انتقل إلى المحتوى
EveryLingua كل اللغاتالقاموس
AR

الصفات في التركية

كيف تتطابق الصفة، وأين تقع، وكيف تُصاغ منها المقارنة — قواعد ذلك في المواضيع أدناه، والصفات نفسها تأتي بعدها مرتبة حسب المستوى.

مواضيع القواعد عن الصفات (3)

الصفات في المفردات الأساسية (289)

مرتبة حسب المستوى، ولكل منها جملة مثال.

A1 (70)

evliمتزوجصفةA1
Ablam evli ve iki çocuğu var.أختي الكبرى متزوجة ولها طفلان.

ev «بيت» + -li «ذو»، أي «ذو بيت».

bekârأعزبصفةA1
Ağabeyim hâlâ bekâr.أخي الأكبر ما زال أعزب.

من «بِكر» العربية، لكنها تُقال للرجل والمرأة.

açجائعصفةA1
Çok açım, ne zaman yiyoruz?أنا جائع جدًا، متى نأكل؟

عكسها tok «شبعان».

lezzetliلذيذصفةA1
Bu çorba çok lezzetli.هذا الحساء لذيذ جدًا.

تأتي من العربية «لذّة»، لكن lezzet تعني الطعم والنكهة.

yakınقريبصفةA1
Market evimize çok yakın.السوبرماركت قريب جدًا من بيتنا.

قريب من شيء: بالاتجاه، eve yakın.

uzakبعيدصفةA1
Okul evden çok uzak.المدرسة بعيدة جدًا عن البيت.

بعيد عن شيء: بالابتعاد، evden uzak.

hastaمريضصفةA1
Bugün hastayım, işe gitmiyorum.أنا مريض اليوم ولن أذهب إلى العمل.
sağlıklıصحيصفةA1
Sağlıklı yemek önemli.الغذاء الصحي مهم.
kırmızıأحمرصفةA1
Kırmızı bir elbise aldım.اشتريت فستانًا أحمر.
maviأزرقصفةA1
Mavi bir araba istiyorum.أريد سيارة زرقاء.
yeşilأخضرصفةA1
Yeşil çay seviyor musun?هل تحب الشاي الأخضر؟
sarıأصفرصفةA1
İstanbul'da taksiler sarı.سيارات الأجرة في إسطنبول صفراء.
siyahأسودصفةA1
Bugün siyah ayakkabılarımı giyiyorum.سأرتدي اليوم حذائي الأسود.

من «سياه» الفارسية، وليست من العربية.

beyazأبيضصفةA1
Beyaz gömleğim nerede?أين قميصي الأبيض؟

من «بياض» العربية.

griرماديصفةA1
Gri bir kedimiz var.عندنا قطة رمادية.
kahverengiبنّيصفةA1
Kahverengi çanta kimin?لمن هذه الحقيبة البنية؟

من kahve «قهوة» + renk «لون»؛ وكلمة kahve نفسها من «قهوة» العربية.

turuncuبرتقاليصفةA1
Turuncu bir tişört giydi.ارتدى قميصًا برتقاليًّا.
morبنفسجيصفةA1
Bahçede mor çiçekler var.في الحديقة زهور بنفسجية.
pembeورديصفةA1
Kızım pembe rengi çok seviyor.ابنتي تحب اللون الوردي كثيرًا.
lacivertأزرق داكن (كحلي)صفةA1
Lacivert bir ceket arıyorum.أبحث عن جاكيت كحلي.
açıkفاتح (لون)؛ مفتوحصفةA1
Açık mavi bir gömlek istiyorum.أريد قميصًا أزرق فاتحًا.

ويعني أيضًا «مفتوح»: market açık. ضد الفاتح koyu وضد المفتوح kapalı.

koyuداكن (لون)صفةA1
Koyu renkleri seviyorum.أحب الألوان الداكنة.

للألوان والمشروبات فقط (koyu çay «شاي ثقيل»)؛ والغرفة المظلمة karanlık.

yuvarlakمستدير، دائرةصفةA1
Yuvarlak bir masa istiyoruz.نريد طاولة مستديرة.
renkliملوّنصفةA1
Renkli kalemlerim nerede?أين أقلامي الملونة؟

-li تعني «ذو»: renkli «ذو لون».

çizgiliمخطّطصفةA1
Çizgili bir tişört giyiyor.ترتدي قميصًا مخططًا.

çizgi «خط» + -li «ذو».

sıcakحارّ؛ ساخنصفةA1
Hava çok sıcak, pencereyi aç.الجو حارّ جدًا، افتح النافذة.

للطعام والشراب أيضًا: sıcak çay. يلين: sıcağı.

soğukباردصفةA1
Kışın burada çok soğuk.الجو بارد جدًا هنا في الشتاء.

يلين: soğuğu.

serinمنعش البرودة؛ بارد قليلًاصفةA1
Akşamları hava serin.الجو منعش في المساء.
ılıkفاتر؛ معتدلصفةA1
Deniz bugün ılık.البحر دافئ بشكل لطيف اليوم.

تبدأ بـı بلا نقطة؛ والكبيرة Ilık بلا نقطة.

güneşliمشمسصفةA1
Yarın hava güneşli.سيكون الجو مشمسًا غدًا.
bulutluغائمصفةA1
Bugün hava bulutlu ama sıcak.الجو غائم اليوم لكنه دافئ.
karlıمثلجصفةA1
Karlı havada dikkatli sür.قد بحذر حين يكون الجو مثلجًا.
büyükكبيرصفةA1
Bu ev bize çok büyük.هذا البيت كبير جدًا علينا.

يلين: büyüğü.

küçükصغير؛ أصغر سنًّاصفةA1
Küçük kardeşim okula başladı.بدأ أخي الصغير المدرسة.

يلين: küçüğü.

iyiجيدصفةA1
Çok iyi bir doktor tanıyorum.أعرف طبيبة جيدة جدًا.
kötüسيئصفةA1
Hava bugün çok kötü.الطقس سيئ جدًا اليوم.
güzelجميل؛ لذيذصفةA1
Bu şarkı çok güzel.هذه الأغنية جميلة جدًا.

للطعام أيضًا: yemek çok güzel «الطعام لذيذ جدًا».

çirkinقبيحصفةA1
Bu bina biraz çirkin.هذا المبنى قبيح قليلًا.
yeniجديدصفةA1
Yeni telefonun çok güzel.هاتفك الجديد جميل جدًا.
eskiقديم (للأشياء)؛ سابقصفةA1
Bu araba çok eski.هذه السيارة قديمة جدًا.

للأشياء فقط؛ والشخص المسنّ yaşlı.

gençشاب، صغير السنصفةA1
Öğretmenimiz çok genç.معلمنا شاب جدًا.

يلين رغم أنه مقطع واحد: gence، لكن gençler بـ ç.

yaşlıمسنّصفةA1
Yaşlı komşumuza yardım ediyoruz.نساعد جارتنا المسنّة.
uzunطويلصفةA1
Bu film çok uzun.هذا الفيلم طويل جدًا.

للشخص أيضًا: «طويل القامة».

kısaقصيرصفةA1
Toplantı çok kısa sürdü.كان الاجتماع قصيرًا جدًا.

للشخص أيضًا: «قصير القامة».

darضيقصفةA1
Bu sokak çok dar.هذا الشارع ضيق جدًا.
genişواسع، عريضصفةA1
Salonumuz çok geniş.غرفة الجلوس عندنا واسعة جدًا.
kalınسميك (للأشياء)صفةA1
Kalın bir kitap okuyorum.أقرأ كتابًا سميكًا.

للأشياء؛ والشخص السمين şişman.

inceرفيع، نحيفصفةA1
İnce bir ceket yeterli.تكفي سترة رفيعة.
ağırثقيل (الوزن)صفةA1
Bu çanta çok ağır.هذه الحقيبة ثقيلة جدًا.

للوزن؛ و«صعب» هي zor.

hafifخفيف (الوزن)صفةA1
Bu bavul çok hafif.هذه الحقيبة خفيفة جدًا.

من «خفيف» العربية، وللوزن؛ و«سهل» هي kolay.

hızlıسريعصفةA1
Tren çok hızlı.القطار سريع جدًا.
yavaşبطيءصفةA1
Lütfen biraz yavaş konuşun.تحدث ببطء أكثر من فضلك.

ظرف أيضًا بلا لاحقة: «ببطء».

kolayسهلصفةA1
Türkçe zor değil, aslında kolay.التركية ليست صعبة، هي في الحقيقة سهلة.
zorصعبصفةA1
Bu soru çok zor.هذا السؤال صعب جدًا.
ucuzرخيصصفةA1
Pazarda meyve ucuz.الفاكهة رخيصة في السوق.
pahalıغالٍصفةA1
İstanbul'da kiralar çok pahalı.الإيجارات غالية جدًا في إسطنبول.
temizنظيفصفةA1
Odan çok temiz.غرفتك نظيفة جدًا.
kirliوسخصفةA1
Kirli tabakları makineye koy.ضع الصحون الوسخة في غسالة الصحون.
doluممتلئ؛ مشغولصفةA1
Otobüs çok dolu.الحافلة ممتلئة جدًا.
boşفارغ؛ شاغرصفةA1
Bu sandalye boş mu?هل هذا الكرسي شاغر؟

عن شخص: «عنده وقت»: bu akşam boşum.

kapalıمغلقصفةA1
Banka bugün kapalı.البنك مغلق اليوم.

ضد açık «مفتوح».

mutluسعيدصفةA1
Bugün çok mutluyum.أنا سعيد جدًا اليوم.
üzgünحزينصفةA1
Neden üzgünsün?لماذا أنتَ حزين؟
yorgunمتعبصفةA1
Akşam çok yorgunum.أكون متعبًا جدًا في المساء.
meşgulمشغولصفةA1
Babam bu hafta çok meşgul.أبي مشغول كثيرًا هذا الأسبوع.

من «مشغول» العربية؛ ولاحقتها خفيفة: meşgulüm لا meşgulum. ولخط الهاتف أيضًا «مشغول».

hazırجاهزصفةA1
Kahvaltı hazır!الفطور جاهز!

فخّ: من «حاضر» العربية، لكنها في التركية «جاهز، معدّ» لا «غير غائب».

önemliمهمصفةA1
Bu çok önemli bir toplantı.هذا اجتماع مهم جدًا.
doğruصحيح؛ مستقيمصفةA1
Cevabın doğru.جوابك صحيح.

ومعناها أيضًا «مباشرةً»، وكأداة بعدية «نحو»: denize doğru.

yanlışخطأصفةA1
Yanlış otobüse bindim.ركبتُ الحافلة الخطأ.
sessizهادئ، ساكتصفةA1
Kütüphanede herkes sessiz.الجميع هادئون في المكتبة.

A2 (88)

tazeطازجصفةA2
Bu sabah ekmekler çok taze.الخبز طازج جدًا هذا الصباح.

تقابل «طازج» العربية، وكلتاهما من الفارسية «تازه».

bedavaمجاني؛ بلا مقابلصفةA2
İkinci kahve bedava.القهوة الثانية مجانية.
indirimliمخفّض؛ عليه عرضصفةA2
İndirimli ürünler bu tarafta.المواد المخفّضة في هذا الجانب.
eğlenceliممتع، مسلٍّصفةA2
Film çok eğlenceliydi.كان الفيلم ممتعًا جدًا.
başarılıناجح، متفوقصفةA2
Elif derslerinde çok başarılı.إليف متفوقة جدًا في المدرسة.
sözlüشفوي؛ امتحان شفويصفةA2
Yarın İngilizceden sözlü sınavım var.غدًا عندي امتحان شفوي في الإنجليزية.
yazılıكتابي؛ امتحان كتابيصفةA2
Matematik yazılısı çok zordu.كان امتحان الرياضيات صعبًا جدًا.

كاسم في المدرسة: yazılı «امتحان كتابي».

kızgınغاضبصفةA2
Babam bana hâlâ kızgın.ما زال أبي غاضبًا مني.

على من: بالاتجاه.

sinirliعصبيصفةA2
Bugün neden bu kadar sinirlisin?لماذا أنت عصبي هكذا اليوم؟
heyecanlıمتحمس؛ متوتر؛ مثيرصفةA2
İlk iş günümde çok heyecanlıydım.كنتُ متوترًا جدًا في أول يوم عمل.
meraklıفضوليصفةA2
Çocuklar her şeye çok meraklı.الأطفال فضوليون تجاه كل شيء.

تجاه ماذا: بالاتجاه.

endişeliقلقصفةA2
Annen çok endişeli, onu ara.أمك قلقة جدًا، اتصل بها.
utangaçخجولصفةA2
Oğlum biraz utangaç, yeni insanlarla az konuşuyor.ابني خجول قليلًا، لا يتكلم كثيرًا مع الغرباء.
sakinهادئصفةA2
Sakin ol, her şey düzelecek.ابقَ هادئًا، سيكون كل شيء على ما يرام.

من العربية «ساكن».

rahatمريح؛ مرتاحصفةA2
Bu ayakkabılar çok rahat.هذان الحذاءان مريحان جدًا.

بين الأصدقاء «نم جيدًا»: Rahat uyu! من العربية «راحة».

rahatsızمنزعج؛ غير مرتاحصفةA2
Gürültüden çok rahatsızım.الضجيج يزعجني كثيرًا.

من ماذا: بالابتعاد. «يزعج»: rahatsız etmek.

mutsuzتعيس؛ غير سعيدصفةA2
Yeni işinde mutsuz görünüyor.تبدو تعيسة في عملها الجديد.
yalnızوحيد؛ بمفردهصفةA2
Büyükannem yalnız yaşıyor.جدتي تعيش وحدها.

في بداية الجملة تعني «لكن، غير أن» أيضًا.

sıkıcıمملصفةA2
Toplantı çok sıkıcıydı.كان الاجتماع مملًا جدًا.
memnunراضٍ؛ مسرورصفةA2
Yeni evimizden çok memnunuz.نحن راضون جدًا عن بيتنا الجديد.

عن ماذا: بالابتعاد، işinden memnun. وهي «ممنون» بمعنى مديون بالشكر.

harikaرائع؛ مدهشصفةA2
Tatil harikaydı, hiç dönmek istemedik.كانت العطلة رائعة ولم نرد العودة.

من العربية «خارقة»، أي خارق للعادة.

korkunçمرعب؛ فظيعصفةA2
Dün gece korkunç bir rüya gördüm.حلمتُ حلمًا مرعبًا الليلة الماضية.
şaşkınمندهش؛ مرتبكصفةA2
Haberi duyunca hepimiz şaşkındık.حين سمعنا الخبر دهشنا جميعًا.
geçenالماضي، السابقصفةA2
Geçen hafta çok yoğundum.كنتُ مشغولًا جدًا الأسبوع الماضي.

قبل كلمة زمن بلا لاحقة: geçen yıl «العام الماضي»، geçen ay.

gelecekالقادمصفةA2
Gelecek ay İzmir'e gidiyoruz.الشهر القادم نسافر إلى إزمير.

ومثلها önümüzdeki hafta «الأسبوع القادم». واسمًا: «المستقبل».

ıslakمبلل؛ رطبصفةA2
Saçların hâlâ ıslak.شعرك ما زال مبللًا.

تبدأ بـı بلا نقطة؛ والكبيرة Islak.

işsizعاطل عن العملصفةA2
Kuzenim altı aydır işsiz.ابن عمي عاطل منذ ستة أشهر.

iş + -siz «بلا».

emekliمتقاعدصفةA2
Dedem geçen yıl emekli oldu.تقاعد جدي العام الماضي.

«يتقاعد»: emekli olmak.

acıحار؛ مرّصفةA2
Yemek çok acı olmasın lütfen.من فضلك لا تجعل الطعام حارًّا جدًا.

اسمًا «ألم».

tuzluمالحصفةA2
Çorba biraz tuzlu olmuş.خرج الحساء مالحًا قليلًا.
şekerliبسكر؛ محلّىصفةA2
Kahveniz nasıl olsun, şekerli mi?كيف تريد قهوتك، بسكر؟

للقهوة التركية: sade (بلا سكر) وaz şekerli وorta وşekerli.

sadeسادة؛ بلا سكرصفةA2
Bir sade Türk kahvesi lütfen.قهوة تركية سادة من فضلك.
tokشبعانصفةA2
Ben tokum, sadece çay içeceğim.أنا شبعان، سأشرب شايًا فقط.
vejetaryenنباتيصفةA2
Vejetaryen yemekleriniz var mı?هل عندكم أطباق نباتية؟
hoşلطيف؛ طيب؛ جميلصفةA2
Komşumuz çok hoş bir kadın.جارتنا امرأة لطيفة جدًا.

وفي التحية hoş geldiniz «أهلًا بكم»، تقريبًا «جئتم بطيب».

akıllıذكي؛ عاقلصفةA2
Kızınız çok akıllı bir çocuk.ابنتك طفلة ذكية جدًا.

من akıl «عقل» العربية.

çalışkanمجتهد؛ كادّصفةA2
Mehmet sınıfın en çalışkan öğrencisi.محمد أكثر تلاميذ الصف اجتهادًا.
tembelكسولصفةA2
Pazar günleri çok tembelim.أكون كسولًا جدًا أيام الأحد.
kibarمهذب؛ لبقصفةA2
Yeni komşumuz çok kibar bir adam.جارنا الجديد رجل مهذب جدًا.

من «كبار» العربية (جمع كبير، أي الأكابر والأعيان)، لكن معناها في التركية «مهذب راقٍ» لا الكبير حجمًا أو سنًّا.

nazikلطيف؛ كريم المعاملة؛ رقيقصفةA2
Bize karşı çok nazik davrandılar.كانوا لطفاء معنا جدًا.

لا يلين الـ k: nazikim «أنا لطيف».

sevimliظريف؛ محبوب؛ لطيف الشكلصفةA2
Ne sevimli bir köpek!ما أظرف هذا الكلب!
dürüstأمين؛ صادق في التعاملصفةA2
Bana karşı her zaman dürüst ol.كن صادقًا معي دائمًا.
komikمضحكصفةA2
Amcam çok komik, hep fıkra anlatıyor.عمي مضحك جدًا، يحكي النكات دائمًا.
ciddiجادّ؛ خطير (حالة)صفةA2
Ciddi misin?هل أنت جاد؟

من العربية «جدّي»، بالمعنى نفسه.

sabırlıصبورصفةA2
Öğretmenimiz çok sabırlı.معلمنا صبور جدًا.

عكسها sabırsız «عديم الصبر».

cesurشجاعصفةA2
Küçük kardeşim çok cesur, hiçbir şeyden korkmuyor.أخي الصغير شجاع جدًا، لا يخاف من شيء.
zenginغنيصفةA2
Zengin olmak istemiyorum, mutlu olmak istiyorum.لا أريد أن أكون غنيًا، أريد أن أكون سعيدًا.
fakirفقيرصفةA2
Eskiden bu köy çok fakirdi.كانت هذه القرية فقيرة جدًا.

من العربية «فقير»؛ وتعني أيضًا «درويش» في سياقات قديمة.

şişmanسمين (شخص، حيوان)صفةA2
Kedimiz biraz şişman oldu.سمنت قطتنا قليلًا.

للأشياء: kalın «سميك».

zayıfنحيف؛ ضعيفصفةA2
Hastalıktan sonra çok zayıf kaldı.بقي نحيفًا جدًا بعد المرض.

من العربية «ضعيف»، لكن الاستعمال الأشيع في التركية «نحيف».

sarışınأشقرصفةA2
Sarışın kız benim kuzenim.الفتاة الشقراء ابنة عمي.
esmerأسمرصفةA2
Ağabeyim esmer, ben sarışınım.أخي أسمر الشعر وأنا أشقر.
kuruجافصفةA2
Çamaşırlar kurudu mu? Evet, kuru.هل الغسيل جاف؟ نعم، جاف.

الفعل: kurumak «يجف».

sertصلب؛ قاسٍ؛ حازمصفةA2
Bu ekmek çok sert olmuş.تصلب هذا الخبز كثيرًا.
yumuşakناعم؛ طريصفةA2
Yatak çok yumuşak, sırtım ağrıyor.السرير طري جدًا وظهري يؤلمني.
derinعميقصفةA2
Göl burada çok derin, dikkat et.البحيرة عميقة جدًا هنا، انتبه.
yüksekعالٍصفةA2
Bu bina şehrin en yüksek binası.هذا المبنى أعلى مبنى في المدينة.

للصوت أيضًا «عالٍ».

alçakمنخفضصفةA2
Kapı çok alçak, başına dikkat et.الباب منخفض جدًا، احذر رأسك.
parlakلامع؛ ساطعصفةA2
Bugün güneş çok parlak.الشمس ساطعة جدًا اليوم.
karanlıkمظلم؛ ظلامصفةA2
Oda çok karanlık, ışığı yak.الغرفة مظلمة جدًا، أضئ النور.

اسمًا أيضًا: karanlıktan korkmak «يخاف من الظلام». الألوان الداكنة: koyu.

sağlamمتين؛ قوي؛ سليمصفةA2
Bu sandalye sağlam mı?هل هذا الكرسي متين؟
bozukمعطّل؛ فاسدصفةA2
Asansör bozuk, merdivenden çıkın.المصعد معطل، استعمل الدرج.

للأجهزة التي لا تعمل. المكسور قطعًا: kırık.

kırıkمكسور (قطعًا)صفةA2
Bu bardak kırık, başka bir tane ver.هذه الكأس مكسورة، أعطني غيرها.
gürültülüصاخب؛ مزعجصفةA2
Bu sokak çok gürültülü.هذا الشارع صاخب جدًا.
kalabalıkمزدحم؛ زحامصفةA2
Metro sabahları çok kalabalık.المترو مزدحم جدًا في الصباح.
ünlüمشهورصفةA2
Bu lokanta balığıyla ünlü.يشتهر هذا المطعم بسمكه.

بماذا: -le، kebabıyla ünlü.

garipغريب؛ شاذصفةA2
Garip bir ses duydum.سمعتُ صوتًا غريبًا.

تشبه «غريب» العربية ومعناها قريب، لكنها لا تعني الأجنبي عن البلد.

ilginçمثير للاهتمامصفةA2
Çok ilginç bir kitap okuyorum.أقرأ كتابًا مثيرًا للاهتمام جدًا.
tehlikeliخطر؛ خطيرصفةA2
Bu yol kışın tehlikeli.هذا الطريق خطر في الشتاء.
özelخاصصفةA2
Bu benim özel hayatım.هذه حياتي الخاصة.
farklıمختلفصفةA2
İki kardeş birbirinden çok farklı.الأخوان مختلفان جدًا عن بعضهما.

مختلف عن: بالابتعاد، benden farklı.

aynıنفسه؛ مماثلصفةA2
Biz aynı binada oturuyoruz.نسكن في المبنى نفسه.

من العربية «عين» بمعنى الشيء ذاته.

mümkünممكنصفةA2
Yarın gelmen mümkün mü?هل من الممكن أن تأتي غدًا؟

للطلب المهذب: Mümkünse … «إن أمكن …».

gerekliلازم؛ ضروريصفةA2
Pasaport gerekli mi, kimlik yeter mi?هل جواز السفر ضروري أم تكفي بطاقة الهوية؟
basitبسيط؛ سهلصفةA2
Tarifi çok basit, sen de yapabilirsin.الوصفة بسيطة جدًا، تستطيع أن تصنعها أنت أيضًا.
bolوفير؛ واسع (ملابس)صفةA2
Salataya bol limon sıktım.عصرتُ ليمونًا وفيرًا على السلطة.
sıradanعادي؛ مألوفصفةA2
Sıradan bir gündü, hiçbir şey olmadı.كان يومًا عاديًا ولم يحدث شيء.
normalطبيعيصفةA2
Biraz ateşin var ama bu normal.عندك ارتفاع طفيف في الحرارة، لكن هذا طبيعي.
şıkأنيقصفةA2
Bu akşam çok şıksın.تبدو أنيقًا جدًا هذا المساء.
pratikعمليصفةA2
Küçük çanta yolculukta çok pratik.الحقيبة الصغيرة عملية جدًا في السفر.
müsaitمتاح، فارغصفةA2
Cuma öğleden sonra müsait misiniz?هل عندك وقت بعد ظهر الجمعة؟

أصلها «مُساعِد» العربية، ومعناها هنا «متاح»؛ وهي طريقة مهذبة لسؤال «هل عندك وقت؟»، وللطاولة والغرفة أيضًا: Bu masa müsait mi?

uygunمناسبصفةA2
Saat dört sizin için uygun mu?هل تناسبك الرابعة؟

لمن: için أو حالة الاتجاه: bana uygun.

ilkأول؛ في البدايةصفةA2
Türkiye'ye ilk defa geliyorum.هذه أول مرة لي في تركيا.

«لأول مرة»: ilk defa أو ilk kez.

anaرئيسيصفةA2
Okulun ana kapısı akşamları kapalı.يُغلق مدخل المدرسة الرئيسي في المساء.

كصفة قبل الاسم: ana yemek «الطبق الرئيسي». أما «أم» في الكلام اليومي فهي anne.

bazıبعضصفةA2
Bazı günler çok yoruluyorum.في بعض الأيام أتعب كثيرًا.

مع الجمع؛ و«بعضهم»: bazıları. وهي «بعض» العربية.

birkaçبضع؛ عدةصفةA2
Birkaç gün sonra döneceğim.سأعود بعد بضعة أيام.

يبقى الاسم مفردًا: birkaç kitap «بضعة كتب».

başkaآخر؛ غيرصفةA2
Başka bir renk var mı?هل يوجد لون آخر؟

«أي شيء آخر؟»: Başka bir şey? وكأداة بعدية مع الابتعاد «غير»: bundan başka.

diğerالآخر؛ البقيةصفةA2
Diğer öğrenciler nerede?أين التلاميذ الآخرون؟

غالبًا معرّفة «الآخر/الآخرون»؛ و«آخر» نكرة هي başka bir أقرب.

B1 (131)

tam zamanlıبدوام كاملصفةB1
Tam zamanlı bir iş arıyorum.أبحث عن وظيفة بدوام كامل.
yarı zamanlıبدوام جزئيصفةB1
Okurken bir kafede yarı zamanlı çalışıyorum.إلى جانب الدراسة أعمل بدوام جزئي في مقهى.
izinliفي إجازةصفةB1
Yarın izinliyim, birlikte kahvaltı yapalım mı?غدًا عندي إجازة، هل نتناول الفطور معًا؟
sorumluمسؤولصفةB1
Can bütün projeden sorumlu.جان مسؤول عن المشروع كله.

عن ماذا: بحالة الابتعاد: projeden sorumlu.

verimliمنتج؛ ذو مردودصفةB1
Sabahları daha verimli çalışıyorum.أعمل بإنتاجية أكبر في الصباح.
meslekiمهنيصفةB1
Mesleki deneyimim beş yıl.خبرتي المهنية خمس سنوات.
resmîرسميصفةB1
Resmî tatilde daireler kapalı.تُغلق الدوائر في العطل الرسمية.

يُكتب بـî. resmî tatil «عطلة رسمية». من «رسمي» العربية.

ücretsizمجانيصفةB1
Bu hizmet vatandaşlar için ücretsiz.هذه الخدمة مجانية للمواطنين.

ücret + -siz «بلا».

geçerliصالح، ساريصفةB1
Bu bilet sadece bugün geçerli.هذه التذكرة صالحة اليوم فقط.
eksikناقصصفةB1
Dosyada iki belge eksik.ينقص الملف مستندان.

«ينقص» تقولها بـeksik دون فعل خاص.

yetkiliمختص، مخوَّلصفةB1
Bu konuda yetkili kişiyle görüşmek istiyorum.أريد أن أتحدث مع المختص في هذا الأمر.

كاسم «الشخص المختص»: yetkiliyle konuşmak.

zorunluإلزاميصفةB1
Yıldızlı alanlar zorunlu.الحقول المعلّمة بنجمة إلزامية.
isteğe bağlıاختياريصفةB1
Telefon numarası isteğe bağlı.رقم الهاتف اختياري.

حرفيًا «مرتبط بالرغبة».

onaylıمصدّقصفةB1
Diplomanın onaylı bir kopyası lazım.نحتاج نسخة مصدّقة من الشهادة.
taahhütlüمسجّل (بريد)صفةB1
Önemli belgeleri taahhütlü gönder.أرسل المستندات المهمة بالبريد المسجل.

من «تعهّد» العربية: التعهد بالتسليم.

hasarlıمتضررصفةB1
Koli hasarlı gelirse teslim almayın.إن وصل الصندوق متضررًا فلا تستلمه.

فخ: hasar تشبه «خسارة» العربية، ومعناها في التركية «ضرر، تلف».

kırılacakقابل للكسرصفةB1
Kutunun üstüne „kırılacak eşya“ yazdım.كتبت «قابل للكسر» على الصندوق.

اسم مفعول مستقبلي: حرفيًا «ما سيُكسر».

sonuncuالأخير (في ترتيب)صفةB1
Yarışta sonuncu oldum ama çok eğlendim.جئتُ الأخير في السباق، لكنني استمتعت كثيرًا.

للترتيب؛ و«الحافلة الأخيرة» غالبًا son otobüs.

tekوحيد؛ فردي (عدد)صفةB1
Bu odada tek bir pencere var.في هذه الغرفة نافذة واحدة فقط.

و«فردي» أيضًا: tek sayı «عدد فردي».

fazlaأكثر؛ زائدصفةB1
Yüz liradan fazla ödedik.دفعنا أكثر من مئة ليرة.

«أكثر من» بالابتعاد: yüz liradan fazla؛ وقبل صفة «زيادة عن اللزوم»: fazla sıcak. من العربية «فضلة».

eşitمتساوٍصفةB1
Pastayı dört eşit parçaya böldük.قسمنا الكعكة إلى أربع قطع متساوية.
yeterliكافٍصفةB1
Herkes için yeterli sandalye var mı?هل توجد كراسٍ كافية للجميع؟
yetersizغير كافٍصفةB1
Bu kadar insan için ekmek yetersiz.الخبز لا يكفي لهذا العدد الكبير من الناس.
sınırlıمحدودصفةB1
Otoparkta yer sınırlı, erken gelin.الأماكن في الموقف محدودة، تعال باكرًا.
acılıحارّ (بالتوابل)صفةB1
Bu lahmacun biraz acılı, dikkat et.هذا اللحم بعجين حارّ قليلًا، انتبه.

حارّ بمعنى الفلفل لا الحرارة؛ والحرارة sıcak.

acısızغير حارّ، خفيفصفةB1
Çocuklar için acısız bir şey var mı?هل يوجد شيء غير حارّ للأطفال؟
baharatlıمتبّلصفةB1
Annemin yemekleri hep çok baharatlı.طعام أمي متبّل دائمًا.

baharat «توابل».

bayatبائت، ليس طازجًاصفةB1
Bu ekmek bayat, yenisini alalım.هذا الخبز بائت، لنشترِ خبزًا طازجًا.
ev yapımıمنزلي الصنعصفةB1
Bu lokantada her şey ev yapımı.كل شيء في هذا المطعم منزلي الصنع.
nefisلذيذ جدًاصفةB1
Bu baklava gerçekten nefis!هذه البقلاوة لذيذة حقًّا!

فخ: تشبه «نفيس» العربية («ثمين»)، ومعناها في التركية «لذيذ». وnefis تعني أيضًا «النفس».

ekşiحامضصفةB1
Bu limonata çok ekşi olmuş.صارت هذه الليموناضة حامضة جدًا.
yağlıدهنيصفةB1
Akşamları yağlı yemek yemiyorum.لا آكل شيئًا دهنيًّا في المساء.
doyurucuمشبعصفةB1
Mercimek çorbası hem ucuz hem doyurucu.حساء العدس رخيص ومشبع.

من doymak «يشبع».

az pişmişغير ناضج جيدًا، قليل الطهوصفةB1
Eti az pişmiş mi istersiniz, iyi pişmiş mi?هل تريد اللحم قليل النضج أم مطهوًّا جيدًا؟

المطهو جيدًا: iyi pişmiş.

hesaplıاقتصادي، رخيصصفةB1
Bu lokanta hem lezzetli hem hesaplı.هذا المطعم لذيذ واقتصادي.

من hesap «حساب»: ما يوافق حسابك.

satılıkللبيعصفةB1
Karşı binada satılık bir daire var.في المبنى المقابل شقة للبيع.
eşyalıمفروشصفةB1
Eşyalı bir daire arıyorum, mobilyam yok.أبحث عن شقة مفروشة، ليس عندي أثاث.

من eşya وأصلها «أشياء» العربية.

eşyasızغير مفروشصفةB1
Eşyasız daireler genelde daha ucuz.الشقق غير المفروشة أرخص غالبًا.
merkezîمركزيصفةB1
Merkezî bir yerde oturmak istiyoruz.نريد أن نسكن في مكان مركزي.

تُكتب بـî، مثل resmî؛ من «مركزي» العربية.

manzaralıمطلّ (على منظر)صفةB1
Deniz manzaralı bir ev hayalim.بيت يطلّ على البحر هو حلمي.

من manzara وأصلها «منظر» العربية.

bakımlıمُعتنى بهصفةB1
Bina eski ama çok bakımlı.المبنى قديم لكنه مُعتنى به جدًا.
müstakilمستقل (بيت)صفةB1
Bahçeli müstakil bir evde büyüdüm.نشأتُ في بيت مستقل له حديقة.

من «مستقل» العربية.

kiralıkللإيجارصفةB1
Bu sokakta kiralık daire bulmak zor.من الصعب في هذا الشارع إيجاد شقة للإيجار.
asansörlüفيه مصعدصفةB1
Annem için asansörlü bir bina arıyoruz.نبحث لأمي عن بيت فيه مصعد.
borçluمدينصفةB1
Sana ne kadar borçluyum?كم أدين لك؟

لمن: حالة الاتجاه: sana borçluyum «أنا مدين لك».

temassızبلا تلامسصفةB1
Kartımla temassız ödeyebiliyorum.أستطيع الدفع ببطاقتي بلا تلامس.
kronikمزمنصفةB1
Annemin kronik bir hastalığı var.أمي مصابة بمرض مزمن.
bulaşıcıمعدٍصفةB1
Bu hastalık bulaşıcı mı?هل هذا المرض معدٍ؟
hamileحاملصفةB1
Ablam beş aylık hamile.أختي الكبرى حامل في شهرها الخامس.

من «حاملة» العربية؛ والصفة في التركية بلا جنس.

halsizواهن، بلا قوةصفةB1
Grip yüzünden kendimi çok halsiz hissediyorum.أشعر بوهن شديد بسبب الإنفلونزا.

hal «قوة» (من «حال» العربية) + -siz «بلا».

sağlıksızغير صحيصفةB1
Her gün kızartma yemek sağlıksız.أكل المقليات كل يوم غير صحي.
çiğنيّئصفةB1
Tavuğu asla çiğ yeme.لا تأكل الدجاج نيئًا أبدًا.
yenilenebilirمتجددصفةB1
Rüzgâr yenilenebilir bir enerji kaynağı.الرياح مصدر طاقة متجددة.
doğalطبيعيصفةB1
Bu sabunda sadece doğal malzemeler var.في هذا الصابون مكونات طبيعية فقط.
organikعضويصفةB1
Pazardan organik sebze alıyoruz.نشتري الخضار العضوية من السوق.
zararlıضارّصفةB1
Sigara sağlığa zararlı.التدخين ضار بالصحة.

لمن: حالة الاتجاه. من zarar «ضرر» العربية.

çevreciصديق البيئة؛ حامي البيئةصفةB1
Kızım çok çevreci, et bile yemiyor.ابنتي حريصة على البيئة جدًا، لا تأكل اللحم حتى.
çevre dostuصديق للبيئةصفةB1
Çevre dostu ürünler biraz daha pahalı.المنتجات الصديقة للبيئة أغلى قليلًا.

حرفيًّا «صديق البيئة».

sürdürülebilirمستدامصفةB1
Sürdürülebilir bir yaşam için daha az tüketmeliyiz.لعيش مستدام يجب أن نستهلك أقل.
tek kullanımlıkللاستعمال مرة واحدةصفةB1
Tek kullanımlık bardaklar artık yasak.أكواب الاستعمال الواحد ممنوعة الآن.
vahşiبري؛ متوحشصفةB1
Bu ormanda vahşi hayvanlar yaşıyor.تعيش حيوانات برية في هذه الغابة.

من العربية «وحشي».

kurşunsuzخالٍ من الرصاص (بنزين)صفةB1
Depoyu kurşunsuz benzinle doldurdum.عبّأتُ بنزينًا خاليًا من الرصاص.
yabancıغريب؛ أجنبيصفةB1
Kapının önünde yabancı bir adam bekliyor.رجل غريب ينتظر خارج الباب.

اسمًا أيضًا: yabancılar «أجانب، غرباء».

ortakمشتركصفةB1
Bodrum kattaki çamaşır odası herkesin ortak alanı.غرفة الغسيل في القبو مكان مشترك.

اسمًا أيضًا «شريك».

haklıمحقصفةB1
Sanırım bu sefer sen haklısın.أظن أنك محق هذه المرة.

«أنت محق» صفة بلاحقة شخص: haklısın. من hak «حق» العربية.

haksızمخطئ؛ ظالمصفةB1
Bu konuda bence haksızsın.في هذا الأمر أنت مخطئ برأيي.
olumluإيجابيصفةB1
Patronumdan olumlu bir cevap aldım.تلقيتُ من مديري جوابًا إيجابيًّا.
olumsuzسلبيصفةB1
Uykusuzluk insanı olumsuz etkiliyor.قلة النوم تؤثر في الإنسان سلبًا.

ظرفًا أيضًا: olumsuz etkilemek «يؤثر سلبًا».

mantıklıمنطقي، معقولصفةB1
Bu çözüm bana mantıklı geliyor.هذا الحل يبدو لي معقولًا.

من mantık «منطق» العربية. bana mantıklı geliyor «يبدو لي معقولًا».

saçmaسخيف، عبثيصفةB1
Bu saçma bir soru değil.هذا ليس سؤالًا سخيفًا.
tartışmalıمثير للجدلصفةB1
Yeni park projesi mahallede tartışmalı bir konu.مشروع الحديقة الجديد موضوع مثير للجدل في الحي.
eminمتأكدصفةB1
Kapıyı kilitlediğimden emin değilim.لستُ متأكدًا من أنني أقفلتُ الباب.

فخّ: من «أمين» العربية (الموثوق)، لكنها في التركية «متأكد». مما: حالة الابتعاد: bundan eminim.

acilعاجل؛ طارئصفةB1
Acil bir durum var, hemen doktor çağırın!إنها حالة طارئة، اتصلوا بطبيب حالًا!

من «عاجل» العربية. acil durum «حالة طارئة»، acil servis «قسم الطوارئ».

yaralıجريح، مصابصفةB1
Kazada iki kişi hafif yaralı.أُصيب شخصان إصابة خفيفة في الحادث.

اسمًا: yaralılar «الجرحى».

güvenliآمنصفةB1
Burası çocuklar için güvenli bir yer.هذا مكان آمن للأطفال.

آمن من الخطر؛ و«متأكد» هو emin olmak.

çevrim içiمتصل بالإنترنت؛ أونلاينصفةB1
Faturayı çevrim içi ödedim.دفعتُ الفاتورة عبر الإنترنت.
çevrim dışıغير متصل؛ أوفلاينصفةB1
Haritayı indirdim, çevrim dışı da kullanabiliyorum.حمّلتُ الخريطة، أستطيع استعمالها دون اتصال أيضًا.
dijitalرقميصفةB1
Biletler artık sadece dijital.أصبحت التذاكر الآن رقمية فقط.
sanalافتراضيصفةB1
Müzeyi sanal olarak gezebilirsiniz.تستطيع زيارة المتحف افتراضيًا.
kablosuzلاسلكيصفةB1
Otelde kablosuz internet ücretsiz.الواي فاي مجاني في الفندق.
kişiselشخصيصفةB1
Kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmayın.لا تشارك بياناتك الشخصية مع أحد.
gönüllüمتطوع؛ طوعيصفةB1
Hafta sonları hayvan barınağında gönüllü çalışıyorum.أتطوع في عطلات نهاية الأسبوع في ملجأ للحيوانات.
sadıkوفيّ؛ مخلصصفةB1
Mehmet sadık bir dosttur.محمد صديق وفيّ.

بماذا: بالاتجاه، sözüne sadık «وفيّ بكلمته». احذر: «صادق» العربية تعني الصدق، أما sadık فالوفاء.

samimiودود؛ حميم؛ صادقصفةB1
Yeni komşularımızla hemen samimi olduk.تقاربنا مع جيراننا الجدد فورًا.

من العربية «صميمي» أي ما في الأعماق؛ وتعني في التركية الدفء والود.

anlayışlıمتفهّمصفةB1
Patronum bu konuda çok anlayışlı davrandı.كان مديري متفهمًا جدًا في ذلك.
saygılıمحترِم؛ مراعٍصفةB1
Komşularına karşı her zaman saygılı davranır.هو مراعٍ دائمًا تجاه جيرانه.
gerginمتوترصفةB1
Toplantıda herkes çok gergindi.كان الجميع متوترين جدًا في الاجتماع.
tedirginقلق، مضطربصفةB1
Annem telefonu açmayınca tedirgin oldum.حين لم تردّ أمي على الهاتف قلقتُ.
neşeliمرِح، بهيجصفةB1
Komşumuz her sabah neşeli bir şekilde selam veriyor.جارتنا تحيّينا كل صباح بمرح.
hüzünlüحزين، شجيصفةB1
Bu şarkı çok hüzünlü.هذه الأغنية حزينة جدًا.
kırgınمجروح الخاطرصفةB1
Doğum günümü unuttuğu için ona kırgınım.أنا مجروح الخاطر لأنه نسي عيد ميلادي.

ممّن: حالة الاتجاه: ona kırgınım.

mahcupمحرَج، خجِلصفةB1
Adını hatırlamayınca çok mahcup oldum.حين لم أتذكر اسمه شعرتُ بإحراج شديد.

فخّ: الأصل «محجوب» (المستور)، لكنها في التركية «الخجول، المحرَج».

minnettarممتنّصفةB1
Bana yardım ettiğin için sana minnettarım.أنا ممتن لك لأنك ساعدتني.

من «منّة» العربية.

umutluمتفائل، مأمّلصفةB1
Doktorun sözlerinden sonra daha umutluyuz.بعد كلام الطبيب صرنا أكثر أملًا.
umutsuzيائسصفةB1
Durum umutsuz değil, bir çözüm buluruz.الوضع ليس ميؤوسًا منه، سنجد حلًّا.
iyimserمتفائلصفةB1
Ablam her zaman iyimser bir insandır.أختي الكبرى دائمًا إنسانة متفائلة.
kötümserمتشائمصفةB1
Bu konuda neden bu kadar kötümsersin?لماذا أنتَ متشائم هكذا في هذا الأمر؟
cömertكريمصفةB1
Dedem çok cömertti, herkese yardım ederdi.كان جدي كريمًا جدًا، يساعد الجميع.
cimriبخيلصفةB1
O kadar cimri ki bir çay bile ısmarlamıyor.هو بخيل لدرجة أنه لا يدعو أحدًا حتى إلى كوب شاي.
bencilأنانيصفةB1
Sadece kendini düşünme, bu çok bencilce.لا تفكر في نفسك فقط، هذا تصرّف أناني جدًا.

من ben «أنا».

kabaفظ، غليظصفةB1
Garsona kaba davranmak hiç hoş değil.من غير الجميل أن تكون فظًّا مع النادل.
inatçıعنيدصفةB1
Kardeşim çok inatçı, fikrini kolay değiştirmez.أخي عنيد جدًا، لا يغيّر رأيه بسهولة.

من inat وأصلها «عناد» العربية.

alınganحساس، سريع الزعلصفةB1
Şaka yaptım, bu kadar alıngan olma.كانت مزحة، لا تكن حساسًا هكذا.
sabırsızقليل الصبرصفةB1
Çocuklar tatil için çok sabırsız.الأولاد لا يطيقون انتظار العطلة.

من sabır «صبر» العربية مع -siz «بلا».

kıskançغيور، حسودصفةB1
Erkek arkadaşı biraz kıskanç.صديقها غيور قليلًا.
güvenilirموثوقصفةB1
Mehmet güvenilir biri, ona anahtarı verebilirsin.محمد موثوق، يمكنك أن تعطيه المفتاح.
sorumsuzغير مسؤولصفةB1
Çocuğu arabada yalnız bırakmak çok sorumsuzca.ترك الطفل وحده في السيارة تصرف غير مسؤول.

من sorumlu «مسؤول» مع -suz.

düşünceliمراعٍ، لطيف التفكيرصفةB1
Çiçek getirmen çok düşünceli bir davranış.إحضارك الزهور لفتة لطيفة جدًا.
duygusalعاطفيصفةB1
Düğünde babam çok duygusal bir konuşma yaptı.ألقى أبي في العرس كلمة عاطفية جدًا.
hassasحسّاسصفةB1
Cildim güneşe karşı çok hassas.بشرتي حسّاسة جدًا للشمس.

من «حساس» العربية.

soğukkanlıرابط الجأش، هادئصفةB1
Kazadan sonra soğukkanlı davranıp ambulansı aradı.بعد الحادث بقي هادئًا واتصل بالإسعاف.

حرفيًّا «بارد الدم».

yardımseverمتعاون، ميّال إلى المساعدةصفةB1
Yeni komşularımız çok yardımsever.جيراننا الجدد متعاونون جدًا.

من yardım «مساعدة».

konuşkanثرثار، كثير الكلامصفةB1
Taksi şoförü çok konuşkandı.كان سائق التاكسي كثير الكلام.
şımarıkمدلَّل، وقحصفةB1
Torununu çok seviyor ama onu biraz şımarık yetiştirdi.تحب حفيدها كثيرًا لكنها دلّلته قليلًا.
sinir bozucuمزعج، يُعصِّبصفةB1
Bu gürültü gerçekten sinir bozucu.هذه الضوضاء مزعجة حقًّا.

حرفيًّا «يفسد الأعصاب».

tarihîتاريخيصفةB1
Şehrin tarihî merkezi arabalara kapalı.مركز المدينة التاريخي مغلق أمام السيارات.

يُكتب بـî في آخره. من «تاريخي» العربية؛ وtarih تعني التاريخ بمعنييه: الماضي وتاريخ اليوم.

gelenekselتقليديصفةB1
Düğünde geleneksel kıyafetler giyildi.لُبست في العرس ثياب تقليدية.
yöreselمحلي، إقليميصفةB1
Her bölgenin kendi yöresel yemekleri var.لكل منطقة أطباقها المحلية الخاصة.
dahilمشمول، داخلصفةB1
Fiyata kahvaltı dahil mi?هل الفطور مشمول في السعر؟

من «داخل» العربية، بمعنى «مشمول».

aktarmasızمباشر، بلا تغييرصفةB1
Berlin'den Antalya'ya aktarmasız uçuş var mı?هل توجد رحلة مباشرة من برلين إلى أنطاليا؟
günübirlikليوم واحدصفةB1
Adaya günübirlik bir gezi yaptık.قمنا برحلة ليوم واحد إلى الجزيرة.
yerliمحلي، من أهل البلدصفةB1
Yerli turistler genellikle eylülde geliyor.يأتي السياح المحليون غالبًا في سبتمبر.
günlükيومي؛ مفكرةصفةB1
Günlük haberleri sabah radyodan dinliyorum.أستمع إلى الأخبار اليومية في الراديو صباحًا.

اسمًا أيضًا «مذكرات»: günlük tutmak «يكتب يوميات».

haftalıkأسبوعيصفةB1
Haftalık toplantı salı günleri yapılıyor.يُعقد الاجتماع الأسبوعي أيام الثلاثاء.
aylıkشهريصفةB1
Aylık kira ayın beşinde ödeniyor.يُدفع الإيجار الشهري في الخامس من الشهر.
yıllıkسنويصفةB1
Şirketin yıllık raporu nisanda çıkıyor.يصدر التقرير السنوي للشركة في أبريل.
lazımلازم؛ مطلوبصفةB1
Bana küçük bir tornavida lazım.أحتاج إلى مفك صغير.

من يحتاج بالاتجاه: bana lazım. «يجب»: gitmem lazım. وهي «لازم» العربية.

bütünكامل؛ كلّصفةB1
Bütün gün evde kitap okudum.قضيتُ اليوم كله في البيت أقرأ.

قبل مفرد «كامل»، وقبل جمع «كل»: bütün öğrenciler.

mecburiإلزامي، واجبصفةB1
Bu toplantıya katılmak mecburi değil.المشاركة في هذا الاجتماع ليست إلزامية.

من «مجبور» العربية؛ والأحدث zorunlu. وفي الكلام اليومي أيضًا «مضطر»: mecbur kaldım «لم يبقَ لي خيار آخر».

umumiعام، عموميصفةB1
Parkın yanında umumi bir tuvalet var.بجانب الحديقة مرحاض عام.

من «عمومي» العربية؛ والأحدث genel.

genelعامصفةB1
Bu genel bir kural, istisnaları da var.هذه قاعدة عامة، وتوجد استثناءات.

الكلمة الأحدث؛ والأقدم umumi.

تدرّب على الصفات