İçeriğe geç
EveryLingua Tüm dillerSözlük
TR

İngilizcede eşdizimler: hangi fiil hangi isimle kullanılır

Burada bir cümle dilbilgisi açısından doğru olup yine de yanlış olabilir. Hiçbir kuralı çiğnemez — sadece kimse öyle söylemez. Hangi fiilin hangi isimle kullanıldığını hiçbir kural açıklamaz. Bu dilin bir alışkanlığıdır ve alışkanlıklar çiftler halinde öğrenilir.

Bunların neredeyse hepsini bir avuç fiil taşır. Akla ilk gelen başka bir fiilse, o fiil üçüncü sütunda yazıyor — hatalar tam da bu noktalarda yapılır.

make

Bir şey ortaya çıkar ya da üretilir: karar, hata, gürültü, para. Türkçedeki „yapmak“ make mi do mu gerektiğini söylemez.

İngilizceTürkçeKolayca karıştırılır
make a decisionkarar vermekakla gelen: give
make a mistakehata yapmakakla gelen: do
make progressilerleme kaydetmek, ilerlemekakla gelen: do
make an effortçaba göstermekakla gelen: show
make a suggestionöneride bulunmakakla gelen: give
make noisegürültü yapmakakla gelen: do
make moneypara kazanmakakla gelen: win
make an appointmentrandevu almakakla gelen: take
make sureemin olmak
make a differencefark yaratmakakla gelen: create
make a phone calltelefon etmekakla gelen: do
make roomyer açmakakla gelen: open

We have to make a decision today.Bugün bir karar vermemiz gerekiyor.

Everyone makes mistakes at the start.Başta herkes hata yapar.

She is making good progress.İyi ilerliyor.

do

Bir iş görülür, bitirilir: ödev, alışveriş, egzersiz, bulaşık.

İngilizceTürkçeKolayca karıştırılır
do homeworködev yapmakakla gelen: make
do the washing-upbulaşık yıkamak
do the shoppingalışveriş yapmakakla gelen: make
do exercisespor yapmak, egzersiz yapmakakla gelen: make
do a favouriyilik yapmakakla gelen: make
do your bestelinden geleni yapmakakla gelen: make
do the dishesbulaşıkları yıkamak

He does his homework on the train.Ödevini trende yapıyor.

I will do the washing-up later.Bulaşığı sonra yıkarım.

We do the shopping on Fridays.Alışverişi cuma günleri yapıyoruz.

take

Bir şey alınır: ilaç, mola, not, zaman — ve Türkçede girilen sınav da.

İngilizceTürkçeKolayca karıştırılır
take a photofotoğraf çekmekakla gelen: pull
take a breakmola vermekakla gelen: give
take timezaman almak
take placegerçekleşmek, yapılmak
take partkatılmak
take caredikkat etmek
take an examsınava girmekakla gelen: enter
take medicineilaç almak, ilaç içmekakla gelen: drink
take notesnot almak

She took a photo of the whole group.Bütün grubun fotoğrafını çekti.

Let us take a break for ten minutes.On dakika mola verelim.

It takes time to get used to it.Alışmak zaman alır.

have

Bir şey yaşanır ya da deneyimlenir: sohbet, kahvaltı, dinlenme, bir bakış.

İngilizceTürkçeKolayca karıştırılır
have a lookbakmak, göz atmakakla gelen: throw
have a conversationsohbet etmek, konuşmakakla gelen: do
have breakfastkahvaltı yapmakakla gelen: make
have a showerduş almak
have a gobir denemek
have troublezorluk çekmek, sorun yaşamakakla gelen: live
have an argumenttartışmak, kavga etmekakla gelen: do
have a restdinlenmek

Have a look at the second page.İkinci sayfaya bir göz at.

We had a long conversation about it.Bu konuda uzun uzun konuştuk.

They have breakfast at seven.Yedide kahvaltı yapıyorlar.

give

Bir şey verilir: tavsiye, konuşma, yardım, bir örnek.

İngilizceTürkçeKolayca karıştırılır
give advicetavsiye vermek, öğüt vermek
give a talkkonuşma yapmak, sunum yapmak
give a handyardım etmek, el atmak
give an exampleörnek vermek
give somebody a callbirini aramak (telefonla)akla gelen: search
give a liftarabayla bırakmak

She gave me some good advice.Bana iyi bir tavsiye verdi.

He gave a talk on local history.Yerel tarih üzerine bir konuşma yaptı.

Could you give me a hand with this?Bunda bana yardım edebilir misin?

Kendin dene