İçeriğe geç
EveryLingua Tüm dillerSözlük
TR

A2  ·  51 kelime

İngilizce: Doğa ve hava durumu

İngilizce konuşulan yerlerde ilk sohbet konusu.

İngilizce konuşulan yerlerde hava durumundan söz etmek bir kaçamak değil, bir nezaket biçimidir. Dilbilgisi açısından arkasında öznesiz bir it vardır: Türkçe „yağmur yağıyor“, „soğuk“ der, İngilizce ise It is raining, It is cold — there is raining değil.

Kelimeler

Fiil (4)

to rainyağmur yağmakFiilA1
It is raining again.Yine yağmur yağıyor.

rain fiilinin çekimi →

to growbüyümek; yetiştirmekFiilA2
They grow vegetables in the garden.Bahçede sebze yetiştiriyorlar.

grow fiilinin çekimi →

to blowesmek, üflemekFiilA2
The wind was blowing hard.Rüzgâr sert esiyordu.

blow fiilinin çekimi →

to melterimekFiilB1
The snow melted overnight.Kar gece eridi.

İsim (41)

weatherhava, hava durumuİsimA1
The weather was terrible all week.Bütün hafta hava berbattı.

Sayılamaz ve hep tekildir: the weather is, weathers denmez.

sungüneşİsimA1
The sun came out in the afternoon.Öğleden sonra güneş çıktı.
rainyağmurİsimA1
We waited for the rain to stop.Yağmurun dinmesini bekledik.
snowkarİsimA1
There was snow on the hills.Tepelerde kar vardı.
windrüzgârİsimA1
The wind blew all night.Rüzgâr bütün gece esti.
cloudbulutİsimA1
Dark clouds came from the west.Batıdan kara bulutlar geldi.
stormfırtınaİsimA2
The storm damaged the roof.Fırtına çatıya zarar verdi.
fogsisİsimA2
The fog made driving difficult.Sis araba kullanmayı zorlaştırdı.
skygökyüzüİsimA2
The sky was completely clear.Gökyüzü tamamen açıktı.
temperaturesıcaklıkİsimA2
The temperature dropped overnight.Sıcaklık gece boyunca düştü.
sunshinegüneş ışığıİsimA2
We had three days of sunshine.Üç gün güneşli hava geçirdik.
treeağaçİsimA1
There is an old tree in the garden.Bahçede yaşlı bir ağaç var.
flowerçiçekİsimA1
She brought flowers.Çiçek getirdi.
grassçimen, otİsimA2
Do not walk on the grass.Çimlere basma.
forestormanİsimA2
We walked through the forest.Ormanın içinden yürüdük.
mountaindağİsimA2
The mountains were still white.Dağlar hâlâ beyazdı.
rivernehir, ırmakİsimA2
The river was very high.Nehir çok yükselmişti.
lakegölİsimA2
We swam in the lake.Gölde yüzdük.
seadenizİsimA1
You can see the sea from here.Buradan denizi görebilirsin.
beachplaj, sahilİsimA1
The beach was empty.Plaj boştu.
fieldtarlaİsimA2
The fields were full of water.Tarlalar su doluydu.
islandadaİsimA2
They live on a small island.Küçük bir adada yaşıyorlar.
countrysidekırsal, kırİsimA2
We spent the weekend in the countryside.Hafta sonunu kırsalda geçirdik.
airhava (nefes alınan)İsimA2
The air was cold and clear.Hava soğuk ve berraktı.
environmentçevreİsimA2
The new law protects the environment.Yeni yasa çevreyi koruyor.
climateiklimİsimA2
The climate is milder near the coast.Kıyıya yakın iklim daha ılıman.
shadegölge, gölgelikİsimB1
We sat in the shade.Gölgede oturduk.
floodselİsimB1
The flood closed the road.Sel yolu kapattı.
coastkıyı, sahilİsimA2
We drove along the coast.Sahil boyunca araba sürdük.
viewmanzaraİsimA2
The view from the top is wonderful.Tepeden manzara harika.
stonetaşİsimA2
There is a stone under the left wheel.Sol tekerleğin altında bir taş var.
rockkayaİsimA2
The path runs over bare rock for an hour.Patika bir saat boyunca çıplak kayanın üstünden geçiyor.
valleyvadiİsimA2
The fog sits in the valley until midday.Sis öğlene kadar vadide kalıyor.
icebuzİsimA2
There was ice on the inside of the window.Pencerenin içinde buz vardı.
shadowgölgeİsimA2
By four o'clock the shadow covers the whole yard.Saat dörtte gölge bütün avluyu kaplıyor.
moonay (gök cismi)İsimA2
The moon is very bright tonight.Bu gece ay çok parlak.
hilltepeİsimA2
Our house is at the top of the hill.Evimiz tepenin üstünde.
oceanokyanusİsimA2
The ocean was cold and grey.Okyanus soğuk ve griydi.
naturedoğaİsimA2
I love walking in nature.Doğada yürümeyi çok severim.
fireateşİsimA2
We sat by the fire in the evening.Akşam ateşin başında oturduk.
warmthsıcaklık, sıcakİsimB1
We sat close to the fire for warmth.Isınmak için ateşe yakın oturduk.

İnsan için de: the warmth of her welcome — „onu karşılarkenki sıcaklığı“.

Sıfat (6)

warmılık, sıcakSıfatA1
It is warm for October.Ekim için hava ılık.
hotsıcakSıfatA1
It was too hot to work outside.Dışarıda çalışmak için fazla sıcaktı.
coolserinSıfatA2
The evenings are getting cool.Akşamlar serinliyor.
wetıslakSıfatA1
My shoes are wet.Ayakkabılarım ıslak.
drykuruSıfatA2
It has been dry for weeks.Haftalardır kurak.
mildılıman, yumuşakSıfatB1
We had a mild winter.Ilıman bir kış geçirdik.

Bu liste Doğa ve çevre grubuna ait — bir bütün olarak da çalışılabilen üç liste ve 113 kelime.

Bu listeyi çalış

Bu 51 kelimeden her turda istediğin kadarı — hepsine kadar: önce bugün tekrar zamanı gelenler, sonra yeniler. Önce seçersin, sonra boşluğu doldurursun, sonra kendin yazarsın. Hatalar kısa süre sonra yeniden gelir.

Bu kelimeleri dinleme alıştırmasında dinle ve tanı