykamyonİsimA2
İngiliz kullanımı. ABD’de aynı araca truck denir.
lost propertykayıp eşya bürosuKalıp ifadeB1
Amerikan kullanımında lost and found.
loudlyyüksek sesleZarfB1
lovelyçok hoş, sevimliSıfatA2
loyalsadık, vefalıSıfatB1
loyalty cardmüşteri kartı, sadakat kartıKalıp ifadeB1
luckşansİsimA2
luckyşanslıSıfatA2
lungakciğerİsimB1
lyricsşarkı sözleriİsimB1
Her zaman çoğul: the lyrics are.
machinerymekanizma, işleyişİsimB1
manicuremanikürİsimA2
materialmalzemeİsimB1
maternity leavedoğum izniKalıp ifadeB1
mealyemek, öğünİsimA2
meanwhilebu aradaZarfB1
mediamedyaİsimB1
medical certificatedoktor raporuKalıp ifadeB1
memberüyeİsimB1
membershipüyelikİsimB1
menumenü, yemek listesiİsimA2
menu yemek listesidir. Sabit fiyatlı bir menüye set meal denir.
metalmetalİsimB1
microscopemikroskopİsimB1
microwavemikrodalgaİsimA2
midgestatarcık, küçük sivrisineklerİsimB1
millimetremilimetreİsimB1
misunderstandingyanlış anlamaİsimB1
mobile phonecep telefonuİsimA1
Amerikan kullanımında cell phone. İngilizcedeki handy bir sıfattır ve „kullanışlı“ demektir.
modernmodernSıfatA2
moodruh hâli, keyifİsimA2
moonay (gök cismi)İsimA2
mortgagekonut kredisi, ipotekİsimB1
t okunmaz: „morgıc“.
motivatedistekli, motiveSıfatB1
motorhomemotokaravanİsimB1
mousefareİsimA2
Çoğulu micetır — bilgisayar faresinde de, gerçi orada mouses da görülür.
mouthağızİsimA1
moviefilm (Amerikan)İsimA2
MsBayan (soyadından önce)İsimA1
Ms medeni hâl hakkında bir şey söylemez ve bugün olağan hitaptır. Mrs ve Miss eski moda duyulur.
mumanne (konuşma dili)İsimA1
musclekasİsimA2
nail varnishojeKalıp ifadeA2
napkinpeçeteİsimB1
nationalityuyrukİsimB1
naturaldoğalSıfatB1
naughtyyaramazSıfatB1
necessarygerekliSıfatB1
neighbourhoodmahalle, semtİsimA2
Amerikan yazımı u olmadan: neighborhood.
nestyuvaİsimA2
networkağİsimB1
nineteenon dokuzSayıA1
ninthdokuzuncuSayıA1
normallynormaldeZarfB1
noseburunİsimA1
notebookdefterİsimA2
notificationbildirimİsimB1
nowadaysbugünlerde, günümüzdeZarfB1
nowherehiçbir yerdeZarfB1
nurseryanaokulu, kreşİsimB1
obviouslybelli ki, açıkçaZarfB1
oceanokyanusİsimA2
oddtuhaf; tek (sayı)SıfatB1
odd numbers: tek sayılar.
officergörevli, memur; subayİsimB1
officialresmî; memurSıfatB1
ointmentmerhemİsimB1
okaytamam, olurÜnlemA1
openlyaçıkçaZarfA2
opinionfikir, görüşİsimB1
in my opinion, after my opinion değil.
opponentrakipİsimB1
opportunityfırsatİsimB1
organicorganikSıfatB1
Organik gıda organic fooddır, bio food değil.
otherwisebaşka türlü; yoksaZarfB1
outstandingödenmemiş, açıkSıfatB1
overall figuregenel rakam, toplamKalıp ifadeB1
overdraftek hesap (kredili mevduat)İsimB1
overhead lockerbagaj dolabı (koltuk üstü)Kalıp ifadeB1
overtimefazla mesaiİsimB1
own brandmarket markasıKalıp ifadeB1
painfulağrılı, acı vericiSıfatB1
painkillerağrı kesiciİsimB1
pairçiftİsimB1
İnsanlardan oluşan bir çift coupledır.
palesoluk, açık (renk)SıfatB1
pantava; tencereİsimB1
İngiliz kullanımında pan çoğu zaman tencere de olur; tencereye daha kesin olarak saucepan denir.
parasolplaj şemsiyesiİsimB1
parentanne ya da baba (çoğulu: anne baba)İsimA1
particularbelirli, özelSıfatB1
particularlyözellikle, pekZarfB1
partingsaç ayrımıİsimA2
partlykısmenZarfB1
paternity leavebabalık izniKalıp ifadeB1
patientsabırlıSıfatA2
patient hem „sabırlı“ hem „hasta (doktorun hastası)“ demektir.
patterndesen, örüntüİsimA2
pavementkaldırımİsimB1
İngiliz kullanımında pavement, Amerikan kullanımında sidewalk.
pebble beachçakıllı plajKalıp ifadeB1
peer pressureakran baskısıKalıp ifadeB1
pencilkurşun kalemİsimA2
performancegösteri, temsil; performansİsimB1
perfumeparfümİsimA2
perhapsbelkiZarfA2
permanentkalıcı, süresizSıfatB1
physiotherapyfizik tedaviİsimB1
pigdomuzİsimA2
pillowyastıkİsimA2
pipeboruİsimB1
plainlyaçıkça, dolandırmadanZarfB1
playgroundoyun parkıİsimB1
plotolay örgüsü, konuİsimB1
plumbertesisatçıİsimB1
b okunmaz: „PLAM-ır“.
plusartı, ayrıcaEdatA2
pollutionkirlilikİsimB1
Sayılamaz: a pollution yok, pollutions yok.
popularsevilen, popülerSıfatA2
portionporsiyonİsimB1
postageposta ücretiİsimB1
postcodeposta koduİsimB1
Amerikan kullanımında zip code.
practicalpratik, kullanışlıSıfatB1
practicepratik, uygulamaİsimB1
İsim c ile; fiil İngiliz yazımında s ile (practise).
prambebek arabası (yatar)İsimB1
premium rangepremium seriKalıp ifadeB1
privateözelSıfatB1
probation perioddeneme süresiKalıp ifadeB1
processsüreç, işlemİsimA2
projectorprojeksiyon cihazıİsimB1
promenadesahil yolu, kordonİsimB1
pronunciationtelaffuzİsimA2
protectionkorumaİsimB1
public holidayresmî tatilKalıp ifadeB1
punctualdakikSıfatB1
pupilöğrenci (okul)İsimA2
pushchairpusetİsimB1
qualificationnitelik, diplomaİsimB1
qualitykaliteİsimB1
quantitymiktar, adetİsimB1
quarterçeyrekİsimA2
rabbittavşanİsimA2
rail passtren pasosuKalıp ifadeB1
raketırmıkİsimB1
rashkızarıklık, döküntüİsimB1
ratheroldukça, epey; daha çokZarfB1
ratingpuan, değerlendirmeİsimB1
rawçiğSıfatB1
razortıraş makinesi, jiletİsimA2
reasonablemakul, anlayışlıSıfatB1
recentlyson zamanlarda, yakın zamandaZarfA2
receptionistresepsiyonistİsimB1
recipeyemek tarifiİsimB1
Doktorun yazdığı reçete prescriptiondır.
recipientalıcıİsimB1
recommendationtavsiyeİsimB1
İngiltere’de yazılı bir bonservis yerine çoğu zaman biri, sorulduğunda bilgi verir.
refereehakemİsimB1
refill packyedek paketKalıp ifadeB1
registrationkayıtİsimB1
rehabilitationrehabilitasyonİsimB1
rejectionretİsimB1
relativeakrabaİsimB1
reliablegüvenilirSıfatB1
replacementyedek, yerine konan şeyİsimB1
resorttatil beldesiİsimB1
resourcekaynakİsimB1
responsetepki, yanıtİsimB1
richzenginSıfatA1
rip currentgeri akıntıKalıp ifadeB1
roadsideyol kenarıİsimB1
rolerolİsimA2
roughlykabaca, aşağı yukarıZarfB1
roundaboutgöbek, döner kavşakİsimB1
Amerikancada traffic circle.
routinealışkanlık, rutinİsimB1
runwaypistİsimB1
safetygüvenlik (kaza)İsimB1
safety kazalara karşı güvenlik, security insanlara karşı korumadır. Türkçede ikisi de „güvenlik“.
saladsalataİsimA1
savings accounttasarruf hesabıKalıp ifadeB1
scaredkorkmuşSıfatA2
scarfatkı, eşarpİsimA2
sciencefen bilimleriİsimA2
scissorsmakasİsimA2
Her zaman çoğuldur, glasses gibi. Bir makas a pair of scissorsdır.
scoreskorİsimA2
Fiil olarak da: to score a goal.
screenshotekran görüntüsüİsimA2
screwvidaİsimB1
screwdrivertornavidaİsimB1
scriptsenaryo, metin; yazı sistemiİsimB1
seat beltemniyet kemeriKalıp ifadeB1
seaweedyosunİsimB1
secretsırİsimA2
seedlingfideİsimB1
seminarseminerİsimB1
seniorkıdemli, üst düzeySıfatB1
sense of humourmizah duygusuİsimB1
separatelyayrı ayrıZarfB1
seriousciddiSıfatA2
seventeenon yediSayıA1
seventhyedinciSayıA1
shadegölge, gölgelikİsimB1
shapebiçim, şekilİsimB1
sheepkoyunİsimA2
Çoğulu da sheeptir.
shortlybirazdan, kısa süre içindeZarfB1
should-meli (öğüt)FiilA1
shower tokenduş jetonuKalıp ifadeB1
shuttle busservis otobüsüKalıp ifadeB1
shyutangaçSıfatA2
siblingkardeşİsimB1
Türkçedeki gibi cinsiyetsiz bir kelime; günlük konuşmada çoğu zaman brothers and sisters denir.
sillysaçma, aptalcaSıfatA2
similarbenzerSıfatA2
similar to denir, similar as değil.
sincerelysaygılarımlaZarfB1
Adı biliniyorsa Yours sincerely, Dear Sir or Madam sonrasında Yours faithfully.
situationdurumİsimB1
sixteenon altıSayıA1
sixthaltıncıSayıA1
skillbeceriİsimB1
skirtetekİsimA2
slack waterdurgun su (gelgit arası)Kalıp ifadeB1
slightlybiraz, hafifçeZarfB1
slimince, zayıfSıfatA2
slingkol askısıİsimB1
snorkelşnorkelİsimB1
soapsabunİsimA2
sockçorapİsimA1
solar panelgüneş paneliKalıp ifadeB1
sometimesbazenZarfA1
spaciousgeniş, ferahSıfatB1
spadebel küreğiİsimB1
specialsgünün yemekleriİsimB1
speciestürİsimB1
Tekili de çoğulu da speciestir.
specificbelirli, somutSıfatB1
spectatorseyirciİsimB1
speechkonuşma, nutukİsimB1
spicyacı, baharatlıSıfatA2
Bıçak için keskin sharpdır, spicy değil.
sportsporİsimA1
stagesahneİsimB1
stage aynı zamanda „aşama“ demektir: at this stage.
stamppulİsimB1
starvingaçlıktan ölmek üzereSıfatB1
Abartılı söylenir, Türkçedeki gibi. Gerçek açlık için kullanılmaz.
statusdurumİsimB1
steelçelikİsimB1
still or sparklingsade mi maden suyu muKalıp ifadeB1
strangeryabancı (tanımadığın kişi)İsimB1
strengthgüç, kuvvetİsimB1
stubblekirli sakalİsimA2
styleüslup, tarzİsimB1
stylistkuaför, saç tasarımcısıİsimA2
subscriptionabonelikİsimB1
successbaşarıİsimB1
suddenaniSıfatA2
suitableuygunSıfatB1
summaryözetİsimB1
sun loungerşezlongKalıp ifadeB1
sunbedşezlongİsimB1
sunny spotgüneşli bir yerKalıp ifadeB1
sunscreengüneş kremiİsimB1
sunshadetente, güneşlikİsimB1
sunshinegüneş ışığıİsimA2
sunstrokegüneş çarpmasıİsimB1
supermarketsüpermarketİsimA1
surfaceyüzeyİsimB1
surgery hoursmuayene saatleriKalıp ifadeB1
İngiliz kullanımında surgery muayenehane de demektir — yalnızca ameliyat değil.
surprisingşaşırtıcıSıfatB1
swabsürüntü örneğiİsimB1
swollenşişmişSıfatB1
symptomsbelirtiler, şikâyetlerİsimB1
tablespoonyemek kaşığıİsimB1
takeawaypaket yemek, gel alİsimB1
Amerikan kullanımında takeout ya da to go.
tankdepo (yakıt)İsimB1
targethedefİsimB1
taskgörevİsimA2
tastylezzetliSıfatB1
taxvergiİsimB1
teaspoonçay kaşığıİsimB1
teenagerergen, gençİsimB1
temporarygeçici, süreliSıfatB1
temptationcazibe, ayartıİsimB1
tenantkiracıİsimB1
tent pegçadır kazığıKalıp ifadeB1
theironlarınZamirA1
there („orada“) ile karıştırma — aynı okunur, farklı yazılır.
themselveskendilerini, kendileriZamirA2
thiefhırsızİsimB1
Çoğulu thieves, v ile.
thinince, zayıfSıfatA2
thirteenon üçSayıA1
On üçten itibaren sayıya -teen eklenir. Dikkat: threeteen ve fiveteen değil, thirteen ve fifteen.
though-e rağmen; yine deBağlaçB1
Cümle sonunda „yine de, ama“ demektir: It was cold, though.
throughoutboyuncaEdatA2
ticket inspectorkondüktör, bilet kontrolörüKalıp ifadeB1
tide tablegelgit çizelgesiKalıp ifadeB1
tilefayans, kiremitİsimB1
tinned goodskonservelerKalıp ifadeB1
tinyminicikSıfatA2
tip jarbahşiş kavanozuKalıp ifadeA2
titlebaşlıkİsimA2
to accompanyeşlik etmekFiilB1
to achievebaşarmak, ulaşmakFiilB1
to actharekete geçmek; oynamak (rol)FiilA2
to adoptevlat edinmekFiilB1
to advertiseilan etmek, ilana çıkmakFiilB1
to advisetavsiye etmekFiilB1
to afford-e gücü yetmekFiilB1
Neredeyse her zaman can ya da cannot ile: I cannot afford it.
to attacheklemek (belge)FiilA2
to attendkatılmak (toplantı vb.)FiilB1
attend edatsız kullanılır: attend a meeting — Türkçedeki „-e katılmak“ yanıltır.
to be allergic to-e alerjisi olmakKalıp ifadeB1
to be delightedçok sevinmekKalıp ifadeB1
to be liablesorumlu olmak (hukuken)Kalıp ifadeB1
to be on medicationilaç kullanmakKalıp ifadeB1
to betrayihanet etmekFiilB1
to biteısırmakFiilA2
to bleedkanamakFiilB1
to blossomçiçek açmakFiilB1
to botherrahatsız etmek; zahmet etmekFiilB1
to breach a contractsözleşmeyi ihlal etmekKalıp ifadeB1
to break campkampı toplamakKalıp ifadeB1
to breathenefes almakFiilA2
to broadcastyayınlamakFiilB1
to browsegöz gezdirmek, gezinmekFiilB1
to celebratekutlamakFiilB1
to chatsohbet etmekFiilA2
to chopdoğramak, kıymakFiilB1
to clicktıklamakFiilA2
to collapseyığılmak, çökmekFiilB1
to comfortteselli etmekFiilA2
to compensatetazmin etmekFiilB1
to congratulatetebrik etmek, kutlamakFiilA2
Bir şey için tebrik on ile yapılır, to ile değil.
to considergöz önüne almak, düşünmekFiilB1
to continuedevam etmekFiilB1
to convinceikna etmekFiilB1
to cost a fortuneservete mal olmakKalıp ifadeB1
to createyaratmak, oluşturmakFiilB1
to cuddlesarılmak, kucaklaşmakFiilB1
to dancedans etmekFiilA1
to decorateboyamak, badana yapmak; süslemekFiilB1
İngiliz İngilizcesinde decorate çoğu zaman „boyamak ve duvar kâğıdı kaplamak“ demektir, yalnızca „süslemek“ değil.
to defendsavunmakFiilB1
to deletesilmekFiilA2
to deliverteslim etmek, getirmekFiilA2
to deservehak etmekFiilB1
to destroyyok etmek, mahvetmekFiilB1
to dialnumara çevirmekFiilB1
to digkazmakFiilB1
to dislikesevmemekFiilB1
to dividebölmek, paylaştırmakFiilB1
to downloadindirmekFiilA2
to drainsüzmekFiilB1
to drop byuğramakKalıp ifadeA2
to earnkazanmak (para)FiilA2
to editdüzenlemek (metin)FiilB1
to encourageteşvik etmek, cesaretlendirmekFiilB1
encourage somebody to do something — mastarla.
to enjoytadını çıkarmak, keyif almakFiilA2
enjoy sonrasında -ing gelir: enjoy reading, enjoy to read değil.
to escapekaçmak, kurtulmakFiilB1
to examinemuayene etmekFiilB1
to excludehariç tutmakFiilB1
to expiresüresi dolmakFiilB1
to expressifade etmekFiilB1
to extendgenişletmek, ek yapmakFiilB1
to fancyhoşlanmak (birinden)FiilB1
İngiliz ve gündelik. Do you fancy a coffee? ise sadece „Canın kahve ister mi?“ demektir.
to floatsuyun üstünde durmakFiilB1
to forbidyasaklamakFiilB1
to forgiveaffetmekFiilB1
to frightenkorkutmakFiilB1
to frykızartmak, tavada pişirmekFiilA2
to get undressedsoyunmakKalıp ifadeA2
to glueyapıştırmakFiilB1
to go joggingkoşuya çıkmakKalıp ifadeA2
to gossipdedikodu yapmakFiilB1
to graduatemezun olmakFiilB1
Bir üniversiteden: graduate from.
to greetkarşılamak, selamlamakFiilA2
to grillızgara yapmak; üstten kızartmakFiilB1
İngiliz İngilizcesinde grill „fırında üstten kızartmak“ da demektir; Amerikancada dışarıdaki ızgaradır (fırın için broil).
to huntavlanmakFiilB1
to identifyteşhis etmek, tanımakFiilB1
to imaginehayal etmek, düşünmekFiilA2
imagine sonrasında -ing gelir, asla mastar gelmez.
to informbilgilendirmek, haber vermekFiilB1
to injureyaralamakFiilB1
to installkurmak, yüklemek (program)FiilA2
to intendniyet etmek, düşünmekFiilB1
to interruptsözünü kesmek, araya girmekFiilA2
to involvegerektirmek, içermekFiilB1
to ironütülemekFiilB1
to judgeyargılamak, değerlendirmekFiilB1
to lieyalan söylemek; yatmakFiilA2
Aynı yazılan iki fiil: to lie „yalan söylemek“ (lied) ve „yatmak, uzanmak“ (lay, lain).
to make a full recoverytamamen iyileşmekKalıp ifadeB1
to marryevlenmekFiilA2
to matterönemli olmakFiilA2
to mentionsöz etmek, değinmekFiilB1
to mow the lawnçim biçmekKalıp ifadeB1
to organisedüzenlemek, organize etmekFiilA2
İngiliz yazımı organise, Amerikan yazımı organize.
to overtakesollamakFiilB1
Amerikancada to pass.